İçeriğe geç

SON VARİS

Bölüm 4 · 9 dk okuma

SON VARİS

Bölüm 4

İpucu

Bu tarih bana bir yerden tanıdık geliyordu.

Herşey çok tuhafıma gitmeye başlamıştı. Ne oluyordu. Anlam veremiyordum. Kitabı yere yanlışlıkla kimin düşürdüğünü öğrenmek için kitaplığın arkasına baktım. Dalgalı saçlarıyla arkada bir kız vardı. O an aklıma okula geldiğimde Melina'nın bana tanıtım yaptığı o isim geldi. "Bankta oturup kitap okuyan, o okulun en zekisidir onun adı Sierra Ruth,"

Ne olduğunu tam kavrayamamıştım. Kızla göz temasındaydım. Tam bu sırada anons sesleri duyuldu. Herkesi meydana çağırıyorlardı. -meydandan kasıt geniş ve büyük bir kürsüsü olan oda- meydana gittiğimizde 1. Seviyelerden başlanarak herkesi sırayla çağırmaya başladılar. Test için ilk kişi gitmişti. Doktor büyük ve metal kapatan bir taş çıkardı. Taş yeşil renkteydi. Ve sadece bir taş yoktu. Yeşil taşı çocuğun belini açacak şekilde tişörtünü sıyırıp , taşı abdomenine yerleştirdi. Sonra geleneksel görünümlü birkaç adam geldi ellerinde deri bir eldiven vardı. Ve gelen ilk adam sarı renkli aynı büyüklükteki taşı doktora verdi. Ve son olarak mavi taşında yerleştirdiler. Merakıma yenik düşüp Melina'ya sordum. "Bunlar ne?" Sanki hazır bekliyormuş gibi cevap verdi.

"Bunlar sana efsanede anlattığım taşlar. Bu yaşlar aslında savaşta kaybolmuş. Ve taşlar çok güçlü olduğundan herkes onları arayıp durmuş. Taşlar farklı topluluklar tarafından bulunmuş. Ve üstünlük kavgası çıkmasın diye herbir topluma dağıtılmış. Her sene aynı gün keşfedilip okula getirilen yeni öğrencilerin güçlerini öğrenmek için farklı toplumlar buraya gelir. Ve şenlikler yapılır." Çok sevimli ve olan bu efsane , taşların başkalarının eline geçmesi yada elementler arasında bir anlaşmazlık çıkması durumunda çok tehlikeli şeyler olabilir. Melinaya cevap verdim. "Teşekkür ederim." Tess konuşmaya başladı "Off endama bak be" Melina gülerek cevap verdi "hey , hey yavaş koş" "kimden bahsediyoruz?" Diye sordum. "Chandler smith." Dedi Tess ama söylerken eriyordu. Chandler smith Amerikan futbolu takım

kaptanı ve aynı zamanda kurtadam. Genelde kızlara karşı ilgisi yoktur. Kendi halinde takılıp durur.

...

Sıra bana gelmişti. Çok heyecanlıydım. Bir o kadarda korku dolu. Çünkü eğer benim bir insan olduğum anlaşılırsa herşey biter. Ama eğer ben bir insansam benim kapıma bu mektubun gelmesi ne kadar tesadüf olabilir ki!

İsmim okundu. "ADELİNA AVA HİLLARY" çok heyecanlanmıştım. Yavaşça kürsüye çıktım ve sedyeye doğru uzandım. " Merhaba ben Dr Clark. Güç testini ben yapacağım hazırsan başlıyorum ." dedi. Tabi anlamında kafamı salladım. İlk taşı abdomenime yerleştirdi.. Buna tepkisiz kalmıştım çünkü taşa odaklanıyordum. İkinci ve üçüncü taşı yerleştirdikten sonra başta birşey olmadı sonra taşlar aniden canımı yakmaya başladı. Sanki taşlar lavdan çıkartılmış gibi ısındı. Acıya dayanamayıp "DUR!" diye bağırdım. Doktorun yüzünde şaşırmış gibi bir ifade vardı. Taşın bir tanesini yavaşça kaldırdı. Ve karnıma baktı. Taşın şeklini almış bir yanık izi vardı. Bana "Senin gücün," bekliyordum. "Senin gücün zihin okuma." Dedi.

