Cinayet büronun cam bölmeli odasında klavye sesleri ve telsiz cızırtıları birbirine karışırken, Başkomiser Baran kapıyı sertçe itip içeri girdi. Paltosunu sandalyesinin arkalığına fırlattı, ormandan kalma çamurlu botlarını umursamadan masasının başına geçti. Bilgisayar ekranındaki adli tıp portalına giriş yaparken şifresini sabırsızlıkla tuşladı.
Ekranda dönen yükleme simgesi nihayet yerini resmi mühürlü PDF dosyasına bıraktı.
"DOSYA NO: 4092-B / KANIT İNCELEME VE DNA PROFİLLEME RAPORU"
Baran öne doğru eğildi, gözlerini rapordaki eşleşme yüzdelerine dikti. Karadağ ailesinin sistemdeki eski sağlık kayıtlarıyla veya Alya’nın resmi kimlik bilgileriyle %99.9 eşleşen bir sonuç görmeyi bekliyordu. Kelepçeyi cebine atıp savcılıktan doğrudan arama izni talep edeceği o anın hayaliyle sayfayı aşağı kaydırdı.
Ancak kırmızı renkli "SONUÇ" kutucuğunun içinde yazan satırlar, yüzündeki tüm kanın çekilmesine yetti:
"Elde edilen tükürük örneği DNA profili ile sistem kayıtları karşılaştırılmıştır. Sonuç: Eşleşme Bulunamadı (Sıfır Profil)."
Altındaki açıklama notu ise daha da sarsıcıydı:
“Örnek üzerinde yapılan ileri moleküler analizde, tükürük dokusunda DNA yıkımına yol açan yüksek konsantrasyonda sentetik enzim ve asidik nötralizatör tespit edilmiştir. Biyolojik materyal kasıtlı olarak tahrif edilmiş, DNA zincirleri laboratuvar ortamında okunamaz hale getirilmiştir.”
Baran elini masaya sertçe vurdu; ekrandaki harfler titredi. Kız sadece olay yerinde bir şeker çöpü bırakmamıştı; bıraktığı şekerin içine adli tıbbı kör edecek kimyasal bir madde yerleştirerek polisle açıkça dalga geçmişti. O lolipop rastgele bir alışkanlık değil, baştan sona kurgulanmış bir sahte izin parçasıydı.
Tam o sırada masanın üzerindeki dahili telefon çaldı. Arayan Adli Tıp Şube Müdürü’ydü.
"Baran, raporu gördün mü?" dedi hattın ucundaki ses, şaşkınlık içinde. "Yıllardır bu işi yapıyorum, böyle bir şey görmedim. Çubuktaki o vişne aromalı sıvı, tükürüğün tüm genetik kodunu temas ettiği anda parçalayacak şekilde kimyasal olarak modifiye edilmiş. Karşındaki kişi adli tıp protokollerini ezbere biliyor."
Baran telefonu kapatıp arkasına yaslandı. Gözlerinin önüne orman patikasında yanından süzülen o siyah saçlı kız ve ciğerlerine dolan o taze vişne kokusu geldi. Alya Karadağ onun nereye bakacağını, neyi arayacağını ve hangi tuzağa düşeceğini adım adım hesaplamıştı.
Torpido gözündeki plastik çubuğa baktı; dudaklarında öfkeyle karışık, kontrol edemediği bir tebessüm belirdi.
"Demek kuralları sen yazmak istiyorsun," diye fısıldadı Baran, çekmecesinden silahının şarjörünü çıkarıp kilitlerken. "O zaman oyunu senin kurallarına göre oynayacağız Karadağ."
