İçeriğe geç

Son mesaj

Bölüm 13 · 4 dk okuma

Son mesaj

Bölüm 13

3 yıl önce

Telefonu elimde tutarken ekrandaki mesaj gözlerimin önünde bulanıklaşıyordu. “Üç yıl önce neden hafızandan bir yıl silindi?” Bu cümle, son günlerde öğrendiğim her şeyden daha korkutucuydu. Çünkü ben üç yıl önceki hayatımı hatırlıyordum. En azından hatırladığımı sanıyordum. Efe karşımda sessizce duruyordu. “Bana gerçeği söyle.” “Lara...” “Üç yıldır beni tanıyorsun.” “Evet.” “Peki beni nerede tanıdın?” Efe cevap vermedi. Annem araya girdi. “Lara, şimdi değil.” “Tam zamanı.” Annem başını iki yana salladı. “Bunu öğrenirsen bazı şeyleri geri getiremeyiz.” “Zaten hayatımın bir kısmını hatırlamıyorum!” Sesim titredi. “Benden ne sakladınız?” Efe bana yaklaştı. “Bunu tek başına öğrenmeni istemiyorum.” “Sen benim yanımda olacaksan, bana yalan söylemeyeceksin.” “Bir daha söylemeyeceğim.” “Üç yıl önce ne oldu?” Efe derin bir nefes aldı. “Sen ve Mina bir sırrı öğrenmiştiniz.” “Ne sırrı?” “Okulla ilgiliydi.” Duru şaşkınlıkla sordu: “Ne gibi?” “Bazı öğrencilerin yıllardır tehdit edildiğiyle ilgili.” Kaşlarımı çattım. “Kim tarafından?” “Bilmiyoruz.” “Peki benim bununla ilgim ne?” Efe gözlerini bana dikti. “Çünkü o kişiyi ilk fark eden sendin.” Bir anda zihnimde kısa bir görüntü belirdi. Eski bir koridor. Elimde bir defter. Mina yanımda. Birinin ayak sesleri. Sonra Mina'nın sesi: “Lara, koş!” Görüntü kayboldu. Başımı tuttum. “Hatırladım.” Efe hemen yanıma geldi. “Ne?” “Mina'yla koşuyorduk.” “Nereye?” “Bilmiyorum.” “Başka?” “Bir kapı vardı.” Gözlerimi kapattım. “Kapının üzerinde... 317 yazıyordu.” Efe'nin yüzü değişti. Duru şaşkınlıkla bize baktı. “Bu sayı yine çıktı.” Efe başını salladı. “Çünkü 317 sadece bir saat değil.” “Neyin numarası?” “Eski okul arşivindeki bir dosyanın.” “Dosyanın?” “Evet.” Annem bir anda ayağa kalktı. “Bunu konuşmayı bırakın.” Ona döndüm. “Anne, sen de biliyorsun.” Annem cevap vermedi. “Biliyorsun, değil mi?” Gözlerinden yaşlar süzüldü. “Bilmemen gereken şeyleri öğrendin.” “Benim hayatım hakkında!” Annem sustu. Babam içeri girdi. Yüzü ciddi görünüyordu. “Lara, odana çık.” “Hayır.” “Şimdi.” “Bana emir vermeyi bırak!” Babam ilk kez sesini yükseltti. “Bu konu kapanacak.” Efe araya girdi. “Artık kapanmayacak.” Babam Efe'ye baktı. “Sen bu işe karışma.” “Zaten içindeyim.” “Baban da içindeydi.” Efe'nin yüzü gerildi. “Biliyorum.” Ben ikisine baktım. “Ne demek bu?” Babam sustu. Efe bana döndü. “Lara, yarın okula gel.” “Niye?” “Arşivdeki 317 numaralı dosyayı bulacağız.” Babam hemen karşı çıktı. “Hayır.” Bu tek kelime bile yeterliydi. Artık doğru yere baktığımızı anlamıştım. Gece herkes uyuduktan sonra telefonum yeniden titredi. Mina'dan mesaj