İçeriğe geç

SON KURT

Bölüm 7 · 5 dk okuma

SON KURT

Bölüm 7

KURTLARIN İMPARATORLUĞU

O günden bu güne, ne kadar zaman olduğu bilinmeksizin günler, haftalar hadda aylar gelip geçti.

Talettaların ölü bedenleri ve kanları toprağın her yerini pis kokular ile birlikte kaplamıştı.

Bunun dışında kendimi çok geliştirmiştim hava olaylarını değiştirebiliyor ve uçabiliyordum.

Atık tam olarak insana dönüşemiyor ama yinede bir insan gibi iki ayak üzerinde yürüyebiliyordum.

Gözlerim masmavi ürkütücü bir hal almıştı. Kurtlar bazen aralarında benim hakkımda konuştuklarını ister istemez duyuyordum.

"Armanın gözlerine baktığımda tüm dikkatim dağılıyor ve yüzümü başka yöne çeviriyorum. Çok ürkütücü bir duruşu var onu ilk gördüğümüzde yani kurda ilk dönüşme zamanında bu kadar korkutucu değildi.

Bu konuşmalarını duymuyormuşum gibi yapıyordum.

Etraftaki savaştan geriye kalan ölüleri ve kanların temizlenmesi gerekiyordu. Ama uzun zamandır bir damla yağmur bile yağıp toprak ile buluşmamıştı.

Onun için Kendi güçlerimle dolular, yağmurlar hadda kasırgalar yağdırdım. Yağış dört gün sürmüş ve sonunda tüm orman temizlenmişti.

Savaş yüzünden yıkılan ağaçları nasıl telafi edeceğiz diye sorduklarında şu cevabı verdim.

"Bozulan doğa yine tekrar kendini düzelticektir. Peki doğa benim ailemide geri getirebilecek'mi?:(

Ailemi kaybetmenin ne kadar ağır geldiğini kimseye anlatamam. Her geçen gün dahada güçleniyorum ve ne kadar daha güçleneceğim bunun dair hiç bir fikrim yok.

Kurtları birleştirip savaşı yenmemiz tüm hayvanların gözünde kurtlar olarak bir imparatorluğa dönüşmüştük adeta. Yaşadığımız olan zor olayların, görmüş oldup galip geldiğimiz savaş, ve düşmanlarımızın ne kadar büyük olduğunu bu anlattıklarımdan anlayabilirsiniz. kurt liderimiz ölmeden önce saştan bu denli soğuk kanlı hareket etmesi ve davranışları beynimi kurcalıyordu. kimsenin hadda benimde bilemediğim belki çok şeylerde var olmuş olabilir.

Geride bana ailemden kalabilmiş tek şey babaannemin bana vermiş olduğu o eski bürsürü bilgilerle dolu kitap ve ablamın doğom günümde bana hediye ettiği yüzük olmuştu. Kitaptan bahsetmişken; bu kitabın içinde yazılanlar ne tür bir dilde yazıldı ve bu dil nasıl oluşturulduğunu anlamak için bu günde her zaman'ki gibi bu günde kurcaladım.

Daha önce bahsetmiş olduğum o saf büyü ,kara büyü ve özel olarak seçilmiş tabutların içine dökülerek Talettaları oluşturan karanlığı birşeyler okuyarak büyü etkin hale gelmiş, işte o büyü kelimeleri kullanılarak talleta dili oluşturmuştu. Kurtların konuşmuş olduğu dille talletaların dili nerdeyse aynı gibi olsada o talwttaların yabancı dili insanın tüylerini ürperten bir yanı vardı.

Ben doğmadan önce dedem öldürülmüştü ve hiç yüzünü göremedim. Kitapta bir insan resmi vardı hep ona baktıkça acaba benim dedem bumu diye düşündüm. Ve bu özel kitabı herzaman koruyacağıma dair tüm canlıların önünde yemin ettim. İçinde olduğumuz durumun ciddiyetini anlayabiliyordum. Nedense bu kitapta inandırıcı gelmeyen yada konumuzdan daha öte farklı şeyler gözüme çarpıyordu. Bunları'da çözüp gün yüzüne çıkarmam uzun sürmeyecektir ellbet.

Her hangi bir başka hayvan kabilesi bizden yadda bir başkasından habersiz başka bir kabileye saldırmıyor ve avlanmıyorlardı. Hayvanlar bize itaat etmeye başladığında ilk verdiğim emirde şuydu.

"İnsanların nesli çok azaldı ve onun için bundan önce nasıl'ki onlara saldırmadıysanız bundan sonrada kesinlikle karışmayın!

