İçeriğe geç

Sonsuz Bekleyiş

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Sonsuz Bekleyiş

Bölüm 3

Kavuşamayan İki Kalp

Kavuşamayan İki KalpOnunla ilk kez tanıştığımız dönemde, yüz yüze gelmeyi dört gözle bekliyorduk. O gün, Bilecik’e diplomamı almak için gidecektim. Kalbim kıpır kıpırdı; sonunda gözlerinin içine bakabilecektim. Ancak bu hayal düşündüğüm gibi gerçekleşmedi. Meğer birlikte kalmak için bir ev ayarlamış. Oysa ben onunla aynı evde kalamazdım. Bu, aileme ihanet etmek gibi gelirdi. Ailemden gizlediğim her adım, içimde bir yük gibi büyüyordu. Onun bu isteğini reddedince, aramızda gerginlik çıktı. Ve o gerginliğin ardından, yüz yüze gelmek istemediğini söyledi.Bilecik’e gittiğimde en yakın arkadaşım Mine’nin yanında kaldım. Onu özlemiştim, birlikte özlem giderdik. Sabah birlikte kahvaltı hazırladık. Ardından diplomamı almak için hazırlandım. İçimde, hâlâ onun fikrini değiştirip benimle bir çay içmek isteyeceği umudu vardı. Bu yüzden güzel bir fotoğraf çekip Alper’e gönderdim. “Çok güzel olmuşsun,” dedi sadece. O an, tüm heyecanım boğazıma düğümlendi.Mine ile birlikte üniversiteye gitmek üzere Vezirhan’dan minibüse bindik. Diploma töreninden sonra birlikte fotoğraflar çektik. Onlara da baktı, beğendi. Ama “Gel, görüşelim,” demedi. Oysa ben, daha gitmeden önce yalvarmıştım. “Bari bir kahve içelim,” demiştim. Cevabı netti: “İstemiyorum.” Kalbim buruk bir şekilde Mine’nin yanından ayrıldım ve diğer arkadaşlarımın yanına geçtim. Hep birlikte okey oynuyorduk. Belki son bir umut, “Kal, gitme,” der diye düşünerek ona kafe fotoğrafı attım. Sadece “İyi oyunlar,” dedi.O gece anladım… imkânsızdık. İçimde sessiz bir sızıyla, yavaşça Bilecik’ten ayrıldım. Döndüğümde ise, “Neden gelmedin?” diye sitem etti. Oysa ben gel diyebilmesi için her yolu denemiştim.Aradan zaman geçti. Bir gün Alper’den bir mesaj geldi: “Sana geleceğim.” Ayaklarım yerden kesilmişti. İlk kez ondan bir adım gelmişti. İşte o an, "Zeytin gözlümle sonunda kavuşacağım," dedim. Umudum yeşermişti. Ama sonra... tatil planını söyledi. Onda ilk hayal kırıklığımı yaşadım. Kırıldım. Arkadaşlarıyla gideceğini sandım. Bu yüzden trip attım. Bilemezdim ki ailesiyle gidecekti. Söylememişti. İşte ikinci sitemi de buydu. Keşke demiştim, keşke söyleseydi. O zaman böyle kırılmazdım. Oysa ben onu tanımaya çalışırken, o beni anlamamıştı.İlk girdiğim İdari Hâkimlik sınavında başarısız olmuştum. Bir kez daha denemeye karar verdim ve yeniden İstanbul’a gittim. O dönemde, onu geç saatte aradığım için bana kızmıştı. Oysa o gece sesini duymaya öyle çok ihtiyacım vardı ki… Onun sesine sarılmak istemiştim. Tepkisi beni kırdı ama yine de sevgime sahip çıktım. Hep ben… Karşılıksız bir sevda gibi.İstanbul’a sınav için gittiğimde, “İşim olmazsa gelirim,” demişti. Sınavlarım cumartesi ve pazar günüydü. Akrabalarımla vakit geçirdim. Çocuklardan geçmiş olmalı, hastalandım. Nezleyle birlikte, kalbimde bir buruklukla geri döndüm. Son umut da İstanbul sokaklarında kayboldu.İşte böyle… Kavuşamayan iki kalbin hikâyesi bu. Ne zaman ellerimizi uzatsak, aramızda görünmeyen duvarlar örüldü. Her çaba, her umut, her bekleyiş… bir başka sessizliğe dönüştü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.