İçeriğe geç

Son mesaj

Bölüm 18 · 5 dk okuma

Son mesaj

Bölüm 18

Çantanın içindeki sır

Sahnenin ortasında duran çantaya bakarken hiçbirimiz hareket etmiyorduk. Çantanın üzerindeki yazı bana aitti. Harfleri tanıyordum. Küçükken yazdığım harflerden bile ayırt edebilirdim. Ama cümlenin anlamı içimi ürpertiyordu. “Eğer bunu bulduysanız, artık hiçbirinize güvenmeyin.” Duru sessizce konuştu. “Lara, bunu gerçekten sen mi yazdın?” “Bilmiyorum.” Efe bana baktı. “Yaklaşma.” “Niye?” “Çünkü bunun buraya özellikle bırakıldığını biliyoruz.” “Zaten bütün gece bizi birileri yönlendiriyor.” Efe sahneye çıktı ve çantanın etrafını kontrol etti. “Burada bir şey yok.” “Emin misin?” “Hayır.” Sonra çantayı açtı. İçinden birkaç defter, eski bir USB bellek, bir fotoğraf ve küçük bir ses kayıt cihazı çıktı. Fotoğrafı elime aldığımda nefesim kesildi. Mina, ben ve Efe yine aynı karedeydik. Ama bu kez arkamızda dördüncü kişi açıkça görünüyordu. Müdür yardımcısı. Duru fotoğrafa yaklaştı. “Demek gerçekten o.” Efe fotoğrafı çevirdi. Arkasında tarih vardı. 22 Ekim. Mina'nın kaybolmasından bir gün önce. Altında ise: “Yarın her şey bitecek.” Ses kayıt cihazını elime aldım. Üzerindeki tek tuşa bastım. Önce cızırtı duyuldu. Sonra Mina'nın sesi geldi. “Lara, eğer bunu dinliyorsan çantayı buldun.” Gözlerim doldu. “Bunu sana bırakmamın nedeni, bana inanmanı sağlamak değil. Çünkü bir gün benim hakkımda duyduğun her şeyden şüphe edeceksin.” Kısa bir sessizlik oldu. “Efe'ye kızgın olduğunu biliyorum.” Efe başını kaldırdı. Mina devam etti: “Onun seni neden yalnız bıraktığını öğrenmek isteyeceksin.” Ses kaydı birkaç saniye sustu. “Çünkü o gece Efe seni seçmedi. Sen onu seçtin.” Efe şaşkınlıkla bana baktı. “Ne?” Kayıt devam etti. “Lara, o gece Efe'ye gitmesini sen söyledin.” Başım dönmeye başladı. “Hayır...” “Çünkü birinin peşinden gitmesi gerekiyordu.” Gözlerimi kapattım. Ve o anda bir görüntü zihnimde belirdi. Mina önümde duruyordu. Efe yanımızdaydı. Ben ona bağırıyordum: “Sen Mina'yı bul. Ben burada kalacağım.” Efe: “Lara, seni yalnız bırakmam.” Ben: “Git!” Görüntü kayboldu. Efe bana bakıyordu. “Hatırladın.” Başımı salladım. “Evet.” “Beni sen gönderdin.” “Ben...” “Hatırladın mı?” “Evet.” Efe'nin yüzünde öfke değil, yıllardır taşıdığı bir kırgınlık vardı. “Ben seni bırakmak istememiştim.” Gözlerim doldu. “Biliyorum.” “Bunu iki yıl boyunca kendime bile anlatamadım.” “Efe...” “Sen beni gönderdikten sonra Mina'nın peşinden gittim. Ama geri döndüğümde sen yoktun.” “Ben neredeydim?” Efe cevap veremedi. Ses kaydındaki Mina yeniden konuşmaya başladı. “Lara, buradan sonrası önemli.” Hepimiz cihaza döndük. “Ben o gece okuldan kendi isteğimle çıkmadım.” Duru nefesini tuttu. “Beni biri takip ediyordu.” Mina'nın sesi daha da kısıldı. “Ve o kişi müdür yardımcısı değildi.” Efe hemen konuştu. “Kimdi?” Kayıtta birkaç saniye sessizlik oldu. Sonra Mina: “Lara'nın ailesinden biri.” O an odadaki hava değişti. Duru bana baktı. Ben hiçbir şey söyleyemedim. Ses kaydı devam etti: “Lara'nın ailesinden biri, yıllardır bu olayın içinde.” Telefonum titredi. Bilinmeyen numara. “Sonunda doğru yere geldiniz.” Ardından: “Şimdi çantadaki USB'yi açın.” Efe USB'yi bilgisayara taktı. Ekranda tek bir klasör vardı. “23 EKİM — SON KAYIT.” Klasörü açtık. İçinde bir video çıktı. Videoyu oynattım. Görüntüde okulun arka bahçesi vardı. Saat 21.42. Mina kameranın karşısına geçti. Ardından