İçeriğe geç

SON ÇARE

Bölüm 4 · 3 dk okuma

SON ÇARE

Bölüm 4

Can

Evett bir günde iki bölüm. Buyrun canlar doya doya okuyun oy verin ve yorum yapınn

"Her zorlukla beraber bir kolaylık da vardır"

(1hafta sonra)

Hastaneye gitmemizin üzerinden 1 hafta geçmişti. 1 hafta boyunca sürekli kusma, baş dönmesi, halsizlik gibi şeyler olmuştu. Annem hamilelik belirtileri olduğunu söylediğinde birlikte oturup ağlamıştık. Kesin olarak belli değildi ama korkuyordum. Geceleri hiç uyumamıştım. Sabaha kadar ağlayıp hamilelik belirtileri hakkında araştırma yapmıştım. Onun dışında kontrol gününü beklemiştik. Şimdi o gün gelmişti. Araba hastanenin otoparkında durunca arabadan inip hastaneye girdik.

Banu ablanın odasının önüne geldiğimizde içeriden bir hasta çıktı. Sonrada biz girdik. Bir koltuğa bem diğrer koltuğa annem otumuştu. Babam ve Kaan üse bizim yanımızda ayakta duruyordu. Banu abla 1 haftalık süreçte yaşadıklarımı sorunca hepsini anlattım. Biraz gerildi. Sonra beni ultrason cihazının yanındaki yatağa yatırdı. Karnıma bir jel sürüp onu karnımda gezdirdi. Kasıklarıma doğru indiğinde belli bir noktada durdu. Sonra hafif hafif hareket ettirdi. Cihazı karnımdan çekip gözlerini kapattı ve derin bir nefes alarak "Hamilesin" dedi. Ama öyle bir dediki demese daha iyiydi. Babama baktım,sonra anneme ve Kaan'a... Annem tahmin ettiği için zaten çoktan ağlamaya başlamıştı. Banu abla bir şeyler anlatıyordu ama ben sadece uğultu duyuyordum. Midem bulanmaya başlamıştı. Gözlerim kararmaya, başım dönmeye başlamıştı.

Araba evin önünde durunca gözlerimi aralayıp camdan dışarı baktım. Komşularımızın hepsi bahçedeydi. Bütün mahalleye yayılmıştı zaten yaşadıklarım. Bugün doktora gideceğimizi de biliyorlardı. Annem, babam ve Kaan arabadan inmişlerdi. Annem komşularımızın yanında ağlayarak bir şeyler anlatıyordu. Hamile olduğumu açıklıyordu. Hamile... Doğruya ben hamileydim. İçimde tanımadığım bir adamın çocuğunu taşıyordum. Ona nasıl bakacaktım. Onun yüzüne nasıl bakacaktım. Ona her baktığımda o lanet gece aklıma gelecekti. Nasıl anne olacaktım ben ona. Anne olsam bile babası kim olacaktı... Babasını soracaktı, ne cevap vercektim.

Tekrar camdan dışarı baktığımda onu gördüm. Annesiyle birlikte buraya doğru geliyordu. Saçları dağılmıştı, her zaman dik yürürken şimdi kamburlaşmıştı. Arabaya doğru bakınca göz göze geldik. Kalbim hızlanmaya, karnımdaki yüzündende midem bulanmaya başlamıştı. Daha fazla arabanın içinde durmanın anlamı yoktu. Kapıyı açıp yavaşça arabadan indim. Herkesin gözü bana kaymıştı. Komşumuz Zeliha ablanın bana sarılmasıyla göz yaşlarımı serbest bıraktım. Ağzımdan bir hıçkırık çıknca kollarını bana daha sıkı sardı. Bende kollarımı ona sardım. Yavaşça benden uzaklaştı ve ellerini yüzüme koydu. Gözyaşlarımı silerek " Başını eğme kızım, dik dur, içindeki bu bebeğede sahip çık. Onu senden başka kimsesi yok, seninde ondan. Sıkı sıkı sarıl ona, sakın onu suçlama, yadırgama. O senin imtihanındır" dedi.

"Çok zor abla, ne yapacağımı bilmiyorum. Nasıl büyütücem ben onu? Babasını sorunca ne dicem?"

"Unutma kızım verende allah, alanda... Her zorluğunda bir kolaylığı vardır." Annem yanımıza gelerek "Hadi eve geçelim, orda konuşuruz."dedi.

Elimi yüzümü yıkayıp musluğu kapattım. Başımı kaldırıp aynadaki yansımama baktım. Artık beni yeni bir hayat bekliyordu...

Kapıyı açacağım sıra kapı açılıp ona çarptım. Kalbim yine maratona koşuyordu. " Pardon senin içerde olduğunu bilmiyordum. " dedi. Sesi... O kadar huzur veriyordu ki bana

Uzun zamandır duymamıştım sesini. "Önemli değil bende çıkıyordum zaten" gülümseyerek söylediklerim karşısında kafasını salladı ve geçebilmem için geri çekildi. Yanından geçip giderken parfüm kokusu burnuma doldu.

Salona girdiğimde komşularımızdan Zeliha abla ve eşi İsmail abi, Onun annesi Sevgi abla, eşi ve abisi vardı. Birde üst komşumuz Meltem yenge ve Erol amca vardı. Babam ve annemin ortasına oturdum. Kaan tekli koltuğun birinde oturuyordu. Diğerinde ise onun abisi Emin abi oturuyordu. Zeliha abla, İsmail abi, Sevgi teyze, Mustafa amca üçlü koltuğa, Meltem yenge ve Erol amca ise sandaleyelerde oturuyordu. İçeri o girince gözlerim onum gözlerine tutundu. Gözlerimi kızarmıştı onun? Sanki burnuda kızarmış gibiydi. Yeşil gözlerini benden çekip annesinin yanına oturdu.

"Eee şimdi ne yapacaksınız düşündüzmü?" dedi Zeliha abla. "Hiç bir fikrimiz yok abla, doğsa nasış bakacağız? Biz elli yaşına geldik nerdeyse. Kumru da Kaan da okuyor. Çalışmazlar. Sadece bir emekli maaşı var. Onunla bu beğe bakabilirmiyiz bilmiyorum." dedi annem. Haklıydı. Ben de bu bekte onlara yük olacaktık.

"Ben hem çalışır, hemde okurum. Bebeği aldırmanıza zin vermem. O da bir can. Kimden, nasıl olursa olsun oda bir can. Ablamın canı. Şuan belki istemiyor ama ilerde pişman olur." Kaan'ın söyledikleriyle herkes ona bakmıştı. O da haklıydı. Kimden nasıl olduğu önemli değildi ki. O benim içimdeydi, o benim canımdı, o candı.

" Ben bu bebeği aldırmak istemiyorum. "

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.