İçeriğe geç

SON CELSE

Bölüm 2 · 2 dk okuma

SON CELSE

Bölüm 2

“Son Celse” :Sessizliği Bozan Ses Kayıtı

“Son Celse”

2. Bölüm – Sessizliği Bozan Ses Kayıtı

Savcı Pars Seçkin – “Karanlıkta Açılan Dosya”

Pars, gece geç saatte ofisinde yalnızdı. Parmaklarının ucunda tuttuğu ses kayıt cihazı, kelimenin tam anlamıyla bir ölüm kalım anahtarıydı.

Kaydı dinlediğinde kalbi hızlandı. Cihazdan gelen ses açıktı, netti.

"Refik... Sen konuşmaya devam edersen... torunlarının mezar taşlarını bile seçemezsin."

Konuşan kişi Alp Tarhan'dı. Tanınmış iş adamı, gülen yüzlü bağışçı, ama Pars’ın deyimiyle: “Kirli gücün maskesi.”

Ses kaydı delildi. Ama aynı zamanda bir ölüm fermanıydı.

Pars cihazı çekmecesine koydu, ama hemen o anda telefonuna bir mesaj düştü:

📩 "O kaydı dosyaya koyarsan, kardeşin sabaha çıkamaz. Tercih senin, Savcı Seçkin."

Boğazı kurudu. Gözleri bilgisayar ekranındaki bir cümleye takıldı:

“Adalet, en çok susanların elinde yok olur.”

Hâkime Neva Seçkin – “Kürsüdeki Çatlak”

Duruşmanın ikinci günü.

Neva kürsüye çıkarken başı diktir ama içi karma karışıktır. Pars kayıtları delil olarak sunarsa davanın seyri değişir. Ama kayıt yasal yollarla elde edilmemiştir. Kabul etse hukuka aykırılık olur. Reddetse, gerçek gömülür.

Dosya önünde açık, gözleri Kenan’a kayar.

“Savcı Öztürk, sözlü beyanda bulunmak ister misiniz?”

Kenan ayağa kalkar, sesi salonu doldurur.

“Sayın Hâkime, burada delilin nasıl elde edildiğinden çok, o delilin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı önemlidir. Bu kayıtta bir ölüm tehdidi var. Bu mahkeme ya gerçeği yargılar... ya da sustuklarımızın suç ortağı olur.”

Neva’nın elleri kürsüde sıkılır. Gözleri birkaç saniye kapalı kalır. İçinde savaşan iki şey vardır: hukukun şekli ve vicdanın özü.

Gözlerini açar.

“Delil dosyaya alınacak. Aykırılık kararı üst mahkemeye bırakılacak. Gerçeği görmeden hüküm vermek yok.”

Salondan mırıltılar yükselir. Ama Neva’nın sesi bir bıçak gibi keser:

“Sessizlik!”

Ceylin Erguvan Kaya – “Bir Dosyanın Günahı”

O an Ceylin arka sıradaydı. Kenan’ın sözleri içini titretmişti. Çünkü o da yıllar önce, dosyasına güvenip bir adamın 14 yıl hapis yatmasına neden olmuştu. Adam suçsuzdu. Ceylin hâlâ onun mektuplarını saklardı. Her cümlesi vicdanında yankılanırdı.

Refik Tunabey'in ölümüyle ilgili dosyada küçük bir detay dikkatini çekmişti:

İmzalanmamış bir bilirkişi raporu.

Raporu tekrar incelediğinde fark etti. Sayfa numaraları yanlış sıradaydı. Sonuç kısmı sonradan eklenmişti.

Bir sahtecilik vardı. Ve onu yıllar önce de yapmış olan bilirkişi hâlâ görevdeydi.

Ceylin ayağa kalktı, Neva’nın sözünü kesmeden, yavaşça kürsüye yaklaştı.

“Sayın Hâkime, dosyada usulsüzlük var. Bilirkişi raporunda oynama yapılmış.”

Neva gözlerini ona dikti.

“Emin misiniz?”

Ceylin’in gözleri yaşla doldu.

“Eskiden birini suçsuz yere içeri yolladım. Bu kez aynı hatayı yapmayacağım.”

Kenan Öztürk & Ilgaz Kaya – “Yasanın Kılıcı, Vicdanın Çekici”

Duruşmaya ara verildiğinde, Kenan ve Ilgaz mahkeme salonunun arka odasında karşı karşıya geldiler. Gerginlik artık patlama noktasındaydı.

Ilgaz:

“Yasa sana yol gösteriyorsa, duygularla yürüyemezsin Kenan.”

Kenan:

“Yasa körse, ben onun elinden tutarım Ilgaz. Çünkü bazen vicdan, adaletten daha doğru karar verir.”

Ilgaz:

“Sen yasayı esnetmeye devam edersen, bir gün suçluları kahraman, kahramanları sanık yaparsın.”

Kenan:

“Ve sen böyle devam edersen, gerçekleri sadece prosedürlere gömersin. Bu dava yalnızca bir cinayet değil, bir sistemin aynası!”

Aralarındaki mesafe kısaldı. Göz göze geldiler. İkisi de haklıydı. Ve bu yüzden tehlikeliydiler.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.