Berk ve Lalin bir süre daha sessizce oturdu. Solukları yavaş yavaş düzene oturmuş, ormanın serinliği tenlerine değmeye başlamıştı. Lalin, Berk’in kolları arasından usulca doğruldu. Berk de hafifçe arkasına yaslanıp ona gülümsedi.
“İyi misin?” diye sordu Berk.
Lalin başını salladı, hafif ama sıcak bir gülümsemeyle.“Evet… sadece biraz toparlanmam lazım.”
Berk ayağa kalktı ve Lalin’in elini nazikçe tuttu.“Hadi,” dedi, “çocuklar çok merak etmeden dönelim.”
Lalin elini Berk’in eline kenetledi. Parmaklarının arasındaki sıcaklık, ormanın serinliğini bastırıyordu. Yürümeye başladıklarında ağaçların arasındaki gölgeler uzamış, hava hafifçe kararmaya başlamıştı. Yapraklar ayaklarının altında çıtırdıyordu.
Bir süre yan yana, sessizce yürüdüler. Sessizlik rahatsız edici değil, aksine ikisine de huzur veren bir sessizlikti. Arada bir Lalin başını çevirip Berk’e bakıyor, Berk de onu gördükçe hafifçe gülümsüyordu.
Patikanın sonuna yaklaştıklarında uzaktan Miray’ın sesi duyuldu:
“En sonunda geldiniz! Kayboldunuz sandık!”
Arda da arabaya yaslanmış bekliyordu.“Neredeydiniz siz ya? Yüzünüz gözünüz kıpkırmızı,” dedi hafif alaycı bir tonda.
Lalin boğazını temizledi, yüzündeki sıcaklığı saklamaya çalışarak:“Sakin olun, sadece biraz oturduk, nefes aldık,” dedi.
Miray ikisine bakıp kısık gözlerle gülümsedi.“Tabii… nefes aldınız. Hı-hı.”
Berk gülerek omzunu Miray’a doğru itti.“Abartma.”
Hep birlikte arabaya doğru ilerlerken Lalin, Berk’in koluna hafifçe dokundu. Kimse fark etmesin diye parmaklarını yalnızca anlık değdirdi, ama Berk o küçücük temasta bile gülümsedi.
Arabaya bindiklerinde ormanın kokusu üzerlerine sinmişti. Arda motoru çalıştırırken:
“Hadi bakalım, akşam olmadan şehre dönelim,” dedi.
Lalin camdan dışarı bakarken ormanı geride bıraktıklarını izledi. İçinde hem huzur hem de hafif bir heyecan vardı. Berk’in yanında oluşan o yeni yakınlık… henüz tam adını koyamıyordu, ama bir şeylerin değiştiğini kesinlikle hissediyordu.
Ormandan çıktıktan sonra araba yola girdi. İçeride hafif bir sessizlik vardı; kimse konuşmuyor ama ortam gergin değil, aksine sakin ve rahatlayıcıydı. Lalin dışarı bakıyordu, Berk ise arada bir ona göz ucuyla bakıyordu. Gözleri her karşılaştığında küçük bir gülümseme doğuyordu ama kimse bir şey söylemiyordu.
Miray bu sessizliğe dayanamadı.“Bir tuhafsınız siz bugün.”
Arda güldü.“Aynen, ikiniz de çok suskunsunuz.”
Lalin omuz silkti.“Sadece yorulduk.”
Berk de aynı şekilde, sakin bir sesle:“Hava vurdu biraz.”
Miray hemen şüpheli bir bakış attı.“Hıı tabii… hava.”
Ama Berk ve Lalin bu kez cevap vermedi; ikisinin de yüzünde belli belirsiz bir gülümseme vardı. Miray ve Arda’nın bir şeyler fark ettiği belliydi ama kimse net bir şey yakalayamıyordu.Araba Lalin’in evinin önünde durduğunda ortamdaki sessizlik hâlâ aynı şekilde devam ediyordu; rahat ama içinde bir şey saklayan bir sessizlik.
Arda, “Tamam, geldik,” dedi.
