İçeriğe geç

Son yaşam

Bölüm 16 · 6 dk okuma

Son yaşam

Bölüm 16

Bölüm 17

17. bölüme hoş geldinizzz

keyifli okumalar, yorumlarınızı eksik etmeyin! >

🌟

Harry, aşırı içtiğinden dolayı köşede kusmaya başlamıştı. William ise, endişeli bir şekilde çocuğun sırtını sıvazlıyordu. Diğer herkes bu durumdan keyif alır gibi gülüyordu, buna ben de dahildim. Birden omzuma düşen kafa ile soluma döndüm. "Valencia, çok yoruldum." Sıcaktan dolayı uyuşmuş olmalıydı. "İstersen seni odana çıkarabilirim." Dedim yüzüne düşen saçları kenara çekerek.

Cedric, bir anda ortama atlayarak, "Sen hiç yorulma, Val. Irene'yi ben hallederim." Dediğinde tek kaşımı kaldırdım. "Hayırdır, Ced?" Sabahtan beri imaları durmak bitmemişti. Tek gördüğü şey ise gün doğumunu beraber izlememizdi. Karşımdaki çilli çocuk, hiçbir şey demeden Irene'yi kucakladığı gibi kaçmıştı. "Ya bıraksana beni, ben Valencia ile kalacağım!" Irene'nin bağırışlarına gülümsedim sadece. Sesleri artık uzaktan gelmeye başlayınca, önüme döndüm.

Harry ve William gitmişti. Nora ve Cindy ise yeni kalkıyordu. Xaiver, Floch ve ben kalmıştık. Bir süre kimseden ses çıkmayınca odunların çıtırtı sesleri ortamda belirginleşti. Xaiver, bir anda "Harry'i kontrol edip yatacağım ben de. Biraz daha kalırsam sızacak gibi hissediyorum." Ona başımı salladım sadece. Xaiver, yere attığı yarım kalan şişeyi de kendisiyle birlikte götürdü.

Floch ve ben tek kalınca, elimdeki çerez tabağıyla yanına ilerledim. Mindere oturup, bacaklarımı kendime çektim ve çerez tabağını ortamıza koydum. Ağzından bir şeyler mırıldandı fakat duyamamıştım. Sessizde çerezlerimizi yerken, konuşma başlatan kişi o oldu. "Ee, senin hikayen ne?"

Kafamı sağa çevirip yüzünü süzdüm. "Hmm," diye bir mırıltı çıkardım ağzımdan. Merakla parlayan bal köpüğü gözleri, ateşin ışığı altında daha açık gözüküyordu. "Babam bildiğin gibi devlet adamı." Diye başladım. "Kardeşim yok, babam tek çocuk ve annemin akrabalarını hiç tanıyamadığım için tek çocuk olarak yalnız büyüdüm." Merakla bana doğru döndü. İlgiyle anlattıklarımı dinledi. "Sonra..." İleride duran içki şişesini alıp, kafama diktim. "Sonrası yok işte."

Floch bir süre bana baksa da herhangi bir şey demedi. Yanlış bir konu açtığının bilincinde olarak, sessiz kaldı. Önümde duran şişeyi alıp, o da kafaya dikti.

"Sevgilin... Var mıydı?" Sorduğu soruyla istemsizce güldüm. Ortamdaki gerginliği atmaya çalışıyordu. Hiç de iyi bir moral konuşmacısı değildi. "Lisede bir kere olmuştu. Onun dışında, sevgili işleri için biraz fazla meşguldüm."

"Senin oldu mu peki?"

"Hayır."

"Ya, öyle mi? Yakışıklı çocuksun aslında." Sırıtarak kurduğum cümleyi, kanımda alkol olmasaydı asla söyleyemezdim. İkimiz de, bu gece alkollü olduğumuz için cesurca gülebiliyor, normalde sormayacağımız şeyleri birbirimize soruyorduk. "Uğraşma benimle." Dedi gülerek. Birbirimize dönük oturduğumuz için yüzünü izledim. Floch, ilgi çekici birisiydi.

"Ne oldu?" Dedi merakla.

"Hiç."

Yine sessizlik oldu. Ortam bir anda sıcaklamaya mı başlamıştı yoksa alkol yüzünden mi böyle hissediyordum? Elimi kaldırıp, Floch'un alnına düşen tutamı geri ittim. Bal köpüğü gözler, el hareketlerimi izledi. "Göz rengin çok hoş."

