Kartı elimde tutarken gözlerimi fotoğraftan ayıramadım. Fotoğraftaki kız bendim. Yüzüm, saçlarım, bakışlarım... Hepsi bana aitti. Ama kartta yazan isim bana ait değildi. “Bu nasıl mümkün?” Efe kartı elimden aldı. “Bilmiyorum.” “Bana artık bunu söyleme.” Efe sustu. “Her şey için ‘bilmiyorum’ diyorsunuz. Üç yıl önce beni tanıyordun. Mina yaşıyor. Babalarımız bu işin içinde. Şimdi de kimliğimde başka bir isim var.” Kapının ardından Efe'nin babasının sesi geldi. “Çünkü Lara, sana anlatılan hayatın tamamı sana ait değil.” Efe kapıya yaklaştı. “İçeri gir.” Kapı açıldı. Efe'nin babası karşımızda duruyordu. Yüzünde yorgun bir ifade vardı. “Bunca yıl neden sustun?” “Çünkü susmazsam Lara'nın hayatı tehlikeye girecekti.” “Zaten tehlikede.” Adam gözlerini bana çevirdi. “Biliyorum.” Kartı ona gösterdim. “Bu isim ne?” Bir süre kartı inceledi. “Bunu nereden buldunuz?” “Buradan.” “Bu kartın burada olmaması gerekiyordu.” “Cevap ver.” Derin bir nefes aldı. “Üç yıl önce bu okulda bir olay yaşandı. Bazı öğrencilerin özel bilgileri gizlice toplanıyordu. Mina bunu fark etti.” “Ben de mi fark ettim?” “Evet.” “Peki neden benim ismim değişti?” “Değişmedi.” Kaşlarımı çattım. “Ne demek bu?” “Senin gerçek kimliğinle ilgili resmi bir sorun yok. O kart sahte.” Bir an sessiz kaldım. “Beni korkutmak için mi yapıldı?” “Evet.” “Kim yaptı?” Adam cevap vermeden önce Efe'ye baktı. “Bunu bilmek istemezsin.” “Artık her şeyi bilmek istiyorum.” Adamın yüzü sertleşti. “Üç yıl önce Mina, okulun bilgisayar sisteminde gizli bir dosya buldu. Dosyada öğrencilerle ilgili bilgiler vardı. Ama asıl önemli olan, dosyaya erişen kişinin kim olduğuydu.” “Kim?” “Okul müdür yardımcısı.” Duru hemen konuştu. “Peki neden hâlâ okulda?” “Çünkü kanıt yeterli değildi.” Efe öfkeyle: “Ve babam da bunu biliyordu.” Babası başını eğdi. “Evet.” Efe birkaç saniye sustu. “Bana neden söylemedin?” “Seni korumaya çalıştım.” “Beni değil, kendini korudun.” Adam cevap vermedi. Ben araya girdim. “Mina neden kayboldu?” “Çünkü dosyanın bir kopyasını aldı.” “Sonra?” “Onu geri vermesini istediler.” “Vermedi.” “Hayır.” “Peki ben?” Adam bana baktı. “Sen Mina'nın yanında kaldın.” “Sonra ne oldu?” “23 Ekim gecesi okulun arka bahçesinde buluştunuz.” Başım ağrımaya başladı. Karanlık bir görüntü zihnimde belirdi. Mina'nın elinde bir çanta vardı. “Lara, bunu kimseye verme.” Ben başımı sallıyordum. Sonra bir kapı. Bir erkek sesi. “Çantanı bırak.” Görüntü kayboldu. Efe hemen yanıma geldi. “Lara?” “Bir şey hatırladım.” “Ne?” “Mina'nın bir çantası vardı.” Efe'nin babası başını salladı. “Evet.” “Çanta nerede?” “Bulunamadı.” Telefonum titredi. Mina'dan mesaj gelmişti. “Çanta bulunmadı.” Sonra: “Çünkü onu sen sakladın.” Kalbim hızlandı. “Ben mi?” Efe mesajı okudu. “Bu mümkün.” “Hatırlamıyorum.” Mina'dan yeni mesaj geldi. “Hatırlayacaksın.” Ardından bir konum gönderildi. Okulun eski spor salonu. Efe bana baktı. “Gidiyoruz.” Efe'nin babası hemen: “Hayır.” “Artık seni dinlemeyeceğim.” “Orası güvenli değil.” “Hiçbir yer güvenli değil.” Duru çantasını aldı. “Ben de geliyorum.” Efe başını salladı. Üçümüz eski spor salonuna doğru yürüdük. Koridorlar boştu. Spor salonunun kapısı kilitliydi. Efe kapıyı kontrol etti. “Burada