İçeriğe geç

Son Ders:Aşk bxb

Bölüm 6 · 2 dk okuma

Son Ders:Aşk bxb

Bölüm 6

6

Bu bölüm bir önceki bölümün İlker'in bakış açısındandır okumak istemeyen bir sonraki bölümde geçebilir

///

Sahilde esen o sert rüzgâr içimi ürpertiyordu ama asıl beni titreten şey, Özgür'ün yanında oturuyor olmamdı. Kurduğum o tek cümle, aramızdaki görünmez ipi biraz daha gerdi. "Sadece... Uğur'a ya da diğerlerine baktığın gibi değil." Ağzımdan nasıl çıktığını bile fark etmemiştim. Ona öylece bakarken, içimdeki o yoğun hislerin taştığını hissettim; ama bunu ona söylemek, ateşe yürümek gibi bir şeydi.

​Özgür, boğazını temizleyip bakışlarını dalgalardan çekti ve bana döndü. Her zamanki o savunma mekanizmasını devreye sokarak alaycı bir ses tonuyla, "Nasıl bakıyormuşum peki? Gözlerimi pörtleterek falan mı bakıyorum yoksa?" dedi.

​O anki hali, yüzündeki o hafif panik ve saklamaya çalıştığı heyecan o kadar belliydi ki, istemsizce güldüm. Gerginliğim biraz olsun azaldı. Hırkamın cebinden ellerimi çıkardım ve bankın tahtasına yaslandım. Gözlerimi gözlerine dikerek, "Öyle değil," dedim. "Daha çok... sanki etrafta başka kimse yokmuş gibi."

​İşte o an, kelimeler bitti. Özgür gözlerini kaçırdı, önündeki boşluğa bakarak sessizliğe gömüldü. Sessizliği, her şeyi ele veriyordu aslında. İkimiz de ne hissettiğimizi biliyorduk ama ikimiz de bu çizgiyi aşmaya hazır değildik. İçimden bir ses, 'hadi, söyle artık, ikimiz de aşığız' diye bağırırken, mantığım hemen devreye giriyordu: Biz sadece çok iyi iki arkadaştık, değil mi? Bu riski alıp her şeyi mahvedemezdik.

​Özgür aniden derin bir nefes aldı, omuzlarına hafifçe vurup sırıtarak bana döndü. "Abartma istersen," dedi, sesine o sahte rahat tonu vererek. "Gözlerim bozuk ondandır, belki de öndeki tahtayı net göremediğim için öyle dik dik bakıyorumdur."

​İçimden kocaman bir 'oh' çektim. Bu konuyu kapatma çabası, tam da benim o an sığınmak istediğim limandı. Hafifçe gülerek gözlerimi devirdim. "Hah, evet, kesin ondandır. Göz numaraların yine ilerledi galiba senin."

​"Aynen öyle," dedi hızla onaylayarak, o da rahatlamıştı belli ki. "Gözlük almam lazım yakında. Yoksa sınıfta herkesi birbirine karıştıracağım."

​Aramızdaki o tehlikeli ve ağır hava, bu aptalca şakayla birlikte bir anda dağılıverdi. Sanki az önce birbirimizin kalbini ele verecek o büyük cümleler hiç kurulmamış gibi normalleşmiştik. Yine de yan yana otururken omzunun omzuma değdiği yer cayır cayır yanıyordu. İkimiz de hislerimizi açıkça söylemeye cesaret edememiştik; bu tehlikeli itirafı ertlemek, ikimiz için de en güvenli yoldu.

​Hava yavaş yavaş kararmaya başlarken banktan kalktık. Eve dönüş yolunda adımlarımız istemsizce yavaşlıyordu. Hafta sonunun o büyüleyici ve bir o kadar da yorucu sessizliği geride kalırken, beni otobüs durağına kadar geçirdi. Otobüsü yaklaşırken bana baktı, o her zamanki tatlı gülümsemesiyle, "Yarın okulda görüşürüz," dedi.

​"Görüşürüz," dedim arkasından bakarken.

​Otobüse bindiğinde cam kenarına yerleşti ve camdan dışarı bana el salladı. Yarın pazartesiydi. O sınıfa girecektim, o en arkadaki, cam kenarındaki tekli sırama oturacaktım. Ve biliyordum ki, Özgür yine ön sıralardan arkasına dönüp bana o bildik bakışını atacaktı. Maskelerimiz yerli yerindeydi, kimse kimseye açılmamıştı; ama o maskelerin ardındaki gerçeğin çatladığını ikimiz de çok iyi biliyorduk.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.