Kaçış
Kapının camından bakan kan çanağına dönmüş gözler, sınıftaki herkesin korkudan donup kalmasına neden oldu.
GÜÜÜM!
Kapıya bir darbe daha geldi.
Cam tamamen kırıldı.
İçeri uzanan el normal bir insan eli gibi değildi. Derisi solgundu, parmaklarında kurumuş kan vardı ve durmadan titriyordu.
"Arka tarafa geçin!" diye bağırdı öğretmen.
Öğrenciler sıraları hızla kapının önüne itti. Emir de Kerem'le birlikte en ağır masayı sürükledi. Kapıya gelen darbeler artıyordu.
Tam o sırada okul hoparlöründen cızırtılı bir ses duyuldu.
"Binayı... hemen... terk edin..."
Ses aniden kesildi.
Ardından bütün okul sessizliğe gömüldü.
Bir saniye sonra koridoru çığlıklar kapladı.
Öğretmen derin bir nefes aldı.
"Burada kalırsak kurtulamayız. Arka yangın merdiveninden çıkacağız."
Emir başını salladı.
"Ben önden gideceğim."
Kapının arkasındaki küçük depo kapısını açtılar. Dar koridordan ilerleyerek yangın merdivenine ulaştılar.
Tam aşağı inmeye başladıkları sırada üst kattan korkunç bir kükreme duyuldu.
Kerem fısıldadı:
"Bizi takip ediyorlar..."
Kimse konuşmadı.
Merdivenlerden inerken elektrikler tamamen kesildi.
Sadece acil çıkış lambaları yanıyordu.
Zemin kata ulaştıklarında okulun arka kapısı açıktı.
Dışarı çıktıkları anda gördükleri manzara nefeslerini kesti.
Şehir değişmişti.
Arabalar birbirine çarpmıştı.
Binalardan duman yükseliyordu.
İnsanlar panik içinde sağa sola kaçıyor, bazıları ise garip hareketlerle önlerine çıkan herkese saldırıyordu.
Bir polis aracı hızla geçerken aniden kontrolden çıktı ve duvara çarptı.
Emir derin bir nefes aldı.
"Bu gerçekten oluyor..."
Derya korkuyla etrafına baktı.
"Evime gitmeliyim."
"Önce güvenli bir yer bulmalıyız." dedi Emir.
Tam o sırada uzaktan en az on zombinin onlara doğru yürüdüğünü gördüler.
"Koşun!"
Dördü birlikte ara sokaklara doğru koşmaya başladı.
Arkalarından gelen homurtular giderek yaklaşıyordu.
Emir bir anlığına arkasına baktı.
Zombiler artık koşuyordu.
Ve aralarından biri diğerlerinden çok daha hızlıydı...

