İçeriğe geç

SON VARİS

Bölüm 3 · 4 dk okuma

SON VARİS

Bölüm 3

Altın ejderha

Altın ejderha

Altın ejderha

Zihnimde bu cümle yankılanıp durdu.

"Altın ejderha çok uzun süre önce burada yaşandığı söylenen bir efsane. Aslında söylentilere dayalı fakat okuldakiler bu efsaneyi benimsemiş durumda. Uzun yıllar önce elementler hep birlikte yaşarmış. Ana 4 element öbürlerine öncülük edermiş, ve Elementra'yı korurlarmış. O zamanda elementler ve insanlar birbirlerini tanımazlarmış. Ta ki ateş elementiyle bir insan dost olana kadar. Üstelik bu tanışma sadece dostlukla kalmamış. Zamanla ateş ve insan birbirinden hoşlanmaya başlamış. İnsanoğlunun öbürlerine herşeyi anlatması sonucu bir savaşa girer. İnsanlık şimdiye kadar tanıklık etmediği olağanüstü elementleri kullanmak istiyormuş. Ve büyük bir savaş başlamış. Ateş elementi insanlara zarar verilmemesi gerektiğini söylemiş fakat insanların tarafında olduğunu öğrenen diğer elementler ateş elementini hain bellemiş. İnsanda elementlere zarar verilmemesini istemiş lakin nafile. Sonucunda insanlar kazanmış. Elementler çok büyük fedakarlıklara göğüs germiş. Ve elementrayı koruyabilmek adına sihirli bir taş oluşturmuş. Ve kendilerini feda etmişler."

Bu hikaye beni çok etkilemişti , aklımda birçok soru vardı. Birden atıldım. "Peki ya ateş, ona ne olmuş?"

Melina cevap verdi. "Ateş elementiyle söylentiler ikiye ayrılmış bazıları onun savaşa katılmadığını ve hala biryerlerde insanlığı koruduğunu söyler bazılarıysa ateş elementinin savaşıp öldüğünü ve onu seven insanın kahrından ölüp ikisininde kemiklerinin kırıntısının toprağa karıştığı söyleniyor."

"Anlayamadığım çok şey var madem efsane bu şekilde niye Altın ejderha adı altında geçiyor?"

"Çünkü bazıları ateş elementinin öbür elementlerden çok daha üstün konumda olduğunu söylüyordu. Ve bundan dolayı Tanrı'nın onu bir koruyucuyla ödüllendirdiğini söylemişler. Onun ismi Altın Ejderha bazıları savaştan sonra onu gördüğünü söylüyor. Ve ateş ruhunun bir şekilde canlanacağını söyleyip,"

Ortama yeni bir kız katıldı ve Melina'nın sözünü devam ettirdi. "Altın Ejderha ile intikamını alacağını söylüyor." Ve konuşmaya başladı. "Melina, bu kız kim?"

Melina konuşmaya başladı. "Ah, doğru ya ben sizi tanıştırmayı unuttum. Adelina bu tess ; tess , adelina"

"Memnun oldum adelina"

"Bende tess," merakıma yenik düşüp bir soru sordum. "Peki senin gücün ne?"

"Dur göstereyim," dedi. Ve karşımda bir anda kendimi gördüm. Tess, bir şekil değiştirendi. Bu inanılmazdı.

"Vay canına tess, bu müthiş."

"Teşekkür ederim ve sana birşey söyleyeceğim, yeni kız olduğun için, burada ormana girmek yasaktır!"

"İyide neden?" Diye sordum.

"Çünkü elementlerin oluşturduğu kalkanda ateş ruhu eksik o olmadan burası tam olarak koruyamıyor. Ve herhangi bir insanın bizi görmesi sonucu elementral çok dayanmaz."

Bu cevap beni yeterince tatmin etmişti. Peki anlamında kafa salladım. Sonra Melina konuşmaya başladı. "Adelina istersen ben seni odana götüreyim. Yorulmuş olabilirsin üstelik yarın senin için oldukça güzel bir gün olacak."

"Niye ki?"

"Çünkü yarın güç testi olacak. Ve gücünün ne olduğunu öğrenebileceksin."

Korkudan ödüm patlayacaktı çünkü benim bir gücüm yoktu. Ama bunu onlara belli etmemem lazımdı. Çünkü eğer benim bir insan olduğumu öğrenirlerse herşey biter. Anlamasınlar diye samimi olmayan bir şekilde gülümsedim.

20 dk sonra

Odama gelmiştim. Burası sessiz sakin bir yerdi. Çok vakit geçmeden uyumaya karar verdim. Ve yatağa yatıp , uyudum.

Heryer kapkaranlıktı. Ormanın içindeki sesler boşlukta yankılanıp duruyordu. Sonra birden atlı sesleri geldi. Çok korkmuştum. O sırada üzerime doğru koşuşturan birkaç atlı gördüm . Beni ezecekler korkusundan yere düşmüştüm. Aksine hiçbir şey olmamıştı. İşte o zaman anlamıştım bunlar normal atlılar değildi. Bunlar hayalet süvarilerdi! Yüzlercesi önümden geçip giderken en sonda duran süvari durup bana baktı. Beni farkeden tek kişi oydu. Süvari sonra konuşmaya başladı. "Kendini bul çocuk. Gücünü bul!" Güç mü ne gücü? Neyi kastediyordu. Çok dolaylı konuşmuştu. En azından benim açımdan. Arkasından defalarca bağırdım ben kimim?

Yataktan terler içinde uyandım. Kapı çalıyordu. Hemen kapıya koştum. Rüyanın etkisinden çıkamamış bir biçimde kapıyı açtım. Kapıda Melina vardı. "Günaydınn" diyerek içeriye daldı. Sabah sabah bu enerji nereden geliyor acaba. "Günaydın Melina." -kesinlikle çok samimi- selamlaşmamızı bitirip anonsla beraber aşağı indik. Anonsda şunlar söyleniyordu; "Dikkat dikkat güç testine son bir saat.Lütfen gerekli zamanda meydana gelin!" Çok daha fazla stres olmuştum.

Sonra birden içeri Tess girdi. "Tam olarak bir saatimiz var. Ve bana kalırsa Adel'a okulu gezdirmek için uygun bir vakit bu."

Tess'in zorlamalarına katlanamayıp aşağı indik. "Pekii ilk nereden başlayalım?"

"Kütüphane olabilir." Dedim. Maksadım keyfine kitap okumak değildi. Asıl istediğim buranın tarihi hakkında birkaç birşey öğrenebilmekti. "Tamam, o zaman zaten kütüphane hemen alt katta."

Kütüphaneye indikten sonra parmaklarımı kitap ciltlerinin üzerinde gezdirdim. Ve gördüğüm rüyadan bir detay yakaladım. Burada hayalet süvarilere ayrılmış bir bölüm bulunuyordu. Elimi tam bir kitaba uzatacakken üzerime doğru bir kitap düştü. Ve resimli bir sayfa açıldı. Bu rüyamda gördüğüm ve benimle konuşan hayalet süvariye aşırı benziyordu. O birkaç saniyede dikkatimi çeken tek şeyde bu değildi üstelik. Üzerinde sadece sene yazıyordu. Bu sene 1997'ydi. Dur bi dakika!

Bu tarih bana bir yerden tanıdık geliyordu.

3.bölüm sonu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.