Ünye – 15:27
Sinan bankta ne kadar oturduğunu bilmiyordu. Dakikalar, saatler... Zaman artık ölçülemeyen bir şeydi.
Yavaşça ayağa kalktı. “Belki de şaka bu…” diye mırıldandı. Sokakta biri saklanıyor, telefon kamerasıyla izliyordur belki de… YouTube şakası. Komik mi sanıyorlar?
Ama bu şaka için çok sessizdi dünya.
Caddeden karşıya geçti. Üzerindeki market zincirlerinden birinin kapısı açıktı. İçeri girdi. Alarm çalmadı. Güvenlik yoktu.
Reyonlar tıklım tıklımdı. Raflarda süt, ekmek, su... Hepsi taze. Soğutucular çalışıyordu. Dünya durmuş ama sistem devam ediyordu sanki.
Bir çikolata aldı, açtı ve yedi. Ardından cips, kola… Raflara dokundu. Hayatında ilk kez, alışveriş yapmadan her şeyi alabileceğini fark etti.
"İnsanlar yoksa kurallar da yok," dedi kendi kendine.
Marketin kasasına oturdu. Eline geçen ilk tişörtü aldı, giymeye başladı. Aynı binada bir kıyafet mağazası olduğunu hatırladı. Oraya yürüdü.
Koskoca mağaza sadece ona aitti. En pahalı montu aldı. Ayakkabılar, kot pantolon, saatler, parfümler... Önce bir heyecan vardı. Sanki rüya gibi.
Ama deneme kabininde kendine aynada bakarken, bir anda bu boşluğun farkına vardı. Aradığı bakış, diğer insanlardı. Yüzleşmek istemedi, kafasını çevirdi.
Bir süre sonra sokaklara indi. Gözüne çarpan ilk lüks arabaya bindi. Anahtar araçta duruyordu. Marşa bastı. Motor sesi, sessizliği bıçak gibi kesti.
Hızla sürdü. Şehirde 120 ile gitmenin bir anlamı yoktu ama yine de gitti. Sahil yoluna çıktı. Denizin sesi vardı ama insan yoktu.
Bir lunaparkın önünde durdu. Kapılar açıktı. Elektrik vardı. Müzik sistemi çalışıyordu. Düğmeye bastı. Dönme dolap hareket etti. Ama boştu. Her şey çalışıyor, ama içinde kimse yoktu. Sanki dünya Sinan’a gösteri yapıyordu.
İlk gün akşam oldu. Eve döndü. Uyumak istemedi. Ya sabah bir daha uyanamazsa? Ya bu rüyadan çıkamazsa?
Gece boyunca evde dolaştı. Televizyon çalışıyordu. İnternet vardı. Tüm dünyaya açık gibiydi. YouTube, Instagram, Twitter... her şey açıktı ama canlı değildi. En son paylaşımlar bir gün önceye aitti.
Hiçbir yerde yeni gönderi yoktu.
Hiçbir canlı yayın yoktu.
Hiçbir haber yoktu.
Sanki dünya bir gün önce durmuştu. Ve Sinan o durmanın içinde uyanmıştı.