~Mecburiyet yoktur, çaresizlik vardır. ~
"Ben bu bebeği aldırmak istemiyorum."
Bütün bakışlar bana dönünce "Kaan 'ın dediği gibi o da bir can. Tanımadığım birinden de olsa benim bebeğim. Hiçbir suçu yokken onun hayatına son veremem." dedim. Zeliha abla ve Kaan bana gülümseyerek bakıyorlardı. Bende onlara gülümsedim.
"Bende aldırmama taraftarıyım ancak bu durumu memlekettekilere nasıl açıklayacağız? Babasının kim olduğunu sorup duracaklar. Anlatsakta anlamazlar. Tek çare evlenmen." uzun zamandır konuşmayan babam konuşunca bakışlarımı ona çevirdim.
"Saçmalama Hakan, ne evlenmesi"
"Bende bayılmıyorum her halde Sevda. Nasıl açıklamayı planlıyorsun annenlere. Bende istemiyorum kızımın evlenmesini. Hatta elimde olsa ömür boyu yanımda kalsın isterim ama eğer doğurmak istiyorsa mecburen evlenmesi gerek."
Bakışlarımı ellerime çevirdim. Bebeği aldırmak istemiyordum. Babam haklıydı. Dedemlere anlatsam durumu anlamazlardı ki. Onlar anlasada köylü hiç anlamadı. Dedikodmu çıkarırlardı. Hemende evlenemezdim ki. Bebeğime sahip çıkacak, gerçekten babası gibi olacak birini bulmamız kısa süre içinde çok zordu.
"Babam haklı anne. Başka çarem yok. Dedemlere anlatsak belki anlarlar ama köydekiler anlamaz. Saçma sapan konuşacaklar. Ama şu da var. Evleneceğim kişiyi de hemen seçemem. Çocuğuma gerçekten bir baba olması gerek. Ona nasıl davranacağını bilemem ki." dedim. Herkes susmuştu. Haklı olduğumu biliyorlardı.
" Haklısın kızım eveleneceğin kişiyi iyi seçmemiz lazım. Ama kısa sürede nasıl bulacağız ki. Karnın daha fazla büyümeden bulmamız lazım. "
Karnıma baktım. Beni tanımayan biri hamile olduğumu anlamazdı ama zaman geçtikçe karnım büyüyecekti. Ona baktığımda bakışları benim üzerimdeydi. Acaba şuan ne düşünüyordu. Keşke dedim içimden. Keşke bu karnımdaki bebek ondan olsaydı. Bakışlarını benden çekip babama çevirdi ve " Eğer izin verirseniz ben Kumru ile evlenirim." dedi aniden . Kalbim azımda atıyordu. Onunla evlenme hayalini hep kurdum ama zorunluluktan değil. Severek evlenmek istiyordum. Onunda beni sevmesini istiyordum.
"Emre..." dedi annesi. Kim isterdiki zaten oğlunun zorunluluktan evlenmesini. Üstelik hamileyse... "Anne lütfen, Hakan amca sen de izin verirsen 1 ay içinde evleniriz. Beni tanıyorsunuz, sizin elinizde büyüdüm sayılr. Kumru'ya da bebeğe de iyi bakarım. Tanımadığınız biriyle evlenmesine gerek yok. Bana güvenebilrisiniz."
Babam bir bana bir Emre'ye bakıyordu. Kararsız kalmıştı. Gözlerinden anlayabiliyordum. Annem yanıma gelip elimi tuttu. Ona bakınca gülümsedi ve elimi sıktı. Bu 'korkma yanındayız' demekti. Bende ona gülümseyip tekrar babama baktım." Sana güvenim sonsuz Emre. Fakat eminmisin? Ya da hazırmısın? Evlendikten sonra hayatın çok farklı olacak. Sorumlulukların olacak. Bir bebek olacak."
Emre bana baktı,gülümsedi. Bana bakarak "Farkındayım, ama Kumru'nun hiç tanımadığı bir adamla evkenmesine de göz yumamam." gözlerini babama çevirip "Ben hayatımda Kumru olduktan sonra her şeye hazırım." göz ucuyla bana bakıyordu.
