İçeriğe geç

SON CELSE

Bölüm 1 · 2 dk okuma

SON CELSE

Bölüm 1

“Son Celse” : Sessizlikten Önce

Roman: “Son Celse”

1. Bölüm – Sessizlikten Önce

Ankara – Kasım Ayı – Gece 03.17

Yargıtay üyesi, emekli hâkim Refik Tunabey, evinin çalışma odasında ölü bulunduğunda, saat henüz sabaha varmadan başkentteki tüm adli dengeler yerle bir olmuştu.

Kapı kilitliydi. Cam kırılmamıştı. Güvenlik kameraları bir süredir arızalıydı. Ve yerde yatan bedenin yanında yalnızca tek bir şey vardı: “Bildiğini söyleme.” yazan bir not. Ne imza vardı, ne iz. Sadece sessizlik…

Aynı Sabah – Ankara Adliyesi – Ceza Mahkemesi Kurulu

Savcı Kenan Öztürk, dosyayı ilk görenlerden biriydi. Bir köşesi hâlâ kanla lekeli klasöre uzun uzun baktı. O, yargının kalbine saplanan bir hançeri elinde tutuyordu.

Tam karşısında ise başka bir masa: Savcı Ilgaz Kaya. Kuralcı, objektif, ama duygularını asla dışa vurmayan bir hukukçuydu.

“Bu dosyada duygulara yer yok Kenan,” dedi Ilgaz, soğukkanlılıkla.

“Sadece hukuk.”

Kenan başını hafifçe eğdi.

“Bazen hukuk da susar. Ama ben susmam, Ilgaz.”

Yüksek Ceza Mahkemesi – Duruşma Salonu Ataması

Olayın siyasi boyutu büyüyordu. Basın çalkalanıyor, emekli hâkimin ölümüne ilişkin senaryolar yazılıyordu. Adalet Bakanlığı en güvendiği ismi, Hâkime Neva Seçkin’i görevlendirdi.

Neva, kürsüye çıktığında salondaki hava buz kesti. Herkesi tek tek gözleriyle tarttı. O, yalnızca yasa değil, vicdan taşıyan bir kadındı.

Mahkemeye Atanan Diğer Yargı Mensupları

  • Pars Seçkin, cinayetle bağlantılı bir ihale dosyasının izini sürerken, gece bilinmeyen bir numaradan tehdit mesajı aldı:
  • “O dosyayı açarsan, geçmişin de açılır.”
  • Leyla Gediz, tanıklardan birinin yıllar önce avukatlığını yapmıştı. Basın bu durumu gün yüzüne çıkardığında sosyal medyada linç başladı:
  • “Hâkim değil, savunma temsilcisi!”
  • Ceylin Erguvan Kaya, olay dosyasında delil zincirinin bozulduğunu fark etti. Daha önce yaptığı bir adli hata onu geceleri uykusuz bırakıyordu. Şimdi yine bir yol ayrımındaydı.

Gerilim Başlıyor

İlk duruşmada beklenmedik bir şey oldu. Tanık, ifadeyi verirken birden sustu. Terlemeye başladı. Gözleri büyüdü. Sonra bağırarak ayağa kalktı:

“Beni buraya zorla getirdiler! Konuşamam! O notu ben yazmadım!”

Ve bir anda koşarak salondan çıkmaya çalıştı.

Güvenlik görevlileri güçlükle durdurdu. Salonda kaos başlamıştı.

Kenan, Neva’nın gözlerine baktı.

“Bu dava adaletle sonuçlanmayacaksa, o kürsüde oturmanın da anlamı yok,” dedi.

Neva ise yalnızca gözlerini kısmakla yetindi.

Çünkü o gece, başka bir ses kaydı daha ortaya çıkmıştı.

Pars Seçkin’in çantasındaki dijital kayıt cihazı, hâkimin ölümünden önce kayda alınmış son konuşmayı içeriyordu.

Ve ses tanıdıktı. Çok tanıdıktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.