Bailey, babasının cenazesinden bir kaç gün sonra, evinde, kaldığı odasını toparlıyordu. Uzun saçlı, esmer bir çocuk kapıyı açarak ona baktı. Gülümseyen suratıyla, yatağındaki yastığı eline almış kıza "Hah! Ben de bir an intihar ettin sandım" deyince kız suratına yastığını fırlatmıştı. Çocuk gülerek yastığı yakalarken Bailey "Senin işin yok mu? Gidip biraz top oynasana" diyerek çocuğu kışkırtmıştı.
Jarom, Kurt Avcı tarihinin yüz karasıydı. Kabile, başka kabileden evlilik bile yapmazken, Jarom'un babası gayri meşruydu. Kızı ve annesi Kabilenin ormandaki yerleşkesinden sürülmüştü. Ancak hala dışarıdan kızı takip etmeye devam ediyorlardı. Jarom doğduğu an onu öldüreceklerdi. Ancak Jarom, Bailey onun bu sebepten kutsanmış olduğunu düşünüyordu, bir dolunay gecesi doğmuştu. Bu sebeple Avcı Kabilesi korkularını gizleyemediler. Eğer Avcı Ritüelinde doğan bir bebeği öldürürlerse, tüm yeteneklerini kaybederler sanıyorlardı. Planlar onun ayin sırasında ölmesini sağlamaktan başka bir yere gitmemişti. Ve Jarom 18 yaşına geldiğinde onu kaçırdılar. Boynunda, şah damarının çok yakınından damgayı dağladılar. Jarom acıdan bayıldı. Onu nehirde sürüklenirken bulan Bailey ve babasıydı. Jarom yaşadığı müddet boyunca Kabilesinden nefret etti. Ancak bu onun avcı oluşunu değiştirmiyordu. Üstelik çok güçlü bir avcıydı.
Bailey'nin yarasını bilenlerdendi. Sayılı kişiyle sınırlı tutmuşlardı bu bilgiyi. Babası da büyükannesi de bunu böyle uygun görmüşlerdi. Bailey; Ember ve Jarom'a söylediğini büyükannesi öğrendiğinde hoşnut olmamıştı. Ancak Jarom ve Ember kızın tek dostu olduğu hatta Jarom bir nevi üvey kardeş gibi olduğundan çaresiz sessiz kalmıştı...
Ember, Avcı Barını işleten Abby'nin kızıydı. Avcı değildi ancak, tüm avcılarla ilgili bir çok bilgi kaynağına erişebilen tek kişiydi. Üç kişilik grupları oldukça eğlenceliydi. Jarom yakın zamanda kız arkadaşı Yvonne ile ayrı eve çıkmıştı ancak, Connor'ın ölümünden sonra kendi odasını daha çok kullanır olmuştu.
Bailey, Jarom'a git top oyna diyerek, avcı oluşuyla dalga geçmişti. Aralarında birbirlerini sürekli eleştiren bir takılma söz konusuydu. Jarom, kısık gözlerle "Öyle mi kertenkele avcısı. Ne oldu, kuyruğun topa mı sıkıştı" diyerek cevabı vermiş, skoru eşitlemişti. Bailey bu sözle gülümsemiş, bu gülüş babasının ölümünden sonra ilk gülüşü olmuştu. Jarom kızın düşünceli duruşundan durumu sezince hızla konuyu değiştirdi.
"Eee, neden toparlanıyorsun" dedi. Ardından bir köşede toparlanmış kutuları kafasıyla göstererek "Yardım lazım mı?" dedi. Bailey önce kutulara sonra Jarom'a bakarak "Ben halledebilirim. Teşekkürler" dedi. "Babamla ne zamandır bu üst katı kiraya vermek konusunda konuşuyorduk. Olaydan önceki gün, bu akşam için bir kiracının bizimle görüşeceğini söylemişti. Hem artık alt kat bize yetecektir diye düşünüyorum."
