O yaratığın hafızasına girip geçmişinde gördüğüm çok fazla tehlike barındıran şey vardı fakat o kadar kötülük ve karanlık içinde kalmıştı ki! aklından geçen hiçbir şey belli olmuyordu.
Bir başka yabancı evrenden gelmiş bir kötülüğün esiri bir canlıydı.
Bu yaşananlar açık bir savaşın, bir yeni doğuşun daha çok yeni bir aydınlığın batışının yerini ebedi bir karanlığa bırakıyor oluşunun işaretiydi.
Sultan adında ki bir insanı öldürüp kılığına giren bu olağanüstü ve daha önce hiçbir insan gözü ile görülmemiş yaratığın ölü bedenini ızdırap taşının üzerine yatılı ve hiçbir özel gücünü kullanamayacak bir şekilde bırakıp ordan ayrıldım.
Bu hususta tüm kabileleri tekrardan toplamamız ve bulduğumuz her fırsatta istişareler yapmamız gerektiği gibi bilmediğimiz yada ani bir şekilde karşımıza çıkabilecek tehlikelere ve her türlü zorluğa karşı hazır olmamız gerekiyordu. Kendi kabilelerini korumakla yükümlü olan söz hakkı sahibi tüm kurt nöbetçilereine en başından haber vermiştik zaten.
Günün doğması ile birlikte sabah saatlerinde kabile efendileri başta olmak üzere tüm kabilelerin hepsi gelmiş, büyük konseyimizde toplantılarımız kurtların coğunluğu ile daha da artmıştı .
Izdırap taşının gücüne dayanamayıp ölen bu yaratığın etrafında duran kurt kabileleri, hiçbir anlam veremiyen bir bakış ile şaşkınlık içinde taşın üzerindeki cesede bakıyorlardı. Bende oturduğum yerde kurt suretim ile ayağı kalkarak benim hareketim ile bana yönelen tüm kurt kabilelerle konuşma yapmaya başladım.
Sizleri bu kutsal makamımıza toplamamızın sizinde tahmin edeceğiniz gibi çok önemli bir nedeni olması gerek
" Yeni bir tehdit unsuru daha ortya çıkacağına yönelikşüphelerim var! üstelik bu bilemediğimiz tehtidin korkusu bize karşı daha da yaklaşıyor durumda. Fakat bu sefer ki çok daha farklı. Hemde talettaların bile tekrar yapmak isteyip ama yapamadıkları katliamdan çok daha feci bir durm ile karşıkarşıyayız!
Sizlere vereceğim özel güçler güçler olucaktır ve bu yeni güçleriniz sayesinde hem daha güçlü hemde öldürülme ihtimalinize karşı muazzam bir gücünüz olacaktır. dedim ve ızdırap taşına doğru ilerlerken ayağımın yanından kalkan toz parçacıkları ile birlikte taşın yanına gittim.
"Bu görmüş olduğunuz yaratık, 100karanlık büyücünün dostları olan 10 cehennem muhafızlarından birtanesinin hizmetkârlarından birisidir.
Bize karşı tekrar saldırıda bulunucak olmaları hiç şüphessizdir elbette, bunun için sizdeğerli kardeşlerim tüm dostlarımıza haber verin ve karşınıza çıkan her canlıdan haberim olmasını istiyorum.
Bu konuşma da bir dahaki toplantıya kadar son bulmuştu ve kurtlar dağıldıktan sonra bende talletalara karşı olduğu gibi ormanı ve barındırdığı her bir canlıyı sürekli olarak kolaçan ediyordum.
Bu içinde bulunduğumuz ormanlar çok kutsal topraklardır. Bu varlıklar ne cüretle veya hangi güçle bu ormanlara girip karşımıza çıkmış olabilirler acaba?
Bu ormanlarda bulunan her bir karış toprağından trek bir ağaçtan düşen kurumuş yaprağına dek cennetteymiş gibi hisetiren güzelliği gelmelerinin sebebinin az çok fark etmeye yeterli oluyordu.
Ormana giren her bir canlı doğanın kanununa itaat etmesi neticesinde huzur içinde yaşayıp gezinebilir. Bu yüzden özellikle bu coğrafi konum hepsi gibi birer kutsal topraklardır.