bir şey var.” “Ne?” “Kilidin üzerinde yeni çizikler.” Duru telefonunun ışığını tuttu. “Birileri yakın zamanda açmış.” Kapıyı zorlamadan önce içeriden bir ses geldi. Üçümüz de sustuk. Bir şey yere düştü. Sonra sessizlik. Efe kapıyı açtı. İçeri girdiğimizde salon boştu. Ama tribünlerin altında küçük bir kutu duruyordu. Kutunun üzerinde ismim yazıyordu. Kutuyu açtım. İçinde eski bir defter vardı. İlk sayfada Mina'nın el yazısı: “Lara'ya.” Sayfayı çevirdim. “Eğer bunu bulduysan, çantayı da bulmaya yaklaştın.” Bir sonraki sayfa: “Lara, sana bir şey söylemem gerekiyor.” Sonraki sayfada tek bir cümle vardı: “Efe senden hoşlanıyor.” Duru bana baktı. Ben şaşkınlıkla sayfayı çevirdim. Ama devamında romantik bir itiraftan çok daha önemli bir şey vardı: “Fakat bunu sana söylemesine izin verme. Çünkü duygularını kullanarak seni korumaya çalışacak.” Efe defteri elimden aldı. “Bunu Mina yazmış.” “Biliyorum.” “Ben seni kullanmıyorum.” “Biliyorum.” Bir an birbirimize baktık. Sonra Efe sessizce: “Ben sadece sana bir şey olmasını istemiyorum.” Bu cümleyle aramızdaki gerginlik biraz olsun azaldı. Duru boğazını temizledi. “Bence defterin devamına bakalım.” Haklıydı. Sayfayı çevirdim. “Çanta spor salonunda değil.” “Peki nerede?” Son sayfada bir çizim vardı. Okulun planı. Kırmızı bir X işareti. Eski tiyatro salonu. Altında: “Perde kapandığında aşağı bak.” Tam o sırada salonun kapısı sertçe kapandı. Duru irkildi. Efe hemen kapıya yöneldi. “Kilitlediler.” Telefonum titredi. Mina: “Çantayı bulursanız her şeyi öğrenirsiniz.” Bir başka mesaj: “Ama dikkatli olun.” Sonra: “Çünkü sizi buraya gönderen kişi ben değilim.” Telefonu elimden düşürecektim. “Ne oldu?” diye sordu Efe. Telefonu ona uzattım. Yüzü değişti. “Demek mesajları gönderen kişi Mina değil.” Duru fısıldadı: “Peki kim?” O anda spor salonundaki projektörlerden biri kendiliğinden açıldı. Karşımızdaki duvara bir görüntü yansıdı. Eski bir güvenlik kaydı. Tarih: 23 Ekim. Görüntüde Mina vardı. Sonra ben. Ardından Efe. Üçümüz okulun tiyatro salonuna giriyorduk. Ve videonun son saniyesinde Mina kameraya dönüp bir şey söylüyordu. Ses yoktu. Görüntü dondu. Altında tek bir cümle belirdi: “Lara, tiyatro salonuna gidersen geçmişini değil, gerçeği bulacaksın.” Kapı bir anda açıldı. Koridorda kimse yoktu. Efe bana baktı. “Gidelim.” Tiyatro salonuna doğru yürürken telefonuma son bir mesaj geldi. Bu kez gönderen Mina değildi. Bilinmeyen bir numaraydı. “Çantayı bulduğunda, Efe'nin neden o gece seni yalnız bıraktığını da öğreneceksin.” Efe'ye baktım. “Bunu sen mi yaptın?” Efe'nin yüzü ciddileşti. “Hayır.” “Peki o gece neden beni yalnız bıraktın?” Efe birkaç saniye sustu. Sonra gözlerimin içine baktı. “Çünkü seni yalnız bırakmak zorunda kaldım.” “Neden?” “Çünkü Mina bana bir seçim yaptırdı.” “Ne seçimi?” Efe'nin sesi kısıldı. “Ya seni kurtaracaktım... ya da Mina'yı.” Tiyatro salonunun kapısına geldik. Kapının üzerinde 23 EKİM yazıyordu. Efe kapıyı açtı. İçerisi karanlıktı. Sahnenin ortasında eski bir çanta duruyordu. Ve çantanın üzerinde benim el yazımla yazılmış tek bir cümle vardı: “Eğer bunu bulduysanız, artık hiçbirinize güvenmeyin.”
Bölüm 17
Gerçek isim
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.