Sonsuz Bahar
Bölüm 7: Gözyaşlarının Ardındaki Gülümseme
Doktorun odadaki sessizliği bozan sesi, herkesin yüreğini sıkıştırdı.
"Bahar..." dedi doktor yavaşça.
"Yaptığımız son tahlilleri inceledik."
Bahar annesinin elini daha sıkı tuttu.
Eylül ise nefesini bile tutmuştu.
Doktor devam etti.
"Tedaviye devam edeceğiz. Bu süreç düşündüğümüzden biraz daha uzun sürebilir."
Odadaki herkes derin bir nefes aldı.
En azından umut hâlâ vardı.
Doktor gülümsedi.
"Pes etmek yok, tamam mı?"
Bahar küçük bir tebessümle başını salladı.
"Tamam."
Doktor çıktıktan sonra odada yine sessizlik oldu.
Bir süre kimse konuşmadı.
Sonunda Eylül sessizliği bozdu.
"Hatırlıyor musun?"
"Neyi?"
"İlkokulun ilk günü birbirimize verdiğimiz sözü."
Bahar gülümsedi.
"Evet..."
"Ne olursa olsun hep arkadaş kalacağız."
Eylül elini uzattı.
"Bu söz hâlâ geçerli."
Bahar da elini uzattı.
"Hem de sonsuza kadar."
İki arkadaş parmaklarını birbirine kenetledi.
---
Günler geçmeye devam etti.
Bir sabah Bahar kendini biraz daha iyi hissediyordu.
Hemşire izin verince hastanenin küçük bahçesine çıktılar.
Temiz hava ikisine de iyi gelmişti.
Bahçede rengârenk çiçekler vardı.
Eylül, küçük papatyaları görünce gülümsedi.
"Bak..."
"Senin gibi."
Bahar şaşırdı.
"Neden?"
"Çünkü papatyalar ne kadar rüzgâr esse de yeniden açar."
Bahar'ın gözleri doldu.
"İnşallah ben de yeniden açarım."
"Açacaksın."
---
Bir süre bankta sessizce oturdular.
Sonra Bahar cebinden küçük bir kutu çıkardı.
"Eylül..."
"Bu senin."
Kutunun içinde gümüş renkli, üzerinde sonsuzluk işareti bulunan iki kolye vardı.
Birinin üzerinde E, diğerinde B harfi yazıyordu.
"Bunlar..."
"Arkadaşlık kolyeleri."
"Biri sende, biri bende."
"Eğer bir gün birbirimizden uzak kalırsak..."
"...bu kolyeler bizi birbirimize bağlasın."
Eylül kolyeyi boynuna taktı.
Hayatında aldığı en anlamlı hediyeydi.
---
Tam o sırada hastanenin hoparlöründen bir anons yapıldı.
"Bahar Yılmaz'ın ailesi lütfen Doktor Selim'in odasına gelsin."
Bahar'ın annesi ayağa kalktı.
"Ben hemen geliyorum."
Annesi doktorun odasına giderken Eylül ve Bahar bahçede yalnız kaldılar.
Gökyüzünde beyaz kuşlar uçuyordu.
Bahar onları izledi.
"Biliyor musun?"
"Neyi?"
"Bazen kendimi o kuşlar gibi hissediyorum."
"Özgür olmak istiyorum."
Eylül arkadaşının omzuna başını yasladı.
"Bir gün birlikte yine koşacağız."
Bahar gülümsedi.
"İlk işimiz ne olacak?"
Eylül hiç düşünmeden cevap verdi.
"Okulun bahçesindeki eski salıncağa bineceğiz."
İkisi de hayal kurarken...
Hastanenin kapısı açıldı.
Bahar'ın annesi yavaş adımlarla dışarı çıktı.
Yüzü bembeyazdı.
Gözlerinden sessizce yaşlar süzülüyordu.
Elindeki dosyayı göğsüne bastırmıştı.
Bahar bunu görünce ayağa kalktı.
"Anne..."
"Ne oldu?"
Annesi cevap veremedi.
Sadece kızına sıkıca sarıldı.
Eylül'ün kalbi yeniden korkuyla doldu.
Çünkü bazen...
İnsan hiçbir şey söylenmeden de kötü bir haberin geldiğini anlayabilirdi.