Bailey ve babası, büyük evlerinin onlara fazla geldiğini düşününce, üst katın girişini dışarıdan vererek orayı kiralık eve çevirmişlerdi. Böylece baba kız alt katta gül gibi geçinirken, kira ile diğer masrafları karşılıyorlardı. Bailey babasının çalışma odasında kalacaktı. Zaten neredeyse her zaman oradaki koltukta uyurdu. Kıyafetlerini de babasının dolabına yerleştirecekti. Jarom "Tek başına bir yabancıyla görüşmene asla izin vermeyiz" diyerek telefonuna sarıldı. Onu durdurmak için hamle etmişti ancak, Ember çoktan telefonu açmıştı. Kısa bir hal hatır sorma faslının ardından Jarom o kocaman ağzıyla "Ember, bugün Bailey'e yeni kiracı geliyormuş. Evet, evet. Çok iyi. Ancak bir sorun var. Küçük hanım tek başına konuşacakmış. Ben anlatamadım sen bir konuş. Dur hoparlöre alıyorum" dedi.Bailey o sırada anlamsız hareketler ve sızlanmalarla Jarom'a sövüyordu. Derken EMber'ın mekanik sesi odayı doldurdu
"Bana bak Bailey Kimberly, bir daha böyle akıl yoksunu fikirleri ortamda sesli söyleme. Düşün ve unut. Ne demek tek başıma; hırsızı var yan kesicisi var, sapığı var. Ya gelen kiracı böbrek fetişisti çıkıp da; böbreğini yemeye çalışırsa" dedi. Bailey gözlerini devirerek "O fetiş olmaz, Hannibal olur. Ayrıca saçmalıyorsunuz. Jarom abartmada ustadır. Öyle bir şey demedim" dedi. Kız "Ben anlamam. Akşam kaçta geliyor kiracı" dedi. Bailey tam sızlanıyordu ki, odada resmen camı kıracak kadar kuvvetli bir azar duyunca çaresiz saati verdi. Jarom telefonu kapattıktan sonra kıza dönerek "Yani tanımadan etmeden, daha olacağı bile kesin değilken ne bu acele" dedi.
Bailey elindeki kazağı katlayıp kutuya attıktan sonra yatağına oturdu. "Jarom, biliyorsun, yeni iş buldum. Bir süre sadece birikimlerden harcama yapabileceğim. Bu ikinci oda bana destek olabilir. Hem babam hep derdi 'bana bir şey olursa yasımı uzun tutma. Harap içine düşme ki seni iyi yetiştirdiğimi göreyim." Kız başını öne eğdi. Tekrar kaldırdığında bir damla gözünden inerken yüzüne karanlık çökmüş gibiydi "Babam beni iyi yetiştirdi Jarom. Onu rahat uyumasına imkan vermeliyim. Bir evlat başka ne yapabilir ki?".....
-----------
Dışarıda; Orithia, Gregorn ve Stemas aralarında konuşuyorlardı. Eğreti ve çirkin şekilde toplanmış o güzel sarı saçlarını önüne getirip hüzünle bakan Orithia "Stemas beni ne hale getirdin böyle" diye söylendi. "Orithia saçmalama. Öyle açık saçınla gitsen, aralarında beliren ateş yansımaları nasıl açıklayacaksın. Ayrıca insanların saçları böyledir." dedi. Orithia "Sadece saç değil ki" diye söylenince Stemas kızın üstene giydirdiği eşyalara baktı. Kot pantolon, bol oduncu gömleği ve yamalı bir sırt çantası giyen kardeşini şöyle bir süzerek konuşmasına devam etti
"Geri kalan da o durumu destekleyen aksesuarlar. Sen ailenden uzakta yaşayan onlarla sorun yaşayan bir kızsın. İşin evde oturarak yaptığın bir iş, o yüzden böyle rahat takılabiliyorsun. Destekliyor işte uzatma Orifiel. "
Gregorn ifadesiz bir şekilde uzaktaki eve bakıyordu. Hafifçe kardeşlerine eğilerek "Bu numaranın tutacağına emin misiniz" dedi. Orithia "Evet" deyince tek kaşını kaldırarak kardeşine bakıp, "Vay vay bakıyorum da ne çabuk adapte oldun bu oyuna. Kızın güvenini insan olarak kazanmak neyin nesidir anlamıyorum."
