İçeriğe geç

Son Ders:Aşk bxb

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Son Ders:Aşk bxb

Bölüm 5

5

Kalbim göğüs kafesimi parçalayacakmış gibi atıyordu. İlker'in kurduğu o tek cümle, sahilde esen sert rüzgardan çok daha üşütmüştü içimi ama aynı zamanda beni ateşe vermişti. "Sadece... Uğur'a ya da diğerlerine baktığın gibi değil." Ne diyebilirdim ki? 'Çünkü sana aşığım, aptal!' diye bağırmak vardı ama cesaretim o kelimeleri sesli harflere dökmeme yetmiyordu.

​Boğazımı temizledim, bakışlarımı dalgalardan çekip ona çevirdim. "Nasıl bakıyormuşum peki?" Sesimi mümkün olduğunca sakin, hatta biraz alaycı tutmaya çalıştım. "Gözlerimi pörtleterek falan mı bakıyorum yoksa?"

​İlker hafifçe güldü, o gergin hava bir saniyeliğine de olsa yumuşadı. Siyah kıvırcık saçları alnına dökülmüştü, rüzgar onları sürekli dağıtıyordu. Hırkasının cebinden ellerini çıkarıp bankın tahtasına yaslandı. "Öyle değil," dedi, gözlerini gözlerime dikerek. "Daha çok... sanki etrafta başka kimse yokmuş gibi."

Diyecek tek bir kelime bulamadım. Gözlerimi kaçırdım, önümdeki boşluğa bakarak sessiz kaldım. Sessizliğim, en büyük itiraftı aslında. O da bunu anlamıştı ki, aramızdaki o kalın duvar biraz daha inceldi.

​Ancak ikimiz de bu çizgiyi aşmaya henüz hazır değildik. İçimdeki o kelimeleri dışarı dökmemek için dilimi ısırdım; sonuçta biz sadece çok iyi iki arkadaştık, değil mi? Aramızdaki bu tuhaf gerilimi hemen yumuşatmak, her şeyi eski güvenli yerine oturtmak zorundaydım.

​Hemen boğazımı temizleyip hafifçe omzuyla omzuna vurdum ve sırıtmaya çalıştım. "Abartma istersen," dedim, sesime alaycı ama samimi bir ton vererek. "Gözlerim bozuk ondandır, belki de öndeki tahtayı net göremediğim için öyle dik dik bakıyorumdur."

​İlker rahat bir nefes aldı, o gergin omuzları anında gevşedi. Benim bu konuyu kapatma çabam, onun da işine gelmişti belli ki. Hafifçe güldü ve gözlerini devirdi. "Hah, evet, kesin ondandır. Göz numaraların yine ilerledi galiba senin."

​"Aynen öyle," dedim hızla onaylayarak, içten içe rahatlamıştım. "Gözlük almam lazım yakında. Yoksa sınıfta herkesi birbirine karıştıracağım."

​Aramızdaki o tehlikeli ve ağır hava, koyduğumuz bu aptalca şakayla birlikte bir anda dağıldı. Sanki az önce birbirimizin kalbini ele verecek o büyük cümleler hiç kurulmamış gibi normalleşmiştik. Yine de bankta yan yana otururken birbirimize değen omuzlarımızın sıcaklığı, gerçeğin hâlâ orada durduğunu fısıldıyordu. İkimiz de hislerimizi açıkça söylemeye cesaret edememiştik; bu tehlikeli itirafı ertlemek her ikimiz için de en güvenli yol gibi görünüyordu.

​Hava giderek kararmaya başlarken banktan kalktık. Eve dönüş yolunda adımlarımız daha yavaştı, sanki bu hafta sonunun hiç bitmesini istemiyorduk. İlker beni otobüs durağına kadar geçirdi. Otobüsüm yaklaşırken bana baktı, hafifçe gülümsedi.

​"Yarın okulda görüşürüz," dedi.

​"Görüşürüz," dedim.

​Otobüse bindiğimde cam kenarına oturdum ve camdan dışarı, ona el salladım. Pazartesi günü o sınıfa girmek, o ahşap sıralara oturmak ve arkama dönüp ona bakmak için sabırsızlanıyordum. Maskelerimiz yerli yerindeydi, kimse kimseye açılmamıştı ama o maskelerin ardındaki gerçeğin çatladığını ikimiz de çok iyi biliyorduk.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.