Yuna, Aras ve Kerem eski spor salonunun arkasında buldukları kutuya bakıyordu.
İçindeki fotoğraf ve not zaten yeterince korkutucuydu.
Ama kutuda bir şey daha vardı.
Eski bir kaset.
Kerem: Bir dakika... Bu gerçekten kaset mi?
Yuna:neye benciyor cahil
Kerem: Ben bunları sadece filmlerde gördüm.
Aras: Ben de.
Kerem: Kendimi yaşlı hissettim.
Yuna:yaşlıda olabilirsin.
Kerem:hah çok komik.
Yuna:ukala.
Aras:susun bi da.
Sorun şuydu: Kaseti oynatacak cihazları yoktu.
Üçü düşünürken Deniz yanlarına geldi.
Elinde meyve suyu vardı.
Deniz: Neden cenaze gibi oturuyorsunuz?
Kerem: Çünkü muhtemelen lanetlendik.
Deniz: Yine mi?
Kerem: Bu sefer ciddi.
Yuna buldukları her şeyi Deniz'e anlattı.
Deniz kaseti görünce şaşırdı.
Deniz: Dedemin evinde eski bir kasetçalar var.
Üçü aynı anda ona döndü.
Kerem: SEN BUNU DAHA ÖNCE NEDEN SÖYLEMEDİN?
Aynı Akşam
Deniz'in dedesinin evinde...
Küçük salon sessizdi.
Deniz'in dedesi onları dikkatle izliyordu.
Adı:Hasan Beydi Beyaz saçlı, ciddi görünümlü bir adamdı.
Kaseti eline alınca yüzü değişti.
Hasan Bey: Bunu nerede buldunuz?
Kimse cevap vermedi.
Çünkü adamın yüzü aniden bembeyaz olmuştu.
Hasan Bey: Bu mümkün değil...
Kasetçalar çalıştırıldı.
Birkaç saniye cızırtı duyuldu.
Sonra bir erkek sesi geldi.
Genç bir erkek.
Titreyen bir ses.
Kayıttaki Ses: Eğer bunu dinliyorsanız ben Mert Kaya'yım.
Odadaki herkes dondu.
Yuna: Mert...
Kayıttaki Ses: Eğer bu kayıt ortaya çıktıysa bana bir şey olmuş demektir.
Cızırtı yükseldi.
Sonra ses devam etti.
Mert: Okulun altında saklanan bir yer buldum.
Aras hemen öne eğildi.
Mert: Ama yalnız değilim. Beni izliyorlar.
Yuna'nın kalbi hızlandı.
Mert: Eğer kaybolursam Gerçeği müdür biliyor.
Odadaki sessizlik ağırlaştı Kaset aniden durdu.
ÇIT.
Bitti.
Kimse konuşamadı.
Sonunda Hasan Bey ayağa kalktı.
Yüzü gergindi.
Hasan Bey: Çocuklar.
Yuna: Efendim?
Hasan Bey: Bu araştırmayı bırakın.
Aras: Neden?
Hasan Bey birkaç saniye sustu Sonra fısıldadı.
Hasan Bey: Çünkü yıllar önce Mert-de bırakmadı Ve bir daha geri dönmedi.
Tam o sırada evin dışından bir ses geldi.
TAK.
TAK.
TAK.
Birisi pencereye vurdu Pencerenin dışına baktıklarında gerçekten kimse yoktu.
Deniz perdeyi kapattı.
Deniz: Tamam. Bu hiç normal değil.
Kerem: Ben başından beri normal olmadığını söylüyorum.
Hasan Bey derin bir nefes verdi.
Hasan Bey: Bu gece burada kalın. Hava da geç oldu.
Bir süre sonra herkes odalara dağıldı.
Evde misafir odası az olduğu için Kerem ve Aras aynı odada kalmıştı.
Deniz kendi odasına geçmişti.
Yuna ise salondaki kitaplığa bakıyordu.
Uyuyamıyordu.
Tam o sırada arkasından bir ses geldi.
Aras: Sen de mi uyuyamadın?
Yuna döndü.
Aras kapının yanında durmuş ona bakıyordu.
Yuna: Çok şey oldu bugün.
Aras: Evet.
Bir süre sessizlik oldu.
Ama bu sessizlik rahatsız edici değildi.
Yuna kitaplıktan eski bir fotoğraf albümü aldı.
İkisi koltuğa oturdu.
Albümün sayfalarını çevirmeye başladılar.
Bir fotoğrafta Deniz'in dedesi gençlik yıllarında okulun önünde duruyordu.
Yuna güldü.
Yuna: İnsanlar gençken gerçekten farklı görünüyormuş.
Aras: Sen yaşlanınca da aynı olursun.
Yuna kaşlarını kaldırdı.
Yuna: Bu iltifat mıydı?
Aras birkaç saniye düşündü.
Aras: Sanırım.
Yuna istemsizce güldü.
Aras da çok hafif gülümsedi.
Yuna ilk kez onu bu kadar rahat görüyordu.
Saat ilerledikçe konuşmaya devam ettiler.
Okuldan,Çocukluklarından,Sevdikleri şeylerden.
Sonra konu bir anda sessizleşti.
Aras Yuna'ya baktı.
Aras: Sana bir şey sorabilir miyim?
Yuna: Sor.
Aras: Neden benim peşimden geldin o gün?
Yuna gülümsedi.
Yuna: Çünkü merak ettim.
Aras: aynı şeyi dedin ama
Yuna cevap veremedi.