"Abi yapma, kızın babasının ölümünde ejderha ateşi varken bir de kıza ejderha formuyla mı görüşecektik. Güvenini kazandıktan sonra bu olayı ejderhaların yapmadığını ve onları tanıdığınızı söyleyeceğiz. Hiç tanımadığı insanların görüşünün karşısında yeni tanışıp sevdiği bir komşusunun sözü olacak. Şansımız daha büyük. Onu bir şekilde bizim yanımıza çekmeye ikna edebiliriz" diyerek Stemas ağabeyini ikna etmeye çalıştı.
Gregorn oflayarak her neyse dedi. "Hiç hoşuma gitmiyor ancak nasılsa olayda dahil değilim. Stemas ile senin bakıcılığınıza tam gaz devam ediyorum" diye söylendi. Orithia,
"Gregorn o kadar asabi ve uyuz bir karakterin var ki bazen sadece ejder formunda kalmanı istiyorum" dedi. Gregorn gülerek "Bende o dileğini o kadar çok istiyorum ki, bu şey" diyerek kendi bedenini göstererek," beni boğuyor" derken kıyafetinin yakalarını çekiştirdi.
Stemas Orithia ya bakıp "o kendi bedenini mi gösterdi" dedi. Şaşkınlıkla bakarken kız kafasını sallayınca daha da şaşırarak Gregorn'a dönüp;
"Vala bu kadar açık yürekli olacağını düşünmemiştim. Evet o kıçından büyük egoyla bu insancıkların bedeninde hayli sıkış tıkışsınızdır" dedi. Gregorn Stemas'a bakmadan "Sopaya sürünüyorsun" dedi sakince. Ardından "Off sıkılmaya başladım, hadi artık içeri mi gireceksiniz ne yapacaksanız yapın" diyerek kardeşlerini itekledi.
İki kardeş evin kapısına doğru ilerlerken, içerideki üç genç oturmuş sakince kendi işlerini hallediyordu. Kapı çalınca ilk koşan Ember oldu, ardından Jarome fırladı. Bailey kafasını sallayarak "Hangimiz ev sahibi belli değil" diye mırıldanarak arkadaşlarını takip etti.
Kapıda oldukça güzel bir kızla, gevşek bir ifade takınmış bir adam duruyordu. Kız "Merhaba" dedi kapı eşiğindekilere bakarak. "Ben kiralık yer için gelmiştim" dedi.
Ember kaşları çatık vaziyette adama bakıyordu. "Evet seni bekliyorduk ama" diyerek parmağıyla adamı işaret etti "Sen sürpriz oldun şimdi. Ne işin var burada" dedi. Kapı eşiğinde duran herkes Ember'a garip garip bakıyordu. Bailey herkesin sormak istediği soruyu sordu "Siz tanışıyor musunuz?" dedi.
Adamın suratındaki o gevşek ifade, an itibariyle kaybolmuştu. Adam da Ember'a dikkatle bakıyordu. Tanımaya çalışıyor gibiydi. Ardından "Üzgünüm ama ben tanıştığımızı hatırlamıyorum" dedi. Ember "Evet, evet tanışmadık. Ancak annemin işlettiği barda sizi görmüştüm. Normalde bir çok kişi gelir ama....siz" dedi. Adam gevşek tavırlarına geri dönmüş, beğendiği için hatırladığını düşünerek "Ya evet, genelde öyle olur tanışalım" diyerek elini uzatırken Ember aynı anda cümlesini bitirdi.
"Sizi Connor Amca ile beraber görmüştüm"
Şaşırma sırası Bailey'deydi. Bu adamın babasıyla ne işi vardı. Ve hangi sebepten evine bir kiracı bulmuştu. Kaşları çatık vaziyette duran adam bir anda gözlerini büyülterek "Hee şu mesele. Evet Connor ile tanışığız. Çok üzgünüm, oldukça yanlış bir zamanda. Ama geçen gece Connor ile konuşurken kiracı aradığını söylemişti. Ben de kuzenime söylemiş bulundum. Arayıp durumu anlatmayı atlamışım, bu sabah beni arayıp buraya kadar geldiğini öğrenince geri çeviremedim. Çok üzgünüm"diyerek sarışın kıza döndü.
