Geçitin sonunda boş ve küçük bir arazi, yukarıya doğru kıvrımlı bir şekilde uzanan bir merdiven ve onun sonuna kadar parlayan yolun sonunda bir kapı vardı. Sonra anladım ki burası kilisede yazılı olan aşağı doğru uzanan işaretlerdi.

Yani şu demek oluyor'ki. Dünyanın merkezindeyim ve bu merdivende; 7 Kat evrene çıkan yoldu. Bu merdiven hariç heryer karanlık büyüyle adeta kuyuları anımsatan renkte e bir o kadarda büyüklükteydi.
"Ne biçim bir yer burası diye içimden geçirerek merdivenden çıkmaya başladım. Açıkçası karşıma neler çıkar hiç bir fikrim yok âsayıda yanımda getirdim lazım olur diye. Merdivenin her basamağında bir isim yazıyordu. Bu isimler bana bir yerden tanıdık geliyor ama nerden hatırlayamıyordum. Merdivenin en üstüne çıktığımda. Gözlerim kapalı kapıyı yavaşça açtım. Ben ilerledikçe yükselen bir zafer borusu gibi ses geliyordu.
Oraya vardığımda milyarlarca yaratıklar,

ordular halinde kralarına eğilip saygı gösteriyorlardı ve ve bu manzaraya çok şaşırmıştım. Karanlıktan göller her yerde vardı. Burda bulunan her şey, her yer büyü ile kaplıydı. O insan liderlerine doğru yöneldim.
20 insan, ve çoğusu tanıdıktı o kilise rahibi, kitapta resmi olan büyücü, ve benim dedem vardı. O sıra anladım ki yazılanlar, söylenenler her şey yalandı. Bize öz dedem ve büyücüler ihanet etmişlerdi. Bizim dünyamızı iblislere vericekleredi. çok öfkelenmiş ve hayal kırıklığına uğramıştım. Liderler ve oradaki herkes beni fark ettiğinde bana yönelip öylece baktılar.
şeytani bakışlar içinde bana bakarak.
"Armannn hoş geldin ölümsüzler dünyasına.
hepsininelinde âsaları vardı, biri dışında.
" Emanetimi getirmişsin aferin arman. dedi asası olmayan adam. İblisler ise yırtıcı bir bakış ve sesssizce bana bakıyorlardı. Ben göz yaşları içinde kaşlarımı çatmış, avuçlarımı yumruk yapmış halde onlara bakarken daha fazla dayanamayıp yüksek bir sesle bağırdım.
"Bana ihanet ettiniz tüm yaşamı talletalara bıraktınız!!!
"Hahaha evet biraz öyle oldu boşversene onları şuan ölümsüz bir ordu daha kurabiliriz. kusursuz bir ordumuz olacak armanss.
Meyersem iblisler dünyamıza saldırmak için hazırlanmışlardı.
"Hadi torunum neden orda duruyorsun gel bize katıl! Dedemin sesini duydukça çıldırıyordum.
bu kadar öfkelendikten sonra sakinleşeceğimi hiç sanmıyorum. Ve yine o sinirle bağırdım
"Hayııır.
"Madem bizimle olmayacaksın o zaman çekil önümüzden!!!!
Gözlerimden yere düşen iki damla gözyaşı, karanlığa değidikçe canlarını yakıyordu. Tüm gücümle uzaydan ateşten meteorlar üzerlerine yağdırıyordum ama yağan meteorlar onlara hiç zarar vermiyordu hemde hiç birine..... Güçlü büyülerle korunuyordu. Elinde âsası olmayan konuştu.
" Artık bu kadarı yeter seni parlak tüy yumağı! diyip avucunu açarak kolunu bana yönelti ve yöneltmesi ile birlikte âsa, müthüş bir hızla elimden fırlayıp havada süzülerek onun eline geçti .

Dedem olacak adam ise soğuk bir tavırla elimden asayı alan adama yönelerek "Bitirin artık şu işi! dedikten sonra oradan gitmeye başladı.

fakat âsa eski gücünün tamamanı kaybettmeye başlamıştı çünkü benim enerjimle güçlenmişti. öfkelenerek
"Ne yaptın sennn. diye bağırarak rüzgarı kontröl edip beni bir kenara fırlattı. metrelerce uzağa savrulduktan sonra "Artık yeter bu işi bitirmenin zamanı geldi! dedim.
Savrulduğum yerden ayağı kalkarak yanıt verdim.

" Âsa beni kabulendi elimden ayrıldığı an enerjisini kaybetti sen kabul etsende etmesende dedikten sonra cevap verdi.
" âsa elinde değil arman, artık gücün kalmadı, gelip bize katılabilirdin, ölümsüz bir ordu ve büyü ile şenlenmiş bu dünyada yaşayabilirdin, ama hepsini bir kenara bıraktın hemde bu ezik fani ve küçük dünyalı canlılar uğruna.
"Yeter kesss sesini bana güç sağlayan âsa değildi seni karanlık köle!! gücümü kaybetiğimimi zanediyorsun? diyerek keskin gözlerimden masmavi ışınlarları her yeri kaplayacak kadar çıkarıp aydınlattım.

