İki kitabı'da yanyana getirerek gizli olan o yazıları ne tür bir bilgiye sahip olduklarına dair deneme ve araştırmalar yapıyordum.
Biricni kitapta farsça diline benziyen ters şekilde yazılmış çok karmaşık bir yazıydı ama benim görüşüm bu bir yazı değil işareti. Diğer insan diliyle yazılmış olan kitapta ise sadece uzun içiçe girilmiş yine diğer kitapta'ki gibi karmaşık yazıydı. Her iki kitabın o sayfalarını yırtıp üst üste koyarak güneşin parlaklığı üzerine doğrultum. Güneş yansıyorken iki cümle çıkıyordu yazılar düz okunduğunda, paralel evren . Her iki yazıyıda ters yöne çevrilerek okunduğunda ise, ışın geçidi cümleleri çıkıyordu. Peki bu ne için ne konuda ve kime yazılmıştı? bu iş için çok yönlü bakmamız lazım. Çünkü her hangi tahmin bile edemediğimiz bir yeri, olayı, zamanı vb her türlü şey olabilirdi.
Şuan içinde olduğum vakit; akşam karanlığının çökmesine ramak kalmıştı ve güneş ise turuncu bir tonda yüzünü köstermeye devam ediyordu.
Aklıma gelen araştırılabilecek ilk yer o tarihî kulanılmayan kilisesi oldu. Salonlarında, odalarında, oyuk oyuk yazılar ve yaprak yazılmış yazıları bilmek için tekrardan kiliseye gitim.
Açıkçası çokta dikkatimi çekmişti o yazılar.
kabilelerin çoğusu dahil olmak üzere kimseye haber vermeden o rahibe de kendimi belli etmeden gizlice araştırmama başladım. Fakat bunları çözmek çok zor ve ondan öte baya dikkat istiyordu. yazılara baktığımda sadece tahmin ediyordum. Çok uzun bir zaman buraları hadda günlerce araştırdım. Kilisenin girişinde ilk salonların duvarlarında bir kule olup ve kulenin içinden aşağı doğru inen taki toprak altına magma ya kadar ulaşan tuneler ve diğer duvarda ki resimlerde o magmanın ordan başlayıp göğe doğru yükselen çok ama çok uzun bir merdiven vardı.
Acaba kitapta'ki o yazılanların bununla bir ilgisi olabilir miydi?
Bunun gibi her türlü ihtimalleri değerlendirmemiz, gözden geçirmemiz gerekiyordu. Merdivenin başında bir kocaman kapı vardı. Resimlerde gösterilenlere göre, O ışın geçiti denilen şey bu olmalıydı. Buna bir şek,lde bir anlam verebildim, ama o resimlerde neden etrafları tamamen siyaha boyanmıştı acaba? o resimlere bakarak farkında olmadan rahip ile girdiğimiz o odaya kadar gelmiştim. Öylece etrafa bakarken iki tarafa ayrılan uzun salonları olan koridorların birinden bir ufak ses yankılanarak kulağıma kadar geldi. Refleksle o yöne doğru yöneldiğimde bir canlı geçerken gölgesi duvarda yansıyorcasına gözüme çarptı.
Onun ne ve kim olduğunu bilmek benim için çok onemli olabilirdi. Bunun için geçtiği yerlerde hem izleri kalıyor hemde o kişiyi gizlice takip etmeye başladım. İç güdülerim yanıt vermiyordu çok şaşırdım. yani duyguları olmayan yada benim duyamadığım hisleri vardı. Nefes almayan ve canlılar gibi kokmayan bir varlıktı. Bir kaç saat daha takip ettim ama nereye gidiyor du? Salonlardan sola doğru yönelen her adımda dasha da derinlere gidiyordu. Tam duvarın kenarından takip ereder şekilde ne olduğuna bakmak için ona doğru yüzümü eğildim.
Gördüğüm kadarıyla heryeri tamamen simsiyah renkte ve o siyahlığın içinde görebildiğim üzerinde geçtiği yerlerde iz bırakan üzerinde bir pelerin olan kocaman boylu bir canlıydı. Bu yaratık ne olabilirdi? Ben kiliseye girdiğimden bu yana beni takip ediyordu anlaşılan taki ben ufak bir ses duyana kadar hala takip ediyordum da bu nereye gidiyor böyle? Üstelik onu takip ettiğimi biliyor olma olasılığıda bir yandan vardı. belkide beni bilerek kendine doğru çekiyor olabilirdi. Bende takip ederken salonların devam ettiği son bölümüne kadar onu takip ettim.
Üzerinde durduğum zeminin üzerinde duran bir taşın üzerine basıp kocaman ve baya ağır olan duvarı yana doğru yöneltti. O duvar açılırken içinden parlayan ışıltıların içinde gözkapayıp açana kadar kaybolup gitti. Burdan ayrılmam gerek deminden beri takip ettiğim gibi görünmezliğe bürünmüş halde ordan ayrılmaya başladım.
