(ARYAZ’IN ANLATIMIYLA)
Kızlara belli etmemeye çalışsam da yakalanma ihtimalimiz vardı ve eğer yakalanırsak onların bırakılması için elimden geleni yapacağım.
Bugün 2. Gün ve yarından orada olacağız. Kendimi stresli hissediyordum. Yumruklayabileceğim bir şeyler lazımdı. Halatı avizeye bağladım. Boş bir çuval buldum ve çapayı attım. Şansıma denizin dibinde kum vardı. Belli miktarda kumu alıp mutfaktaki süzgeçle süzüp güneşe koydum ve 1-2 saat beklettim. Kum tamamen kuruyunca torbaya koydum ve torbanın ağzını sıkıca bağladım.
Biraz daha sert olsun büyük taşlarda koydum. Ve halatı avizeye bağladım, kalan ucunu da çuvala bağladım. El yapımı kum torbamı yumruklarken içeri Nastya girdi. Şok içerisinde ellerime baktı. Ellerim kanıyordu. Sanırım biraz fazla taç koymuştum. Hemen beni lavaboya götürdü. Ellerimi yıkadı. İlk yardım çantasını bulup pansuman yaptı. Pansuman canımı çok yakıyordu. Bir yandan da söyleniyordu. “Eh be Aryaz! Nasıl becerdin?”
Azarlanan bir erkek çocuğu gibi hissettim ama o kadar tatlıydı ki söylenirken bile.
Ellerime bandaj sardı. Yatakta otururken başımı kucağına koydum. Saçlarımla oynamaya başladı. Bir süre sonra uyuyakalmışım ve inanır mısınız bilmem ama hayatımın en uzun ve en huzurlu uykusunu uyudum. Yarın sabaha kadar uyumuşum.