Okuldan çıktığımızda hava çoktan kararmaya başlamıştı. Telefonumun ekranında hâlâ aynı mesaj duruyordu: “Cevap, Lara'nın evinde.” Bu cümleyi defalarca okudum ama ne anlama geldiğini çözemiyordum. Efe yanımda yürüyordu. Duru da diğer tarafımdaydı. Üçümüz de sessizdik. Sonunda Efe bana döndü. “Eve girmeden önce bir şey yapacağız.” “Neyi?” “Önce evin çevresini kontrol edeceğiz.” “Biri gerçekten evimdeyse?” “O zaman içeri tek başına girmeyeceksin.” Başımı salladım. “Tamam.” Evin bulunduğu sokağa geldiğimizde ilk fark ettiğim şey, salonun ışığının açık olmasıydı. Sabah çıkarken kapattığımdan emindim. “Efe...” “Gördüm.” Duru telefonunun ışığını açtı. “Belki annen açmıştır.” “Annem bugün geç geleceğini söylemişti.” Efe bana baktı. “Kapıyı açmadan önce ara.” Annemin numarasını çevirdim. Telefon birkaç kez çaldıktan sonra açıldı. “Lara?” “Anne, evde misin?” Kısa bir sessizlik oldu. “Hayır. Neden?” “Salonun ışığı açık.” Annemin sesi bir anda değişti. “Eve girme.” Kalbim hızlandı. “Neden?” “Lara, beni dinle. Sakın eve girme.” “Anne, içeride biri mi var?” “Bilmiyorum.” “Sen ne biliyorsun?” Annem cevap vermeden telefon kapandı. Efe yüzüme baktı. “Ne dedi?” “Eve girmememi söyledi.” “Öyleyse girmiyoruz.” Ama tam o anda evin içinden bir ışık yandı. Sonra söndü. Ardından üst kattaki odamın penceresinde bir gölge belirdi. Duru nefesini tuttu. “Orada biri var.” Efe beni geriye çekti. “Burada bekle.” “Hayır.” “Lara.” “Benim odam.” Efe bana baktı. “Tamam. Ama yanımdan ayrılmayacaksın.” Bahçeden eve doğru ilerledik. Kapı kilitli değildi. Efe kapıyı yavaşça açtı. İçerisi tamamen sessizdi. Salonun ışığı hâlâ açıktı. Masada ise bir zarf duruyordu. Üzerinde ismim vardı. “Lara.” Efe zarfı aldı. “Buna dokunma.” “Artık her şeyde tuzak arıyorsun.” “Çünkü son birkaç gündür her şey tuzak çıkıyor.” Zarfı açtı. İçinden küçük bir anahtar çıktı. Anahtarın üzerinde 317 yazıyordu. Duru şaşkınlıkla baktı. “Bu sayı yine çıktı.” Efe anahtarı çevirdi. “Bunun neyi açtığını bulmamız gerekiyor.” Tam o sırada üst kattan bir ses geldi. Bir kapı kapandı. Üçümüz de aynı anda yukarı baktık. Efe merdivenlere yöneldi. Ben arkasından gittim. “Lara, burada kal.” “Hayır.” Efe itiraz etmedi. Odamın kapısına geldiğimizde kapı açıktı. İçerisi dağınıktı. Çekmeceler açılmış, kitaplar yere atılmıştı. Yatağımın üzerinde ise eski fotoğraflar duruyordu. Fotoğrafları görünce nefesim kesildi. Hepsi Mina'yla birlikte olduğumuz fotoğraflardı. Ama bir tanesinde daha önce hiç fark etmediğim bir şey vardı. Fotoğrafın arka planında babam duruyordu. Mina'nın kaybolduğu gece. “Babam...” Efe fotoğrafı aldı. “Baban o gece gerçekten oradaymış.” Duru diğer fotoğrafları inceledi. “Burada da var.” “Ne?” “Bak.” İkinci fotoğrafta babam okulun koridorunda görünüyordu. Üçüncü fotoğrafta ise Efe'nin babası vardı. Dördüncü fotoğrafta annem. Dördümüz aynı gecenin farklı fotoğraflarında görünüyorduk. “Demek ailelerimiz birbirini tanıyordu.” dedim. Efe sessiz kaldı. Sonra odanın köşesindeki kitaplığa baktı. “317.” Anahtarı eline aldı. Kitaplığın alt kısmında küçük bir kilit vardı. Anahtar