Bölümler Alice'in bakış açısından olacak. Değiştiğinde bölümün yukarısında yazacağım. Keyifli okumalar 🦋
... 500 yıl sonra
Son zamanlarda çok garip davranıyor. Laboratuvara hep benden önce gelir, benden geç çıkardı. Şimdi geldiği gibi çıkıp gidiyordu.
"Yine geciktin diyeceksin" dedi kapının önünde sırıtarak.
"Evet, neden?" kaşlarımı çattım sorarken.
"Uyuya kalmıştım" dedi çantasını dolaba bıraktı.
"Her gün, evet." dedim alaycı bir ses tonuyla.
"Nelerimiz var bugün?" diye sordu, önlüğünü giyerken birşeyler düşürmüştü ama aldırmadım.
"Başkanın istekleri fazla çocukca olmaya başladı."
"Telefonun içinden eşya göndermek, kesinlikle çocuk hayali" diyerek bir kaç kitabı açıp önüne serdi.
"Işınlanma aletini telefona enjekte etmeyi düşündüm ben. Hologram kullanarak karşı tarafı canlı gibi göstere biliyorsak, eşyaları da ışınlandıra biliriz."
"Yapa bildinmi?" Diye sordu başını kaldırmadan.
"Şöyle bir şey yaptım" dedim ekranı çatlamış telefonu önüne koyarak. Eski telefonlar gibi yere düştüğü gibi kırılmazdı bu telefonlar, ekranları fazlasıyla sertti.
"İç içe iyi oturuyor ama çalıştırınca -" diyerek duraksadım umrunda olmadığımı görünce. Sessizliği farketmiș olmalı ki, bana baktı.
"Evet?" dedi ve gözleri telefonu buldu. "Ekrana ne kadar basınç uyguladın sen?" gözleri kocaman açıldı.
"Umrunda değil, değil mi, Ezra?" dedim telefonu kenara iterek. "Ne yaptığını bile bilmediğimiz işlerle meşgulsün. Bütün işler benim boynuma kalıyor." dedim sert sesle.
"Son zamanlar çok meşgulüm." demekle yetindi, tekrar kitabına dönmüştü. Başımı salladım olumlu bir şekilde. "İstifa edersem kovulursun" dedim sırıtarak.
"Hadi ama, yapma bunu bana. Arkadaşlar bir birine yardım eder." dedi, ellerini yalvarır gibi birleştirmişti.
Hiçbir şey söylemeden önlüğümü öfkeyle çıkarıp bir kenara fırlattım, az önce düşürdüğü kolyeyi de, çantamı da alıp çıktım. Peşimden birşeyler mırıldandı, ama umursamadım. O, beni ve işini umursamıyorsa, ben niye onu umursayayım.
Yıllar önce vampirlerin güneşten acı çekme nedenleri öğrenildi ve yüzyıllardır gece ve gündüz bunu kullanarak her tarafı ışıklı tutuyoruz. Vampirler de mecburen karanlık köşelerde saklanmak zorunda kalıyor.
En yakın ışınlanma durağına gidip konumu girdim ve bir kaç saniye sonra eve yakın bir duraktaytım. Eve varınca sonunda defalarca reddedilen projemle meşgul ola bilecektim.
Ama eve girdiğimde şok oldum. Duvarda sanki birileri kaçmaya çalışmıș gibi kan izleri vardı. Kapının önünde durdum. "Chloe?", cevap vermedi. Kalbim hızlanmaya başlamıştı bile. "Chloe, evde misin?" sesim titriyordu ve cevap yoktu.