Çıkan parlak ışıklar, tüm evrende görülebilecek düzeydeydi. Çıkan ışınlarla etrafı saran o kalkan büyüleri, ölümsüz ordu dedikleri iblisler bile küle bürünüp o büyülü denizlerin üzerine oradan uzaklaşan büyücüler dahil düştüler.
"Alın size ölümsüz ordu.
Bir şey demeden öylece şaşkınlık içinde bana doğru bakıyorlardı. neden böyle davrandılar anlamadım bille. Arkamdan bir calılık gözüme çarptı. döndüğümde kurtlar yanımda dişlerini gösterip o büyücülere saldırmak istiyorlardı.
" Kurtlaaar hayır hayır bburaya gelmemenizi söylemiştim! geri çekilin hemen hiç bir işime karışmayın.
"Ama efendim.
"Gidin dedim!! dünyaya geri dönün bu benim savaşım ve geçitide yıkın!
"Arman.
"Hadiiiii
İblisler o parıltı içinde yok olmuşlardı, geçit kurtlar tarafından yıkıldı ve bu büyücüler çok sinirlendikleri her hallerinden belli oluyordu. hepsi birden koltuklarından kalkıp hepsi farklı büyüler söylemeye başladılar. Bu söyledikleri büyü bedenime karanlık koyma amaçlıydı. Bunu hissediyordum. çok güçlüydü. Tüm zihnimi silmeye çalışıyorlardı karşı koymaya çalıştım ama çok zorlandım. Gözlerim farkında olmadan kendiliğinden kapanmıştı.
"aaaAAAAA yeter.
gözlerimi açmayı başardım. Büyüleri işe yaramadı tamda o sıra avuçlarımın içi resmen masvami enerji akıyordu.
Elimi bir yana hızlıca savurdum. Ellerimin içinden çıkan enerji dört bir yana durmaksızın dağılıyordu ve o büyücülere çarpıp hepsi metrelerce uzağa savruldu. Karanlık şekilde ki göllerin içine düştüler. Acaba bu onları yok eder mi? diye düşünürken birdaha içinden çıkmayı başarmışlardı.
Ellerindeki âsaların ucundan karanlık akıtarak bana karşı kulanmak istediler büyü enerjisi ve benim içimde taşmış olduğum ,türünün tek örneği olan içimde ki enerji. İki zıt güçler karşı karşıyaydı.
"Tüm gücün bu kadar mı? tüy yumağı
Hepsi birden bana karanlık kulanmaya başladılar hepimiz aynı anda hamle yapmıştık karanlık ve büyü iç içe iken mi kazanıcaktı yoksa ışık enerjisi mi?. Bir birine çarpışıp çıkan patlama da benim enerjim onların karanlık gücünü yakıp yıkıyordu. Hepsinin âsasını paramparça etti sadece benim bulduğum âsa hariç tabi. O âsayı kırabilecek bir varlık bile tanımıyorum.
Son kalan âsayı eline alıp bana doğru yönelti ama âsa bana karşı bir tepki vermiyordu. Bana âsanın zarar vermiyeceğini anlayan o büyücü sinirle
"lânet şeyy diye bağırıp âsayı yere attı. bişey yapamıyacaklarını anlayan büyücüler biraz panikleyerek geri kaçmaya çalıştılar o kısa bir sessixlik arasında yerde yatan âsa ise bir yılana dönüşüp onu kulanan o adamın boynuna dolanarak boğuyordu. Bana ihanet etmeyen oanki tek şey sadece bu iradesiz âsa olmuştu. Kaçan büyücülerin üzerine tekrar meteolar tekrar yağdırmaya başlamıştım. Daha önceki seferde meteorlar onlara bir zarar vermemişti ama bu sefer vericekti ve buna adım gibi emindim çünkü büyüleri gücünü kaybetmişti uzaydan üzerlerine yağabilecek meteolara karşı savunmasızlardı. KIsa zaman içinde yer harap olmaya başlamıştı bile. Altında kalarak attıkları çığlıklar içinde bağırışları ve yok olduşları sadece bir kaç saniye sürdü. Buranın tatamiyle yok edilmesi gerekiyordu. Milyarlarca ışık yıl uzakta olan iki Kara deliği peş peşe burya doğru getiriyordum.

Belkide artık işin sonu burasıydı.
bana doğru yaklaşan bu kara deliklere karşı ne güç yetebilirdi'ki? benide yutucak olmaları kesindi elbette. Asla bulunamayacak bir yerde yok olacağım kimin aklına gelebilirdi ki. Konuşmam burda bitiyor herhalde bu sessizlik birdaha bozulmamak şartı ile.......
"Baba Arman liderimiz nerde o neden gelmedi? "
"Bizim için kendini feda etti Arman liderimiz de yok oldu hepimiz toplanıp liderimizin ölümünden sonra üzüntü içinde gökyüzüne uluyorduk.
"Aaa bak baba yıldız kaydııı.
"Evet oğlum.
"Peki neden gittikçe büyüyor baba?
"Ne büyümesi oğlum bırak bu şakalarını.
Kafayı kaldırıp baktığımda bir meteor üzerimize doğru yaklaşmakta olduğunu farkettim. "dağılın meteor düşüyoorr!!!

her birimiz bir yana doğru kaçarken küçük bir meteor düşüp her birimizi bir yana savurdu. Kafamı kaldırıp baktığımda gece karanlığında, parılparılparıltısıyla liderimiz arman geri dönmüştü.
Her zaman ki gibi asil, müthiş duruşu ve cesaret dolu tavrıyla dimdik duruyordu.
Oy v
e yorumlarınızı bekliyorum arkadaşlar nedense bu bölümü çok sevdimmmm umarım sizde beğenmişsinizdir💪👍👍🏿
GÖRÜŞMEK ÜZEREEEEEE