Sessiz VedaAnnesinin ölüm yıldönümünden sonra başladı uzaklaşması… Yavaş yavaş silinmeye başladı cümlelerinden, duygularından… Oysa ben, elimden geleni yapıyordum aramız sıcak kalsın diye. Bir selamda, bir soruda, bir gülümsemede bile umut arıyordum. Ama olmuyordu. Ve işte o zaman… bu sefer gerçekten bitirdi.Ramazan ayındaydık. İçim içimi yiyordu, hissettiğim şeyin adını koymak istedim. “Aramızda bir şey mi var?” diye sordum. Cevabı ağırdı. “Uzak mesafe, Berfin… Olamayız. Kaç kez denedik, olmadı. Nasip değilmiş.” Kalbimden aşağıya kaynar sular indi o cümlelerle. Yanıyordum, cayır cayır. Ama hâlâ bir yanım onunla yağmurlarda sırılsıklam ıslanmak istiyordu. “Yine de Nisan yağmurları kadar yakın olabiliriz,” dedim titreyerek.Ama o, geçmişin defterini çoktan kapatmış gibiydi:“Berfin, Bilecik’e geldin, olmadı. İstanbul’a gel dedin, yine olmadı. Nasip değilmiş…”İstanbul’a gerçekten gelseydin, ne olurdu? “Gel deseydin, gelirdim,” dedi. Ama aklıma onun eskiden kurduğu o cümle düştü: “Müsait olursam gelirim.” Yine o ikilem, yine o yarım sözler… Bu sefer suçluluk bende kaldı.İçimden feryat ettim, yazdım ona:“Be adam, dört sene boyunca neden gelmedin? Gelseydin, belki şimdi bebeğimizi büyütüyorduk. Sen her seferinde bahanelerle kaçtın. Oysa en başından beri biliyorduk uzak mesafe olduğunu. Çocuk değildik biz. O zaman da sana söyledim. Uzak mesafe zor demiştim, imkânsız demiştim. Ama sen, ‘Mesafeler aşılır, yeter ki yürek olsun’ demedin mi? Şimdi mi geldi aklına uzaklık?”Cevap yoktu. Görüldü attı… Ve ardından sessizlik…Zaman aktı. Hayat ağırlaştı. Bu kez sağlıkla sınandım. Bir gün MS hastası olduğumu öğrendim. Belki bu yorgunluk, bu tükenmişlik, yaşadığım duyguların ağırlığındandı. Hastaneye gidip geliyordum. O an sarılmak istedim. Sesine, mesajına… “Hastaneye gittin mi?” diye sordu. “Evet,” dedim. “Ne çıktı?” dedi. Kalemim titredi. Güçsüzdüm. Ama yine de içimi döktüm: “MS hastasıyım.”Beklediğim gibi olmadı cevabı. Sadece, “Allah şifa versin,” deyip geçti.O günden sonra ara sıra mesaj atsa da bir şeyler bitmişti. Zihninde beni çoktan silmişti ama ben… ben hâlâ kabullenememiştim.Bir gün kar yağıyordu. Soğuğa bahane edip mesaj attım. Aaa, diye yazdı. Ben de “Senin gibi ben de şaşırdım,” dedim. Güldü. İşte o an… hâlâ onunla olmak istiyordum. Neden bilmiyorum… ama hâlâ içimdeydi.Ama o gün, bir kızın profilinde elini tutan biriyle olan fotoğrafını gördüm. Parmaklarında yüzükler vardı. Birinde “a”, diğerinde “n”…O an anladım. Profilinde anlamsız sandığım Göktürkçe yazılar, onların isimlerinin birleşimiydi.İçimdeki dünya yıkıldı.Onu aradım. Açmadı. “Önemli bir şey mi?” diye yazdı.Hayır…Sadece bir teşekkür…Ve ardından engeller… Her yerden bir bir silindim. Yalnızca Facebook kalmıştı.Oradan sordum:“Neden? İlişkin varken neden benimle devam ettin?”“Bu nereden çıktı?” dedi.Fotoğrafları attım, hikâyeleri de…Göktürkçe yazının anlamını söyledim.Ve sonra oradan da engellendim.İşte bu şekilde bitti.Sessiz, acıtan ve iz bırakan bir vedayla.Canım yandı… Ama en çok da dört yıl boyunca ona inandığım için.
Bölüm 4
Sessiz Veda
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.