"Bir askerin karakteri, rahat zamanlarında değil; baskı altında verdiği kararlarda ortaya çıkar."
Sabah alarmı çaldığında gözlerimi açmakta zorlandım.
Son üç günün yorgunluğu kemiklerime işlemişti.
Koğuşun tavanına birkaç saniye boş boş baktım.
Dışarıdan yine aynı sesler geliyordu.
Botların zemine vurması...
Dolap kapaklarının açılıp kapanması...
Koğuş nöbetçisinin sert komutları...
Askeriyede her sabah birbirine benzerdi.
Ama o gün içimde açıklayamadığım bir his vardı.
Sanki sıradan bir eğitim günü olmayacaktı.
Yatağımı topladıktan sonra üniformamı giydim. Aynadaki yansımama kısa bir süre baktım.
Göz altlarım hafif morarmıştı.
Son günlerde doğru düzgün uyuyamıyordum.
Yeni ortam...
Yoğun eğitim...
Bir de Yüzbaşı Oğuzhan Akay'ın üzerimde oluşturduğu garip baskı...
Bunların hepsi zihnimi meşgul ediyordu.
"Haydi Asena!"
Elif'in sesi koridordan duyuldu.
"Gecikeceğiz."
"Geliyorum."
Botlarımı giyip dışarı çıktım.
Sabah ayazı yüzüme çarpar çarpmaz derin bir nefes aldım.
Gökyüzü henüz aydınlanmaya başlamıştı.
Kışlanın avlusunda bütün tim çoktan sıraya geçmişti.
Yerime geçtim.
Tam o sırada Oğuzhan Akay yürüyerek önümüze geldi.
Bugün her zamankinden daha ciddi görünüyordu.
Elindeki dosyayı kapattı.
"Herkes beni dikkatle dinlesin."
Avludaki sessizlik daha da ağırlaştı.
"Bugünkü eğitim kışla içinde olmayacak."
Herkes birbirine kısa bakışlar attı.
"Arazi eğitimine çıkıyoruz."
Kalbim hafifçe hızlandı.
Gerçek arazi...
Gerçek şartlar...
Bu, şimdiye kadar yaptığımız eğitimlerden çok farklı olacaktı.
"On dakika içinde araçlara binmiş olun."
---
Yaklaşık kırk dakika süren yolculuğun ardından askerî araçlar çam ormanlarıyla çevrili geniş bir araziye girdi.
İndiğimizde ilk dikkatimi çeken şey sessizlik oldu.
Şehir sesi yoktu.
Sadece rüzgârın ağaçların arasında dolaşırken çıkardığı uğultu...
Toprak gece yağan yağmur yüzünden yumuşamıştı.
Botlarım her adım attığımda hafifçe toprağa gömülüyordu.
Oğuzhan bütün timi etrafına topladı.
"Bugün yön bulma, arazi ilerleyişi ve takım koordinasyonu çalışacağız."
Haritayı açtı.
"Kimse tek başına hareket etmeyecek."
Bakışları hepimizin üzerinde gezindi.
"Gerçek görevlerde yapılan en büyük hata..."
Kısa bir duraksama oldu.
"...kendine fazla güvenmektir."
Sözleri doğrudan bana söylenmemişti.
Ama nedense üzerime alınmıştım.
---
Timler oluşturuldu.
Ben, Elif, Kaan ve Mert aynı gruptaydık.
Haritayı açıp rotayı incelemeye başladık.
Kaan gülerek,
"İlk gelen akşam yemeğini ısmarlamıyor değil mi?" dedi.
Elif güldü.
"Askeriyede yemek zaten bedava."
"Hayallerim yine suya düştü."
Hepimiz istemsizce güldük.
Uzaktan bizi izleyen Oğuzhan'ın bakışlarını üzerimizde hissedince hemen ciddileştik.
Ormanın içine doğru yürümeye başladık.
Ağaçlar o kadar sıklaşmıştı ki güneş ışığı bile zor ulaşıyordu.
Kuş sesleri dışında hiçbir şey duyulmuyordu.
Haritayı elimde tutuyor, önümdeki işaretleri dikkatle takip ediyordum.
Yaklaşık yarım saat sonra küçük bir dereye ulaştık.
Geçmemiz gerekiyordu.
Kaan ilk atladı.
Ardından Mert.
Elif de dikkatlice karşıya geçti.
Sıra bana geldiğinde ayağım ıslak taşa bastı.
Bir anda dengem bozuldu.
Tam düşecekken güçlü bir el kolumu tuttu.
Refleksle başımı kaldırdım.
Oğuzhan.
Ne zaman yanımıza geldiğini anlamamıştım.
Kolumu bırakmadan önce dengemi tamamen sağlamamı bekledi.
"Adımlarını yere bakarak değil..."
Gözlerini gözlerime çevirdi.
"...gideceğin yere bakarak at."
Sesi yine sakindi.
Ne azarlıyordu...
Ne de gereksiz yere yumuşuyordu.
Sadece öğretiyordu.
"Teşekkür ederim komutanım."
Başını hafifçe salladı.
Sonra hiçbir şey söylemeden ilerledi.
Arkasından bakarken içimde garip bir his oluştu.
Belki de insanlar hakkında çok erken karar veriyordum.
---
Eğitimin sonuna doğru hepimiz yorulmuştuk.
Tam araçlara döneceğimiz sırada Oğuzhan telsizinden gelen sesi dinledi.
Yüzündeki ifade bir anda değişti.
Artık eğitim alanındaki komutan değil...
Gerçek bir operasyon komutanı gibi görünüyordu.
Telsizi kapattı.
Bize döndü.
"Plan değişti."
Kimse konuşmadı.
Yaklaşık iki saniye sessizlik oldu.
"Yarın sabah saat sıfır dört sıfır sıfır."
Sesi her zamankinden daha kararlıydı.
"Hazır olun."
"Neye, komutanım?" diye sordu Mert.
Oğuzhan kısa bir süre sustu.
Sonra tek cümle kurdu.
"İlk operasyon hazırlığınıza."
O an herkesin yüzündeki ifade değişmişti.
Bu artık sadece eğitim değildi.
Gerçek askerlik...
İşte şimdi başlıyordu.