"Teşekkür ederim,"

Elimi saçından çekmedim, yanağına indirerek yavaşça okşadım. "Valencia..." dedi sessizce. "Ne yapıyorsun?" Sorduğu soruyla bir anda kendime geldim. Hızla elimi çekecekken beklemediğim bir şey oldu. Floch, elimi tutup yanağına yasladı. "Dur demedim." Sıcaklık tüm vücuduma yayılıyordu, nefes nefese kalmış gibiydim. Oturduğum pozisyonu bozup, Floch'a yaklaştım. Hareketlerimi izledi sessizce, ne yapıyorsam izin verdi.

Kendi kontrolüm benim elimde değil gibiydi, kendimi tamamen alkole kaptırmıştım. Floch'un dizlerine oturduğumda istemsizce güldüm. Diğer elini, belime koyarak beni kendine doğru çekti. Alnımı, alnına yasladım ve yanağındaki elimi dudaklarına doğru indirdim. "Pişman olacaksın." Diye fısıldadı parmaklarıma doğru. "Muhtemelen," dedim nefes nefese. "Ama bu, yarınki Valencia'nın sorunu." Dediğim anda, dudaklarımı dudaklarına bastırdım.

(Bu andan itibaren +18 sahnedir, rahatsız olacaklar bölümü burda bırakabilir :) )

İki eli de, belimi sıkıca tutarak kendisine yasladı. Yumuşak dudaklarını aralayarak, dillerimizi buluşturdu. Sıcaklığını her yerimde hissediyordum. Ortamı hem ateşin cızırtılı sesi, hem de ağzımızdan çıkan sesler dolduruyordu.

Kendimi, kucağında rahat edeceğim şekilde konumlandırdım. Bir elimi, ensesine götürerek ensesindeki saçları okşadım. Alt dudağını ısırdım, dillerimiz dakikalarca savaştı. Kendimi kasıklarına sürttüğüm anda, Floch inledi. Soluklanmak için birbirimizden ayrıldık fakat daha fazlasını istiyordum. "Durma." Fısıldadım ıslak dudaklarına doğru. "Durma."

Floch, hırsla tekrardan dudaklarıma asıldığı an, saçlarını çekiştirip sürtünmeye devam ettim. Altımda büyüdüğünü hissediyordum ve üstümüzdeki kıyafetler hiç yardımcı olmuyordu. Çaresizce daha sert bastırdım kendimi, dilimi ısırdığında inledim. "Floch!" Ağzına doğru inlediğim sırada Floch, hızla ayağa kalktı. Şaşkınca suratına bakakaldım. "Burada devam edemeyiz."

Hotele ilerleyip, merdivenlere yöneldik. Kucağında ben vardım, önünü göremiyordu ve üstüne, sinir olsun diye sürekli dudaklarına küçük öpücükler bırakıyordum. Floch, baldırıma vurdu sırıtarak. "Rahat dur," dedi fısıldayarak. Hızlıca bir odaya girdik, sırtımı duvara yasladı. Öpüşleri, çenemden boynuma doğru kaydığında, saçlarına daha sıkı asıldım. Ağzımdan odaya karışan her inlemeyle, Floch hızlandı.

Tekrar ilerleyip ikimizi birden yatağa attı. Hızla üstüne tırmandım, kıyafetlerini çıkarmaya çalıştım. İkimizin yardımıyla, üstümüzdeki kıyafetlerden kurtulduk. Derin nefes alarak, nabız gibi atan erkekliğini tuttum sıkıca. Sıcaktı, damarları çıkmıştı. Gözlerine baktım bir an, kararmış bakışlarla ne yapacağımı izliyordu. Bakışlarımı gözlerinden çekmeden, eğildim. Dilimi çıkarıp erkekliğinin başında gezdirdim. Dişlerini sıktı anında.

Gözlerimi, gözlerinden çekip ağzımı daha da araladım. Sıcak erkekliğini ağzımda ilerlettim. Olabildiğince ağzıma aldığım an, boşta kalanı bir elimle tuttum. Yanaklarımı içime çektim, dilimi erkekliği üstünde kaydırdım. Başımı aşağı yukarı hareket ettirerek, ağız işi vermeye başladım. Floch'un inlemeleri odayı doldurdu, iç çamaşırımın altında sırılsıklam olmuştum. Hırsla dilimi şişen damarları üstünde gezdirdim, dişlerimi değdirmemeye çalışarak emdim.

Bir elimi, çamaşırımın içinden ıslak kadınlığıma dokundurduğumda ağzım doluyken inledim. Erkekliğini sıkıca emip ağzımda kıstırırken, diğer elim de klitorisimin üstünden boylu boyunca kaydı. Tekrardan inledim, elime ıslaklığım bulaştı. Floch, "Boşalacağım, dur." Dediği anda başımı kaldırıp yüzüne baktım. Kızarmış suratı, kısık bakan bakışları ile istekle kasıldım.