Babam bana bakıp "Kumrum sen nediyorsun? Sana bırakıyorum. İstersen evlen, istersen evlenmeden çocuğunu dünyaya getir. Seni zorlamıyorum, karar senin" dedi. Ona bakıp "Çocuğumu babasız dünyaya getiremem. Evlenmem şart. Emre'de haklı, tanınamadığım biriyle evlenmektense onunla evlenirim" dedim. "Pişman olmayacaksın Kumru"
Emre'nin sesiyle ona döndğm ve gülümsedim. Ayağa kalkıp Sevgi ablanın ayağının ucuna oturup ellerinş tuttum. Buruk bir gülümsemeyle bana bakıyordu. Bende ona gülümsedim.
"Sen ne diyorsun Sevgi teyze. Oğlunla evlenmeme izin veriyormusun."
Elleri ile saçımı okşamaya başladı. "Veriyorum kızım. Baban evlenmen gerektiğini söylediğinden beri oğlumla evlenmeni düşünüyorum. Sen benim kızım sayılırsın. Senin mutlu olmanı çok isterim." dedi. Gülümseyerek sarıldım ona. Kollarını bana sıkı sıkı sardı bende ona.
"Çocuklar siz isterseniz biraz dışara çıkın konuşun. "
Emre bana bakıp" Çıkalım istersen" dedi. Kafamı salladım ve odam gittim. Krem rengi pantalon ve beyaz kazak bustierimi giydim. Saçlarımı hafis tarayıp açık bıraktım. Dudaklarıma nemlendirici sürdüm. Hazır olunca Kabanımıda alıp odadan çıktım.

Emre kapıda beni bekliyordu. Fortmantodan kabanımı alıp giycektim ki Emre elimden kabanı alıp bana giydirmeye başladı. Elleriyle saçlarımı kabanımın altından çıkardı. Şimdi şuraya bayılacaktım heycandan. Ona doğru dönüp teşekkür ettim. Kapıyı açıp ayakkabılarımızı giyidik. Merdivenlerden inerken oda arkamdan iniyordu. Merdivenlerden inip apartmanın kapısını açıtık. Arabaya binerken "Nereye gitmek istersin" diye sordu. 'Bilmem' dercesine omuz silktim. Gülüp arabaya binince bende güldüp bindim. Emniyet kemerimi takıp ona döndüm. O da emniyet kemerini takmış beni bekliyordu. Arabayı çalıştıp sürmeye başlayınca kafamı cama yasladım ve dışarı seyretmeye başladım...
Araba Ay Kafe'nin önünde durunca emniyet kemerimi çözüp arabadan indim. Emre de yanıma gelip elini belime atarak yavaşça ilerlemeye başladı. Belimi nazikçe tutuyordu. Varla yok arası gibiydi. Kafenin içine hirince sıcak hava vücudumu sardı. Cam kenarında ki masaya doğru ilerledik. Kabanımı çıkarıp oturdum. Saçlarım önüme geldiği için geriye atarken gözüm Emre'ye kaydı. Karşıma oturmuştu. Dirseğini masaya koyumuş yanağı da elinin üstünde beni izliyordu.
"Yemek mi yiyelim yoksa bir şeyler mi içmek istersin." soru yöneltti. "Aslında sadece kahvaltı yaptım ve şuan biraz açım yemek yesek iyi olur." dedim. Kafasını sallayıp garsonu çağırdı. Önüme gelen menülere baktım. Karnım açtı ama menüde bana uygun bir şey yoktu. Yani aslında karnımdakinden dolayı yoktu. Sevdiğim yemekler bile şuan midemi bulandırıyordu. "Karar verdin mi?" bakışlarımı ona çevirip "Ya şey aslında sevdiğim şeyler var ama bebek yüzünden midemi buladırıyorlar. Karar veremedim yani." dedim. Gülümseyerek masaya eğildi. "İstersen bir çorba iç belki iştahın açılır." kafamı salladım. Garson gelip siparişlerimizi aldı.
