İyi okumalarr💖
Bölüm arası yorum atmayı unutmayınnn!!
" Muhakkak bir gün
Seninle ben
Aynı anda
Birbirimizi düşüneceğiz "
- Nazım Hikmet -
Hafif ormanlık bir alana gelmiştik. Hava kararmış, bulutlar kendini göstermişti. Umarım yağmur yağmazdı saçlarım bozulsun istemezdim.
Soner arabayı giriş kapısının yanına park ediyordu. Araba durduğu gibi ilk inen ben oldum ve etrafı incelemeye başladım.Girişteki dev tabelada mavi pati desenleri vardı ve kocaman mavi harflerle Ata evcil hayvan barınağı yazıyordu. "Burayı beğendin sanırım"
"Doğa ile iç içe olması güzel"
Dedim sakin ses tonumla ve içeriye doğru ilerlemeye başladık. O sırada dev bir kurt köpeğinin Sonerin üstüne atlaması bir oldu ben ise hafiften tırsmış bir şekil de bir kaç adım geriye gittim. "Oy oyy benim koca kızım mı burdaymış , çok mu özlemiş babayı hmm" diyip köpeğe sarılıyordu .Köpek havlayarak ona karşılık vermeye başlayınca gülmeden edemedim. Benim burada olduğumu hatırlayan adam beni yanına çağırdı ne kadar isteksiz olsam da yanlarına gittim. "Bak bu bebeğim Milas , kızım bak bu da..Alin "
(Bir ara annen demesini ben bile bekledim)
Köpeğe doğru elimi uzattığımda kafasını çevirip Sonerin parçalarını yemeğe başladı ."Beni sevmedi sanırım.." diyerek hafif tebessüm ettim.
"Seni benden kıskandı ama alışır merak etme"
Bir köpek kıskançlığı ile uğraşırdım zaten. "Kedi de var mı burada "
"Evet,ilerideler sen ilerle ben Milastan kurtulup geleceğim tabii izin verirse"
"Tamamdır" diyerek ilerledim.
Kedilerin yaşadığı bölüme girdiğimde ayağıma doğru sarman bir kedi gelmişti. Bir gözü körlüğünü belirten bir mavi renge sahipti diğer taraf ise aynı bu içinde olduğumuz orman gibi yemyeşildi. Kör olduğunu anlamasaydım Van kedisi diyebilirdim. Hemen eğilip onu kucağıma alıp sevmeye başladım onunda hoşuna gitmiş olacak ki mırlamaya başladı. Kediye o kadar dalmıştım ki "ismin ne acaba.." diye kendi kendime mırıldanırken arkadan Sonerin sesi geldi "Belirli bir ismi yok ama sen istersen koy birşeyler"
Ona doğru döndüğümde direğe doğru elleri cebinde yaslanmış hafif bir tebessüm ile beni izliyordu. Şuan ne kadar çekici göründüğünün farkında mıydı.."Milastan kurtulmuşsun"
"İki ödül maması her zaman işe yarar" dedi kafasıyla aşağı yukarı onaylayarak.
"Gelsene buraya"
"Yok"
"Hadii baksana çok tatlılarr" diyip kediyi iki kolunun altından tutup Sonere doğru yaklaştırıp yüzüne doğru tuttum. Mıncırda şaşkın bir şekilde Sonere bakıyordu.
"A-alerjim var." Diyip Sonerin hapşurmaya başlaması bir oldu ben ise gülmeye başladım çünkü çok tatlı hapşuruyordu.
"Ne o çok mu komik"
"Hayır hayır çok tatlısın " diyip kıkırdamaya devam ettim.
"Alin hadi çıkalım buradan yoksa sonum olacaksın "
"Tamam tamam şakaydı gül diye"
"Sağol ya"
Diyip kendine gelmeye çalışırken imalı bakışlar atıyordu o sırada telefonu çaldı. Ben ise hâlâ Mıncırla uğraşıyordum.
Evet, ismini Mıncır koymuştum.
"Alin hadi bırak kediyi acil işim çıktı çabuk ol!" Diye bağırarak çıktı alandan. Bende Mıncırı yuvasına bırakarak peşinden koştum hemen Soner çoktan arabaya binmiş beni bekliyordu.
