(NASTYA’NIN ANLATIMIYLA)
Son iki ada…
Son iki şans…
Ada bize çok yakın olduğundan yaklaşık 2-3 saatte adaya vardık ancak adayı gezecek dermanı ayaklarında bulamıyordum.
”Aryaz!”
”Efendim?”
”Bugün keşfe çıkmasak, ayaklarımı hissetmiyorum da.”
”Hahahaha! Tamam güzelim. Bugün dinlenelim, yarın keşfe çıkarız.”
”Anlayışın için sağol ama aklıma bir şey takılıyor.”
”Söyle karıcımm.”
Yanaklarımın kızardığını hissediyorum.
“Bak, bak, bak! Nasıl da kızarır hemen!”
”Krallıklar, onların durumunu merak ediyorum. Mektuplarımız ellerine geçti mi? Bu tür şeyler işte.”
”Endişelerinde çok haklısın ama unutma ki biz burada keyif çatmıyoruz. Anne ve babalarımızı arıyoruz.”
”Doğru söylüyorsun.”
“Bir de Natashta ya sana yalan söylediyse? Yani ya oradalarsa?”
”Lafını geri al! Natashta, annemi ve babamı çok severdi. Bu yüzden onun manevi oğluyum.”
“Bu devirde kimseye güven olmuyor Aryaz.”
”Güvenebileceğim sınırlı sayıda kişinin arasında Natashta var ve ben ona kendimden çok güvenirim.”
Sustum. Kavga etmek istemiyordum. Çoktan akşamüstü olmuştu. Karya yanımıza geldi. Hep beraber çaylarımızı alıp masaya oturduk. Keyifle ve doyasıya sohbet ettik. O akşam bir hayli erken uyuduk. Yarın dinç uyanmak istiyorduk.