"Neden benimle evlenmek istedin? Senden olmayan bir bebeğe bakacaksın. Hayatını benim yüzümden karartma."
Bir yerden başlamam gerekiyordu. Her şeyi konuşmalıydık.
"Başkasından olabilir ama o bebeğin babası ben olmak istiyorum. Hem isteyerek olan bir şey de değildi. Hayatım da kararmayacak hatta sizin sayenizde aydınlanacak."
"Sevgilin falan yok mu? Ya da hayellerin. Emre gerçekten zorunda değilsin. Birini bulamasamda tek başıma büyütürüm ben." Onu zora sokmak istemiyordum. Onunla evlenmeyi çok istiyorum ama bunun mecburiyetten olması zoruma gidiyordu.
"Var. Hayallerim var elbet. Ama bunu evliykende başarabilirim, başarabiliriz." konuşmama izin vermeyerek " Şimdi bundan sonra yapacaklarımızı konuşalım olur mu? Bebeğimizi." diyerek devam etti. Bebeğimiz... Ben bile tam kabullenememişken başkadımdan olan bir bebeği sahiplenmesi beni gülümsetmişti." Tamam o zaman nerden başlayacağız? Yani ne yapmamız gerekiyor hiç bir fikrim yok. " dedim. Sanki onun vardı Kumru. Saçmalıyorum gerçekten. Gülğmsedi ve "Açıkçası bende bilmiyorum ama beraber öğreneceğiz." dedi ve göz kırptı. O sırada garson yemeklerimizi getirmişti. Yemeğe başladığımızda konuşmaya devam etti. "Düğünü nerde yapma istersin? Burdan başlayalım öncelikle. Yarında nikah sarayına gidip işlemleri başlatırız. Ev falan bakarız. Gelinliktir damatlıktır onlarda hallederiz." Kaşığımı masaya bırakıp sandalyeye yaslandım " Aslında ben düğün düşünmemiştim. Yani sade bir nikah. Gelinliğe de gerek yok. Yarın gideriz ama nikah sarayına, evde bakabiliriz. "dedim. Kaşlarını çattı. Gözlerini gözlerimden ayırmadı bir süre." Saçmalama Kumru. Düğünde olacak, gelinlikte alınacak. Her kızın hayalidir. Hem diyelim ki senin dediğin gibi yaptık. Kim inanır bizim severek evlendiğimizde allah aşkına. "Haklıydı. Kimse inanmazdı çünkü herkes benim düğün hayalimi bilir." Haklısın, inandıramayız. O zaman senin dediğin gibi yapalım. " dedim.
Gülümseyip sandalyeye yaslandı." Eee düğünümüz nerde olsun? " "Hep kır düğünü yapmak istemiştim ama şuan bu pek mümkün değil gibi." dedim gülerek. "Mümkün kılarız o zaman." göz kırparak söyledikleriyle gülüp kaşlarımı çattım. Karnımın guruldamasıyla yemeğime devam ettim.
Yemeklerimizi yedikten sonra canımın tatlı çekmesiyle Emre tatlı söylemişti. Ne kadar gerek yok desemde fayda etmemişti. Tatlıları da yiyip cafeden çıkmıştık. Arabaya binince kemerlerimizi takıp yola çıktı. Emre klimayı açınca araba sıcaklamıştı. Sıcaklık beni mayıştırınca gölzerimi kapayıp kafamı cama yasladım.
Arabanın yavaşlamasıyla gözlerimi araladım. Eve gelmiştik ve Emre arabayı park ediyordu. Arabayı park edince kemerimi çözdüm ve arabadan indim. Midem çok kötü bulanıyordu. Emre'de arkamdan geliyordu. Ona dönüp "Görüşürüz yarın" dedim. Oda bana aynısını söyleyip evine doğru yürümeye başladı. Bende eve girip hemen lavaboya koştum. İçimdekileri istifa edince elimi yüzümü yıkayıp odama girdim. Üzerimi değiştirip yatağa yatıp uyumaya başladım.
Lütfen oy ve yorum yapmayı unutmayın sizi seviyorum 🥰😘
