İçeriğe geç

SON KURT

Bölüm 13 · 5 dk okuma

SON KURT

Bölüm 13

GÖRÜNMEZ BÜYÜ

Sorduğumuz sorularda sürekli olarak sırıtıyordu ve aynı zamanda gözlerinde büyü vardı.

"Ölüm yakın armann, bizim çağımız yaklaşıyor çok yakın.

Bu adam kendi kendine konuşurken elleri ve ayaklarını bağlayıp ruh taşının üzerine uzatmıştık. Kendi bilinciyle konuşmadığı çok brlliydi. Bir başka kişinin dediklerini tekrarlıyordu bence.

Çünkü neden insanlar benle savaşmak istesin? Emrimle adamı uzatıktan sonra elimi Anlı'nın üzerine koyup zihninde görmüş olduğu ve yaşamış olduğu şeyleri anlamaya çalıştım fakat çok güçlü bir büyüye haps olmuştu

" Ya yinemi büyü, bir türlü bitmedi.

Hem bu adamı büyüden kurtarıp hemde bir müddet adamcağızın bedenine girip beni tehtit etmiş olan varlığı bulmam gerek. Ben düşünürken bir yandanda bir genç kurt benimle konuşmaya başladı

"efendim siz âsa nın nerde olduğunu ve nasıl getirebileceğinizi biliyorsunuz o âsa bize yardım edebilir, büyüyü çıkartabilir.

"Hayır hayır büyü yapamayı yıllardır yasakladım! Kural kuraldır bunu çiğneyemeyiz.

"Ama araman görünüşe göre yapabilecek başka birşeyde kalmadı diye cevap verdi. Büyü yapmaktan ve kullanmaktansa araştırma yapıp başka çarelerini bulmaya çalışacağım. Fakat bu gözelerinde ki büyü, daha önce hiç şahid olmadığım kadar güçlüydü.

Ama bu mümkün değil dünyada bu kadar güçlü büyü yapılamaz tüm benzeri büyüleri, kitapları yok ettim ben. Kendi içimde düşünürken arkamı dönüp yüce ruh taşının üzerinde uzanan adama baktım. Çok şaşırdım şurası kesin ki bu dünya da yapılan bir büyü değildi. Ruh taşının üzerinde iken hiç bir şekilde kimseye zarar veremez, kılını bile oynatamazdı.

Taş: üzerinde olan büyüyü fark ettiğinde zararsız ve kullanılamaz hale getiriyordu 7 yıl önce çiftliğe geldiğimde üzerine uzandığım taştı. Taş özel olarak yapılmıştı ve kara işler için kullanılacaktı. Fakat paralel evrenden geri döndüğümde çoğu büyü aletleri gibi bu taşın üzerinde ki büyüyü de kaldırdım.

İçine bambaşka güçler koyup bizim işimize yarayacak bir hale getirdik. Çok erken kendimizi dağıtık görünen o ki bir savaş daha geliyor. Bu sefer ki daha zor olacaktır sanırım. Çoğu yol denedim zihnini özgürlüğe kavuşturma konusunda. Son denediğimde gözlerine işaret parmağımla dokundum o an olduğu yerden titeryip "armannnn diye bağırdı biraz bekledik neler olucağını görmek için.

Biraz titredikten sonra gözleri yavaş yavaş eski haline geldi ve olduğu yerde bayıldı. İçinden büyüyü çıkardım sanırım. Sanırım diyorum çünkü görünmez ve canlı bir büyüydü. Gizlice aramızdan ayrılıp ortadan kayboldu bunu hissediyorum.

Akşam saatlerinde, karanlık çökmüş heryeri sessizlik hâkimdi. Bedenimde ki ışıklar karanlığı tekrar aydınlatıyordu.

Oturduğum yerde olanları düşünüyordum. İnsanların bir birlerine olan savaşları her yönü kötü etkiledi çok ileriyi kat etmeyi düşünürken dahada keride kaldılar 1800 lü yıllara geri döndüler eski teknoloji tamamen yok oluyordu sanki.

Tam birleşiyorlar derken dahada dağıldılar küçük küçük kabileler hâlinde yaşayan insanlar o yıllarda ki gibi geçiniyordular. Kurtlar olarak dünyaya biz hâkimdik. Bu gün Sabah saatlerinde içimde kötü bir his vardı. Bana göre en iyi yeteneğimde buydu fakat özel olarak evrimleştiğim için değil bu yetenek doğduğum günden bu yana içimde saklıydı. Ben kabile merkezinde otururken bir kaç kurt bana askerin uyandığını söylediler ona sorucak bir kaç sorum vardı fakat bu adam sonuçta bir asker elbette bize anlatmayacağı şeyler olacaktır.

Buna eminim ama kutsal bir taşın üzerinde sonuçta. Yerimden kalkıp ona doğru, yanına geldiğimde baya korkmuştu.

" Adını ve nereden geldiğini söyleyecekmisin yoksa.......

Biraz daha korkutuktan sonra konuşmaya başladı.

"İki gün önce akşam saatlerinde Balkanlarda görevliydim. Sınır bölgelerinde nöbetçiydim. Ve o sıra karşıma biri geldi. Siyah pelerinli yüzü arkadan baktığımda görünmeyen bir yüzü vardı. Silahı üzerine doğrultum, korkuyordum. Arkasını bana dönmüş gidiyordu.