Gerçekten mi. Benim bir gücüm mü var. İnanamıyorum.

...

Darlane konuşmaya başladı. "Ee zihin okuyan, göster bakalım marifetini." Dedi. Ne yapacağım şimdi. Melina Darlane'a ters bir bakış attı. Ardından bende krizi fırsata çevirerek, "Şuan Melina senin ukala bir vampir olmak dışında hiçbir işe yaramadığını ve aptal olduğunu düşünüyor." İkimizde gülmeye başladık. Darlane "elbet bir gün bu aptal vampire işiniz düşücek." Dedi. Tabi anlamında kafamı salladım. Darlane gittikten sonra Melina "Aramıza hoşgeldin asi kız." Dedi. Ve bende bu sefer gerçekten samimi olan bir tebessüm ettim.

Gün benim için genel olarak yorucu geçmişti. Ama buna değerdi. Melina "Sanırım, oda arkadaşın hala dönmemiş." Dedi. "Nee bir oda arkadaşım mı var." Bu heyecan vericiydi fakat eğer tuhaf bir tip denk gelirse hapı yutmuştum.

Melina cevap verdi. "Evet bir oda arkadaşın var. O kişide benim ablam. 3. Seviye bir element ve bu yüzden bir eğitim için öbür Elementra' ya gönderildi. Hava taşına sahip Elementra' ya,"

"Vay canına, bu gerçekten müthiş bir şey. Ablan çok başarılı bir kadın olmalı." Dedim. Konuyu değiştirip "biraz sohbet mi etsek hem şeninde bir oda arkadaşına ihtiyacın vardır." dedi.

"Çok sevinirim." diyerek karşılık verdim.

...

Sohbet etmeye öyle dalmıştık ki saat gece biri bulmuştu. Melina, "Mesela bir kere biz 7 yaşındayken Tess ile oyun oyuyorduk. Sonra Chandler çok eğlendiğimizi görüp oynamak istedi. E tabi Tess'de hemen kabul etti. Tess'in gözünü bir kumaş yardımıyla bağladık. Ve onu döndürdük. Amaç bizi bulmasıydı. Teker teker bulmaya çalıştı. O zamanlar birinci seviye bile değildik. Güçlerimizi kontrol edemiyorduk. Ve Tess'in bulduğu kişi Chandler oldu. Ona dokununca dokunduğu kişinin Chandler olduğunu hemen anladı. Ve utançtan yanlışlıkla bir devekuşuna döndü. Ama yer betondu yani kafasını sokamazdı. Bunu anladığında iyice rezil oldu. Ve koşarak kaçtı." Bu gerçekten komikti. "Peki senin böyle konik anıların var mı?" Ne diyecektim ki. Annemgilin ben çocukken öldüğünü ve hep bir savaşçı olarak yetiştirildiğimi mi? Kraliyeti korumak için yaptığım bu fedakarlık dışında bir anım olmadığını mı? "Hatırlayamadım şimdi. Hem saatte geç olmuş yatalım mı?" Yüzü düşmüştü. "Peki. Ama bana bir anı sözün var. Bunu unutma."

Uyandığımda lavaboya gitmek için ayağa kalktım. Parkeden bir gıcırtı geldi. Ama bu tuhaf bir gıcırtıydı. Hareketimi yenileyip tekrar parkenin üstünden geçtim. Yine aynı ses geldi. Melina'ya seslendim. "Hey Melina, bu parke tuhaf bir ses çıkartıyor."

Melina uykulu bir sesle "Çünkü onu adı parke." Dedi. Yatağımdaki yastığı Melisa'ya fırlattım. "Melinacım şu sese bir dinle bu parke gıcırtısına benzemiyor." Sesi dinlettim. "Aaa evet bu parke gıcırtısı değil." Dedi. "Günaydın canım, birde Elfleri duyan sensin." Dedim. Uykulu olduğu için beni pek takmadı ve bana "Büyük bir ihtimalle altına bir şey sıkışmıştır." Dedi.

Ben dayanamıyorum şu gıcırtıya derse hazırlanırken sürekli üstünden geçiyoruz. "Artık dayanamayacağım açıdan şu parkeyi altındaki her neyse çıkartıcam." Dedim.

