Her Şeyin Başladığı Gün
Pazartesi sabahı diğer günlerden farklı görünmüyordu.
Emir, alarmın sesiyle gözlerini açtı. Telefonuna baktığında saat 07.10'du. Okula geç kalmamak için aceleyle hazırlandı, çantasını aldı ve evden çıktı.
Sokak her zamanki gibiydi. İnsanlar işe gidiyor, öğrenciler otobüs bekliyordu. Hiç kimse birkaç saat sonra hayatlarının tamamen değişeceğini bilmiyordu.
Okula vardığında en yakın arkadaşı Kerem onu kapıda karşıladı.
"Yine son anda yetiştin." dedi gülerek.
Emir omuz silkti.
"Alıştın artık."
İkisi sınıfa geçti. Birkaç dakika sonra öğretmen derse başladı. Ancak dersin ortasında okulun hoparlörlerinden anons yapıldı.
"Lütfen tüm öğrenciler sınıflarında kalsın."
Sınıfta sessizlik oluştu.
Kimse ne olduğunu anlamamıştı.
Pencereden bakan Derya şaşkınlıkla konuştu.
"Dışarıda ambulanslar var..."
Gerçekten de okulun önüne peş peşe ambulanslar geliyordu.
Bir süre sonra siren sesleri bütün şehri kapladı.
Öğretmen telefonuna baktı. Yüzü bir anda soldu.
"Çocuklar... Sessiz olun."
Tam o sırada okulun bahçesinden korku dolu çığlıklar yükseldi.
Herkes pencereye koştu.
Yerde yatan bir adam aniden ayağa kalktı. Hareketleri çok garipti. Yanındaki güvenlik görevlisine saldırdı.
Sınıftaki herkes donup kaldı.
"Bu... bu nasıl olabilir?" diye fısıldadı Kerem.
Öğretmen hemen perdeyi kapattı.
"Pencerelerden uzak durun!"
Dakikalar geçtikçe çığlıklar daha da arttı.
İnternet çekmiyordu.
Telefonlar neredeyse çalışmıyordu.
Televizyon yayınları kesilmişti.
Birden elektrikler gitti.
Sınıf karanlığa gömüldü.
Koridordan koşma sesleri gelmeye başladı.
Birisi kapıya vuruyordu.
Tak... Tak... Tak...
Sonra sessizlik.
Herkes nefesini tuttu.
Kapının altından gölge geçti.
Öğretmen yavaşça kapıya yaklaştı.
Tam kapıyı açacağı sırada dışarıdan bir ses duyuldu.
"SAKIN AÇMAYIN!"
Bu, okul müdürünün sesiydi.
"Binanın içinde saldırganlar var! Kapıları kilitleyin!"
Öğrenciler korkuyla birbirlerine baktı.
Derya'nın elleri titriyordu.
Emir derin bir nefes aldı.
İçinde kötü bir his vardı.
Bu sıradan bir kavga değildi.
Bir şeyler çok yanlıştı.
Yaklaşık on dakika sonra koridordan korkunç bir çığlık duyuldu.
Ardından ağır adımlar...
Yavaş...
Düzensiz...
Kapıya doğru yaklaşıyordu.
Tak...
Tak...
Tak...
Kapının kolu yavaşça aşağı indi.
Sonra tekrar.
Ve tekrar...
Sınıfta kimse konuşmuyordu.
Sadece herkesin kalp atışları duyuluyordu.
Bir anda kapıya büyük bir darbe geldi.
GÜÜÜM!
Kapı sallandı.
İkinci darbe...
Üçüncü darbe...
Kapının camı çatladı.
Emir masanın ayağını eline aldı.
Kerem nefesini tuttu.
Derya gözlerini kapattı.
Ve...
Kapının camından kan çanağına dönmüş iki göz onlara baktı.

