Kahve ve kızarmış ekmek kokusu mutfağı tamamen sarmış, duvardaki eski saatin yelkovanı okulun ilk ders saatinin yaklaştığını acımasızca ilan etmeye başlamıştı. Minho, kollarını göğsünde kavuşturmuş bir halde mutfak eşiğinde dikilip koltuğa baktı. Jisung hala uykunun o derin, dış dünyadan kopuk evresindeydi; battaniyeye öyle bir sarılmıştı ki, sanki uyanırsa yeniden o köprüdeki soğuk rüzgarla yüzleşmekten korkuyordu.
Minho derin bir iç çekti. Saatini kontrol etti; eğer beş dakika içinde evden çıkmazsa okula geç kalacaktı ve okulun disiplin sorumlusu olarak geç kalma lüksü yoktu. Jisung'u sarsıp uyandırmayı, o sert ses tonuyla "Kalk ve okula git" demeyi düşündü bir an. Ama sonra dün geceki o perişan, titreyen halini hatırladı. O kırık dökük satırları karalayan çocuğun bugün o kalabalık, gürültülü okul koridorlarında dik duracak gücü yoktu, bunu biliyordu.
Yavaşça mutfak tezgahına ilerledi. Cebinden siyah tükenmez kalemini çıkardı, tezgahın üzerindeki küçük bir kağıt parçasına jilet gibi nizamı el yazısıyla birkaç satır karaladı.
Kağıdı aldı, sessiz adımlarla salona geçip kahve kupasının hemen altına, Jisung’un görebileceği şekilde bıraktı. Çıkmadan önce son bir kez, kapının eşiğinden koltukta yatan çocuğa baktı. Yüzündeki o sarsılmaz, ciddi ifadeyi bozmadan arkasını döndü, anahtarlarını aldı ve kapıyı arkasından sessizce kilitleyerek evden çıktı.
Birkaç saat sonra, gün ışığı odayı tamamen doldurduğunda Jisung hafifçe kıpırdanarak gözlerini açtı. Üzerindeki gri hırkanın kokusu ve burnuna gelen hafif kahve kokusuyla nerede olduğunu hatırlaması birkaç saniyesini aldı. Doğruldu, uyuşmuş bedenini esneterek mutfak tezgahına doğru yürüdü.
Tezgahta özenle hazırlanmış ama artık soğumuş olan kahvaltı tabağının ve kupanın yanında duran o küçük notu fark etti. Kağıdı eline aldığında, Minho'nun o net ve mesafeli tavrını satırlarda bile hissetti:
"Kahvaltıyı yap ve ilaç niyetine o kahveyi bitir. Bugün okula gelme, yok yazılmanı ben bir şekilde hallederim. Sadece evde kal ve dinlen. İnat edip dışarı çıkmaya kalkarsan ya da dün geceki gibi bir aptallık yaparsan, seni bu sefer nereye şikayet edeceğimi çok iyi biliyorsun. Ödevlerini ve gitarını elleme, bugün sadece uyu.
- Lee Minho"
Jisung notu okurken dudaklarının kenarında çok hafif, günler sonra ilk kez samimi bir tebessüm belirdi. Minho her zamanki gibi sert davranmaya, tehdit etmeye çalışıyordu ama o çelik duvarların arkasında aslında kendisini düşünen, korumaya çalışan birinin olduğunu bilmek, Jisung’un kalbindeki o kurumuş hayallere sanki çok ufak bir can suyu vermişti.