İçeriğe geç

SON SAYFADA Kİ ADAM

Bölüm 6 · 6 dk okuma

SON SAYFADA Kİ ADAM

Bölüm 6

ON ÜÇÜNCÜ - ON ALTINCI BÖLÜM

ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Aynadaki Eksik

Aynaya baktığımda ilk düşüncem, aynanın bozuk olduğuydu.

İnsan zihni, gerçekle çelişen bir görüntüyle karşılaştığında önce gerçeği değil, görüntüyü suçlar.

Aynayı.

Işığı.

Gözleri.

Her şeyi.

Yeter ki kendisini suçlamak zorunda kalmasın.

Başımı çevirdim.

Emir hâlâ yanımdaydı.

“Bak,” dedim.

Emir aynaya baktı.

Aynada yalnızca ben vardım.

Emir'in bulunduğu yerde boşluk vardı.

Sanki biri görüntüden silinmişti.

“Bu ne?”

Emir cevap vermedi.

“Bana bak.”

Baktı.

“Sen...”

“Evet.”

“Sen aynada yoksun.”

“Biliyorum.”

“Nasıl?”

“Çünkü ben hiç orada olmadım.”

Yaşlı adam arkamızda sessizce duruyordu.

“Artık anlamaya başlamış olmalısın.”

Ona döndüm.

“Emir kim?”

“Bunu sana söylemeden önce bir şeyi hatırlaman gerekiyor.”

“Ne?”

“İlk ölümünü.”

“Ben hiç ölmedim.”

Yaşlı adam gülümsedi.

“Bunu her seferinde söylüyorsun.”

---

1995

Bir anda başımın içinde keskin bir ağrı oluştu.

Odaya ait olmayan görüntüler zihnime dolmaya başladı.

Beyaz duvarlar.

Floresan ışık.

Metal bir yatak.

Bir kadın ağlıyor.

Annem.

Ama ben çocuk değildim.

Bir yetişkindim.

Odaya baktım.

Kendimi gördüm.

Yatağın üzerinde oturuyordum.

Karşımda annem vardı.

Daha gençti.

Elinde bir defter tutuyordu.

“Bunu yapma,” diyordu.

Ben cevap verdim.

“Başka çarem yok.”

“Her seferinde seni kaybediyorum.”

“Beni kaybetmiyorsun.”

“Ölüyorsun.”

“Hayır.”

Defteri ona uzattım.

“Beni yeniden yazıyorsun.”

Görüntü değişti.

2005.

Aynı oda.

Aynı yatak.

Ama bu kez annem daha yaşlıydı.

Ben yine aynı yaştaydım.

2015.

Aynı oda.

Aynı defter.

2025.

Aynı oda.

Ve son olarak...

2026.

Ben masanın başında oturuyordum.

Kitabı yazıyordum.

Kalemi bıraktım.

Kameraya dönüp konuşmaya başladım.

“Eğer bunu izliyorsan, Mert, her şeyi unutmuşsun demektir.”

Görüntüdeki ben gülümsedi.

“Merak etme.”

Bir saniye durdu.

“Ben de ilk seferinde hatırlamıyordum.”

Görüntü sona erdi.

Karanlık.

Sonra tek bir cümle:

“Döngü beşinci kez başladı.”

---

Gözlerimi açtığımda yerdeydim.

Emir yanımda çömelmişti.

“Ne gördün?”

“Sen yoksun.”

Başını eğdi.

“Evet.”

“Sen bir hatırasın.”

“Evet.”

“Ben seni yarattım.”

“Evet.”

“Peki neden?”

Emir uzun süre cevap vermedi.

Sonra:

“Çünkü yalnız kalmaktan korkuyordun.”

Bu cevap beklediğimden daha ağırdı.

“Beni sen mi yarattın?”

“Hayır.”

“Öyleyse?”

“Sen kendini yarattın.”

“Anlamıyorum.”

“Her seferinde aynı şey oluyor. Sen ölmeden önce birini yaratıyorsun. Onunla konuşuyorsun. Ona kardeşim diyorsun. Sonra o kişi sana gerçeği anlatıyor.”

“Gerçek ne?”

Emir gözlerini kapattı.

“Senin gerçekten var olmadığın.”

---

ON DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Beşinci Mert

Yaşlı adam masaya oturdu.

İlk kez onun gerçekten yorulduğunu gördüm.

“Bana her şeyi anlat.”

“Hazır mısın?”

“Hayır.”

“İyi.”

Defteri açtı.

“İlk Mert 1995'te yaratıldı.”

“Ben?”

“İlk Mert değilsin.”

“İkinci?”

“Hayır.”

“Üçüncü?”

“Beşinci.”

