İçeriğe geç

SON KURT

Bölüm 12 · 4 dk okuma

SON KURT

Bölüm 12

YENİDEN DİRİLİŞ

Bu yaşananlardan sonra içimdeki kötü hisiyatlar bitmiş, kötü olayların bittiğinden emindim artık.

Bu geçen zamanı ben dahil fark etmeden 7 8 yıl geçmiş gitmişti.

İnsanlar gibi doğa ve hayvanlarda, artık kendi yaşam düzenini isteselerde istemeselerde kurmuş ve öylece devam ediyordu. Doğa düzeldikten sonra sıkı yönetim iptal edildi. Ama yinede onlarca zorluk içinde elbette unutulmaz mutlu anlarda yaşamışlığımız var.

Mesela sıkı yönetimden sonra hayvanların barış içinde yaşaması, birbirlerine zarar vermemesi bir tavşanın bile rahatlıkla korkmadan yırtıcı hayvanların yanından geçmesi çok güzel bir davranıştı kısa bir süreliğinede olsa......

Daha önce gitmiş olduğum Yunanistan topraklarında ki beni görmüş olan din adamlarına benden bahsetmemelerini tekrar tekrar söylemiştim. Ama geçen haftaki aldığım bilgiye göre insanlar arasında çok konuşulmuştum.

Normal bir yaşam kanununda bir kurdun başka bir kabileye izinsiz girmesi veya sınırlarından geçmesi ölüm ile cezalandırılıyordu. sıkı yönetimden sonra bu kanun askıya alınmış bir şekilde hep beraber kararlar alıp yaşantımıza devam ettik. Bu saaten sonra eski halimize yeşil huzur dolu doğa ve barındırdığı canlıları ile hayata dönüyoruz.

Benim kabilemden olan bir kurt bana "peki bu Yunan insanlarına karşı ne yapıcaz? diye sormuştu.

Ya cezalandırılıcak yada görmezden gelmemiz gerekiyor. Bu konu hakkında karar vermekte çok zorlandım. Çünkü ben insanları korumak için onca şeyi yaptım onlarar zarar veremem. Ayrıca bende bir zamanlar insandım. Dünya üzerinde savaştan sonra canlı kalabilen yaklaşık 10 milyon insan kaldı ve bu insanların %5 türktü.

Çünkü talettalar daha doğu Anadolu topraklarına girmeden önlerini kesmiştik yüzyıllar boyunca bu topraklarda savaşlarla olmuştu. Ne için peki?

İnsanların tüm dünyaya hakim olma ve Türk topraklarını ele geçirme istekleri yüzünden. Geriye kalan 5 milyon insanın 2 milyonu yunan, 1 milyonu rus, 2 milyonu ise çinlilerdi. Bu 8 yıl boyunca hepsini takip ettim birbirlerine düşman olan bu insanlar hiç yardımlaşmadılar. Ruslar ölüm korkusuyla yardımlaşma hiç akıllarına bile gelmedi. Yunanlılar ise Türklere karşı yüzyıllardır olan nefretleri ve Çinlilerin Türklere karşı olan korkuları yüzünden hiç yakınlaşmadılar. Hiç bir insan ırkını küçümsemedim.

Hepsine aynı tavırlar sergiledim. Fakat Yunanlılar aç gözlülükleri yüzünden yine durmuyorlardı, halbuki bu denli kötü bir durumdayken. Ellerinde kalan silah mühimmatları kullanarak Türklerin topraklarını tekrar ele geçirmeye çalıştılar. Fakat bunu yapmak onlar için imkânsızdan başka bir şey değildi.

Çünkü Türkleri yüzyıllardır savaşlara sürüklemiş ve buna karşı ayakta durabilmiş ve hatta dahada uzmanlaşmış ayrıca onların sekiz katı kadar çok nüfusa sahipler. Ama Yunanlıların bir planı olmalı çünkü Yunanlılar Türklere karşı arkasında büyük destek olmadan hiç bir zaman kafa tutmazlardı.

Türkler ne kadar yardımlaşmak istesede Yunanlılar kendine yediremiyor ve teklifleri geri çeviriyordular. Dün aldığım bilgiye göre Yunanistan komşuları ile antlaşma yapmıştı. Amerika tonlarca silahı Yunanistan'a vermişti.

Savaş yakındı. Anlaşılan o ki onlarca sıkıntı içinde aç gözlülükleri yine bitmemiş bir hafta içinde Akdeniz amerika savaş gemileriyle doluydu.

Rus ve Çin ise öylece sessiz olanları izliyordu. Bende bu vakitlerde ormanlarda gezip etrafı geziniyordum. Ve bir haber geldi. Ege bölgesinden gelen bir Türk vatandaşı beni aradığını söylediler. Kabileye döndüğümde o türk kadını bir kenara çekmiş beni bekliyordular ve onlarca kurdun içinde korkuyordu. Kurtlara biraz sinirlenerek onu rahat bırakmalarını söyledim. kadın zaten benden korkuyordu. Ona zarar vermiyeceğimi anladığında ona "beni nasıl buldun diye sorarken kurt dilini anlamadığını anladım. Bu sebeple insan diliyle konuştum.

"Kimsin sen! Bu bölgelerde ne arıyorsun?

" Seni arıyordum arman

"Adımı biliyorsun, daha önce tanıştığımızı hiç sanmıyorum

"isminin sultan olduğunu söyledi . Bir yerden bana tanıdık geldi açıkçası hal hareketi. Bana yaşanacak olan savaşı anlatı ama benim zaten bundan haberim vardı. Yaşanacak olan savaş hakkında yardım istiyordu. Benim küçüklük arkadaşım olduğunuda fark etmem pek uzun sürmedi. Bir insanın cesaret ederek benim karşıma çıkması beni şaşırttı. Ve savaşta yardım edeceğime söz verdim.

Burdan gittikten sonra baya plan yaptım ve o uzaklaştıktan sonra bir hafta boyunca kesintisiz sağındak yağmur yağdırdım. Denizler taşmış gemiler zorlanıyordu. Savaşa kendim gittmedim ama görevlendirdiğim yüzlerce mavi balinaları üzerlerine musallat etmiştim.

ne olağanüstü hayvanlar dimi:) yüzme şekillerinden, o müthiş güçlerine kadar

Savaş günü şafak vakti Amerika gemileri harekete geçti ama tüm ülkelerin gücü kısıtlıydı. Daha karaya bile yaklaşmadan balinalar etraflarını sarmıştı bile.

Büyük kuyruklarıyla girdaplar oluşturup tüm gemileri denizin derinliklerine gömdüler. Karaya yüzerek sadece bir asker çıkabildi ve Türk güçleri tarafından yakalandılar fakat askerin gözleri simsiyah bir renkteydi bir farklılık olduğunu anladığımda o askeri gizlice ormana kendim getirdim.

Belkide o vakit bunlar gibi hiç bir varlıkta o fırtınalar ve kasırgaların arasında canlı kalamazdı.....

DEVAM EDECE

K,, OY VERMEYİ VE YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN......

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.