Bindiğim gibi son hızda gaza basması bir oldu. " Şey..beni okula mı bırakacaksın?"
"Ya da eve"
"Hayır, buna zamanım yok benimle geliyorsun."
"Kemerini tak "
"Ne" diyip anlamamakla birlikte onun arabayı yavaşlatıp bana yaklaşmasıp kemerimi takması bir oldu.
"Çıkarma sakın"
"T-tamam"
Çok kısa bir andı ama bana yıllar gibi gelmiş olabilirdi. O
deniz kokusu bütün arabayı sarmıştı adeta.
Boynundaki damarlar kendini belli etmiş parmak boğumları beyazlamıştı.
Bir eliyle direksiyonu tutarken diğeriyle tişörtünün boyun yerlerini genişletiyordu.
Bu da neydi şimdi?
Ney onu bu kadar sinirlendirmişti.
Ve en bombası bende onunla beraber gidiyordum.
Dur ne! Daha yeni tanıdığım bir adamla hiç bilmediğim bir yere gidiyordum. Aptal Alin aptal! Üstelik tek gayem okuldan olmasıydı.
Tanışalı bir gün bile olmuyordu.
Bu bir yanlış sayılır mı?
Bilmem olabilir..
Yine düşünmedik.
Yine erteledin.
Oysaki dün gece toparlamıştık , toparlandın..
En ufak şeyde yine bozamazsın..
Biliyoruz bir sey olmayacak..
Kötü şeylere o kadar alışmıştım ki en ufak iyi bir olaydan bile kötü bir sonuç çıkabileceğine emindim.
Ayrıca o kadar bunalmıştım ki
Normalde asla böyle bir saçmalık yapmam. Ama dalgınlığıma gelmiş olmalı
Dalgın olmadığın bir gün söyle bana!!
Genelde bu modda olduğum zamanlarda kendimi pek düşünmezdim, zihnim karmaşık lunapark gibi olurdu oradaki çocuklar gibi herkes bir şey sorardı bana ama yüzleri silikti ben ise sadece tamam , olur derdim.
Neye dediğimi bilmeden bir gün sonum olacaklar..
Karar bile alamaz kafama göre takılırdım biri bir sey dese bir cafeye gitmek gibi istemesem bile kabul eder, arkadaşlarınla bir şey konuşuyorsun dinliyorsun ama anlamıyorsun sesi silik görüntüsü çoktan gitmiş sen başka bir yere odaklanmışsın , fiziksel olarak oradasın ama duygusal olarak bambaşka alemlerdesin..
Şah oyundan çıktı diye piyonları yok sayamazsın
Nefes alamıyordum dayanamayıp camı açtım. Sonerin ne dediği umrumda bile değildi. O'da camını açmıştı hatta..
Arabada derin bir sessizlik ve gerginlik hakimdi.
Elimi nereye koyacağımı bilemedim o kadar
Kısa bir süre içinde dev bir şirketin önünde belirtmiştik.
Soner öyle bir ani fren yapmıştı ki öne doğru kafamı çarpmamak için torpidoya tutunmak zorunda kalmıştım.
Araba durduğu gibi çıktığı için ne yapacağımı bilemeden temkinli bir şekilde inip peşinden koşuyorum.
Evet, koşuyorum çünkü onun bir adımı benim iki adımıma eşit oluyordu. Şirketin içine girdiğimizde ben hala peşindeyim o girişten ilerlerken bir kız beni durduruyordu.
"Hanımefendi buraya kafanıza göre giremezsiniz"
Diye bağırıp kolumu yakaladı.
Ben ise tam ona bir cevap verecekken Sonerin bütün şirketi inleten sesi duyuldu "Benimle!"
Kıza aldın cevabını bakışı atarak hafif utanç içinde peşinde koşmaya devam ettim. Yerler kaygandı düşmezdim umarım..
Nolur rezil olmayayım o kıza çok iyi rest çektim..
Lütfen, lütfen, lütfen..
Soner asansöre doğru düğmeye basıyordu ve ben duramayıp ona çarpıyordum tam o sırada arkasına döndü ve ben göğsüne çarptım.
"Ah! Bu ne ya sanırsın taş" diye kendi kendime mırıldanıp anlımı ovuşturuyordum ki onun bana bakıp sırttığını gördüm.