"Hayır, yapma ya altından dev bir hamamböceği çıkarsa?" Dedi. Makinaya ters ters baktım. Bana dayanamayıp "İyi peki aç ama oradaki böcek yüzüne zıplarsa bunun sorumlusu ben değilim."

Yavaşça gıcırtı gelen parkeyi kaldırmaya çalıştım. Ve kaldırdım. Kaldırdığım anda parkenin altından minik bir elf zıpladı ve elimi ısırdı. Boyu o kadar küçüktüki ,yaklaşık beş santim falandı, başta bir böcek sanmıştım. Elim açıkken Melina "Bunun ismi Edwin bir el çocuğu en haylazlarından biridir." Dedi. Minik elf balkonu doğru yürürken arkadan Melina'ya dil çıkardı. Melinada ona bakıp dil çıkarırken Melina'ya seslendim. "Hey burada birşey var!" Bir mektup ve altın bir taç ipliği vardı.

Mektubun altında OEDİPUS yazıyordu.

Bu ne anlama geliyordu!

"Bu odada kimin kaldığını söylemiştin." Dedim. Melina'da ürkek bir ses tonuyla ablam dedi. Ne oluyordu. "Bu Oedipus kelimesi sana tanıdık geliyor mu?" Diye sordum. Hayır cevabını alınca aklıma Sierra geldi.

"Belki Sierra biliyordur. Onun okulun en zeki öğrencisi olduğunu sen söylemiştin." Dedim. "Büyük bir ihtimalle biliyordur. Ona gidelim."

Sierra'yı bulmak için kütüphaneye indik ve oradaydı. Çalışıyordu. Sierranın yanına gittik. Ve ona olayı anlattık. Sierra " Bu kelime bana tanıdık geliyor. Evet hatırladım. Bu bir efsanenin ismi." Elementra ve bitmeyen efsaneler...

"Ne efsanesi?"

"Bu Oedipus kompleksi diye geçer tarihte. Hikayeye göre Oedipus, Thebai kralı Laios ve Iokaste'nin oğludur. Iokaste gebe iken bir düş görür, kahin bu düşü şöyle yorumlar: Kraliçenin karnında taşıdığı çocuk babasını öldürecek ve annesi ile evlenecektir. Bu rüya nedeniyle Laios çocuklarını doğar doğmaz öldürmek ister. Oedipus'un, kurtlara ya da kuşlara yem olması için ormana bırakılmasını emreder. Fakat yardımcısı, Laios'a ihanet ederek küçük Oedipius'u götürüp bir çobana teslim eder. Çoban, Oedipus'u çocukları olmayan Korint kralı Polybos ve kraliçe Merope'ye götürür. Kral, ayak bilekleri delindiği ve içinden bir şiş geçirildiği için bebeğe 'şiş ayaklı' anlamına gelen Oedipus ismini verir. Polybos ve Merope, Oedipus'u kendi öz çocukları gibi sever ve büyütür. Oedipus delikanlılık çağına geldiğinde kralın oğlu değil de bulunmuş bir çocuk olduğu hakkında bazı dedikodular işitir. Gerçeği tanrı Apollon'dan öğrenmek üzere Delphoi tapınağına doğru yola koyulur. Babasını öldürüp annesi ile evleneceğini öğrenen Oedipus sinirli bir şekilde ilerlerken dönüş yolunda bir adama rastlar. Kimin çekilip yol vereceği konusunda kavgaya tutuşurlar. Oedipus adamı ve arabacısını öldürür. Bu öldürdüğü adam ise öz babası Laiostur.