Çünkü artık sadece merak değildi.
Ama bunu söyleyemedi.
Tam o sırada elektrikler gitti.
PAT!
Ev karanlığa gömüldü.
Yuna: Aaa!
Refleksle Aras'ın kolunu tuttu.
Bir an ikisi de hareket etmedi.
Yuna ne yaptığını fark edince yüzü kızardı.
Yuna: Özür dilerim.
Aras aşağı baktı.
Yuna'nın eli hâlâ onun kolundaydı.
Aras: Sorun değil.
Nedense o da elini çekmedi.
Ve birkaç saniye boyunca sadece birbirlerine baktılar.
Karanlığın içinde.
Sessizce.
Sonra üst kattan Kerem'in sesi geldi.
Kerem: BENİM RUHUMU ALMAYA GELDİLER!
İkisi de aynı anda gülmeye başladı.
Ve o Elektrikler gittikten sonra ev tamamen karanlığa gömüldü.
Yuna hâlâ Aras'ın kolunu tutuyordu.
Bunu fark ettiği anda elini çekmek istedi ama nedense yapamadı.
Aras da hareket etmiyordu.
İkisi birkaç saniye boyunca sessiz kaldı.
Sonra üst kattan Kerem'in sesi duyuldu.
Kerem: Eğer hayalet varsa önce beni almasın lütfen!
Yuna gülmeye başladı.
Aras da istemeden güldü.
Tam o sırada ışıklar geri geldi.
İkisi aynı anda birbirinden uzaklaştı.
Yuna yüzünün kızardığını hissediyordu.
Aras ise her zamanki gibi sakin görünmeye çalışıyordu.
Ama kulaklarının hafif kızardığını Yuna fark etmişti.
Yuna: Sanırım uyumaya çalışmalıyız.
Aras: Sanırım.
Yuna odasına giderken gülümsemesini durduramıyordu.
Ertesi sabah kahvaltı masasında herkes yorgundu.
Kerem'in gözlerinin altında morluklar oluşmuştu.
Deniz: Sen hiç uyumadın mı?
Kerem: Hayır.
Deniz: Neden?
Kerem: Çünkü dolabın içinden ses geldi.
Hasan Bey: O ses kediydi.
Kerem: Hayır, kesinlikle şeytani bir kediydi.
Masadakiler gülmeye başladı.
Kahvaltıdan sonra Aras kaseti tekrar dinlemek istedi.
Bu sefer dikkatlice.
Kaset yeniden çalıştırıldı.
Cızırtılar duyuldu.
Sonra Mert'in sesi tekrar geldi.
Mert: Eğer bunu dinliyorsanız... büyük ihtimalle arşiv odasını buldunuz.
Yuna ve Aras birbirine baktı.
Arşiv odası.
Daha önce defterde de bu isim geçmişti.
Mert: Arşiv odasının altında başka bir oda var.
Bu kez herkes dikkat kesildi.
Mert: Gerçek orada saklı.
Kaset tekrar cızırtıya boğuldu.
Sonra tamamen sustu.
Okula gittiklerinde ilk iş kütüphaneye uğradılar.
Yuna, Aras, Deniz ve Kerem eski okul planlarını araştırmaya başladı.
Saatler sonra Deniz bir dosya buldu.
Deniz: Sanırım bir şey buldum.
Herkes ona döndü.
Dosyanın içinde okulun eski krokisi vardı.
Krokinin alt kısmında kırmızı kalemle işaretlenmiş küçük bir bölüm bulunuyordu.
Yanında tek bir kelime yazıyordu:ARŞİV
Kerem yutkundu.
Kerem: Ben artık geri dönüşü olmayan bir noktada olduğumuzu düşünüyorum.
Yuna: Buna katılıyorum.
Aras ise haritaya bakıyordu.
Gözlerinde kararlı bir ifade vardı.
Aras: Bu gece gidiyoruz.
O gün dersler Yuna'ya saatler gibi geldi.
Aklı sürekli arşiv odasındaydı.
Ama başka bir şey daha vardı.
Aras Dün geceki anı aklından çıkmıyordu.
Son ders bittiğinde koridorda yalnız yürüyordu.
Tam dolabını kapatırken yanında bir gölge belirdi.
Aras.
Aras: Hey.
Yuna: Hey.
İkisi de birkaç saniye sustu.
Bu sessizlik artık garip değil, tanıdık geliyordu.
Aras cebinden küçük bir çikolata çıkardı.
Yuna: Bu ne?
Aras: Öğle arasında hiçbir şey yemedin.
Yuna şaşkınlıkla ona baktı.
Yuna: Fark ettin mi?
Aras: Fark etmem zor değildi.
Yuna çikolatayı aldı.
Kalbi yine hızlanmıştı.
Yuna: Teşekkür ederim.
Aras hafifçe gülümsedi.
Aras: Bir şey değil.
Tam o sırada koridorun sonunda birinin onları izlediğini fark ettiler.
Siyah kapüşonlu bir adam.
Adam birkaç saniye hareketsiz durdu.
Sonra dönüp koridorun köşesinde kayboldu.
Aras'ın yüzündeki gülümseme anında silindi.
Aras: Yuna...
Yuna: Ben de gördüm.
Çünkü bu adam...an, bütün gizemlerin arasında ilk kez gerçekten mutlu hissettiler.uyordu.
Herkes aynı anda pencereye baktı.
Ama dışarıda.
Kimse yoktu.