Lalin kapıyı açmadan önce son kez Berk’e baktı.Berk de ona döndü, gözleri yumuşadı.Ses tonu sakin, hafif ve çok doğal çıktı:
“Yarın görüşürüz.”
Lalin derin ama tatlı bir nefes alıp gülümsedi.
“Görüşürüz.”
İkisi de fazla uzatmadı.Ama o iki kelime arasında söylemedikleri her şey saklıydı.
Miray hemen araya girdi:“İyi geceler Lalin! Bana mesaj at!”
Lalin hafif bir el sallayıp eve girdi.Kapı kapanınca araba yeniden hareket etti.
Miray arkaya bir bakış attı:“Tamam, bir şey söylemiyorsunuz ama kesin bir şey oldu. Çok net.”
Arda aynadan onayladı:“Belli ama karıştırmıyorum. Kendiniz anlatırsınız.”
Berk sadece gülümsedi.Ne inkâr etti, ne açıkladı.Sadece o anın hoşluğunu yaşadı.
Miray kollarını çaprazladı:“Ne yapıyoruz şimdi?”
Arda direksiyonu kıvırdı:“Berk’i direk eve bırakmıyorum. Biraz dolanalım.”
Berk hafifçe güldü.“Tamam, olur.”
Araba geceye doğru ilerlerken Berk cama yaslanıp dışarıya baktı.Kafasında sadece az önceki o kısa an vardı:
Lalin’in ona bakışı…ve ‘Görüşürüz’ deyişindeki sıcaklık.Arda arabayı market önünde kısa bir süre durdurdu. Miray arabadan atlayıp içeri girdi, birkaç dakika sonra elinde üç tane bira ile geri çıktı.“Tamam, bunlar bize yeter.”
Araba tekrar hareket etti ve sahile doğru ilerledi. Birkaç dakika sonra üçü birlikte arabadan indiler; denizin tuzlu rüzgârı yüzlerine hafifçe çarptı. Gece sakindi, sahil boştu, sadece dalgaların sesi duyuluyordu.
Miray yürürken birasını açıp esnedi.“Bugün çok uzun geçti ya…”
Arda kendi birasını açarken gülümsedi.“Uzun ama güzel geçti.”
Berk elindeki birayı hafifçe çevirdi, diğer eli cebinde rüzgâra karşı yürüdü. Yüzünde sakin ama belli belirsiz bir mutluluk vardı. Bir şey söylemiyordu ama ne hissettiği açıkça okunuyordu.
Miray yana sokuldu.“Bana bak… bir şey söylemeyeceğini biliyorum ama yüzün her şeyi anlatıyor.”
Berk hafifçe güldü.“Ne anlatıyormuş?”
Miray parmağıyla ona işaret etti.“Mutluluk. Hem de net.”
Berk bir süre denize baktı.“Evet… mutluyum.”
Arda elini Berk’in omzuna attı, birasını yudumladı.“İyi işte. Sonunda biraz yüzün güldü.”
Berk başını hafifçe eğdi.“Bazen her şey çok çabuk değişiyor ya… bugün çok farklı hissettim.”
Miray dudaklarını büzdü.“Belli. Bir şeyler olmuş sizde.”
Berk cevap vermedi, sadece gülümsedi.
Üçü sahilde yürümeye devam etti. Rüzgâr hafifti, şehir ışıkları denizin üzerinde yansıyordu. Arda bir süre sessiz kaldıktan sonra konuştu:
“Bak, bir şeyi doğru yapıyorsan arkasında dur. Lalin iyi kız. Sen de kendini toparladın. Güzel gidiyor.”
Berk derin bir nefes alıp birasını yudumladı.“Evet… bu sefer daha gerçek hissediyorum.”
Arda eliyle sahil banklarını gösterdi.“Hadi, oturalım biraz.”
Üçü birlikte banklara oturdu. Miray başını Arda’nın omzuna yasladı. Bira şişelerinin tıngırtıları dalgaların sesine karıştı. Rüzgâr hafifti, sahil neredeyse tamamen boştu. Bir süre kimse konuşmadı; sadece denizi izlediler.
