İçeriğe geç

Son Ders:Aşk bxb

Bölüm 8 · 2 dk okuma

Son Ders:Aşk bxb

Bölüm 8

8

Matematik dersinin o işkence gibi geçen son dakikaları nihayet bittiğinde, sınıfın içindeki gergin atmosfer bir anda dağıldı. Teneffüs zili çalar çalmaz Uğur başını sıradan kaldırıp esneyerek gerindi, "Sonunda bitti, yoksa tahtadaki o x harfiyle evlenecektim," diye mırıldandı. Onu kafamla onaylayıp hemen arkama döndüm.

​İlker, sırasına yaslanmış, elindeki kalemi parmakları arasında çeviriyordu. Yüzünde az önceki derste yaşananların verdiği o tatlı tebessüm hâlâ duruyordu. Saçları alnına dökülmüştü, her zamankinden çok daha rahat görünüyordu. Gözlerindeki o sıcak ifade aramızdaki her türlü mesafeyi yok ediyordu.

​"Ucuz kurtulduk," dedim, oturduğum yerde hafifçe doğrularak. "Hoca biraz daha devam etseydi, tebeşirliği kafama atacaktım."

​İlker hafifçe gülerek kalemi masaya bıraktı ve arkasına yaslandı. "Farkındayım, az kalsın yakalanıyorduk. Ama risk almayı sevdiğini bilmiyordum, Özgür."

​"Risk mi?" dedim kaşlarımı kaldırarak, sesime sahte bir şaşkınlık ekleyip sırıttım. "Ben sadece çok iyi bir öğrenci olarak dersle ilgili acil bir soru soruyordum."

​"Tabii, kesin öyledir," dedi, sesindeki o alaycı ama bir o kadar da yumuşak ton içimi eritmeye yetmişti. "Arkaya dönüp 'uyuyor musun' diye sormak akademik bir soru galiba."

​Tam ona verecek esprili bir cevap bulmuşktum ki sınıfın kapısından gürültüyle giren Uğur lafımızı böldü. "Hey, kantine inen var mı? Tostlar tükenmeden yetişmemiz lazım, yoksa aç kalacağız." Uğur bunu söylerken bir yandan da gözüyle koridoru kolluyordu.

​İlker'e baktım, o da başıyla onaylayınca yerimden kalktım. "İniyoruz, yürü bakalım."

​Kantine doğru yürürken merdivenlerde kalabalığın arasında omuz omuza ilerliyorduk. İlker benden uzun olduğu için kalabalığın içinde nerede olduğunu hemen görebiliyordum. Yan yana yürürken omuzlarımız ara sıra birbirine çarpıyordu ve her temas, hafta sonu sahilde yaşadığımız o yakınlığı yeniden hatırlatıyordu.

​Kantin sırasını beklerken İlker hafifçe bana doğru eğildi, kalabalığın gürültüsü arasında sesini duyurabilmek için kulağına doğru yaklaşmak zorunda kaldım. "Öğleden sonraki ders boş, biliyorsun değil mi? ," diye fısıldadı. "Kütüphanede mi, yoksa bahçede mi takılacağız?"

​Kalbim tekledi. Okulun boş dersini birlikte geçirme fikri, kulağıma sıradan bir arkadaş buluşmasından çok daha fazlası gibi geliyordu.

​"Bahçeye çıkalım," dedim kararlı bir sesle. "Temiz hava bize iyi gelir. Yoksa içerideki o boğucu havadan bayılacağım."

​İlker bu halime hafifçe güldü, gözlerinde parlayan o ışıkla başını salladı. "Tamamdır, bahçede

ineriz o zaman." Zilin çalmasıyla sınıflara dağılırken, öğleden sonraki o boş dersin gelmesini hayatımda ilk defa bu kadar büyük bir sabırsızlıkla bekliyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.