Kapıyı kapattığında Lalin bir an arkasına yaslandı. Kalbi hâlâ hızlı hızlı atıyordu. Dudaklarının kenarında istemsiz bir gülümseme vardı.“Sevgilim…” diye fısıldadı kendi kendine.Bu kelimeyi söylemek bile tuhaf ama bir o kadar da güzel hissettiriyordu.Koridordan annesinin sesi geldi.“Lalin? Geldin mi?”“Geldim anne!” diye seslendi.Ayakkabılarını çıkarıp odasına doğru yürüdü. Kapıyı kapatır kapatmaz yatağın üzerine oturdu. Birkaç saniye hiçbir şey yapmadan öylece kaldı.Aklında aynı görüntü tekrar tekrar canlanıyordu.Berk’in ona bakışı…“Sevgilim olur musun?” deyişi…Sonra onu kucağına alıp döndürmesi…Lalin yüzünü yastığa gömüp kısa bir kahkaha attı.“Bu gerçekten oldu mu ya…” diye mırıldandı.Lalin birkaç dakika daha yatağın üzerinde öylece oturdu. Ama içindeki heyecan yerinde duramıyordu. Sanki kalbinin içi kıpır kıpırdı.Bir anda doğruldu.“Miray!”Telefonunu kaptığı gibi rehberden Miray’ı aradı. Telefon iki kez çaldı.“Efendim?” dedi Miray rahat bir sesle.Lalin kendini tutamadı.“Miray!”Miray hemen şüphelendi. “Dur… o ses tonu ne? Ne oldu?”Lalin heyecandan neredeyse cümle kuramıyordu.“Berk… bana… yani… az önce…”Miray bir anda bağırdı.“NE OLDU??”Lalin derin bir nefes aldı ama gülümsemesini saklayamıyordu.“Berk bana çıkma teklif etti.”Telefonda bir saniyelik sessizlik oldu.Sonra Miray’ın çığlığı duyuldu.“NEEEE?!”Lalin gülmeye başladı. “Evet!”“Şaka yapıyorsun!”“Hayır! Gerçekten!”Miray hâlâ inanamıyordu. “Dur dur dur… HER ŞEYİ baştan anlatıyorsun. Hiçbir detayı atlama.”Lalin yatağın üzerine uzandı, tavana bakarak anlatmaya başladı.“Okuldan çıkınca Arda ve sen önden yürüyordunuz ya… sonra Berk benimle kaldı…”Miray heyecandan araya girdi. “Evet?!”“Sonra bir anda bana bakıp… ‘sana bir şey söylemek istiyorum’ dedi.”Miray neredeyse telefonu düşürecekti. “Ayyy devam et!”Lalin gülerek devam etti.“Sonra bana… bana çok aşık olduğunu söyledi. Ve… sevgilim olur musun dedi.”Miray yine bağırdı.“LALİN!!”Lalin yüzünü yastığa gömdü, hâlâ gülüyordu.“Sonra ben evet dedim.”Miray nefes nefese kaldı. “Tabii ki evet dedin!”Lalin biraz daha sakin bir sesle devam etti.“Sonra beni kucağına aldı… resmen döndürdü.”“NEEEE?” Miray kahkaha attı. “Berk romantik çıktı!”Lalin hafifçe utandı. “Sonra… beni öptü.”Miray bir saniye sustu.Sonra tekrar bağırdı.“LALİN!!!”İkisi de telefonda gülmeye başladı.Miray sonunda sakinleşmeye çalıştı.“Tamam. Resmen sevgiliniz artık.”Lalin dudaklarını ısırarak gülümsedi.“Evet… sevgiliyiz.”Bu kelimeyi söylemek bile hâlâ garip ama çok güzel hissettiriyordu.Miray’la telefonda bir süre daha konuşup gülüştükten sonra Lalin telefonu kapattı. Yatağın üzerine uzanıp tavana baktı. Yüzündeki gülümseme hâlâ kaybolmamıştı.Tam o sırada telefon titreşti.Bir bildirim geldi.Arda bir grup oluşturdu: “Tatil Kaçamağı”Lalin’in kaşları hafifçe kalktı. Grupta dört kişi vardı: Arda, Miray, Berk ve Lalin.Bir saniye sonra Arda mesaj attı.Arda:“Tamam millet. Tatil planını konuşuyoruz.”Miray:“EVETTT”Miray:“Sonunda.”Berk:“Ben hazırım.”Arda:“İki gün sonra sabah erkenden çıkıyoruz. Arabayla gideceğiz.”Arda:“Ev küçük ama güzel. Bahçe var, sakin bir yer. Tam kafa dinlemelik.”Miray:“Ve sevgililerimizle tatile gidiyoruz.”Lalin’in yüzü bir anda kızardı. Ekrana bakıp gülümsemeden edemedi.Berk birkaç saniye sonra yazdı.Berk:“Doğru.”Lalin kalbinin yine hızlandığını hissetti.Miray tekrar yazdı.Miray:“Bu tatil çok iyi olacak hissediyorum.”Arda:“Olacak.”Berk:“Kesin olacak.”Lalin de ekrana bakıp yazdı.Lalin:“Ben de öyle hissediyorum.”Grupta kısa bir süre daha planlar konuşuldu.Ama Lalin telefonu elinde tutarken aklından tek bir şey geçiyordu.İki gün sonra tatil vardı.Ve bu tatil… artık çok daha farklı olacaktı.Grup sohbeti bir süre daha devam etti. Miray son birkaç mesaj attıktan sonra sohbet yavaş yavaş sessizleşti.Lalin yatağın üzerine uzandı. Telefonu elinde tutuyordu ama ekrana bakmadan tavana dalmıştı.Bugün olanları düşünüyordu.Berk’in söyledikleri…“Sevgilim olur musun?” deyişi…Onu kucağına alıp döndürmesi…Dudaklarının kenarında yine o istemsiz gülümseme belirdi.Tam o sırada telefonu titreşti.Ekrana baktı.BerkKalbi bir anda hızlandı. Mesajı açtı.Berk:“Özledim.”Lalin’in yüzü bir anda kızardı.“Daha yeni ayrıldık,” diye mırıldandı ama gülüyordu.Hemen yazdı.Lalin:“Daha yarım saat oldu.”Mesaj gönderildi.Berk yazıyor… yazısı ekranda belirdi.Berk:“Biliyorum.”Bir saniye sonra yeni mesaj geldi.Berk:“Ama yine de özledim.”Lalin telefonu yüzüne yaklaştırıp gülümsemeye başladı.Lalin:“Ben de biraz.”Berk hemen yakaladı.Berk:“Biraz mı?”Lalin kısa bir an düşündü, sonra yazdı.Lalin:“Belki birazdan daha fazla”Berk:“Bugün olanların hepsi hâlâ gerçek gibi gelmiyor.”Lalin başını yastığa bıraktı.Lalin:“Bana da.”Berk:“Ama iyi ki oldu.”Lalin gülümseyerek yazdı.Lalin:“İyi ki.”Birkaç saniye sessizlik oldu.Sonra Berk tekrar yazdı.Berk:“Bu arada…”Bir mesaj daha geldi.Berk:“Sevgilim demek çok güzelmiş.”Lalin yüzünü yastığa gömüp güldü.Telefonu tekrar eline aldı ve yazdı.Lalin:“Evet…”Bir saniye durdu.Sonra ekledi:Lalin:“Sevgilim.”Bir süre daha mesajlaştılar. Konu tatil planlarına kaydı, bazen de günün küçük ayrıntılarına. İkisi de arada bir gülüyor, basit mesajlar bile huzur veriyordu.Mesajlar yavaş yavaş sona erdi. Lalin telefonu yatağın yanına bıraktı, yorganı üzerine çekti ve gözlerini kapattı. Dudaklarında hafif bir gülümseme vardı.Huzur içinde uykuya daldı.Ertesi sabah güneş odasına yumuşak ışıklarını süzdü. Lalin gözlerini açtı, derin bir nefes aldı ve yeni güne hazırlandı.Bugün tatil hazırlıkları vardı. Çantalar hazırlanacak, son detaylar konuşulacak ve yarın sabah erkenden yola çıkacaklardı.Lalin, biraz heyecanlı, biraz da meraklı bir şekilde güne başladı.Lalin mutfağa indiğinde annesi masayı hazırlamış, babası kahvesini yudumluyordu. Masada hafif bir sabah gürültüsü vardı; tavandan sarkan ışıklar masaya yumuşak bir şekilde düşüyordu.