gelmişti. “317 numaralı dosyayı bul.” Ardından: “Ama dosyayı bulduğunda ilk sayfayı okuma.” Şaşırdım. “İlk sayfada ne var?” Cevap birkaç saniye sonra geldi. “Senin imzan.” Ertesi gün okula girdiğimde Efe beni kapının yanında bekliyordu. “Hazır mısın?” “Hayır.” “Ben de değilim.” Duru yanımıza geldi. “Ben hazırım.” Üçümüz arşive doğru ilerledik. Okulun eski bölümüne indiğimizde koridorlar neredeyse tamamen boştu. Efe eski dolabın önünde durdu. “Dosyalar burada.” Rafları tek tek kontrol ettik. Sonunda 317 numarasını bulduk. Efe dosyayı çıkardı. Kapağı açmadan önce bana baktı. “Emin misin?” “Evet.” Dosyayı açtım. İlk sayfada büyük harflerle yazılmış bir başlık vardı. “OLAY RAPORU — LARA.” Altında benim adım, doğum tarihim ve üç yıl önceki tarih vardı. Ve en altta... İmzam. Nefesim kesildi. “Bu imza benim.” Efe hiçbir şey söylemedi. “Ben bunu neden imzaladım?” Dosyanın ikinci sayfasını çevirdim. Bir cümle vardı: “Tanık, olayın tamamını hatırlamamaktadır.” “Tanık ben miyim?” Efe başını salladı. “Evet.” Üçüncü sayfada Mina'nın adı vardı. Dördüncü sayfada Efe'nin. Ama beşinci sayfa tamamen yırtılmıştı. “Birileri bunu çıkarmış.” Duru dosyanın altını kontrol etti. “Burada başka bir şey var.” Dosyanın arasında küçük bir fotoğraf vardı. Fotoğrafı çıkardım. Üç yıl önce çekilmişti. Ben, Mina ve Efe aynı masada oturuyorduk. Ama fotoğrafın arkasında daha önemli bir şey yazıyordu: “Bu fotoğraftaki dört kişiden biri yalan söylüyor.” “Dört kişi mi?” Fotoğrafta yalnızca üçümüz vardık. Efe fotoğrafı çevirdi. Arka tarafta silik bir gölge vardı. Dördüncü kişinin yüzü görünmüyordu. Tam o anda arşivin kapısı sertçe kapandı. Duru irkildi. “Biri bizi kilitledi.” Efe kapıya koştu. Kolu çevirdi. Açılmadı. Telefonum titredi. Yeni mesaj: “Dosyayı bulduğunuzu biliyorum.” Ardından: “Şimdi asıl soruyu sorun.” Bir sonraki mesaj: “Lara, üç yıl önce imzayı neden sen attın?” Başımı kaldırdım. Efe bana bakıyordu. “Bilmiyorum.” “Hatırlayacaksın.” Tam o anda arşivin ışıkları söndü. Karanlığın içinde bir ses duyuldu. “Çünkü o imzayı atan kişi Lara değildi.” Duru'nun nefesi kesildi. Efe bana doğru geldi. “Lara, yanımdan ayrılma.” Ses yeniden duyuldu. “İkiniz de hâlâ gerçeğin çok uzağındasınız.” Sonra ışıklar geri geldi. Kapı açıktı. Ama koridorda kimse yoktu. Masanın üzerinde ise yeni bir fotoğraf duruyordu. Fotoğrafta ben tek başımaydım. Üç yıl önce. Ve fotoğrafın arkasında şu yazıyordu: “Bazen insan kendi yüzüne bile güvenemez.” Fotoğrafı elimde tutarken içimde korkunç bir düşünce oluştu. Belki de üç yıl önce yaşananları unutan kişi yalnızca ben değildim. Belki de bana anlatılan Lara, gerçekten ben değildim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.