“Diğerleri?”

“Her biri aynı şeyi yaptı.”

“Neyi?”

“Gerçeği öğrendi.”

“Sonra?”

“Gerçeği değiştirmeye çalıştı.”

“Başaramadılar mı?”

“Başardılar.”

“Nasıl?”

Yaşlı adam bana baktı.

“Her seferinde biraz daha fazla.”

“Ne değiştirdiler?”

“Senin geçmişini.”

“Geçmişimi mi?”

“Evet.”

“Nasıl?”

“Hatıralarını değiştirerek.”

“Bu mümkün değil.”

“Senin için mümkün.”

“Ben neden?”

“Çünkü sen bir insan değilsin.”

Bu cümle artık eskisi kadar korkunç değildi.

Çünkü insan bir yalanı yeterince uzun süre duyarsa, bir noktadan sonra doğruluğunu değil, ayrıntılarını merak etmeye başlar.

“Peki neyim?”

Yaşlı adam defteri bana uzattı.

“Bunu sen yazdın.”

Sayfayı açtım.

İlk cümle:

İnsan bazı geceler uyumaz.

Altında:

Benim için o gecelerden biri değildi.

Bir sonraki sayfa.

Çünkü ben zaten uzun zamandır aynı insan değildim.

Metnin devamını okudum.

Ve bir yerde durdum.

Çünkü bir cümle vardı.

Daha önce görmemiştim.

“Mert'in en büyük hatası, kendisini başından beri insan sanmasıydı.”

Sayfayı çevirdim.

“Oysa Mert bir hafıza projesiydi.”

Bir sonraki:

“Ama proje başarılı olmadı.”

Bir sonraki:

“Çünkü Mert kendisini yazmaya başladı.”

Kitabı kapattım.

“Bu ne?”

Yaşlı adam:

“Sonuncu aşama.”

“Ne aşaması?”

“Kendi yaratıcısını yaratma.”

“Kim benim yaratıcım?”

Adam cevap vermedi.

Emir konuştu.

“Sen.”

“Ben mi?”

“Evet.”

“Ben kendimi mi yarattım?”

“Hayır.”

Emir'in yüzünde ilk kez korku vardı.

“Sen kendini yazdın.”

---

ON BEŞİNCİ BÖLÜM

Yazar

O gece ilk kez kitabın bütününü okumaya karar verdim.

Baştan sona.

Ne kadar sürerse sürsün.

İlk bölümden başladım.

Kapının önündeki adam.

Sonra annem.

Defter.

Emir.

Doktor.

İkiz.

Ölü doğum.

Hepsi.

Ama her bölümde başka bir ayrıntı dikkatimi çekmeye başladı.

İlk bölümde kahve bardağını sol elimle tuttuğum yazıyordu.

Oysa ben sağ elimi kullanıyordum.

İkinci bölümde annemin telefon numarasının son dört hanesi farklıydı.

Üçüncü bölümde evimin duvarları farklı renkteydi.

Dördüncü bölümde babamın öldüğü yazıyordu.

Ben babamın beni terk ettiğini hatırlıyordum.

Beşinci bölümde üniversiteye hiç gitmediğim yazıyordu.

Ben mezun olduğumu hatırlıyordum.

Altıncı bölümde ilk sevgilimin adının Ece olduğu yazıyordu.

Benim hatırladığım isim Aslı'ydı.

Yedinci bölümde annem beni yedi yaşımda kaybetmişti.

Sekizinci bölümde on iki yaşındaydım.

Dokuzuncu bölümde otuz bir.

Her şey birbirini tutmuyordu.

Kitap benim hayatımı anlatmıyordu.

Kitap benim hayatlarımı anlatıyordu.

Sayfaları hızla çevirdim.

Son bölüme geldim.

Yirminci bölüm.

Başlık:

YİRMİNCİ BÖLÜM....

Yazar

Sayfayı çevirdim.

Boş.

Bir sonraki.

Boş.

Bir sonraki.

Boş.

Son sayfaya kadar.

Hepsi boştu.

“Bitti,” dedim.

Emir bana baktı.

“Hayır.”

“Kitap burada bitiyor.”

“Kitap burada başlıyor.”

“Nasıl?”

Emir masaya yaklaştı.

Parmağını son sayfaya koydu.

“Yaz.”

“Ne?”

“Son cümleyi.”

“Ne yazacağım?”

“Gerçeği.”

Kalemi elime aldım.

Sayfaya baktım.

Bir süre hiçbir şey yazamadım.

Sonra ilk kelimeyi yazdım:

Ben...

Kalem durdu.

Emir:

“Devam et.”

Yazdım:

Ben Mert Aras değilim.

O anda odadaki bütün ışıklar söndü.