“Günaydın kızım,” dedi annesi gülümseyerek.“Günaydın anne,” dedi Lalin, yüzünde hâlâ hafif bir gülümseme.Kahvaltı boyunca kısa sohbetler edildi, çatal sesleri ve kahve fincanlarının hafif tıkırtıları eşliğinde gün başladı. Lalin bir yandan ekmeğini yerken bir yandan da içindeki heyecanı topluyordu.Derin bir nefes aldı ve sonunda söz aldı.“Anne, baba… size bir şey soracağım.”İkisi de başlarını kaldırdı, merakla Lalin’e baktılar.“Biz, yani Arda, Miray, Berk ve ben… kısa bir tatil planladık. Şehir dışında, denize yakın bir ev. İki günlüğüne gitmek istiyoruz. Sizden izin istiyorum,” dedi Lalin, gözlerinde hem heyecan hem de hafif bir endişe vardı.Babası gazeteden başını kaldırdı ve kaşlarını kaldırdı.“Şehir dışı… ve arkadaşlarınla mı?”“Evet baba, hepsi güvenilir. Söz veriyoruz, dikkatli olacağız,” dedi Lalin, sesi kararlıydı.Annesi hafifçe gülümseyerek masadaki tabakları toparladı.“Tatilde biraz eğlenmek de iyi gelir. Ama kurallara uymayı unutmayın.”Babası başını salladı.“Tamam, izin veriyorum. Ama birkaç kural var: Telefonun sürekli açık olacak, birbirinizi haber vermeden gezmeye gitmeyeceksiniz ve akşam belli bir saatte bana mesaj atacaksınız.”Lalin bir an duraksadı ama hemen gülümsedi.“Tamam baba, söz veriyorum.”Babası başını hafifçe salladı.“İyi, o zaman gidin ve eğlenin. Ama güvenlik her şeyden önce gelir.”Lalin derin bir nefes aldı ve masadaki çatalını bıraktı.“Tamam, teşekkür ederim anne, teşekkür ederim baba!”Kalbi hızla çarpıyor, yüzünde tatlı bir gülümseme vardı. Artık tatil için her şey hazırdı.Yarın sabah… dört kişi birlikte yola çıkacak, şehirden uzak, sessiz bir yerde ilk tatillerini yaşayacaklardı.Kahvaltıdan sonra Lalin odasına çıktı ve valizini hazırlamaya başladı. Kış tatili olduğu için kalın giysilerini, rahat birkaç şeyi ve ihtiyaç duyacağını düşündüğü eşyaları çantasına yerleştirdi.Hazırlıklarını bitirip telefonu eline aldı. Grup sohbetine kısa bir mesaj attı:Lalin: “Valiz hazır! Yarın sabah yola çıkıyoruz, çookkk heyecanlıyım”Bir süre daha tatil planları ve hazırlıklar üzerine mesajlaştılar. Arda, Miray ve Berk de hazırlıklarının hızını ve heyecanlarını paylaşıyordu. Lalin, mesajlardan gelen enerjiyi hissedip gülümsemekten kendini alamıyordu.Mesajlaşmayı bitirdikten sonra günü değerlendirmeye karar verdi. Önce odasını toparladı, sonra kitap okudu, biraz müzik dinledi. Öğle vakti kahve yaptı, küçük atıştırmalıklar yedi. Arkadaşlarıyla kısa kısa yazışmalar devam etti, gülüştüler, planlar konuştular.Akşamüstü, çantasını bir kez daha kontrol etti, eksik bir şey olmadığından emin oldu. Ardından biraz televizyon izledi ve günü toparlayıcı bir yürüyüş yaptı.Tüm bu küçük işleri, planları ve hazırlıkları yaparken zaman su gibi aktı. Bir bakmıştı ki gün neredeyse bitmişti.Odasında biraz daha vakit geçirdikten sonra uyumaya karar verdi. Yarın çok yoğun bir gün olacaktı ve erken kalkması gerekiyordu. Yorganın altına uzandı, derin bir nefes aldı ve gözlerini kapattı ve uykuya daldı.Sabah alarm sesi odanın içinde yankılandı.Lalin gözlerini araladı,Sonra bir anda doğruldu.“Bugün…” diye fısıldadı.Tatil günü.Yüzüne istemsiz bir gülümseme yayıldı. Hızlıca yataktan kalktı, hazırlanıp valizini aldı. Aşağı indiğinde annesi çoktan uyanmıştı.“Bu kadar erken mi çıkıyorsunuz?” diye sordu annesi.“Evet, yola erken çıkacağız,” dedi Lalin heyecanla.Kısa bir vedalaşmanın ardından kapıdan çıktı. Soğuk hava yüzüne çarptı ama içi o kadar sıcaktı ki bunu neredeyse hissetmedi bile.Sokağın köşesinde araba duruyordu.Arda direksiyondaydı.Miray arka koltuktan camı açıp el salladı.“BURADAYIZ!”Lalin gülerek yanlarına yürüdü.Ama gözleri… direkt Berk’i buldu.Berk arabanın yanında durmuş, ona bakıyordu.Ve gülümsüyordu.Lalin’in kalbi yine hızlandı.Adımlarını biraz yavaşlattı ama gülümsemesini saklayamadı.“Günaydın,” dedi yanlarına geldiğinde.“Günaydın,” dedi Berk, gözlerini ondan ayırmadan.Miray hemen araya girdi.“Offf şu bakışlara bakın ya, daha yolun başındayız!”Arda kahkaha attı.“Ben daha arabayı sürmeden aşk filmi başladı.”Lalin utandı.“Kesin artık,” diye mırıldandı.Berk hafifçe eğilip fısıldadı:“Alışman gerekecek… sevgilim.”Lalin’in yüzü bir anda kızardı.“Arabaya binseniz mi artık?” dedi Arda sabırsızca.Herkes yerine geçti. Lalin arka koltuğa oturdu.Ve tabii ki…Berk’in yanına.Araba hareket etti.Şehir yavaş yavaş arkalarında kalırken içeride kahkahalar, müzik ve sürekli konuşmalar vardı.Miray bir anda döndü.“Kurallar!”Arda göz devirdi.“Ne kuralı?”Miray ciddi bir ses tonuyla konuştu.