"Nee yerler çok kaygandı duramadım."
"Onu anladım zaten."
Asansör geldiğinde hızla on dördüncü kata bastı ve ilerlemeye başladık.
Allah'tan sadece ona rezil olduk
Yaşasınnnn :d
Dur daha beterr!!!
Hızla kata geldiğimizde hemen indi ve ben yine pesinde koşturuyordum.
Dışarıdan nasıl gözüküyorum Allah'ım kim bilir..
Sanki eski sinirini geri kuşanmış gibi camdan bir odanın kapısının hızlıca açıp içeri girdi. Doğal olarak kapı açık olduğu için bende girdim elbette.
İşime gelirdi valla.
Soner sinirli bir şekilde koltuğuna oturmuş laptopda bir şeyler yapıyordu ne olduğunu anlamıyordum.
Oda gri ve beyaz tonlara sahipti ama yinede ferah bir yerdi ayrıca bitkilerde vardı.
Bende daha fazla ayakta dikilmek dikkat çekeceği için kapıyı kapatıp çalışma masasının önünde ki siyah geniş koltuğa oturup ellerimle oynamaya başladım.
Soner ise telefonda hunharca birileri ile konuşuyordu anlayabilmek imkansızdı , bağırmasından anlamıyordum.
"AKIN HEMEN BURAYA GELİYORSUNUZ BİTTİ!"
diyerek telefonu kapattı.
"LALE!"anlık yanımda hissettiğim yanımda çökme hissiyle korkudan sıçradım. Soner yanımda bir bacağının üstüne diğerini atmış ceketini diğer koltuğa savunmuş alnını kırıştırıyordu.
"Efendim Soner bey" diye bir kız
İçeri girmişti. Ama bu o girişte ki kızdı.Sonerin asistanı mıydı?
"Git Alin hanımla bize birer sade kahve yap"
"Peki , efendim."
Yanımda o hala böyleyken gergin olmak imkansızdı. Bende konuşup onu rahatsız etmek istemedim ayrıca kahveyi sade içtiğimi nereden biliyordu?
Düşüncelerim odaya pat diye Akın ve Arafın girmesiyle bir oldu. Akın sanki bu gördüğüne alışıkmış gibi bir tavır sergileyip başıyla selam verip hemen karşı koltuğa oturup diz üstü bilgisayarında bir şeyler yapmaya başladı. Araf hâlâ kapıda dikiliyor bana yani daha doğrusu bize bakıyordu "Olm bu bizim Alin mi ben mi yanlış görüyorum?"
" ALİN!"
bir anda bağırmasıyla sıçradım ve şuan olabildiğim en sakin halimle ona cevap verdim.
"Efendim , Akın"
"Anaaa bizim Alinmiş"
Allah'ım Yarabbim beni nereye kimlere düşürdün..
"Kız kalkta sarılayım bir özledim." Diyip sevecen sevecen yanıma geliyordu.
"Ay kalkayım-"
Diyordum ki ikimizde Sonerin sert sesiyle durduk
"Oturun ikinizde yerinize daha en fazla iki saat önce beraberdiniz"
" Şuan konumuz sarılmak değil! Pişkin pişkin oturduğunuz yerden bakmayın bana"
"Akın halledebilir misin kurtarabileceğimiz bir miktar var mı en azından "
"Bakıyorum bakıyorum "
"Ne olmuş?" Diye meraklı meraklı sormadan edemedim
" Biri hesaplamalarla uğraşmış ve baya büyük bir miktar "
" Mesela " dedi Araf
" Şirketin yüzde kırkını alabilir"
"Siktir"
" pardon Alin "
Ben ise kafa sallamakla yetindim.
"Ben aşağı bilgisayar odasına gidiyorum bütün ana sistem orada merak etme parayı alırız ama kim yapmış bunu "
"Bilmiyorum,bilmiyorum ama şüphelendiğim biri var.."
"Şu muhasebeci yeni gelen "
"Haa Hakan bey'den bahsediyorsunuz" dedi Araf düşünceli bir şekilde
"O iş bende " diyip kafa salladı Araf.
"Hemen konuşturabilecek misin?" Diye sordu Soner.