Kapı kendiliğinden açıldı.

Koridorda annem duruyordu.

Ölü olduğu hâliyle.

Beyaz geceliği üzerinde.

Yüzünde sakin bir ifade vardı.

Bana baktı.

“Sonunda.”

Kalemi düşürdüm.

“Anne?”

Gülümsedi.

“Beni neden bu kadar uzun süre beklettin?”

“Sen öldün.”

“Evet.”

“Nasıl buradasın?”

“Ben burada değilim.”

“Öyleyse neredesin?”

Annem kitabı gösterdi.

“Orada.”

Sayfaya baktım.

Yazdığım cümle değişmişti.

Ben Mert Aras değilim.

Altına yeni bir cümle eklenmişti.

Ben Sevim Aras'ım.

Başımı kaldırdım.

Annem yoktu.

Emir yoktu.

Yaşlı adam yoktu.

Odada yalnızdım.

Ve ilk kez aynaya baktığımda...

Aynada ben de yoktum.

---

ON ALTINCI BÖLÜM

Sevim

Aynanın karşısında saatlerce durdum.

Kendimi göremiyordum.

Ama odadaki her şey görünüyordu.

Masa.

Sandalye.

Kitap.

Pencere.

Duvar.

Sadece ben yoktum.

Sonra kitabın sayfasında yeni bir cümle belirdi.

“Sevim, aynada kendini göremediğinde hikâyenin gerçek anlatıcısı olduğunu anladı.”

Geri çekildim.

“Hayır.”

Bir başka cümle:

“Fakat Sevim değildi.”

Sayfa değişti.

“Sevim de yazılmıştı.”

Bir sonraki:

“Herkes yazılmıştı.”

Kalemi elime aldım.

“Kim yazıyor?”

Sayfa cevap verdi.

“Sen.”

“Ben kimim?”

Cevap:

“Okuyucu.”

O anda her şey sustu.

Saat.

Yağmur.

Şehrin uğultusu.

Kalbimin sesi bile.

Kitaba baktım.

Son sayfada yeni bir paragraf oluşuyordu.

Bu hikâyeyi okuyan kişi artık hikâyenin içindedir.

Altında:

Çünkü Mert hiçbir zaman kitabın karakteri değildi.

Bir satır daha:

Kitabın karakteri sensin.

Kalemi bıraktım.

Son cümle yavaşça ortaya çıktı:

“Şimdi kitabı kapat.”

Kapattım.

Fakat kapağın üzerinde artık bir isim yoktu.

Sadece küçük bir tarih vardı:

21 Ağustos 2026.

Bugünün tarihi.

Ve altında:

03.17

Kitabı kapattığım anda kapının dışından bir ses geldi.

Benim sesim.

Ama bu kez çok uzaktan geliyordu.

“Bitti.”

Gülümsedim.

“Hayır.”

Ses sustu.

“Daha başlamadı.”

Kapıyı açtım.

Koridor boştu.

Merdivenlerden aşağı baktım.

Kimse yoktu.

Sonra yerde bir kâğıt gördüm.

Eğilip aldım.

Üzerinde tek bir cümle vardı:

“İlk sayfayı aç.”

Kâğıdın arkasında:

“Ve bu kez kendi adını yaz.”

Kitaba geri döndüm.

Kapağı açtım.

İlk sayfa boştu.

Kalemi aldım.

Sayfanın üzerine adımı yazmak için eğildim.

Fakat tam ilk harfi yazacakken durdum.

Çünkü el yazımın altında, benden önce yazılmış başka bir isim gördüm.

Çok silik.

Neredeyse görünmeyecek kadar eski.

Yaklaştım.

Okudum.

Emir Aras.

Ve o anda arkamdan biri fısıldadı:

“Sonunda beni hatırladın.”

Döndüm.

Emir karşımdaydı.

Bu kez aynada da görünüyordu.

Fakat yüzü değişmişti.

Artık benim yüzüm değildi.

Ben ona baktım.

“Sen kimsin?”

Emir gülümsedi.

“Ben yazarım.”

“Peki Mert?”

Emir cevap verdi:

“Onu sen öldürdün.”

“Ne zaman?”

“İlk cümlede.”

Sonra kitabı elimden aldı.

İlk sayfayı açtı.

Ve parmağıyla ilk cümleyi gösterdi:

İnsan bazı geceler uyumaz.

“Bunu kim yazdı?” diye sordu.

Cevap veremedim.

Emir kitabı kapattı.

“İşte bütün mesele bu.”

O gece ilk kez fark ettim:

Ben kitabı okumuyordum.

Kitap beni okuyordu.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Like atmayı unutmayın sevgili okurlarım 💞