tam oturdu. Klik. Küçük bir bölme açıldı. İçinden eski bir kaset çıktı. Üzerinde yalnızca şu yazıyordu: “LARA — 23 EKİM.” Kaseti elimde tutarken ellerim titriyordu. “Bunu neden babam saklamış?” Efe cevap vermedi. Tam o sırada telefonum titredi. Mina'nın numarası. “Kaseti dinleme.” Bir saniye sonra: “Önce annenle konuş.” “Bunu kim gönderiyor?” diye fısıldadım. Efe telefonuma baktı. “Bilmiyorum.” Sonra yeni mesaj geldi. “Annen sana yalan söylemeye başladı.” Duru kaşlarını çattı. “Belki de mesajları gönderen kişi annemizi de izliyor.” “Olabilir.” Efe kaseti aldı. “Önce anneni bulalım.” Annemin nerede olduğunu aradım. Telefonu kapalıydı. Babam da telefonunu açmıyordu. “İkisine de ulaşamıyorum.” Efe'nin yüzü gerildi. “Bu normal değil.” Tam o sırada aşağıdan bir ses geldi. Bir şey yere düşmüştü. Efe hemen kapıya yöneldi. “Burada kalın.” Merdivenlerden aşağı indi. Birkaç saniye sonra sesi geldi. “Lara!” Koşarak aşağı indim. Efe salonun ortasında durmuştu. Elinde küçük bir telefon vardı. Telefonun ekranında bir video açıktı. Videoda annem vardı. Yüzü endişeliydi. “Lara, eğer bunu izliyorsan, artık sana söylemem gereken şeyi saklayamam.” Ekrandaki annem derin bir nefes aldı. “İki yıl önce Mina bana geldi.” Gözlerim doldu. “Bana bir şey verdi.” Annemin elinde küçük bir zarf görünüyordu. “Bana, eğer ona bir şey olursa bunu Lara'ya vermemi söyledi.” Video birkaç saniye dondu. Sonra annem tekrar konuştu. “Fakat ben bunu yapamadım.” “Anne...” “Çünkü Mina'nın bana söylediği şey, Lara'nın hayatını tamamen değiştirebilirdi.” Video kesildi. Duru bana baktı. “Devamı?” “Yok.” Efe telefonu çevirdi. “Video yarım bırakılmış.” Tam o sırada kapı açıldı. Annem içeri girdi. Yüzü bembeyazdı. Bizi görünce olduğu yerde durdu. “Burada ne yapıyorsunuz?” “Anne, Mina sana ne verdi?” Annem cevap vermedi. “Anne!” Gözlerinden yaşlar süzüldü. “Lara, bunu öğrenmemeliydin.” “Ne?” Annem çantasından eski bir zarf çıkardı. “Bunu Mina bana verdi.” Zarfı bana uzattı. Üzerinde yalnızca ismim vardı. Efe bana baktı. “Hazır mısın?” Zarfı açtım. İçinden tek bir fotoğraf çıktı. Fotoğrafta Mina, ben ve Efe vardık. Ama fotoğrafın altında yazan tarih iki yıl öncesine değil, üç yıl öncesine aitti. Fotoğrafın arkasında ise Mina'nın el yazısıyla tek bir cümle vardı: “Efe, Lara'yı üç yıldır tanıyor.” Efe'nin yüzüne baktım. “Üç yıl mı?” Efe cevap veremedi. “Beni ne zamandır tanıyorsun?” Sessizlik. “Efe.” Sonunda gözlerimin içine baktı. “Üç yıldır.” Kalbim hızlandı. “Peki neden bana iki yıl önce tanıştığımızı söyledin?” Efe gözlerini kaçırdı. “Çünkü Mina öyle yapmamı istedi.” “Niye?” Efe'nin sesi titredi. “Çünkü üç yıl önce seninle ilgili bir şey oldu.” “Ne oldu?” Efe cevap vermeden anneme baktı. Annem başını eğdi. O anda telefonum titredi. Yeni mesaj: “Artık zamanı geldi.” İkinci mesaj: “Lara, üç yıl önce neden hafızandan bir yıl silindiğini öğrenmeye hazır mısın?” Telefonu elimden düşürdüm. Çünkü iki yıldır kayıp sandığım hikâyenin aslında üç yıl önce başladığını yeni anlamıştım.
Bölüm 12
Evdeki gölge
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.