“Bu tatilde kimse trip atmayacak, kimse drama yapmayacak ve herkes eğlenecek.”“Sen mi söylüyorsun bunu?” dedi Lalin gülerek.“Evet, ben,” dedi Miray gururla.Berk hafifçe Lalin’e yaklaştı.“Sence başarabilir mi?”Lalin fısıldadı:“İmkansız.”İkisi de gülmeye başladı.Yol uzundu ama kimse sıkılmıyordu.Ara ara müzik yükseliyor, bazen herkes aynı anda şarkıya giriyordu. Bazen de aniden sessizlik oluyor, sadece yol sesi duyuluyordu.Saat yavaş yavaş ilerledi.Yoldaki hareket, arabanın hafif sallantısı ve fonda çalan müzik… hepsi birbirine karışmıştı. Sohbetler bir süre sonra azaldı, yerini daha sakin bir havaya bıraktı.Lalin’in gözleri ağırlaşmaya başladı.Başını hafifçe yana eğdi… ve Berk’in omzuna yaslandı.Bir an duraksadı Berk.Sonra hiç acele etmeden kolunu kaldırdı ve Lalin’i kendine doğru çekti. Onu göğsüne yasladı, eliyle hafifçe omzunu sardı.Lalin başını daha rahat bir şekilde yerleştirdi.Gözleri tamamen kapandı.Nefesi yavaşladı.Uykuya dalmıştı.Berk aşağı doğru baktı.Yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.Hiçbir şey söylemedi.Sadece onu biraz daha sıkı tuttu.Arabanın içinde sessiz bir huzur vardı artık.Miray arkadan dönüp baktı, sesi fısıltıya döndü.“Uyudu mu?”Berk başını hafifçe salladı.“Evet.”Miray gülümsedi, tekrar önüne döndü.Arda da dikiz aynasından kısa bir bakış attı ama hiçbir şey söylemedi.Yol devam ediyordu.Ama Lalin için artık sadece sıcaklık vardı.Ve güven.Araba bir süre daha sessizce ilerledi.Yol uzadıkça hava da biraz daha serinlemişti. Gökyüzü griye dönüyor, etraftaki ağaçlar sıklaşıyordu.Arda direksiyona biraz daha yaslandı.“Ben mola veriyorum,” dedi. “Hem kahve alırım hem de biraz açıldım.”Miray hemen atladı.“EVET! Ben de kahve istiyorum.”Araba yol kenarındaki küçük bir tesise doğru yavaşladı.Tam durduğu sırada…Lalin hafifçe kıpırdandı.Kaşlarını çatıp gözlerini araladı. Nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Sonra başının altında bir sıcaklık hissetti.Berk.Bir anda doğrulacak gibi oldu ama Berk hafifçe güldü.“Sakin… mola verdik.”Lalin gözlerini ovuşturdu.“Uyuyakalmışım…”“Evet,” dedi Berk, hafifçe. “Hem de baya.”Lalin utandı, saçlarını düzeltti.“Rahatsız etmedim umarım…”Berk başını hafifçe eğdi.“Tam tersi.”Lalin bir şey diyemedi, sadece gülümsedi.Ön taraftan Miray’ın sesi geldi.“İNDİK! Hadi herkes aşağı!”Arda çoktan arabadan inmişti bile.Lalin kapıyı açıp dışarı çıktı. Soğuk hava yüzüne çarpınca kendine geldi.“Offf ne soğuk,” dedi titreyerek.Berk hemen yanına geldi.“Montunu düzgün giysene,” dedi ve onun yakasını düzeltti.Lalin hafifçe dondu o an.Sonra gülümsedi.“Teşekkür ederim.”Tesis küçük ama sıcak bir yerdi. İçeriden kahve kokusu geliyordu.Miray kapıyı açarken bağırdı.“Ben en büyüğünden alıyorum!”Arda arkasından güldü.“Sen her şeyin en büyüğünü alıyorsun zaten.”İçeri girdiklerinde sıcaklık hepsini sardı.Lalin ellerini ovuşturdu.“Çok iyi geldi.”Berk yanına yaklaştı.“Ne içiyorsun?”“Kahve,” dedi Lalin. “Ama çok sert olmasın.”Berk başını salladı.“Tamam, ben hallederim.”Lalin onu izlerken istemsizce gülümsedi.Miray uzaktan bakıp sinsice sırıtıyordu.Arda hafifçe ona eğildi.“Yine başlıyorsun…”Miray fısıldadı.“Bu tatil ÇOK iyi olacak.”Bir süre sonra herkes kahvelerini aldı.Dışarı çıktılar.Hava hâlâ soğuktu ama içlerindeki enerji fazlaydı.Lalin kahvesinden küçük bir yudum aldı.Tam o sırada Berk yanına yaklaştı.“Isındın mı?” diye sordu.Lalin başını salladı.“Biraz.”Berk hiç düşünmeden elini uzattı.Lalin bir an baktı…Sonra elini onun eline bıraktı.Parmakları yine birbirine geçti.Bu sefer daha doğal.Daha alışılmış.Ve çok daha güzel.Soğuk hava yüzlerine vururken dördü de tesisin önünde durmuş kahvelerini içiyordu.Miray bir şey anlatıyor, Arda arada laf atıyor, Lalin de gülüyordu.Tam o sırada bir ses geldi.“Selam.”Dördü birden dönüp baktı.Efe.Lalin’in gülüşü bir an durdu.“Efe?”Efe hafifçe gülümsedi, rahat bir tavırla yaklaştı.“Ne tesadüf ya. Nasılsınız?”Miray hemen toparlandı.“İyiyiz, sen nasılsın?”“Ben de iyiyim,” dedi Efe. “Yoldayız biz de, burada mola verdik.”Arda başını salladı.“Aynı şekilde.”Kısa bir an herkes ayakta, hafif gergin ama normal görünmeye çalışarak durdu.Efe göz gezdirdi.“Tatile mi gidiyorsunuz?”“Evet,” dedi Lalin. “Kısa bir kaçamak.”“Güzelmiş,” dedi Efe. “İyi denk gelmiş.”Sonra bir an durdu.Bakışları kısa bir süreliğine Berk’e kaydı.Berk de ona baktı.Hiçbir şey söylemediler.Ama o eski gerginlik… yine oradaydı.Miray ortamı yumuşatmak ister gibi konuştu.“Sen nereye gidiyorsun?”“Arkadaşlarla biraz daha ileride bir yere,” dedi Efe. “Bizimkiler içeride.”Arda hafifçe başını salladı.“İyiymiş.”Efe tekrar gruba baktı.“Size de iyi tatiller o zaman.”“Sağ ol,” dedi Arda.Miray gülümsedi.“Sen de dikkat et.”Lalin de hafifçe gülümsedi.“Görüşürüz.”Efe başını salladı.“Görüşürüz.”Tam dönecekken…Bir anlığına yine Berk’le göz göze geldi.Bu sefer bakış biraz daha netti.Ama yine de hiçbir şey demeden arkasını dönüp uzaklaştı.Sessizlik.Miray nefes verdi.“Garipti biraz…”Arda omuz silkti.“Eski meseleler işte.”Lalin bir şey demedi.Ama yanında duran Berk’in sessizliği bu sefer daha ağırdı.Elindeki kahveyi yere bakarak tutuyordu."Berk..." dedi Lalin yavaşça.