"Merak etme yavru bu kaslar boşa yapılmadı" diyip eşsiz özgüveni ile çıktı odadan. Gülmek isterdim ama onun için bile gergin bir andı yinede küçük kıkırtılarıma engel olamadım.
Çıkmadan önce ise gözleriyle Sonere bir şeyler işaret etmişti ama anlayamamıştım.
Akın da hızlı bir şekilde odadan çıktığında yine biz bize kalmıştık.
Sessizlik.
Hiçbir zaman susabilen biri olmamıştım.
Ve şuan ki sessizlik beni aşırı rahatsız ediyor ve dahada geriyordu.
Soner düşüncelere dalmış gibiydi.
Bu sessizliği bu sefer bozan kişi Lale olmuştu. Kahvelerimizi getirmişti.
"Afiyet olsun efendim"
Ve yine sessizlik..
Yine sigarasını çıkarıp içicekti ki ne olduysa vazgeçti ve masaya fırlattı.
Uzun bir süre daha böyle devam etti.
Ben onu izliyordum o 'da masaya attığı paketi.
Ani bir gürültüyle kapı açıldı.
"Olm başardık lan!" Diye sevinçle üstümüze atladı Araf.
Evet, bildiğimiz atladı.
"Araf durr!"
Soner hala sakinliğini koruyup dışarıya doğru derin bir nefes verdi.
"Araf kalk kardeşim"
İkiside ayağa kalktığında sıkı sıkı sarıldılar.
Akında geldiğinde tam oldu.
Bir ben dışarıda kalmış oturmuş onları izliyordum, ama rahatsız olduğum söylenemezdi. Yalnızlığım Sonerin gelip bana sarılmasıyla son buldu.
Cidden bana sarılmıştı, deniz kokusu her yerdeydi önce ne yapacağımı bilemedim tam o rahatsız olduğumu düşünüp çekilecekken ben sardım kollarımı. Boyu uzun olduğu için eğilmesi gerekmişti.
Bu sarılmayı bozan kişi Akın oldu.
"Hey ! Arkadaş yeter bu kadar sarılma bunu kutlamalıyız özellikde beni çünkü hayatımda hiç bu kadar kısa sürede sistemi en baştan düzenlememiştim . Nerede bakayım alkışlarım?"
" Sana mı alkış yok ya asıl bana alkış olm adamı hemen konuşturdum ayrıca davalık olmadan hallettik "
Herkes bir anda derin bir rahatlamayla iç çekti
" Ee hadi kutlamaya" dedi Araf
Ben ise çekinerek "şey ben gelmesem iyi olur bir şey yapmadım sonuçta"
" Buradan direk eve geçerim zaten" dedim
"Yokkk öyle bir şey sende bizle geliyorsun"
" Dimi Soner"
" Evet, Akın haklı sonuçta büyük bir alkışı hak ettiler kırmayalım değil mi?"
"Peki.."
"Tamam , o zaman diğerlerini de çağıralım tam olsun "
"Ben mertlere yazıyorum direk gelir onlar"
Diyerekten şirketten çıktık. Çıkarken yine o Lale denen çiçeğe yüz yapmadan edemedim. Anladığım kadarıyla Araf ve akın kendi arabasıyla gidecekti bende sonerle..
"Nereye gideceğiz?"
derin bir iç çekerek sorumu yanıtladı "Bizim mekâna"
Başımla onayladım. "Sevindim sizin adınıza"
Tebessüm ederek "teşekkür ve kusura bakma seni beklettim."
"Sorun değil"
Yine bir eliyle direksiyonu tutarken arabayı sabit bir hıza alıp bana doğru eğildi.
Sonumuz son değil
Kemerimi taktı.
"Takmayı hep unutuyorsun" diye söylendi takarken
"Alışkan değilim"
"Olmalısın bunda sonrası böyle, tamam" diye gözlerimin içine bakarak konuşuyordu ve hâlâ benden uzaklaşmamıştı bende geri çekilmek için bir hareket yapmadım.
"Tamam" dedim başımı sallayıp
O da bu onayı aldığına göre geri çekilmişti ve bu benim sesli bir nefes almama bir oldu.