ben görüntüye girdim. Sonra Efe. Ama videonun sonunda dördüncü bir kişi daha görünüyordu. Yüzünü gördüğüm anda donup kaldım. “Bu...” Duru bana baktı. “Kim?” Cevap veremedim. Çünkü görüntüdeki kişi babamdı. Efe hemen videoyu durdurdu. “Baban.” “Evet.” “Lara, belki düşündüğümüz gibi değildir.” “Hayır.” Gözlerimi ekrandan ayırmadım. “Babam oradaydı.” Videoyu yeniden başlattık. Babam Mina'nın yanına gidiyordu. Mina ona bir zarf uzattı. Babam zarfı aldı. Sonra kameraya baktı. Sanki kameranın nerede olduğunu biliyordu. Ve tam o anda video kesildi. Duru: “Devamı yok.” Efe USB'yi çıkardı. “Birileri son kısmı silmiş.” Telefonum yeniden titredi. Bu kez Mina'dan mesaj vardı. “Babanı suçlama.” Hemen cevap yazdım: “Peki kimi suçlayacağım?” Cevap: “Henüz kimseyi.” Sonra: “Çünkü baban o gece seni korumaya çalışıyordu.” Bir başka mesaj: “Bana verdiği zarf hâlâ sende.” “Ne zarfı?” Mesaj gelmedi. Efe bana baktı. “Babanın verdiği bir şey var mı?” “Hayır.” Tam o anda çantanın dibindeki küçük bölmeyi fark ettim. Elimi içine uzattım. Küçük, eski bir zarf çıkardım. Üzerinde babamın el yazısı vardı. “Lara'ya, 18 yaşında açılacak.” Duru şaşkınlıkla baktı. “Sen daha 17'sin.” “Biliyorum.” Efe zarfı dikkatle inceledi. “Bunu şimdi açmamalısın.” “Belki de bütün cevap burada.” “Ya cevap değilse?” “En azından gerçeğe yaklaşırız.” Zarfı açtım. İçinden bir mektup çıktı. Mektubun ilk cümlesini okuduğumda ellerim titremeye başladı. “Lara, eğer bu mektubu zamanından önce okuyorsan, demek ki planımız bozuldu.” Planımız. Bu kelimeye takıldım. Babam devam etmişti: “Üç yıl önce Mina ile birlikte bir plan yaptık.” Efe bana baktı. “Ne planı?” Mektubu okumaya devam ettim. “Amacımız okulda öğrenciler hakkında bilgi toplayan kişinin kim olduğunu ortaya çıkarmaktı.” Bir sonraki satır: “Mina bu planın bir parçasıydı.” Sonra: “Sen de öyle.” Mektup elimden kaydı. “Ben de mi?” Efe mektubu aldı. Bir sonraki satırı okudu. “Fakat planın son gecesinde beklemediğimiz biri ortaya çıktı.” Duru yaklaştı. “Kim?” Mektubun devamı yoktu. Sayfanın geri kalanı yırtılmıştı. Tam o anda tiyatro salonunun kapısından bir ses geldi. “Ben.” Üçümüz birden kapıya döndük. Kapının önünde bir kız duruyordu. Kapüşonunu indirdi. Yüzünü gördüğüm anda kalbim duracak gibi oldu. Duru ağzını kapattı. Efe birkaç adım geri çekildi. Ben ise konuşamıyordum. Karşımızda Mina duruyordu. İki yıl boyunca kayıp olan en yakın arkadaşım. Gerçekti. Hayattaydı. Ve gözlerini doğrudan bana dikmişti. “Merhaba, Lara.” Bir adım attım. “Mina...” Gözleri doldu. “Beni özledin mi?” Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken ona doğru yürüdüm. Ama Mina geri çekildi. “Henüz bana sarılma.” “Neden?” “Çünkü sana anlatmam gereken bir şey var.” “Ne?” Mina Efe'ye baktı. Sonra Duru'ya. En sonunda tekrar bana döndü. “Mesajları ben göndermedim.” O anda telefonum titredi. Hepimiz ekrana baktık. Bilinmeyen numaradan tek bir mesaj gelmişti: “Sonunda dördünüz bir aradasınız.” Mina'nın yüzündeki ifade bir anda değişti. “Hayır...” “Ne oldu?” diye sordum. Mina telefonuma baktı. “Bu numara...” “Ne?” Mina'nın sesi titredi. “Bu numara iki yıl önce benim telefonuma da mesaj gönderiyordu.” Son mesaj geldi: “Şimdi geçmişte kimin yalan söylediğini öğrenme zamanı.” Mina ekrana bakarken fısıldadı: “Lara...” “Ne?” “Aramızda sandığımızdan çok daha yakın biri var.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.