.........
Bazen hayatta bazı şeylerden vazgeçmek zorunda kalırız ve ben bugün tüm geçmişimi bir şehirde bırakmak zorunda kaldım. Ağrı'dan ,Diyarbakır'a taşıdım tüm geçmişimi.
Bizimkilerle vedalaşmıştım. Onlara pek belli etmesem de cidden çok üzülüyordum. Abim gibi gördüğüm insanlardan uzakta olacaktım artık ve bu durum beni çok zorluyordu. Ben içimde bu düşüncelerle boğuşurken anons yapıldı ve geldiğimizi fark ettim. Üstümde hala dünden kalma üniformalarım vardı. Kan ve çamur doluydu ama üstümü çıkarmaya vaktim bile olmamıştı anca hazırlanmıştım. Havaalanında dışarı çıktığımda rüzgar çok şiddetli bir şekilde esiyordu. Hemen bir taksi buldum ve karargâha gittim. İçeri girdiğimde acele ediyordum çünkü çok geç kalmıştım. Hemen albayın odasını bulmuştum ve kapıyı tıklatarak içeri girdim. İçeride birçok asker üniformaları ile albayın karşısında duruyordu, Hemen künye okudum ve yerime geçtim,
Komutan üstüme baktı ve sonra ise kafasını yaralı yüzüm çevirdi. Galiba tekrar pansuman olmam gerekiyordu.
'Senin bu halin ne?'
'Dün bombalı bir saldırı içerisinde kaldım komutanım.' dedim gözlerimi kaçırırcasına. Dahada bu konu üzerinde durmadı ve bize akşam toplantı odasına gelmemiz gerektiğini söyledi ve bizi odasından gönderdi. Koridora çıktığımda tanıdık gelen sima ile donakaldım. Abim buradaydı. Bana yaklaşmaya çalıştı. Galiba sarılacaktı ama ona izin vermeden hemen bağırdım 'SAKIN DOKUNMA BANA!' söylediğim şey ile ellerini hemen uzaklaştırdı. Diğer askerler ne olduğunu anlamadan bakışlar atıyorlardı birbirlerine. 'GİT ONLARA DA ANLAT BEN NASIL BİRİYİM DİYE.ONLARIDA DOLDUR.ZATEN YAPTIĞIN TEK ŞEY BU.ANNEMIDE BEN ÖLDÜRDÜM ÖYLE DEĞİL Mİ*' Dedim ve gülmeye başladım. 'AA PAŞAMIZ SUSUYOR.O ZAMAN NİYE SUSMADIN BEN ÖLÜRKEN NİYE SUSMADIN.İŞTE SEN BU KADARSIN. 'Ne dediğimi artık söylemeyecek raddeye geldim. öfkem tekrar gün yüzüne çıkıyordu ve o sadece susuyordu.
Ben sustuğum an konuşmaya başladı. 'Zannettiğin gibi değil abim. Bir beni dinle n'olur. 'sesinde yalvarma vardı ama ben onu dinlemedim bile ve hızlı adımlarla karargâhtan dışarı çıktım. Hemen bir sigara yaktım. Başım dönüyordu, ellerim titriyordu ama ben tek çareyi her zaman sigarada bulmuştum.
Albay akşam beraber toplanacağız demişti bende hemen karargaha yol aldım ,revirde vücudumdaki ve yüzümdeki yaralara baktırdım. Üstümü değiştirdim ve toplanılacak alana doğru ilerlemeye başladım. Kapıdan içeri girdiğimde yine tanıdık o yüz karşıladı beni ancak ona bakmadan hemen yerime geçtim ve komutanı beklemeye başladım. İsminin Hikmet olduğunu öğrendiğim albay içeri giriş yaptı ve herkes ayağa kalktı. Albayın emri üzerine herkes tekrar yerine oturdu ve albay konuşmaya başladı. 'Evet çocuklar bildiğiniz üzere ülkenin dört bir yanından sizleri bu görev için çağırdık. Sizde doğal olarak bu görevin ne olduğunu merak ediyorsunuzdur.' Derin bir nefes aldı ve konuşmasına devam etti.
'Bildiğiniz üzere ülkemizde şu sıralar sivil ve askerlerin şehit haberleri fazlasıyla geliyor ve bunun tek sebebi olan kişi ise bir terörist grubunun başkanı. Emirler ondan alınır ve ona itaat edilir. Bu sebeple birçok kişinin yaşamına son verdi, Ancak bu düşündüğünüz gibi biri değil eli kolu her yere uzanan biri ve sizden istediğim şey bu adamı ne kadar süre olursa olsun yakalamak.' Derin bir nefes aldı ve konuşmaya devam etti. 'Bu kişi Omar HADDAD bu adamı ister öldürün ister gömün ne yapıyorsanız yapın ancak onu bulmadan bu ekibin dağılmasına sebep olmayın.' dedi ve albay odadan çıktı. Bende hemen onun peşinden dışarı çıktım, Arabamı buraya getirmişlerdi hemen lojmanda bulunan evime doğru yola çıktım. Evi düzenlemesi için biriyle anlaşmıştım ve ben geldiğimde cidden ev mükemmel gözüküyordu. Ancak abimin hemen karşı dairemde kaldığını fark edene kadar.