Bu olaydan sonra Thebai'ye ulaşan Oedipus, Sphinks isimli canavarın şehirde korku saldığını ve sorduğu bilmecelere cevap vermeyenleri parçalayıp yediğini görür. Sorular ise şunlardır: Kimi zaman iki, kimi zaman üç, kimi zaman dört ayak üstünde yürüyen ve doğal yasalara karşıt olarak, en çok ayağı olduğu zaman en güçsüz olan yaratık hangisidir? İki kız kardeştirler, biri ötekisini doğurur ve ikincisi birincisinden doğmadır. Oedipus birinci soruya insan, ikincisine de Gün ve Gece diyerek doğru cevapları verir. Sphinks bunun üzerine kayalardan aşağı uçuruma atlayarak ölür. Canavarın sorduğu sorulara doğru yanıt veren ve canavarı öldüren Oedipus, halk tarafından Laios'dan boşalan taç ve dul kraliçe Iokaste ile ödüllendirilir. Thebai'ye kral olan ve bilmeden öz annesi ile evlenen Oedipusun dört tane de çocuğu olur. Yıllar geçer, Thebai şehrinde veba baş gösterir. Salgının nedenini öğrenmek isteyen Oedipus bir kahine başvurur. Gelen cevap şudur: Kral Laios'un katili bulunmalı ve şehirden sürülmelidir. Oedipus hemen araştırmaya koyulur ve acı gerçeği öğrenir. Bilmeden babasını öldürdüğü ve öz annesi ile evlendiğini anlayan Oedipus hem annesi hem de karısı olan Iokaste'nin iğnesiyle gözlerini kör ederken, kraliçe Iokaste de kendini öldürür."

Tanrı aşkına bu neydi böyle. Hikaye tuhaftı ama benim dikkatimi çeken tek şey bu değildi. "Ya bu efsane sadece bir ipucuysa ve bizim bir ders çıkarmamız isteniyorsa?" Dedim. Nasıl yani diye sordu Melina.

Sierra bu çok muhtemel diyerek beni onayladı. Melina saf gözlerle bakıyordu. "Yani demek istediğim bu paragrafın bir anahtar kelimesi varsa çünkü bir insan niye isim kullanmak yerine yollar öncesinde olan bir efsaneyi mektupda kullanır ki."

"Bu çok mantıklı" dedi Melina. Sierra odada kalan kimdi diye sordu. Melina ablamdı dedi. Sierra "Daha önce ablanı burada hiç görmedim." Dedi. Melinada "Pek dışarı çıkmazdı, o üst sınıflardandı." Diye karşılık verdi.

Sierra konuşmaya devam etti. "Peki şuan nerede?" Melina "Ablam 3.

Seviyeden bir elementti. Ve güçlerini geliştirmesi için hava taşına sahip elementraya eğitime gitti."

Sierranın sorduğu son soru ise bunun bir eğitim olduğuna emin miyiz oldu. O an aklıma geldi "Melina ablanın sana sürekli bahsettiği bir konu var mıydı?"

"Evet, genelde bir oğlandan bahsediyordu. Ama oğlan ona göre burada olamayacak kadar muhteşem görünüyordu. Oğlanın kim olduğunu sorduğumda bana hava taşına sahip elementra'dan biri olduğunu söyleyip beni geçiştiriyordu."

Tabi ya bir oğlan , ama kesin bir kanıt oluşturmamız için belgeye ihtiyacımız vardı. "Bunun için müdüre hanımın sekreterine gidelim kayıt işleriyle o uğraştığı için belki elimize gerekli belgeler geçebilir."

Melina beni onayladıktan sonra müdürenin sekreteri olan Terra'nın yanına gittik. Terra ise bize böyle bir kayıt bulunmadığını söyledi. Yavaş yavaş parçalar yerine oturmaya başladı.

Sierra'nın yanına geldiğimizde konuşmaya başladık. Melina'ya bakarak konuşmaya başladı. "Belkide ablan farketmeden bazı kanıtlar bırakmıştır. Odasına detaylıca baktınız mı?" Hayır şeklinde cevap verdik. Ve bu fikir bize çok mantıklı geldiği için odama geçtik.

Uzun uğraşlar sonucu bir şey bulamamıza rağmen pes etmedik. Ve aramaya devam ettik. Belki yatağın altında bir şeyler vardır diye yatağı çekme kararı aldık. Çektiğimizde duvarla bitişik durumda olan parkelerin üstünde kül parçaları gördük. Sonra kül parçalarının devam ettiğini görünce külleri takip ettik. Küller çok uzun olmayıp , birkaç santimden oluşmasına rağmen bize ipucu vermişti. Sonrasında küllerin bir parkenin arasına sıkıştığını gördük. Melina'nın ablasının parkelerle alıp veremediği neydi böyle?

Parkeyi açtığımda bir kroki buldum.

4. BÖLÜM SONU

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.