Aylardır uçuyor ve hiç yorulmadan yüksek bir hızla koşuyordum. Hada hiç nefes almadan bile uzay boşluğunda uçuyordum. Acaba azınlık olarak kalmış insanlarada kendimi göstermelimiydim? sonuç olarak bende bir insandım. Kurtlar toplanıp bir karara vardık ve insanların beni tanımaları hususunda herhangi bir yanlışın olmadığı sonucuna vardık.

Ama benim gibi bir varlığı hiç görmediler ya korkarlarsa?

İçlerindeki din adamlarından bazılarına kendimi göstermiştimve panik hâlinde öylece kalıp bana bakıyordular.

"Benden kormanıza gerek yok saize zarar vermiyeceğim adın ne senin rahip?

"Androll.... peki sen nesin ve benden ne istiyorsun? amacın bana zarar vermek değilse nedir?

"Benim adım Arman, ne olduğumu zamanla anlarsın.

Aslında bu konuşmamızda çok daha fazla korkmasını beklerdim ama ismimi söylediğimde öylece şaşkınlık içinde bana bakakaldı sanki beni tanıyormuş gibi bir tavrı vardı ve bunu idrak etmem çok uzun sürmemişti.

Birden dizlerinin üzerine çökerek saygı gösterdi.

"Sizi tanımak benim için bir şereftir efendim,siz büyü kullanılmadan ölümsüz olan tek kişisiniz. Bir kitabım var içinde anlatılan sizsiniz....

"O kitabını bana göstermeni istiyorum.

"Elbette size göstereceğim.

Benide yanına alıp bir kullanılmayan eski bir kiliseye götürdü.

Anlatmak gerekirse; Kilisenin, içinde değişik kalıntıları olmasından yana birde işaretlerle doluydu ve duvarlarının bir tarafı çökmüş etrafı sarmaşık süslü, yeşil otlar ile kaplıydı.

Bir boş odaya doğru ilerliyorduk. Kilisenin içi ve koridorları benim bile sığıp hareket edebileceğim kadar genişti. Duvarın üzerine'ki işaretleri kullanarak bir geçit açtı içine girdiğimizde çok değişik hissediyordum sürekli sesler kulağıma geliyordu ve bu sesler kilisenin altında yatan ölülerin sesleriydi o tünelin sonuna vardığımızda ben etrafa dalmışken birşeyler ile uğraşıp duvarı itlemeye başladı. Daha ne yapmak istediğini sormaya bile gerek kalmadan bir kapı açıldı ve boş bahçe çıktı ama kiliseye girdiğimizden beri şunu anladım'ki burası bir kilise değil o eski çağlarda büyü kullanılan ve yaratıklar oluşturulan karanlık odalardı.

Bahçede; her yer olduğu gibi orasıda duvarları otlarla kaplı, değişik bir kokusu içinde bir taştan tabut ve bir âsa vardı. Daha fazla duramadan konuştum.

"Beni kandırdın burası büyü oluşturulan yer!

"Sakin olun evet burası dediğiniz, kutsal yer.

" Bu lanetli mekana birdaha kutsal deme sakın!!

"kitabı göstermemi istediniz bende göstereceğim.

Tabutun içinden bir eski kitap çıkardı o kitapla uğraşırken bende o âsayı merak ettim ve elime almak istedim. Tam elime alacağım sıra birden telaş içinde " sakın ellemeyin!! diye bağırdı.

"Neden?

"efendim o âsa karanlığın ta kendisidir sizse büyücülerin düşmanı olarak biliniyorsunuz yani elinize aldığınız an neler olabileceğini bilmiyoruz.

Onun konuşmalarından sıyrılarak âsayı elime aldım.

Birden âsanın ucundan ışıklar her yeri kabladı o kadar güçlü yapılmıştı'ki onun etkisiyle hem asa elimde sarsdılıyor hemde zemin titriyordu.

Âsa ağaçtan yapılmıştı âsanın ucu benim gözlerimde ki ışıkla parlıyordu. Bir kaç saniye etrafa baktığımda o din adamı gözleri kamaşmış şekilde gözlerini kapatmış öylece duruyordu.

Gözlerini açıp bana baktığında şaşkınlık içinde konuşmaya başladı.

"Bu bu olamaz bu mümkün değil! kitapta âsanın kim eline alırsa alsın yok edeceği yazıyordu ama size itaat etti ama ama bu mümkün olamaz. Şuraı kesin'ki bundan sonra size hizmet edecektir.

Elime aldığımda ağaç yapımı bu âsa damarları parlarcasına göz kamaştırırken kitabı'da yanıma alarak oradan ayrıldım. Artık daha fazla insanlara görünmemem gerekiyor bu yüzden hızlı bir şekilde ordan ayrılıp kabileye, kralığımıza döndüm....

Yorumlar ve oylarınızı dö

rt gözle bekliyorum......Eğer kitabıma eklemek istediğiniz önerileriniz varsa söyleyin lütfen.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.