Berk başını kaldırdı."Ne?"
Sesi düz ama biraz soğuktu.
Lalin hafifçe kaşlarını çattı."Bir şey mi oldu?"
"Yok," dedi Berk kısa bir şekilde.
Ama belliydi. Bozulmuştu. Berk’in sesindeki o mesafe Lalin’in içini huzursuz etti.Etraflarındaki sesler bir anda uzaklaşmış gibi geldi.Lalin bir adım ona yaklaştı.“Berk…”Berk gözlerini kaçırdı.“Gerçekten bir şey yok.”Lalin başını hafifçe salladı.“Var.”Kısa bir sessizlik oldu.Lalin elini uzattı ama bu sefer hemen tutmadı. Önce sadece parmaklarının ucuyla Berk’in eline dokundu.“Bak bana,” dedi yumuşak bir sesle.Berk birkaç saniye direndi.Sonra baktı.Gözlerindeki o sertlik… tam kaybolmamıştı.Lalin derin bir nefes aldı.“Efe sadece eski bir tanıdık. O kadar.”Berk bir şey demedi.Lalin devam etti.“Benim aklımda olan biri var zaten.”Bu sefer Berk’in bakışları hafifçe değişti.“Kimmiş o?” dedi, ama sesi artık eskisi kadar sert değildi.Lalin küçük bir gülümsemeyle bir adım daha yaklaştı.“Yakından tanıyorsun”Berk’in dudaklarının kenarı çok hafif kıpırdadı.Lalin elini bu sefer tamamen onun eline bıraktı.“Ben seni seçtim.”Sessizlik.Ama bu sefer ağır değildi.Berk derin bir nefes aldı.Parmaklarını Lalin’inkilerin arasına geçirdi.Daha sıkı.“Biliyorum,” dedi daha yumuşak bir sesle.Lalin başını hafifçe yana eğdi.“Bazen saçma düşünüyorsun.”Berk hafifçe güldü.“Evet… biraz.”Lalin de gülümsedi.“Biraz değil.”İkisi de kısa bir an güldü.Gerginlik yavaş yavaş dağıldı.Berk başını hafifçe ona doğru eğdi.“Hoşuma gitmedi sadece.”“Biliyorum,” dedi Lalin. “Ama geçti gitti keyif kaçırmaya değmez.”Berk başını salladı.Sonra hiç düşünmeden Lalin’i kendine çekti.Kısa, sakin bir sarılma.Lalin gözlerini kapattı.“Tamam mı?” diye fısıldadı.“Tamam,” dedi Berk.Birkaç saniye sonra ayrıldılar.Uzaktan Miray’ın sesi geldi.“BİTTİ Mİ DRAMA?”Arda güldü.“Barıştılar kesin.”Lalin göz devirdi.“Geliyoruz!”Berk hafifçe eğilip fısıldadı:“Sevgilim…”Lalin yine kızardı.“Sus artık.”Ama gülümsüyordu.İkisi birlikte arabaya doğru yürüdü.Bu sefer…Ellerini bırakmadan.Arabaya bindiklerinde hava tamamen yumuşamıştı.Miray hemen döndü.“Barışıldı mı?”“Evet,” dedi Lalin kısa bir gülümsemeyle.Arda kontağı çevirirken sırıtıyordu.“İyi, yoksa yolu çekemezdik.”Berk hafifçe Lalin’e baktı.“Abartmayın.”Ama sesi artık sakindi.Araba tekrar yola çıktı.Bu sefer içeride daha hafif bir enerji vardı. Miray müziği açtı, hep birlikte şarkıya eşlik ettiler. Arda arada saçma yorumlar yapıyor, herkes gülüyordu.Lalin camdan dışarı bakıyordu ama elini geri çekmemişti.Berk’in eli hâlâ onunkinin içindeydi.Yol uzadıkça şehir tamamen geride kaldı. Yerini ağaçlar, boş yollar ve sessizlik aldı.Yaklaşık bir saat sonra…Arda direksiyonu hafifçe kırdı.“Geldik sayılır.”Araba dar bir yoldan geçip küçük bir evin önünde durdu.Etraf sessizdi.Biraz ileride ağaçlar, uzakta denizin sesi… ve tertemiz bir hava.Miray arabadan iner inmez etrafına baktı.“OHA… burası çok güzel!”Lalin de indi.Evi süzdü.Küçük ama sıcak bir yerdi. Ahşap detayları vardı, önünde küçük bir bahçe uzanıyordu.Berk yanına geldi.“Beğendin mi?”Lalin gülümsedi.“Çok.”Arda bagajı açtı.“Hadi bakalım, tatil resmi olarak başladı.”Miray ellerini havaya kaldırdı.“EN SONUNDA!”Lalin derin bir nefes aldı.İçinde garip bir heyecan vardı.Bu sadece bir tatil değildi.Bir şeylerin gerçekten başladığı bir yer gibiydi.Ve daha ilk andan…Bunun sıradan bir tatil olmayacağı belliydi.Herkes valizlerini taşırken Miray birden gülerek konuştu:“Tamam, o zaman Lalin’le ben bu odayı alıyorum!”Lalin hafifçe utandı ama başını salladı.“Tamam, olur.”Miray dönüp Arda ve Berk’e baktı:“Siz ikiniz diğer odayı alırsınız artık.”Berk göz ucuyla Lalin’e baktı ama hiçbir şey söylemedi.Arda omuz silkti:“Tamam, sorun yok.”Böylece oda paylaşımı kesinleşti:Lalin ve Miray tek odadaBerk ve Arda diğer odada
Herkes valizlerini odasına yerleştirmeye başladı ve tatilin ilk adımı böylece tamamlandı.Herkes valizlerini odalarına yerleştirdikten sonra Miray heyecanla ayağa kalktı:“Hadi biraz dışarı çıkalım, bahçe çok güzel görünüyor!”Lalin başını salladı, hafif gülümseyerek:“Tamam, gidelim.”Arda ve Berk de odalarından çıkıp gruba katıldılar.Bahçe, küçük ama bakımlıydı; uzakta denizin sesi hafifçe duyuluyor, ağaçların arasından rüzgar esiyordu.Miray hemen etrafı kolaçan etmeye başladı:“Burada çok fotoğraf çekilir!”Arda elinde kahvesiyle gülerek:“Sen sadece poz ver, biz izleyelim.”Berk ise Lalin’in yanına geldi, hafifçe omzuna dokundu:“Güzelmiş, değil mi?”Lalin başını eğip göz ucuyla ona baktı:“Evet… gerçekten.”Hava yumuşak, güneş batmaya yakın ve tatilin ilk anı çok huzurluydu.Herkes