Floch, yatakta beni altına alarak hızla çamaşırımı çıkardı. "Çok ıslanmışsın," dedi. Elini girişime koyduğunda, kolunu tutup inledim. Girişime bastırdığı parmaklardan çok daha fazlasını istiyordum. Bir eli girişimde, diğer eli ise göğüs ucumda oyalanıyordu. "Floch!" Sabırsızca inledim. Kalçamı parmağına doğru ittim, parmağı içime girdi. Uzun zamandır yapmadığım için dardım ve parmağı, içimdeki boşluğu doldurmuştu. Zevkle inledim, başımı geriye attım. Floch, içime birden fazla parmağını ittiğinde koluna tırnaklarımı sapladım.

İçimdeki hareketleriyle, inlemelerim artmıştı. Makas hareketlerini hissettim, bakmasam bile. Hızlıca sokup çıkardığı parmaklar yüzünden, odada ıslak sesler yankılanıyor, inlemelerime eşlik ediyordu. Yeterince genişlettiğinde, "Valencia..." diyecekken sözünü kestim. "Sok artık!"

Islaklığım yüzünden, direkt içimde kaydığında çığlık attım. Floch üstüme eğilmiş, ellerimi ellerine kenetlemişti. Bir süre içimdeki doluluğa alışmamı bekledi. Ardından hızlandı, duvarlarıma sürtünen sertlikle adını haykırdım. İkimizin sıvısı, bir olmuş ve bacaklarıma akıyordu. Gözlerimin önüne havai fişekler geliyor gibi hissettim, içimdeki en ücra köşelere vuruş yaptığı her an inlemek için ağzımı açtım.

Ellerimi, ellerinden kurtarıp sırtına götürdüm. Tırnaklarımı derisine sapladım acımasızca. Bir eli tekrardan klitorisimin üstünde kaydığında belimi büktüm. İçimde durmadan aynı yere vuran sertlik ve eli yüzünden, boşalacağımı hissettim. Aklım başımdan uçmuştu çoktan, düzgün düşünemiyordum bile. Vücuduma dokunduğu her an, ellerindeki sıcaklık bedenime yayılıyordu.

Floch, sert ve hızlı gel gitlerine devam ederken bir yandan da okşadığı zayıf noktam yüzünden göz yaşlarım akmaya başladı. "Bak, Valencia." Dedi nefes nefese. "Beni nasıl içine çektiğine bak." Gözlerimi zar zor açtım. Bulanık görüşümle aşağıya odaklandığımda, Floch'un sertliğini nasıl içime çektiğimi gördüm. "Floch..." dedim ağlamaklı sesimle. "Boşalacağım."

Floch, hareketlerini olabilirmiş gibi daha da sertleştirdiğinde, adıyla inleyerek boşaldım. Aynı anda Floch'un da içime boşaldığını hissettiğim anda, gözlerimi açıp yüzüne baktım. Terden alnına yapışmış saçlarıyla, gecede parlayan bal köpüğü gözleriyle bana bakıyordu. Yüzüme yapışan saçları çekti, alnıma bir öpücük kondurdu.

Bir anda, tüm bedenini üstüme bırakınca altında ezildim. Yüzünü göğüslerime gömdü, gıdıklandım. "Çok güzel kokuyorsun." Dedi derin nefes alarak. Yanaklarım kızardı, hala içimden çıkmamış olduğu gerçeği yüzümdeki kırmızılığı arttırdı. "Floch," diye inledim. "İçime boşaldın."

"Farkındayım, banyoda çıkaracağım." Boynuma tekrardan öpücük kondurdu. Hareket ettiği her an, içimdeki hareketleri de çoğalıyordu ve tekrardan inlememek için zor duruyordum. Yüzünü boynumdan uzaklaştırıp bana odaklandı.

"Peki, bir tur daha teklifine ne dersin?"

"Hayır derim, bacaklarım yürüyemeyeceğim kıvamda."

Gülüp dudaklarımı tekrar öptü. İçimden çıkıp, yavaşça kucağına aldı beni. "Şimdi yıkanma zamanı." Banyonun kapısını açtığında, sırtındaki tırnak izlerinin birkaç gün boyunca geçmeyeceğini düşünüyordum.

🌟

bi anda smut bekliyo muydunuz ha

biz de şaşırdık, karakterler yaptı her şeyi

bi baktık sevisiyolar

saka bir yana bu benim yazdığım ilk smuttu, insallah guzel olmuştur yoksa oturur aglarim

favori karakter kosesi:

favori çift/ship kosesi:

sonraki bölümde görüşürüz!!

saglicakla kalın, hastalıklı kalın.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.