Sonra Arda sessizliği bozdu:“Yarın ne yapıyoruz?”
Berk hiç düşünmeden:“Ben Lalin’i göreceğim.”
Miray geniş bir gülümsemeyle:“Tabii ki göreceksin!”
Berk güldü, ama gözlerinde ciddiyet vardı.“Evet. Yarın konuşacağım. Beraber… yani… ne olacağımıza dair.”
Miray elini salladı.“Ayyy tamam tamam, romantizme boğmadan kalkıyoruz.”
Arda güldü.“Miray iyice coşmadan gidelim.”
Üçü ayağa kalktı, bira şişelerini çöpe attılar ve arabaya yöneldiler. Berk son bir kez dönüp denize baktı.
Aklından tek bir cümle geçti:
“Yarın… çok farklı olacak.”____________________________________________
Lalin apartmanın kapısını açıp içeri girdiğinde hâlâ hafif bir telaş ve mutluluk karışımı bir enerji içindeydi. Eve adım atar atmaz salondan annesinin sesi geldi:
“Geldin mi kızım?”
Lalin ayakkabılarını çıkarırken,“Geldim anne,” dedi gülümseyerek.
Babası televizyon izliyordu, göz ucuyla ona baktı.“Hoş geldin Lalin.”
“Hoş buldum baba.”
Kısa, sıcak bir akşamdı. Ailesi bir şey sormadı; Lalin’in yüzündeki farklı ifadeyi görseler bile çok üstüne gitmediler. O da zaten konuşacak halde değildi; içi kıpır kıpırdı.
“Ben odama geçiyorum,” dedi.
Koridordan yürüyüp kendi odasına girdi.Kapıyı kapatır kapatmaz derin bir nefes aldı…
Ve sırtını kapıya yasladı.
Sanki günün bütün ağırlığı değil, bütün heyecanı onun üzerine çökmüş gibiydi. Kalbi hâlâ hızlıydı ama bu hız onu rahatsız etmiyor, tam tersine içini ısıtıyordu.
Gözlerini kapadı.
Berk’in bakışı…Ormandaki anı…Arabada vedalaşırken söylediği “Yarın görüşürüz”…
Hepsi bir anda yeniden canlandı.
Lalin’in dudaklarında istemsiz bir gülümseme belirdi.
Kapıdan yavaşça ayrılıp yatağın kenarına oturdu. Odadaki loşluk onu rahatlatıyordu. Işığı açmaya bile gerek duymadı. Yavaşça nefes alıp verdi.
“Bugün… çok farklıydı,” diye fısıldadı kendi kendine.
Sonra ayağa kalkıp saçlarını topladı, yüzünü yıkamak için banyoya geçti. Soğuk su yüzüne çarpınca biraz daha berraklaştı. Aynaya bakarken yanaklarındaki hafif pembeliği fark etti.
Pijamasını giyip yavaşça yatağa uzandı.
Telefonunu eline aldı.
Sosyal medyada kısa bir tur attı.Bir iki video izledi, birkaç fotoğrafa baktı.Arada kendi kendine gülümsedi.
Sonra müzik uygulamasını açıp çok sevdiği sakin bir şarkıyı başlattı.Oda hafif bir melodiyle doldu.
Telefonunu göğsüne koydu ve bir süre tavana baktı.Bugünü düşündü ama üzerine çökmüyor, onu yormuyordu.Tam tersine…İçinde bir hafiflik vardı.
Odanın sessizliği hoştu.Sadece müzik, hafifçe yanıp sönen gece lambası…Ve kendi hafif kalp atışı.
Göz kapakları ağırlaşmaya başladı.Yorganı üzerine çekti, yana dönüp rahat bir pozisyon aldı.
Derin bir nefes aldı.
Ve sadece tek bir düşünceyle gözlerini kapattı:
“Yarın… güzel olacak.”
Birkaç dakika içinde nefesi düzeldi,vücudu gevşedi,ve Lalin huzurla uykuya daldı.