"Hey! Durr diye seslendim ama hiç umrumda olmadan yoluna devam etti. Gittikçe aramızdaki mesafe dahada büyüyordu. Koşarak elimi omuzuna koyup onu durdurdum. Arkasını dönüp bana baktığında simsiyah yüzlü neredeyse hiç yüzü görünmeyen çok korkutucu bir yaratıktı.

elini boğazıma sarıp sıkmaya başladı birden...... Ölüyormuş gibi hissediyordum, nefes bile alamıyordum ve gerisini hatırlamıyorum.

"Ben bu söz etiği kişiyi daha önce görmüştüm. Daha fazla adamı burada tutmaya gerek yoktu bence.

Sınırlarımızın dışında adamı serbest bırakmıştık. Ama görünen o ki beni tanıyan çok fazla kişi vardı. Akşam saatlerinde ormanların sonunda serbest bıraktıktan sonra kabileye geri dönerken içime çok kötü bir his doldu, hemde hiç olmadığı kadar bu his kendi zaten olan bir özelliğimdi.

Sonradan çıkan süper güçlerimle âlâkası bile yok. Karşıma biri çıkacakmış gibi hissediyorum. Bundan sonra eskisi gibi kabileler değil sadece bir grup hâlinde hareket edeceğiz. Bunun içinde tekrardan kabilelere haber gönderdim. Bir kaç hafta içinde herkesin haberi oldu. İnsanların beni tanımış olması hiç iyi olmadı. İnsanların bilmesi tehlikeli olabilirdi.

Bende bu gün ormanda kendi kral koltuğumda oturup kabilelerden gelicek haberleri beklerken bir yandanda ailemin ölümünü düşünüyordum. Talletalarla savaşırken ordularının %90 karşımızdaydı geriye kalan %10 ise arkamızdan ilerleyip ailemi öldürmek için görevlerle gelmişlerdi. Bu bilgi onlarca şey arasında iken savaşırken geldi. Talletalar kitapta yazdığı gibi tüm insanları öldürmezdi. Türklerin çoğusunu öldürmüyordular çünkü içinlerinde ki sevgisi, kendinden önce ülkesini düşünen bu halkın bu gururlarının içinde gezen kanları talettalara acı bir tat veriyordu ve o tadı alan talletalar dayanamıyor ve öluyordular. Ben bunları yanlız bir vaktimde düşünürken daha önce benden yardım istemek için gelen Sultan yanıma geliyordu.

Benden yüzüme bakıp korkmaması için arkamı dönüdüm ve konuşmaya başladı.

"Yaptığın herşey için teşekkürler.

"Ne kadar belli etmesende o günlerce yağan yağmurların, gemilere saldıran balinaların, balıkların ve çıkan girdapların arkasında senin olduğunu biliyorum.....

"Öhm her şey için sağol

" Dur kaldığın yerde ey insan, bir insana göre çok cesursun karşıma çıkabildiğine bakılırsa....Bunu söyledikten sonra ciddiyetini yavaş yavaş topladı. Onundan şüphelendiğimi fark etti bundan önce geldiğinde daha farklı davranıyordu.

ve konuşmaya devam ettim bunu bu gün açığa çıkarmam gerekiyordu.

"Gerçek yüzünü gösterr!!! korkak yaratık....

Bunu söylediğimde arkasını dönüp soğuk bir kanlılık ile gitmeye başladı.

"Dur dedim sana!.diye bağırdıktan sonra bana doğru dönüp baktı

ve devam ettim

"sen insan değilsin. Bunu fark ettiğim an birden şekil değiştirerek yırtıcı bir yaratığa dönüştü bende o. Hızla kurda dönüştüm. çirkin kara yüzlü keskin dişleri ve mide bulandırıcı hali ile bakıyordu bana.

bu ,sultan değildi onun kılığına bürünen dünya dışı bir yaratıktı. İkimizde saldırmak için birbirimizin etrafında dönerken tekrar konuşmaya başladı.

"Açıkçası insan olmadığımı bu kadar erken fark edeceğini hiç sanmazdım ezik şey! seni ne pahasına olursa olsun efendime, karanlıklar lorduna götüreceğim ölü yada diri!

Bunu daha sakin yapmak isterdim ama öyle olmayacak. Şimdi..... Diri bir şekilde kendinmi gelmek istersin yoksa ölü mü?

" Aslında bakarsan yılardır savaşıyorum biraz atışma iyi gelicektir bana.

" Öyle olsun ezik parlak şey seni.

Aniden üzerime doğru saldırıp uzun pençelerini göhsüme sapladı. Uzun tırnakları bedenimin bir tarafından girip diyer taraftan çıkıyordu.

" Beni öldürebileceğini mi sandın!!! Ben ölümsüzüm, ben koruyucuyum ve ben güneşimmm yaratık!

İkimizde hızlıca birbirimize saldırdık ve boğazını tutup yere serdim vücudum enerji doldukça karşılık vermekte dahada zorlanıyordu. Boğazını sıktığımda parlaklığım vücuduna deydikçe öldürmeye başlıyordu. Nefesi gittikçe kesilmeye başladığında ölüyor olduğunu anladığında bana

"savaşımız çetin olacak, Bu gezegeni hak etmiyorsunuz! diyip oracıkta ruhu bedeninden ayrılmaya devam ediyordu bende hiç vakit kaybetmeden zihnine girip geçmişine ve bildiklerine

baktım.

Oy ve yorumlarınızı her zamanki gibi heyecan ile bekliyorum 👍👍🏻👍🏼👍🏽👍🏿

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.