Kız "Yok önemli değil" dedi yarı yamalak. Bailey ikisini de dikkatle izliyordu. Babasının tüm arkadaşlarını bilirdi; hepsi kendi yaşıtındaydı. Ancak bu adam kızın yaşıtı sayılırdı. Babasının böyle genç biriyle ne işi olabilirdi. Tabi gösterdiği kadar genç ise; diye düşündü. O sırada adam belki de son kozunu oynar gibi, kıza bakarak çapkın bir gülümseme yolladı. Hafifçe iki gözünü kırpıp açtı. Bailey buna karşılık olarak kaşlarını iyice çatıldı ardından "Pardon" diyerek öne çıktı "Simanızı çıkaramadım. Adınızı da bilmiyorum." Adam hafifçe dudaklarını birbirine bastırdıktan sonra "Adım Steve" dedi bir anda. Bailey tek kaşını kaldırarak "Yeni keşfetmişsiniz gibi söylediniz" dedi. Sarışın kız hemen atladı "Steve in kusuruna bakmayın. Kendisi sosyal konularda oldukça sığır biridir. Merhaba benim adım Oriana" diyerek elini kaldırdı. Bailey uzattığı eli tutarken "İlginç bir isimmiş" deyiverdi. Kız elini sıkıp sallarken "Ah evet sarışın demek, kelt dilinde ise altın anlamına geliyormuş" . Bailey "Güzelmiş" demekle yetindi. Ardından "Ben Bailey" dedi bir seferde. Arkadaşlarını elleriyle göstererek "Bunlarda benim bodyguardlarım Jarom ve Ember. Bir de bu arkadaşın promosyonu var Yvonne. Bu arkadaşlar genelde burada olacak. Şimdiden görmen iyi olur diye düşündük. Neyse buyurun içeride konuşalım" diyerek içeri davet etti.
Orithiel ve Stemas birbirlerine bakarak içeri daldılar. Kapı önünde ikisi de aynı oranda saçmalamışlardı. O yüzden bu günün ardından birbirleriyle sağlam dalga geçeceklerine emindiler. Orithiel kardeşine telepatik olarak "Biraz otur ve sizi tanıştırdığıma göre gideyim tarzında bir şeyler vızılda ve git. Kız senden işkillendi" dedi. Stemas etrafına bakarak "Vay be ne göz varmış sende. Farkındayım bende herhalde, ama sebebini anlayamadım bir türlü" . Orithielsinirine hakim olamadan sesli bir nefes verip "Ne sanıyordun ki" dedi içinden "Babasının çocuğu yaşında görünümlü bir tip eski dostu olduğunu söylüyor. Adını sanını bilmiyor. Belli ki babası her şey anlatıyormuş kızına." dedi.
O sırada Bailey ve arkadaşları içeri geldiler. İçecekleri verdiler, kısa bir sürenin ardından Stemas ayaklandı ve teşekkür ederek oradan ayrıldı. Jarom ve Ember aşağıda beklerken Bailey de evin üst katını Orithiel 'e gezdirdi. Jarom ve Ember aslında onla gelmek istediler ama Bailey'nin korkunç bakışlarını görünce mecbur yerlerine oturdular.
Kız sanki Bailey'nin durumunu bilir gibi, beklediği fiyatın neredeyse iki katını sundu kıza. Buna sebep olarak da ailesinin aslında varlıklı olduğunu ancak onlarla görüşmeyi kesmeden önce iyi para biriktirdiğini, sonrasında şimdi çalıştığı işten iyi paralar kazandığını sebep gösterdi. Bailey ikna olmuştu, kız evden büyük şirketlere internet sitesi yapıyordu. Sadece saçını taraması görüşme yapması için yeterliydi, sürekli eve olacaktı. Ve bu tür çalışanların çok iyi paralar aldığını duymuştu.
Kız "Arada müşterilerim gelebiliyor." dedi bir anda. "Süreçte takip etmeye takıntılı manyaklar çıkabiliyor. Arada gelip ne yaptığımı izleyenler falan. Kaytardığımı düşünenler. O tür manyakları göreceğin için şimdiden üzgünüm." dedi. Bailey gülümsedi.
Hayatında o kadar yalnızdı ki, bir iki manyaktan zarar gelmez diye düşünmüştü. Üstelik onlar insandı ne avcıydılar ne de başka bir şey
En azından Bailey böyle biliyordu......