bahçede etrafa bakınırken Miray birden Lalin’e döndü:“Hadi Lalin, yarışalım! Şu ağaca ilk dokunan kazanır!”Lalin gülümseyerek başını salladı:“Tamam, olur. Ama hile yapma ha!”Arda hemen atıldı:“Ben de varım!”Berk hafifçe yana eğildi, gülerek:“O zaman ben de katılıyorum. Hazır mıyız?”Miray işaret verdi:“Hazır… başla!”Herkes bir anda koşmaya başladı. Lalin hızlı adımlarla ilerledi, Arda da peşindeydi, ama Berk sanki gizli bir güç bulmuş gibi öne fırladı.Ve ağaca ilk dokunan Berk oldu. Ellerini havaya kaldırdı:“Kazandım! Kazandım!”Lalin nefes nefese kalmıştı, Miray kahkaha atıyordu:“Berk! Şimdi ödül ne olacak?”Berk alaycı bir gülümsemeyle Lalin’e yaklaştı, gözlerini ondan ayırmadan:“Ödül… bir öpücük. Şampiyon bunu hak ediyor.”Lalin yüzü aniden kızardı, kalbi hızlı atmaya başladı.“Berk…” diye fısıldadı, hafifçe gülümseyerek.Berk dudaklarını yavaşça Lalin’in dudaklarına yaklaştırdı.Lalin gözlerini kapattı.Ve Berk onu sadece hafifçe, nazikçe öptü.Öpücük kısa, yumuşak ve tatlı bir zafer işareti gibiydi.Berk geri çekildi, dudaklarının kenarında hafif bir gülümseme belirdi:“İşte bu… kazandım.”Lalin elleriyle yüzünü kapladı ama gülümsemekten kendini alamadı.“Sen gerçekten…” dedi, nefesini toparlamaya çalışarak.Miray aradan bağırdı:“Yeter artık! Bu kadar flört yeter!”Herkes kahkaha attı. Bahçedeki yarış ve ödül öpücüğü, tatilin ilk hem eğlenceli hem flört dolu anı olmuştu.O sırada Arda karnına hafifçe dokundu ve alaycı bir şekilde sordu:“Ya… acıkmadık mı acaba?”Berk hemen yanıtladı, Lalin’e göz ucuyla bakarak:“Şampiyon aç kalmamalı, değil mi?”Lalin kısa bir kahkaha attı, hafifçe utandı:“ öyle tabiki…”Miray araya girdi:“Tamam, tamam! O zaman yemek hazırlayalım.”Herkes gülerek ve şakalaşarak evin içine doğru yürüdü. Miray mutfağa yöneldi:“O zaman sandviç hazırlayalım! Hadi bakalım, herkes elini taşın altına koyacak.”Lalin gülümseyerek:“Tamam, ben sosları hallederim.”Berk ekmekleri tezgaha dizdi:“Ben de ekmek işini hallederim.”Arda ise mutfakta biraz karışıklık yaratmaya hazır bir şekilde:“O zaman ben de malzemeleri getiririm. Hadi bakalım!”Dörtü birlikte tezgahın etrafında toplandı. Ekmekler, peynirler, domatesler ve yeşillikler hazırlandı.Miray bir dilim ekmek aldı, üzerine biraz sos sürdü ve Lalin’e uzattı:“Al bakalım.”Lalin gülerek aldı, üzerine malzemeleri ekledi.Berk de kendi sandviçini hazırlarken arada Lalin’e bakıp gülümsüyordu.Arda, sandviçlerini hazırlarken araya şaka karıştırmayı ihmal etmedi:“Berk, senin ekmeğin neden daha büyük?”Berk başını sallayıp gülümsedi:“ Herseye şikayet ya.”Herkesin sandviçleri hazır olunca masaya oturdular. Kahkahalar, şakalaşmalar ve tatilin ilk yemek keyfi başlamıştı.
Masadaki son lokmalar da bitmişti.
Arda arkasına yaslanıp derin bir nefes aldı.“Off… ben bittim.”
Miray karnını tutarak güldü.“Ben de. Ama hâlâ tatlı yerim bu arada.”
“Sen her türlü yersin zaten,” dedi Lalin gülerek.
Berk masaya bakıp hafifçe sırttı.“Fena değildi ama.”
“Fena mı?” dedi Miray hemen. “Baya iyiydi!”
Arda başını salladı.“Evet ya, beklediğimden iyi oldu.”
Lalin, gülümseyerek.“Açlıktan güzel gelmiştir.”
Miray masadan ilk kalkan oldu.“Ben patlayacağım birazdan… kesin hareket etmem lazım.”
Lalin gülerek sandalyeden kalktı.“Toplayalım mı?”
“Boşver ya, sonra toplarız,” dedi Arda.
Berk başını salladı.“Aynen. Şimdi bir şey yapalım.”
Miray anında döndü.“Film!”
Arda göz devirdi.“Başladı…”
“Evet başladı,” dedi Miray hiç düşünmeden. “Film açıyoruz.”
Lalin hafifçe gülümsedi.“Bence de güzel olur.”
Berk kumandayı alırken Lalin’e baktı.“Ne izlemek istiyorsun?”
Lalin omuz silkti.“Fark etmez… ama korku olmasın.”
“Not edildi,” dedi Berk.
Arda kanepeye kendini attı.“Komedi açın bari. Uyuyakalmayayım.”
Miray hemen karşı çıktı.“Romantik komedi.”
“Tabii,” dedi Arda. “Şaşırtmadı.”
Lalin gülmeye başladı.
Berk menüde gezinirken hafifçe sırıtıyordu.“Tam ortasını bulalım. Hem komik hem romantik.”
“Bak bu mantıklı,” dedi Lalin.
“Ben seçiyorum o zaman,” dedi Berk.
Miray parmağını uzattı.“Kötü bir şey açarsan kapatırım.”Salon kısa sürede hazırlandı.
Arda ışıkları kıstı.
Miray mutfaktan atıştırmalık bir şeyler kapıp geldi.
Lalin battaniyeyi alıp kanepeye oturdu.
Berk de yanına geçti.
Aralarında küçük bir boşluk vardı.
Ama çok uzun sürmedi.
—
Film başladı.
Ekranın ışığı odayı doldururken herkes biraz daha sessizleşti.
Miray ilk sahneden yorum yapmaya başladı bile.“Bu kesin sonunda aşık olacak.”
Arda başını salladı.“Daha başındayız ya…”
Lalin güldü.
Berk hafifçe ona döndü.“İzliyor musun, yoksa yorumlara mı gülüyorsun?”
“İkisine de,” dedi Lalin.