Bu hususta kokuşmuş cesedi olan yaratığın nerden geldiğini ben dahil kimse pek iyi birşey biliyorduk. Paralel evrene vardığımda yani dünyamızın galaksisinden milyarlarca yıl ışık yıl uzaklıklardan geldikleri yeri de, yaşadıkları âlemide iyi biliyordum.
Düşmanlarımızın gücünü yok etmek en azından azaltabilmek için ışın geçitini gereken yerde ve zaaman da yok ettmiştik fakat oraya gitmenin başka yollarını da buldum ve en azından düşmanlarımıza karşı buna mecburduk.
Işın geçiti dünyamız, canlılarımız ve yaşayışımız için için kendisi ile birlikte çok büyük bir tehlike barındırıyordu ve bu neticede Yok etmek için mecburduk. Ama gerekirse ışık yıl uzaklıklarda olsalar bile yürüyerek gelicek olmaları birer olasılıktı.
10 cehennem muhafızları dedikleri fakat gerçek bir isimleri olmayan bu canlılar ise daha önce öldürülmüş büyücülerin uzun süreli bir eski dostları olduğu gibi aynı zamanda birer yardımcılarıydı. Hiç bir şekilde korkmayan bu yaratıkların merhametsiz duruşları ve anlayışları dostları olan büyücüler gibi fani dünyayı yok edip ebedi bir karanlık aleme dönüştürme amaçlıydı. Ne kadar çabalıyor olsam'da, ne kadar gayret göstermiyor olsam'da hiç bir zaman durmayıp hiç bir zaman da pişman olmadılar. Her geçtikleri yerden, her zaferlerinde, her döktükleri kanda daha'da hırçınlaşmış zarar verici hale geliyorlardı. Böylece kör, sağır ve ileri görüşlülük yeteneklerini kaybediyorlardı. Ama açık bir şekilde anlaşılan o ki hiç durmayacaklar ve karanlığın, kötülüğün esiri olacaklardı en azından bizim inancımız da onların gücü ile eş değer durumdaydı.
Bir insan iradesi ile hareket ettikçe zorlandığı zaman değil asıl inancını pes etiği zaman kaybetmiştir. Bu inanç bizim kudretimizi ayakta tutabilen başlıca konuların en başlarında yer alıyordu.
Karşıma çıkan düşmanlarımızı kaba kuvvet ile öldürmeden önce gerçek olana, ebedi karanlığa eş değer olan fani aydınlığa yönelmelerini her daim bekledim fakat bizi düşmanları olarak gören varlıkların hiç biri bunu düşünememişti. Bunun için en güçlü varlıklar biz oluyorduk.
Açıkçası bende bu bahsettiğimiz kötülüğün soyundan gelenlerdendim ve soyumuz tükenmek üzere bunu inkâr edemem.
Fakat ben hiçbir zaman onlardan ve onların yaptıklarından olmayacaktım. Gerekirse şuan olduğu gibi tekrardan da onlara karşı savaşacağım. Benden önce'ki zamanlarda onlara karşı savaşmış ve direnen tek kişi talleta savaşında öldürülmüş olan kurt liderimiz olmuştu ve daha benim bilmediğim çok kahramanca işler başarmıştı ve hayvanlar, Nesilden nesile tüm gençlerine yavrularına geçmişi ve olmuş olanları anlatıyorlardı fakat sadece lider kurdun dışında hiç kimsenin bilmediği yada hiç anlatılmadığı konular vardı.
Mesela örnek vermek gerekirse, ızdırap taşının büyülü olduğunu hiç bir kabile bilmiyor'muydu?
O taşı ilk gördüğümde: oyuk içi yüzlerce tırnak izleri ile dolu çok yumuşak bir 3 tonluk ağırlığında ama o ağırlığına rağmen çok yumuşak bir yüzeyi olan büyülü bakıkça piramitleri aklıma getiren bir kayaydı.
Yeteneklerim geliştiğinden bu yana, yani taşın içinde ki büyüyü fark ettiğimde tüm büyüyü silmek için yüksek makamlarda kutsal topraklarımız'da ne kadar zor olsa da silmeyi başarmıştım. Ama ne yazık'ki lider kurt hayattayken taşı ve üzerinde ki barındırdığı tırnak izlerini sormak hiç aklıma gelmemişti. Sebebini ve anlamını bulmakta maalesef bir tek bana kalmıştı ve yaptığımız en büyük hata da bence bu olmuştu.