Ben daha önce defalarca kiliseye geldim ama bu salonların da burada olduğunu hiç bilmiyordum. Bu kilisede tahmin ettiğimden çok daha fazla bilgilerle dolu ama bunları çözmek çok zamanımı alıcaktı. Bu ne olduğu bilinmeyen yaratığın geçtiği yere benzer daha önce bir kez görmüştüm ve ne olduğunuda bilmiyordum. Hayal meyal geliyor aklıma çok küçüktüm o zamanlar şehirde ilk mahalleye taşınmıştık yeni tanımaya başladığım arkadaşlarımla ilk vakit geçirdiğimiz zaman aklıma geliyor mahallenin çocukları benide yanlarına alıp boş ve yıkık şehrin bir kaç km uzağında tarlaların, ovaların içinde ki bir kulübeye gittik.
Yeni tanışmıştım arkadaşlarımla. İçlerinden birtanesi elinde küçük bir çubuk parçasıda getirmişti ben şaşkınlık içinde izlerken kulübenin içine dışardan biraz toprak getirip yere dağıtı yere koyduğu toprağın üzerine elindeki çubukla bir artı işareti çizdiler sonra artı işaretinin etrafına bir daire şekli daha çizip bir kaç şey daha çizdi ama orasını hatırlamıyorum.
Açıkçası sonra ordan bir kaç metre uzaklaştık çizdiği yazılardan parlak ışıklar çıktı ve bir müddet daha parlayıp yok oldu ve arkadaşlarım bunu görmekten zevk duryuyordu. benide birden dürtükleyerek
"Ne kadar eğlenceli dimi arman. dedi.bende sğuk kanlılığım ile
" Tabi çok eğlenceli dedim.
Birdaha da görmemek üzere bu çocuklarla görüşmedim ve şimdi o gün aklıma birden geldi. önümüzdeki günlerde vereceğimiz çok karar olucağı gibi göreceğim çok iş var.Bbu iki günüm çok yoğun geçmişti. Bu haftayı kabilelerle ilgilenmekle geçireceğim ve bir hafta alacağım kararlarda düşünebilecek ve doğru kararlar alabileceğim büyük bir fırsat var.
Âsa yok edilmeyecekti ama çevreye vereceği ilk zararda toprağa gömülücek!
kararları kabile halinde alır benim huzurumda kurallar netleştiriliyordu ve bu karar da bunlardan sadece biriydi. Önümüzdeki hafta çocukluğum da gördüğüm yere gideceğim. Bu kısa zaman içinde neler olacak göreceğiz. Hayvanlar için zor günler olduğunun bende farkındayım. Gereken şeyi en olması gerektiği gibi yapmaya çalışıyorum. Şu tarihî kitaplarıda artık okumuyorum çünkü içindeki bilgileri okudukça ailemi kaybettiğim gün sürekli olarak aklıma geliyor. Bu kitaplara ihtiyacımız olduğunu pek düşünmüyorum, çünkü birlikte çalıştığımızda üstesinden gelemiyeceğimiz hiç bir güç ve hiçbir engel yok.
Tüm hayvanlar tam bir birlik, vücut olmuştuk.
Dünyada'ki tüm kabilelerin hepsine kısa süre once bir haberler yolladım. Kabilelerde ki bilgin kişileri danışman olarak getirdiler. Hepsine hayatını ve geçmişte bildiklerini anlatmalarını istedim. Çağırdığım kabileler sırasıyla hard, learned, senior, tactician, necro ve enemy kabileleri vardı. Kimisi kitaptakilerle aynı konuştu, kimisi karanlığın içinden geçen bir yolun evrenin yedi kat üstüne çıktığına dair bir çok şey söylediler ve şimdi hatırladım ki her kabileye ayrı şeyler emanet edilmişti. Bu emanet edilen şeyleri ne varsa getirmelerini istedim.
Altı ayrı eşya getirip huzurumda sundular ama benim aradığım şeye yardımcı olacak hiç bir işaret yada delil içlerinden bulamadım. Teşekür ederek geri götürmelerini söyledim. Anlaşılan o ki hiç kolay olmayacak belkide üst düzey düşünmemiz gerek sadece işaret arayarak değil. Yaşadıklarımız ve geçtiğimiz yerlere tekrar uğrasak iyi olucaktır bana göre. O kiliseye yarın erken saatlerde tekrar gidip orda ki bilgileri ve yazıları tekrardan gözden geçirip okuyacağım.
Tüm kabile toplantıdan ayrıldıktan sonra bende kutsal topraklarımıza yani kendi merkezime ayrıldım. O kilisede görüp takip ettiğim siyah renkli o yaratığın ne olduğunuda anlamıştım.