—
Bir süre sonra…
Berk yavaşça kolunu koltuğun arkasına koydu.
Lalin fark etti.
Ama hiçbir şey demedi.
Biraz daha ona yaklaştı.
Omuzları değdi.
Bu sefer…
Kimse geri çekilmedi.
—
Film akarken ortam iyice yumuşamıştı.
Kahkahalar, küçük yorumlar, arada sessizlik…
Ama en çok hissedilen şey rahattı.
Lalin battaniyenin altında ellerini birleştirmişti.
Berk yavaşça elini uzattı.
Parmakları Lalin’in eline değdi.
Kısa bir an durdu.
Sonra…
Elini tuttu.
—
Lalin başını hafifçe ona çevirdi.
Berk hiçbir şey demedi.
Sadece gözlerinin içine baktı.
Ve çok hafif gülümsedi.
Lalin de gülümsedi.
Elini geri çekmedi.
—
Film devam ediyordu.
Ama o an…
İkisinin de aklı biraz başka bir yerdeydi.Film bitmeye yakın herkesin enerjisi düşmüştü.
Miray battaniyenin içine gömülmüş, yarı uykulu bir sesle konuştu.“Benim gözler gidiyor artık…”
Arda esnedi.“Benim de. Yol yordu.”
Lalin hafifçe gerindi.“Evet ya… uyku iyi fikir.”
Berk kumandayı alıp televizyonu kapattı.
Salon bir anda sessizleşti.
Sadece dışarıdan gelen hafif rüzgar sesi vardı.
—
Miray ayağa kalktı.“Tamam, ben direkt odaya gidiyorum.”
Lalin de kalktı.“Ben de geliyorum.”
Arda gerinerek doğruldu.“İyi geceler o zaman.”
“İyi geceler,” dedi Lalin gülümseyerek.
Berk gözlerini ondan ayırmadan hafifçe başını salladı.“İyi geceler.”
—
Herkes odalara doğru yürümeye başladı.
Koridorda kısa bir an duraksadılar.
Miray önden gidip kapıyı açtı.“Hadi gel.”
Lalin tam peşinden gidecekken…
Berk hafifçe onun bileğinden tuttu.
Lalin dönüp ona baktı.
Miray bunu fark etti, sırıttı.“Ben gidiyorum,” deyip içeri girdi.
Kapı kapandı.
—
Koridorda sadece ikisi kaldı.
Lalin hafifçe gülümsedi.“Ne oldu?”
Berk bir an hiçbir şey söylemeden ona baktı.
Sonra bir adım yaklaştı.
Aralarındaki mesafe kapandı.
—
Elini yavaşça Lalin’in yanağına koydu.
Lalin’in nefesi hafifçe hızlandı.
Ama geri çekilmedi.
—
Berk eğildi.
Lalin gözlerini kapattı.
Ve…
Bu sefer öpücük kısa değildi.
Biraz daha uzun.
Biraz daha derin.
Ama hâlâ yumuşak.
—
Birkaç saniye sonra yavaşça ayrıldılar.
İkisi de birbirine çok yakındı.
Lalin hafifçe gülümsedi.
“İyi geceler…”
Berk de gülümsedi.
“İyi geceler, sevgilim.”
—
Lalin odaya girdi.
Kapıyı kapattı.
Sırtını kapıya yasladı.
Ve gözlerini kapatıp gülümsedi.
Lalin yatağa oturdu, Miray yanına yerleşti.
İkisi de kısa bir sessizlik yaşadı.
Miray hafifçe gülümsedi.“Berk… koridorda ne yapıyordu öyle ya?” dedi alçak bir sesle.
Lalin yüzünü gizlemek için yastığa gömüldü, ama kahkaha attı.
Bir süre sessizlik oldu, sadece odadaki hafif ışık ve Miray’ın yumuşak nefesleri duyuluyordu.
“İyi geceler…” dedi Lalin hafifçe gülümseyerek.
Miray başını hafifçe kaldırıp gülümsedi.“İyi geceler…”birkaç dakika içinde gözleri yavaşça kapandı, nefesi derinleşti ve uykuya daldı.
Lalin onu izledi, hafif bir gülümseme yüzünde kaldı.Bir süre sessizce odada oturdu, sonra ayağa kalktı ve odadan çıktı.
adımlarını olabildiğince sessiz attı.
Salona geldiğinde ışıklar hâlâ loştu, sadece hafif bir masa lambası yanıyordu.
Lalin kanepeye oturdu, dizlerini karnına çekti.
Bir süre sessizlik oldu. Sadece hafif rüzgar sesi ve evin sessizliği vardı.
Lalin kanepeye oturdu, dizlerini karnına çekti.
Cebinden telefonu çıkardı ve YouTube’u açtı.
Bir süre videolar arasında gezdi, sonra gözüne bir video ilişti.
“Tamam, bunu izleyeyim,” dedi kendi kendine.
Video açıldı; ekranda küçük bir komik challenge dönüyordu, birkaç arkadaşın saçma ama eğlenceli hareketleri…
Lalin sessizce izledi, birkaç kez gülümseyip hafifçe kahkaha attı.
O sırada kapı sessizce açıldı.
Berk, koridordan hafifçe içeri süzüldü.
Lalin fark etmedi; video ekranına dalmıştı, gülümsemesi ekranda yankılanıyordu.
Berk sessizce durdu,sadece onu izledi.
Lalin’in yüzündeki gülümseme, gözlerindeki ışık… Berk’in yüzünde küçük, tatlı bir gülümseme belirdi.
Lalin hâlâ ekrana bakıyordu, Berk’in orada olduğundan habersizdi.
Sonra aniden, hafifçe eğilerek ve alçak bir sesle:“Bö!”
Lalin bir anda irkildi, telefonu neredeyse düşürecekti.
“Ahhh!” diye bağırdı, kalbi hızla atıyordu.
Berk hafifçe kahkaha attı, gözleri parlıyordu:“Şşş… sadece şaka yaptım.”
Lalin yüzünü ellerinin arasına aldı ama gülmekten kendini alamadı.
Berk hafifçe sordu:“Peki… neden hâlâ uyumadın?”
Lalin başını hafifçe Berk’e çevirdi, gülümseyerek:“Sanırım yolculukta fazla uyudum… galiba bu yüzden uyku tutmadı.”
Lalin hafifçe gülümsedi ve alçak bir sesle sordu:“Sen… neden uyumadın, aşkım?”
Berk omzunu Lalin’e hafifçe yaklaştırdı, dudaklarının kenarında küçük bir gülümseme belirdi: “Aşkım diyen ağzını yerim senin”
Lalin yüzü bir anda kızardı, ama istemsizce kocaman bir gülümseme belirdi.
“Hhmmm… nasıl yermişsin, anlatsana biraz?”
Berk gözlerini kısarak hafifçe gülümsedi, başını yana eğdi.“Anlatılmaz, yaşanır, aşkım,” dedi sessiz ve tatlı bir sesle, yüzünü Lalin’e yaklaştırarak.
Lalin, Berk’e bakıp utangaç bir gülümseme yolladı. " Berk..." diye fısıldadı, sesi hafifçe titreyerek. "Çok... tatlısın."