Duymamış olsun duymasın yeterince rezil bir gün
" Ee Avukat hanım sırada ki şarkı nedir?" Gülümseyerek
" Bakalım neymişş"
Diyerek radyodan rastgele bir kanala bastım.
" Simge- yankı" çalıyordu.
" Hmm güzel şarkı seçmişim" dedim gururlu bir şekilde
" Şimdi de küçükken Simge fanıydım desene"
Gülerek "Ahh hayır pek alakam yoktu" diye cevap verdim. Ve bir daha yol boyunca hiç konuşmadık.
Mekanın önüne geldiğimizde arabadan indiğimiz gibi korumalar arabanın anahtarını aldı. park etmek içindir herhalde..
İçeri girerken belimde bir el hissettim. Sonerin eli olduğu fark ettiğimde ne yapıyorsun diye soracaktım ki girişte girmem için olduğunu anladım. Onunlayken kimlik falan göstermeme gerek yoktu mekan onundu zaten .
İçerisi aşırı gürültülüydü ama eğlenceli gözüküyordu. İçeri girdikten sonra sonerin eli belimden çekilmişti. Anlık kötü hissetmiştim ama belli etmeden ilerlemeye devam ettim.
Köşedeki locaya geldiğimizde bizimkilerin de orada olduğunu gördüm. Geldiğim gibi Sanem kalkıp sarıldı bana.
Üstüne simli yeşil dar olan mini bir elbise giymişti. Ben ise hâlâ günlük kıyafetimleydim.
Locaya geçip oturduğumuz da ortaya karışık çeşitli içecekler gelmişti.
Ekipteki herkes birbiriyle konuşup şakalaşıyordu ben ise onları sindiğim köşeden dinliyor arada Arafın ve Mertin yaptığı espirilere gülüyordum. Sonrasında mekanda İspanyol oynak bir şarkı çalmaya başladığında Sanemle Mertin beraber dans pistine gittiğini gördüm ama çok takılmadım. Diğerleri ise kendi halindeydi. Akın dışarı sigarasını içmeye gitmiş Arafta yeni bir içecek almak için barın oraya gitmişti ama onunda orada bir kızla konuştuğunu gördüm. Tek kalmıştım resmen.
Kenara atılmış gibi hissettmekten bıktım.
Tek diyorum çünkü Soneri ortalıkta göremiyordum . Lavaboya gitmişti belki de ya da Akının yanına. Bende daha fazla kendimi bir hiç gibi hissetmemek için kalkıp barın oraya gittim. Uzun kırmızı sandalyelerinden birine oturup içeriyi incelemeye başladım.
"Ne istemiştiniz" diye sordu barmen kız.
"Size kalmış fark etmez bana "
Dedim yüksek sesle bağırarak
çünkü sesimiz duyulmuyordu.
Barmen başıyla onayladı. Kısa bir süre içinde yanıma birinin oturduğunu fark ettim. Bana doğru bakıyordu ve cidden ilgisi olduğunu belli ediyordu.
"Selam , Kenan ben" diye yüksek sesle konuştu bana doğru
"Bende Alin" diyerek mahçup bir gülümseyle karşılık verdim.
Barmen bana doğru içeceğimi verdiğinde başımla teşekkür ettim. Yanımda oturan adama döndüğünde adam bana doğru bakarak " aynısından olsun" dedi.
Boşa almamış olmak için içeceği yudumlamaya başladım. Garip bir aroması vardı ve ağır olduğu belliydi sadece bir yudum içmiştim ve şimdiden sarhoş gibi hissetmeme yetmişti.
Gözlerim hafif bulanık olmaya kulaklarımda sesleri bulanık duymaya başladı.
Adının kenan olduğu öğrendiğim adam bana doğru dönüp gülerek bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Ama başım dönüyordu ve ne dediğini anlamıyordum. Anlamadığım için gözlerimle etrafımı incelemeye başladım gözüme takılan tek şey ise kırmızı ışığın altında siyah ceketiyle bana doğru sanki patlayacakmış
gibi sinirli bir Sonerdi.
***
Sizce kitapda her şey çok mu hızlı ilerliyor yoksa oldukça yavaş mı??
Ya da Sonerin gavatlığımı diyelim..
Peki kenan kim sizce?
Niye bu kadar sinirlendi Soner?
LALEYE NE DEMELİ??