İçeriğe geç

Son Ders

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Son Ders

Bölüm 3

Son Ders Gün 3 Şeytan Üçgeni

SON DERS

''YUMRUĞUMUN TADINA BAK!GÜÇLÜ OLAN KAZANSIN!KAN...''

ge

Gün 3 : Şeytan Üçgeni

Beni o kadar hızlı götürüyordu ki acelesi varmış gibi.Tekrar uyku ilacı sıkılan yere geldik , hızlı ve aceleci davranarak ilacı bana sıktı. Daha sonra fark ettiğim şey beni ürpertti. Burun tıpasını takarken minik bir boşluk kalmıştı ve uyku ilacı gazı buradan geçiyordu.Kendimi aptal gibi hissetmeye başlamıştım. Başım dönmeye midem ağzıma gelmeye başlamıştı. Ama çok acı verecek şekilde değil, üstesinden gelebilirdim. Beni hasta yatağına koydu ve gitti. Her şey 1 dakikadan daha az süreyle gerçekleşti. Ben yatarken arkamdan Nisa ve Berfin geldi. Nisa ve Berfin işaret dili ile konuşabiliyordu. Nisa çaktırmadan bana bakıyor sonra Berfin'e dönüyordu.Daha sonra 3 tane hemşire geldi ve ellerinde şırıngalar vardı.Korktuğum başıma geldi.Şırıngalara bir şeyler enjekte ettiler ve bizim yanımıza geldiler.Bu hayatta en sevmediğim şey iğne olmaktı, sessiz kalmalıydım eğer bir acı sesi çıkarırsam her şeyi mahvetmiş olacaktım.Kendimi tuttum ve hemşire şırıngayı sapladı.Acıdan ağlamak üzereydim, canım çok yanıyor, ölüyor gibi hissediyordum.Ya da gerçekten ölüyor muydum?Bir katil olduğum için mi ölecektim?Neden ölecektim?Ölmeyi haketmiş miydim?Aklımdaki kötü düşünceleri silmek için çabaladım.Daha sonra ''o''geldi.Saçları buğday sarısı, teni zarif olan o kız.Adını bilmiyordum, kimse bilmiyordu.Kimseyle konuşmazdı ve bölgesinden çıkmazdı.Her zaman yalnız başına takılır ve kendince eğlenirdi.Bu kez ona bir şey enjekte etmek yerine ondan kan aldılar.Hemşire bu işi yaparken zarif bir şekilde yapıyordu.Sanki çok özel, ölmemesi gereken biriymiş gibi.Tüm bunlar olurken laboratuvardan birisi geldi.Simsiyah kıyafetleri vardı ve yüzleri görünmüyordu.Hemşireden kanı istedi.Hemşire kanı hazırlarken kaskını çıkardı.Siyah saçları bulu gibi beyaz teni ve sipsiyah gözleri vardı.Hemşirenin görevliye bakışı, onu çekici bulduğunu anlatıyordu.Gülmemek için kendimi zor tuttum.Daha sonra Hemşire kanı yuvarlak bir cam kaba koydu ve muhtemel çocuklarının babası görevliye verdi.Görevli kanı aldı ve bana baktı, sanki beni tanıyor yardım etmek istiyor gibiydi.Bana kızgın bakıyordu.Beni hem kurtarmak hemde öldürmek istiyordu.Sonra görevli bir şey fark etti ve hemşireden burayı bir kaç dakikalığına terk edebileceğini sordu.Hemşire hemen kabul etti ve odadan çıktı.Fark ettiği şey benimle, bizimle ilgiliydi.Burnumuz,evet burnumuz.Burnumuzdaki tıpa dışarıdan az da olsa belli oluyordu ve görevli bunu fark etti ve ilk önce Berfin'in yanına gitti.Burnuna baktı ve sırasıyla hepimize baktı.Sıra tam bana gelecekken içeriden Mirza'nın cesedi geçti.O da bir o kadar hızlıydı, fark etmem 10 saniyemi aldı.Sonra burnuma dokundu ve '' beni duyabildiğini biliyorum'' dedi ve beni hasta yatağımla bir yere götürdü.Tam kapıdan geçerken Nisa ve Berfin'e baktım.Durumdan habersizlerdi.Ölücektim.Yani muhtemel.Tam giderken Faruğu gördüm.Uyanıktı ve suratı ağlayacakmış gibi bana bakıyordu.Bende ona öyle bir bakış atıp hızlıca gittik.Bir kapıdan geçtik ve bir odaya geldik.Bana sinirli bir ses tonuyla ''çıkar o tıpayı'' dedi.Uyanık olduğumu biliyordu.Bende ona''bunu karşında mı yapayım?'' diye sordum hızlıca.O da ''Ya karşımda ya da arkanı dönüp yap ama o tıpayı çıkar.'' diye emretti.Bende ayağa kalktım ve göremeyeceği bir şekilde tıpayı çıkardım ve çöpe attım.Yerime geldim ve içtenlikle saati sordum.Öğlen oldu dediğinde şok geçirdim.''Yani 13 saat boyunca o hasta yatağında mıydım?"diye sordum kendime.Bana baktı ve "sen ölmeden seni buradan çıkartacağım" dedi.Pek inandırıcı gelmedi ama yinede bir umut vardı.Ama ben öleceğimi biliyordum.Sonra dışarıdan emir sesleri geldi ve bana hızlı ve aceleci bir şekilde"Hızlı ol ve yatağa yat!" dedi.Söyleleni yaptım ve yatağıma geçtim.Sonra başka bir görevli geldi ve bir şeyler konuştular.Konuştuklarını duyamadım. Görevli hemen beni odaya götürdü.Beni götürdüğü zaman nasıl ve nereden kütüphaneye götürdüğünü , içeriye nasıl girdiğini anlamadım.Çünkü etraf zifiri karanlıktı ve gözümde bir bandaj vardı.Beni bölgeme bıraktı ve bandajımı çıkardı.Herkes bölgedeydi ve uyuma numarası yapıyordu. Daha öğlen olmasına rağmen herkes uyuyordu çünkü kimse uyanmak istemiyordu.Işıklar bir kişi bölgesinden çıkınca yanıyordu ve kimse bölgesinden çıkmamıştı.Hemen olanları anlatmadım.Sadece beni götürdüğünü ve tıpadan haberi olduğunu söyledim.Onun dışında bir gariplik yoktu ama tıpayı kullanamayız dedim.Sonra 3 kişi bölgeden çıktı ve sabah oldu diyebiliriz.Işıklar yanmıştı.Masada yine yemek vardı.Herkes yemeğe koştu ve kimse kimseyi beklemeden yemeğe başladı.Sanki herkes olanları unutmuş gibi eğleniyordu. Sonra Mehmet, Can ve Yiğit üçlüsü güreşmeye karar verdi.Evet üçlü güreşme yapıcaklardı.Her şey çok güzel devam ediyordu.Birbirlerini yatırmaya çalışıyorlardı.Bu üçlü sınıfın en güçlüleriydi ve güçleriyle şov yapmayı çok severlerdi.Ama bilmiyorlar ki güç her şey değildir.Bir anda herşey kötüye sardı.Birbirlerini yumruklamaya, tekmelemeye,öldüresiye dövmeye başladılar.Tabi bizim bıçak ortalarda yoktu, biri almıştı.Bıçağı Mehmet almıştı ve Can onun sinirini çok bozunca ve çok dayak yiyince bıçağı çıkardı ve Can'a hamle yaptı.Ama Yiğit,Can'ı kurtardı. İkisi de şok geçirmiş gibiydi. Aniden Mehmet'e hamle yaptılar. Mehmet, Yiğit'i yere yatırmış tam ona bıçağı saplarken yukarıdan Can onu boğazlıyordu ve tam o sırada Mehmet arkasını döndü ve bıçağı sert bir şekilde Can'a sapladı.Can yere yığıldı ve acıyla bağırdı.Sonra aniden kalktı ve Mehmet'e tekme attı.Mehmet yere düştü ve bıçağı da yanlışlıkla Can'ın yanına fırlattı.Can bıçağı aldı ve Mehmet'e saplamaya çalıştı.İlk önce bacaklardan sonra kollardan sapladı.Mehmet çığlık çığlığa acıyla bağırıyor, ağlıyordu.O sırada Can'da yere yığıldı ve bıçağın sivri kısmını Yiğit'e gelicek şekilde fırlattı.Yiğit'i tam kalbinden vurmuştu.Yiğit şok geçirmiş ve yere yığılmıştı.Üç kişide üçgen oluşturacak şekilde yerde yatıyordu.Görüntü korkunçtu.Daha da korkunç olamaz derken tavandaki büyük, geniş florasan lamba yere düştü ve olaylar daha da korkunç hale bağlandı.Tavandan kol,bacak,gövde ve kafa asılı bir şekilde duruyordu.Bu uzuvlar Pınar'ındı.Bir anda herkes Pınar'ı hatırladı ve bağırmaya başladılar.Daha gün bitmemişti ama ışıklar açılıp kapanmaya başlamıştı.Bu kez tüm sınıf götürülmeye başlanmıştı.Siyah görevliler herkesi götürüyordu.Herkesi ayrı bir odaya götürüyorlardı.Bir anda kendimi koridorlarda biri beni götürürken buldum.Beni götüren o görevliydi, tıpayı fark eden.Bana uyku ilacı sıktı ve beni götürdü.Herkesi farklı bir odaya götürüyorlardı.Nisa, Berfin ve Özge tıpayı çıkarmışlardı ve onlarda uyku ilacına maruz kalmışlardı.En son hatırladığım şey görevlinin bana "her şey güzel olacak" demesiydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.