Berk, elini yavaşça Lalin’in yanağına koydu, parmaklarının ucuyla Lalin’in cildine dokundu. Lalin, Berk’in dokunuşuyla içindeki sıcaklığın tüm vücuduna yayıldığını hissetti. Berk, Lalin’in gözlerinin içine baktı, gözlerinde o tutkulu, sıcak ifade daha da derinleşmişti. Lalin, Berk’in gözlerindeki bu ifadeyi görünce, içindeki heyecan daha da arttı.Berk, Lalin’e daha da yaklaştı, yüzleri birbirine çok yakındı. Lalin, Berk’in nefesini yüzünde hissediyordu. Berk’in dudakları, Lalin’in dudaklarına yavaşça yaklaştı. Lalin, Berk’in öpücüğünü beklerken gözlerini kapattı. Berk’in dudakları, Lalin’in dudaklarına değdiği anda, Lalin’in içindeki heyecan doruk noktasına ulaştı. Berk’in öpücüğü, Lalin’in dudaklarında yumuşak, tatlı bir iz bıraktı. Berk’in elleri, Lalin’in beline sarıldı, Lalin’i daha da kendine çekti. Lalin de ellerini Berk’in boynuna doladı.
Berk, öpücüğü derinleştirirken, Lalin’in içindeki ürperti tüm vücuduna yayıldı. Bu, sadece fiziksel bir yakınlaşma değildi; ruhlarının da birbirine dokunduğu, kelimelerin yetersiz kaldığı bir andı. Berk’in elleri Lalin’in belinden sırtına doğru çıktı, onu kendine daha da kenetledi.Lalin, Berk’in kalbinin kendi göğsüne çarptığını duyabiliyordu; o kadar hızlıydı ki, sanki göğüs kafesinden fırlayıp Lalin’in kalbine eşlik etmek istiyordu.
Lalin’in elleri Berk’in tişörtünün altından sıcak tenine değdiğinde, ikisinin de nefesi aynı anda kesildi.Berk, öpücüklerini Lalin’in dudaklarından boynuna doğru indirdi. Her dokunuşu teninde bir alev izi bırakıyor, Lalin’in içindeki heyecanı körüklüyordu. Lalin, başını hafifçe geriye atarak bu anın tadını çıkarırken, Berk’in fısıltısı kulağına çarptı:“Seni her şeyden çok istiyorum, Lalin...”Lalin, cevap vermek yerine Berk’i kendine daha çok çekti. Berk, onu kucağına alıp yavaşça kanepenin üzerine yatırdı.
Lalin’in kalbi o kadar hızlı çarpıyordu ki, Berk’in de bunu hissettiğinden emindi. Berk, bir an durup Lalin’in yüzünü avuçlarının arasına aldı ve baş parmağıyla alt dudağını hafifçe okşadı.“Çok güzelsin,” diye fısıldadı sesi titreyerek.Lalin, Berk’in gözlerindeki o yoğun arzuyu gördüğünde içindeki tüm tereddütlerin eriyip gittiğini hissetti. Berk, yavaş ve nazik hareketlerle Lalin’in üzerindeki kazağın uçlarından tuttu. Gözlerini Lalin’in gözlerinden bir an bile ayırmadan, sanki onun onayını her saniye yeniden almak ister gibi bekledi. Lalin, ellerini Berk’in ellerinin üzerine koyup ona eşlik ettiğinde, Berk kazağı yavaşça yukarı doğru sıyırdı.
Berk kazağı kenara bıraktıktan sonra eğilip Lalin’in omuzlarına küçük, yakıcı öpücükler kondurmaya başladı. Her dokunuşu, Lalin’in nefesinin biraz daha kesilmesine neden oluyordu. Berk’in elleri Lalin’in bel kıvrımlarında gezinirken, aralarındaki çekim artık geri dönülemez bir noktaya ulaşmıştı.
Berk, kendi tişörtünün uçlarından tutup tek bir hamlede üzerinden çıkardı ve kenara fırlattı.
Berk’in elleri yavaşça Lalin’in iç çamaşırının kenarlarına kaydı. Parmak uçları Lalin’in yumuşak tenine her değdiğinde, Lalin’in vücudunda elektrik çarpmış gibi bir ürperti dalgası yayılıyordu. Berk, gözlerini bir saniye bile Lalin’in gözlerinden ayırmadan, sanki ruhunun derinliklerine bakmak ister gibi bekledi. Lalin, hafifçe kalçalarını kaldırarak ona yol verdiğinde, Berk son engeli de nazik ama kararlı bir şekilde üzerinden sıyırıp attı.
Dudaklarını Lalin’in karnından aşağıya, kasıklarına doğru ağır ağır indirmeye başladı. Her bir öpücüğü teninde yakıcı bir iz bırakıyor, Lalin’in parmakları Berk’in saçlarının arasında istemsizce sıkılaşıyordu.Berk, Lalin’in bacaklarını yavaşça iki yana ayırarak aralarına yerleşti. Lalin, onun sıcak nefesini en hassas noktasında hissettiği an hafifçe irkildi ama Berk’in yumuşak bir şekilde dizlerini okşaması onu sakinleştirdi. Berk, bakışlarını bir an için Lalin’e çevirdi; gözlerindeki o yoğun arzu ve hayranlık Lalin’in tüm savunmasını yerle bir ediyordu.Eğilip Lalin’in bacaklarının iç kısmına, en hassas tenine küçük ve ıslak öpücükler kondurmaya başladı. Lalin, başını geriye atıp gözlerini sıkıca kapattı; içindeki o yoğun dalgalanma her dokunuşla daha da büyüyordu. Berk, dudaklarını ve dilini kullanarak Lalin’in en özel noktasına ulaştığında, Lalin’in boğazından kısık, titrek bir inilti döküldü.“Berk...” diye fısıldayabildi sadece, sesi zayıf ama istek doluydu.Berk, Lalin’in vücudundaki her titremeyi, her kasılmayı hissediyordu. Dilinin her dokunuşuyla Lalin’in nefesi daha da düzensizleşiyor
Berk’in bu sahiplenici ve tutkulu tavrı, Lalin’i daha önce hiç tatmadığı bir hazzın eşiğine sürüklüyordu. Odanın sessizliğinde sadece Berk’in ıslak dokunuşları ve Lalin’in kesik kesik çıkan nefes sesleri yankılanıyordu.
Lalin, Berk’in saçlarını daha da sıkı kavrayıp onu kendine çekerken, içindeki o sıcaklık patlama noktasına gelmişti. Berk ise acele etmeden, her saniyenin ve Lalin’in verdiği her tepkinin tadını çıkararak devam ediyordu.