Aldığım bilgilere göre bir büyücüydü peki neden beni takip etmişti?
Aanlaşılan o ki beni tanıyordu. Sabah olduğunda kiliseye gitmek için yola koyuldum. Çok uğraştım o kiliseye ama buraya nerdeyse üç bin km kadar uzaktı âsayı elime aldığım günden beri kurt halime hiç dönüşmedim çünkü kurt halinde âsayı kullanması ve taşıması bazen çok sıkıcı oluyordu.
Daha önce kilisenin bir kaç bölgesinde baya dolaşmıştım fakat böyle bir zor zamanda bulabildiğim her bilgi ve her yazı benim için önemliydi. Kiliseye vardığımda arka girişlerden başlayarak işe koyuyldum. Baya bu araştırmalarımın konusunda uğraştım. Kilisenin konumu, yapılış tarihi, amacı, kimler tarafından yapıldı, vb bunun gibi birsürü konuda araştırmalarımın içindeydi. Bir resim vardı, daha önce tekrar tekrar gördüğüm ve kilisenin derinliklerinde saklıydı.
Resmin şeklini ve tarzını anlatmak gerekirse; resimde elinde âsa olan 20 insan ve etrafı uzun kulaklı çirkin yüzlü hizmetkarlarları anımsatan dolu, günümüz dünyasından bambaşka bir âlemdi. O 20 kişinin 19 unun elinde farklı farklı âsalar vardı peki bu 19 kişiden ayrı kalan bu ak sakallı adamın neden âsası yoktu bunda düşünmedim değilim ve kafamı çok kurcalıyordu.
Resmin üst sol köşesinde küçükken çocuklar oğraşırken gördüğüm işaretle tıpatıp aynıydı ve bence, gideceğim yeni yer belli oldu. Şehir diye bir yer kalmamıştı zaten. Bir zamanlar orada bulunankülübenin olduğu yere doğru tekrar yola çıktım. Şans mı oldu bilemem, ama yolda giderken o çocukların kullandığı ince çubuk parçasını oraya yakın bir yerde buldum. Onuda yanıma alarak tekrar eski türk topraklarına geliyordum.
Bir ova üzerinde yapılmıştı bu şehir kocaman dağları, güneş vurduğunda parlayan dağın üzerinde ki kar birikintileri vardı. Kulübe de bir başka ova üzerindeydi koca ovanın karlı dağlarına vardığımda etrafta yıkık harabeye dönüşmüş binalardan ve yığıntıdan ibaretti. Benim de bu konuda yardıma ihtiyacım olabilirdi. Beyin yolu ile tüm kabileyle iletişime geçtim.
"Ey kurtlar, dostlarım sizleri çağırıyorum. Görmeniz gereken bir yer ve yapmanız gereken bir görev var.
Kurtların yardımı olabilir çünkü içimde çok kötü bir his var. Ovanın karlı dağlarında tüm kabilenin gelmesini bekledim ve bir an bulunduğum yere oturup düşündüm. Nerdeeeen nereye geldik, ben geçen yıl sonbaharda ailemin çiftliğine tatil için gelirken şimdi ölümsüz süper güçlü biri olabileceğimi kim bilebilirdiki?
Bu üç saat içinde kabilemin hepsi gelmişti. İlkez bu dağların kurtlarla dolduğunda şahit oldum adeta tüm dağların üzerine bulutlar inmiş gibi heryeri kuşatmışlardı. büyük kabilelerden biri konuşmaya başladı.
" Efendim görevimiz olduğunu söylediniz bizden isteğiniz nedir.
" Biraz sonra gideceğimiz yerde görevlendirileceksiniz hadi oraya gidelimde öyle konuşalım!
Oraya vardığımızda kulübe falan diye birşey yoktu. Ancak tahmin ederek işaretin yerini bulabildim fakat küçük siyah bir delikten başka birşey yoktu.
Biraz durup düşünelim kilsedeki resimde o kalıntının ortasında bir delik vardı ve sanırım o delik buydu. Elimdeki âsanın ucunu deliğe taktım ve küçüken gördüğüm o işaretler ve parlayan ışıklar tekrar toprağın içinden çıktı. Ve ışın geçiti açıldı. Parılparılparlayan bir mekan oldu ve yaklaşırken arkadan bir kurt
"Efendim nereye gidiyorsumuz? dedi.
"Ordularım biraz sonra paralel evrene gideceğim ve eğer geri gelemezsem her yeri yıkıp ışın geçitini hiç açılmamak üzere kapatın!
LÜTFEN YORUM
LARINIZI VE OYLARINIZI ESİRGEMEYİNN.
BİRDAHA'Kİ BÖLÜMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE......