Gün 4: Kız kavgası
yaorş
"Herşey iyi olacak" en son duyduğum şey buydu. Dehşet içindeydim. Uyumamaya çalışıyor, mücadele veriyordum.Beni bir odaya getirmişti.Tamamen bir hastane odasıydı. Kapıdan geçerken , kapının aralığından Nisa'yı gördüm, hemen ardından Turgay'ı ve gözyaşım hemen aktı.Daha sonrası yok. Çünkü uyku ilacına karşı mücadele verememiştim. Gözlerimi açtığımda hala aynı yerde tek başımaydım. Dışarıdan çok fazla ses geliyordu ve bu beni rahatsız ediyordu. Sanki bir acele varmış, olmaması gereken bir şeyler olmuş gibiydi. Bu beni telaşlandırdı.Ayağa kalkmayı denedim, heryerim ağrıyor, kafamı zor hareket ettiriyordum. Bir anda bütün hayatım gözlerimin önünden geçmişti. Sonumun geldiğini düşündüm ve ağlamaya başladım. Ama ağlayacakta gücüm kalmamıştı. Aklıma eski anılarım geliyor, yaşanmışlıklar beni mahvediyordu. Sonra bir anda içimde bir hareketlilik oldu. "Benim buradan kurtulmam lazım!" dedim. Hemen ayağa kalkmaya çalıştım. Bu beni epey yordu.Ama azimle kalkmayı becerdim. Ayaktaydım, hala yaşıyor, turp gibi tek parçaydım.Kapıya yol almıştım. Ayakkabılarım bir dolap gibi bir şeyin içindeydi.Onları da alıp kapıya yöneldim. Ayakkabıları mermer zeminde çok kayıyordu. Bir anda kapı açıldı. Resmen ödüm koptu.Kapıyı açan kişi "o"ydu.İsmini hala hatırlamıyorum."Burada ne işin var?"diye sordum. O da "Buradan kaçmaya çalışıyorum! İstersen seni burada bırakabilirim." dedi. Bende hemen"Hayır hayır, geliyorum.Ama nasıl kaçmayı planlıyorsun?" dedim.Hiçbir şey söylemedi, kafasıyla "beni takip et" işareti yaptı.Hızlı bir şekilde koşuyorduk.Bir anda karşımıza görevliler çıkmaya başladı.Artık iş daha da ciddi hal almaya başlamıştı. Ellerinde silahları vardı ve silahı bize yöneltiyorlardı. Silahı görür görmez onun elinden tuttum ve hızlıca kaçtık.Arkamızdan bize silahlarıyla sıkıyorlardı.Hayatımın adrenalin seviyemin en yüksek seviyesiydi.Ölebilirdik.Bir anda kocaman bir kapı gördük.Yanlışlıkla çıkmaza gelmiştik ve kapıdan geçmek zorundaydık.Kapının arkasında ne olduğunu bilmiyorduk. O, bir anda hızlanmaya başladı ve bende ona ayak uydurdum. Kapıyı havada bir tekme ile açtık ve hızlı ve sert bir şekilde yere yapıştık. Canımız acımıştı ama görevlilerden kurtulmuştuk. Çünkü kapı hızlıca arkamızdan kapanmıştı.Başımı sertçe vurmuştum.Vardığımız yer kütüphaneydi.Evet, 4 gündür kaldığımız kütüphane.Başımızı o kadar sert vurduk ki, içeriye nereden girdiğimizi hatırlamıyorduk. Hemen ayağa kalktık ve etrafa baktık. Kapıyı ilk açtığımızda heryer zifiri karanlıktı. Ama hemen aydınlık oldu. Bir anda herkes bölgesinden çıktı. Herkes şaşırmıştı. Nisa benim bölgede olmadığımı biliyordu. Hemen yanıma gelip "Noldu?" diye sordu. Bende "İnan bizde bilmiyoruz" dedim. Nisa "Biz?" diye sorunca onu gösterdim. "Anladım" dedi. "Eda, Lara ve Suna bayadır yok. Bölgelerine gizlice girdim ama onlara rastlamadım. Ergül de gelmediklerini söyledi." dedi. Endişelendik çünkü geçtiğimiz bir odada 3 kız hakkında bir şeyler bahsediyorlardı. Sonra etraf tekrar karanlık oldu ve projeksiyondan bir video açıldı. Videoda Eda, Lara ve Suna vardı. Yere çizilmiş bir üçgenin üzerinde oturuyorlardı. Ortalarında da bir bıçak vardı.Başlarını yere eğmiş yukarıdan gelen sesi dinliyordu. Ses"Birisi, birisini bu bıçakla öldürecek ve kalan 2 kişi kurtulacak.Ama 10 dakika boyunca birisi, birisini öldürmezse herkes ölecek." dedi. Bir anda herkesin gözbebeği küçüldü ve ilk defa tepki verdik. Herkes hepbir ağızdan "SİZİ KAHPELER ARKADAŞLARIMIZI BIRAKIN!GÜCÜNÜZ SADECE ONLARA MI YETİYOR?" diyorlardı. "O"nunla bakıştık ve buradan çıkmamız gerektiğini anladık. Hemen kapıyı aramaya başladık, ama nafile. Bir anda ses yükseldi ve Lara'nın Suna hakkında yaydığı dedikoduları ve sırları açıklamaya başladı. Suna, Lara'ya baktı ve onu öldürmek istediğini herkes anladı. Daha sonra Suna'nın, Lara hakkındaki dedikoduları yayılmaya başlandı.Sırasıyla herkes hakkında dedikodular söylemeye başlamıştı ses. Artık 3 kızda birbirine güvenmiyor birbirlerine yamyam gibi bakıyordu. İlk hamle Eda'dan geldi ve Lara'ya saldırma girişiminde bulundu. Lara'nın bacağını kesti. Suna hemen müdahele etti, Suna bıçağı kavrayıp Eda'ya 12'den sapladı.Eda yere yattı ve acı içinde kıvrandı. Sonra Lara, Suna'dan bıçağı alıp ona sapladı. Suna çok hızlı bir şekilde göğüsünden kan kaybediyordu. Acı çekiyordu. Lara bundan keyif almış gibi görünüyordu. Ama hesaba katmadığı bir şey vardı. Eda ölmesine az kalmıştı ama hala yaşıyordu. Lara arkası dönükken Eda ona hamle yaptı ve onu alnının tam ortasından bıçağı saplayarak öldürdü. Sonra Eda kan kaybından yere yığıldı. Son görüntü çok korkunçtu. Herkes üçgen şeklinde ölmüştü ve üzerlerine kan dökülüyordu. Bir anda görüntü kapandı ve ışıklar geri geldi. Herkesin midesi bulanmıştı ve bölgesine geçti. Artık kimse kimseye güvenmiyordu. Bazıları hariç. Linda ve Faruk çoktan sevgili olmuşlardı. Linda daha öncelerden birçok sevgili yapmıştı. Ama Faruk, Suna ile sevgiliydi ve bir gün onu bıraktı ve şimdi Suna'nın ölümünden kendini sorumlu kılmıştı. Bir anda masada yemek olduğunu fark ettik ama hiç kimse yemek istemiyordu. Herkesin iştahı kaçmıştı. Sanki insan eti yiyormuş gibi hissediyor, yemekten iğreniyorduk. Özge artık bu yaşananları bir kağıda hem yazıyor hemde ayrıntılarıyla çiziyordu. İlk önce Pınar,Hamit,Mirza daha sonra herkesi yapmaya başlamıştı. Herkes bölgesine dağılırken 'O' beni çağırdı. Bende hemen yanına gittim ve konuşmaya başladık. "Ben ilk gün burada kaldığımız zaman ip,tahta parçası ve halat buldum, seninde bir şeyler bulduğunu gördüm ama tam olarak göremedim.Neler bulduğunu söyler misin?" dedi. Bende söylemeye başladım "Tüy,ip,tarak ve fırça buldum" dedim."İp ve fırçayı bana verir misin?" diye sordu."Neden?" dedim. " Eğer tekrar o görevliler bizi götürürse kurtuluşumuz için bir çare bulabilirim" dedi. "Tamam" diyip verdim. Sonra bölgeme geçtim.Saat 12'ye 5 dk vardı. Kendimi hiç yormak istemiyordum.Hemen uyumaya çalıştım. Ama aklıma o görüntüler geldikçe asla uyuyamıyordum. Saat tam 12 olup ışıklar açılıp kapandığında gözlerimi kapatıp uyudum. Ama o kadar rahat uyudum ki , kendimi bebek gibi hissettim.