Berk’in dili ve dudakları en hassas noktasında gezinirken, Lalin başını geriye atıp yastığı sıktı. Aldığı her nefes bir öncekinden daha kesik, daha titrek geliyordu.Berk’in saçlarını parmaklarının arasına doladı ve onu kendine doğru çekmek ister gibi bir hamle yaptı. O an, boğazından dökülen inilti odanın sessizliğini delip geçti.“Berk...” dedi, sesi arzudan boğuklaşmış ve tamamen teslim olmuş bir haldeydi.Berk bir an durup başını kaldırdı, gözleri Lalin’in buğulanmış gözleriyle buluştu. Lalin, Berk’in boynuna sarılıp onu kulağına kadar çekti. Sıcak nefesi Berk’in tenini yakarken, o kaçınılmaz cümleyi inleyerek fısıldadı:“Daha fazla dayanamıyorum... İçimde istiyorum seni.”
Berk, Lalin’in o tutku dolu fısıltısını duyduğu an, sanki içindeki son sabır kırıntısı da yerle bir oldu. Gözleri Lalin’in buğulanmış bakışlarıyla kenetlendiğinde, tek bir saniye bile kaybetmek istemiyordu.
Hızla geri çekilip geri kalan tüm kıyafetlerinden bir çırpıda kurtuldu.
Berk, tekrar Lalin’in üzerine eğildiğinde elleri direkt Lalin’in ince belini buldu. Parmaklarını tenine sıkıca geçirerek onu kendine doğru çekti, adeta mühürlemek ister gibi. Lalin’in bacakları Berk’in beline kendiliğinden dolanırken, ikisi de o kaçınılmaz anın eşiğindeydi.Berk, gözlerini Lalin’in gözlerinden bir an bile ayırmadan, yavaş ama son derece kararlı bir hamleyle Lalin’in içine girdi.Lalin’in dudaklarından derin, titrek bir inilti döküldü ve başını geriye, koltuğun minderine yasladı.
Berk, Lalin’in belini daha da sıkı kavrayıp tempoyu yavaş yavaş artırmaya başladığında, salonun sessizliği ikisinin birbirine karışan ağır nefesleri ve tenlerinin birbirine çarpma sesiyle doldu.“Lalin...” diye fısıldadı Berk, sesi boğuk ve tamamen teslim olmuş bir halde. “Sadece benimsin.”Lalin, tırnaklarını Berk’in sırtına geçirerek onu daha da içine çekmek istedi. Her hareket, her dokunuş aralarındaki o ateşi daha da harlıyordu.
odanın sessizliğini bozan, arzu dolu yüksek sesli bir inilti bıraktı.“Berk... Ahh, Berk!”Bu ses Berk’in içindeki son kontrol mekanizmasını da yıktı. Lalin’in her yüksek sesli iniltisi, her titreyen nefesi Berk’i daha da hırslandırıyordu. Berk, Lalin’in bacaklarını kendine daha çok çekip kalçalarını kavradı ve her darbesini daha derin, daha sert bir şekilde indirmeye başladı. Lalin’in vücudu Berk’in her sert hamlesiyle geriliyor, boğazından dökülen sesler artık kontrolsüz bir çığlığa dönüşmek üzereydi. Berk’in alnındaki ter damlaları Lalin’in göğsüne düşerken, ikisinin de nefesi tek bir ritme bürünmüştü. Berk, Lalin’in kulağına doğru eğildi; sesi boğuk, hırıltılı ve tamamen kontrolden çıkmış bir haldeydi:“Sesini duymak istiyorum Lalin... söyle adımı...” Lalin, Berk’in terli göğsüne başını yaslayıp boynuna doğru inledi.“Berk... lütfen... durma... Berk!”Her bir sayıklama, Berk’in belini daha sıkı kavramasına ve Lalin’in içine daha derin, daha sarsıcı bir şekilde girmesine neden oluyordu. Berk, hazzın en uç noktasına ulaştığını hissettiği o sarsıcı anda vücudunun her bir kasının gerildiğini hissetti. Gözlerini sıkıca kapattı ve başını Lalin’in boynuna gömdü. Artık kendini tutması imkansızdı.Lalin’in içinden hızla geri çekilirken, boğazından derin, hırıltılı ve kontrolsüz bir inilti döküldü. Bu, sadece bir boşalma değil, adeta bir teslimiyetin sesiydi. Berk, tüm vücudu titreyerek Lalin’in pürüzsüz tenine doğru boşalırken, o an odada sadece Berk’in o boğuk iniltisi ve Lalin’in kesik kesik çıkan nefes sesleri yankılandı.Berk, saniyeler süren o yoğun sarsıntının ardından gücünün tükendiğini hissederek Lalin’in hemen yanına, koltuğun üzerine bıraktı kendini. Göğsü hızla inip kalkıyor, alnındaki ter damlaları Lalin’in tenine karışıyordu. Berk, bir süre hiçbir şey söyleyemedi; sadece tavanı izleyerek nefesini düzene sokmaya çalıştı.Birkaç saniye sonra, hala titreyen elini uzatıp Lalin’in belini kavradı ve onu kendine doğru çekti. Lalin’in başı Berk’in çıplak göğsüne yaslandığında, Berk derin bir nefes alıp saçlarını öptü. Sesi artık tamamen boğuklaşmıştı:“Lalin...” dedi, adını bir müzik gibi fısıldayarak. “Sen... sen benim başıma gelen en güzel şeysin.”Lalin, Berk’in kalp atışlarının yavaş yavaş düzene girişini dinlerken gözlerini kapattı. Az önceki fırtına yerini huzurlu ama bir o kadar da ağır bir sessizliğe bırakmıştı. Salonun loş ışığında, birbirlerine kenetlenmiş bir halde öylece kaldılar.
Berk, bir süre öylece nefes nefese kaldıktan sonra yavaşça doğruldu. Gözleri hala buğulu olan Lalin’e derin bir hayranlıkla baktı. Lalin’in çıplak tenine dökülen ter damlaları loş ışıkta parlıyordu.Berk, yerdeki tişörtünü alıp Lalin’in üzerini nazikçe temizledi, sonra eğilip dudaklarına yumuşak, uzun bir öpücük kondurdu.“Burada uyuyamayız,” diye fısıldadı Berk, sesi hala çatallıydı. “Yakalanırsak Miray bizi çiğ çiğ yer.”Lalin hafifçe güldü, hala yaşadığı hazzın etkisindeydi. Berk, Lalin’in kalkmasına yardım etti, etrafa saçılan kıyafetlerini toplayıp ona uzattı. İkisi de sessizce, sanki dünyanın en büyük sırrını paylaşıyormuş gibi hızlıca giyindiler.Koridora çıktıklarında Berk, Lalin’i belinden çekip sırtını duvara yasladı. Karanlıkta sadece gözleri parlıyordu.“Bu gece...” dedi Berk, sesini iyice alçaltarak. “Hayatımın en güzel gecesiydi.”Lalin, Berk’in boynuna sarıldı. “Benim de... Sevgilim.” Lalin kızararak odaya girdi ve kapıyı sessizce kapattı. Miray hala derin bir uykudaydı. Lalin yatağına uzandığında kalbi hala deli gibi çarpıyordu. Vücudunda Berk’in dokunuşlarının sıcaklığını, burnunda onun kokusunu hissedebiliyordu. Huzurlu bir yorgunlukla, zihninde Berk’in hayaliyle uykuya daldı.