Gerçekten de çok değişik bir taş ve Bu taşın büyüyü bir kenara koyduğumuzda kendi özel güçleride vardı tabi. Büyüyü silip bambaşka enerji ile doldurduğumda gücünü hâlâ kaybetmemişti ve bunu fark etmem biraz zaman almıştı.
Ama bu taş şuan fazlasıyla aklıma takılıyordu.
Ormanda o taşa doğru yönelip gitmek istemiştim bir an ve daha gün hâlâ aydınlıkken taşın yanına varmıştım. şekli ve konumu merak uyandırdığı gibi İçine kim uzanırsa uzansın taş etkisi hâline alabilen özellikleri vardı. Bu kalıntı, çok işimize yarayacaktı tabiki'de ama aleyhimize neler yaratabileceğini bilmemiz gerekir.
Taletta istilası ve kalıntılar derken 10 yılımız göz açıp kapayana kadar akıp geçnişti.
Bu kadar süre zarfında çok düşünme imkânımız ve araştırma zamanımız olmuştu. Ben taş ile ilgileniyorken, kulağıma bir ses geldi ve ani bir refleksle sağa ve sola doğru yönelip baktım ama ses geliyor olduğu halde hiç kimse yoktu. Sonra biraz daha kendimi sakinleştirerek kim olduğunu anlamaya çalıştım ve sonra anlamıştım'ki bu ses ızdırap taşının içinden geliyordu.
Anlamak için bana etki yapabileceğini biliyor olduğum halde üzerine çıktım. közlerimi kapattım ve o an biri karşıma çıktı fakat bu gördüğüm olağanüstü birşeydi Bu kişi lider kurttu. Hem çok şaşırdım hemde çok heyecanlanıyordum ve kısa bir bakışmadan sonra soğuk bir tavır ve o değişik tüyleri ile kurt konuşmaya başladı.
"Armann gerçekten çok güçlenmişsin gözlerinde'ki ışıltılar olmasaydı belkide seni tanımaya bilirdim dedi ve bir tebessüm ile konuşmasına devam etti. " Ben güçlü bir kurt olucağını biliyordum fakat anlaşılıyor ki kararlılığın ve sabrın seni çok daha güçlü bir hale getirmiş. Seninle her daim gurur duyuyor olacağım. Gerçekten olması gerektiği gibi herkesi korudun bunun içinde sana tüm yaşam adına minnettarım.
Benimle ruhlar aleminden konuşuyordu ve yine konuşmasına devam etti.
" Bunlar hala bitmedi Arman! ve şunu bilmen lazım'ki hiçbir zaman, hiçbirşey eskisi gibi olmayacak ve sen dahil. çok daha yakında büyük ordular geliyor olacaklar.
Artık siper alıp kabilende kalma zamanı değil arman araştırmalar yapman gerek!
Bir gün seninle karşılaşıyor olacağız ve o vakite kadar sabret çünkü sen çok dayanıklı bir lidersin.
Dedi ve daha cevap bile veremeden ortadan kayboluvermişti. Oardan kalktıktan sonra bir sürü şaşkınlık ve düşünceler içinde ordan ayrılmıştım.
O heyecanla kurtların içine girip anlatım fakat sanki birşey olmamış gibi hiç şaşırmadı ve hiç sevinmediler bunun sebebi ise şuydu'ki kurtların liderleri ölen kurt bile hayattayken bile liderleri hep bendim onlarda bunu çok iyi biliyordu. Kılıktan kılığa girebiliyo ve asıl şeklimi sadece kurtlar biliyordu ve bunları hiç kimseyle paylaşmayacağız zaten. Biz böyle kararlar almadığımız sürece hiç başarı elde edememezdik................
IZDIRAP TAŞI BÖLÜMÜ SONUNA GELDİK OKUDUĞUNUZ İÇİN, YAZARI OLARAK YEŞEKKÜR EDERİM
EĞER BEĞENDİYSENİZ OY VERMEİ UNUTMAYINIZ!
KİTABIMIZ ELEŞTRİRİ YAPMAYA AÇIKTIR:)