Şok çalışmama izin vermemişti, kafamın içindeki seste uyumama izin vermiyordu. Susturmak bile mümkün değildi.
"Kızıl ormanı diye bir yer yok işte!" diye bağırdım bilgisayarın önünde.
"Benim zamanımda vardı" dedi kafamdaki ses. "İsmini değiştirmiş olmalılar"
Öfkeyle iç çekerek geri oturdum, "Tam olarak neredeydi?"
"Kusura bakma ama dünyadaki yer isimlerini bilmiyorum ben. Hele 500 yıl sonra..." Dedi ince sesiyle.
Sabrım tükenince eski Kızıl ormanı diye arama yaptım. Şimdiki Unutulmuş orman denen yermiş meğersem. "Buldum" dedim.
"Görüyorum ya" diye cevap verdi alaycı bir tonla "Oraya git" dedi.
Silah ve hançer alarak Chloe'nin odasını kontrol ettim, uyuyordu. "Beni gece gece vampirlerin arasına gönderdiğin için -"
"Bana hiçbir şey yapamazsın, bilim kızı" dedi yine alaycı sesiyle.
"Bilim kadını denir ona"
Gece olmasına rağmen vampirler ortaya çıkamasın diye parlak ışıklar sayesinde hala gündüz gibiydi. Işınlanma durağından Unutulmuş ormana en yakın durağa gittim. "Orman buraya çok uzak" diye mızmızlandım telefonda konuma bakarak.
"Portalı sen tamir etmek istemiştin!" diye bağırdı.
"Bir daha bağırırsan -"
"Bana hiçbir şey yapamazsın"
Ormana doğru gittikce hava daha da kararıyordu. İnsan yaşamayan arazilerde ışıklar açık tutulmazdı. "Portal nerede ki?" diye sordum feneri yakarak.
"Ortalığa bak biraz" diye emir verdi kafamdaki ses. Bu bedeni ortak kullandığımız için ben neye bakıyorsam onu görebilirdi sadece.
"Alice?" diyerek biri çıktı ağacın arkasından.
"Senin ne işin var burada?" diye sordum Chloe'yi görünce.
"Seni kandırmıș!" diyerek kahkaha attı kafamdaki ses.
"Sus!" diye bağırınca başka birinin daha geldiğini gördüm Chloe'nin yanına, arkasında duruyordu.
"Burdan kimseye bahsetmeyeceğini söylemiştin, tatlım" dedi beyaz tenli siyah saçlı adam ellerini Chloe'nin omuzlarına koyarak.
"Bahsetmedim zaten" dedi Chloe zayıf bir gülümsemeyle.
"Vexa!" diye bağırdı kafamdaki ses tam ağzımı açıp konușacakken.
"Onu tanıyor musun?" sordum.
"Peki buraya nasıl geldi?" derken çocuğun sesi kabaydı, Chloe resmen elinden kurtulmaya çalışıyordu. "İnsan kanı içmeyeli uzun zaman olmuştu" diye sırıtarak Chloe'nin boynuna eğilince silahımı çıkardım. Ama Chloe eliyle durmamı işaret ediyordu, korkuyormuș gibi görünmüyordu. Vexa eliyle Chloe'nin ağzını kapatarak dişlerini boynuna geçirdiği gibi kenara atılıp tükürdü. Bir şeyler mırıldanıyordu ama öksürdüğü için anlaşılmıyordu. Chloe sakince çantasından silahını aldı.
"Onu öldürmesine izin verme!" diye bağırdı kafamdaki endişeli ses. Hiçbir şey yapmadım.
Chloe silahı Vexa'ya doğrultunca vampir geri adımlayarak gergin bir şekilde gülümsedi.
"Sen yapmazsın, Chloe" dedi ağzındaki kanı koluna silerek. Chloe sakin görünüyordu, bir elini kalbine koydu ve "Burası daha çok acıttı, Vexa" dedi, sesi hüzünlüydü.
Vexa başını olumsuzca sallayınca Chloe tetiği çekti.





