Yuna ve Aras koridorun sonuna baktılar.
Ama siyah kapüşonlu adam çoktan kaybolmuştu.
Yuna: Bu oydu.
Aras: Eminim.
Yuna: Bizi neden takip ediyor?
Aras: Sanırım yanlış soru soruyorsun.
Yuna:ne soracaktım aras bey
Aras ciddi bir şekilde ona baktı.
Aras: Biz neden onun peşindeyiz?
Yuna:biz onun peşinde miyizki?
Çünkü Aras haklıydı.
Mert Kaya, eski defter, kaset, arşiv odası...
Bunların hepsi birilerinin saklamak istediği şeylerdi.
Akşam olduğunda dört arkadaş okulun arka kapısında buluştu.
Deniz el feneri getirmişti.
Kerem ise üç paket bisküvi.
Deniz: Neden?
Kerem: Korkunca acıkıyorum.
Yuna: Bu bilimsel olarak mümkün mü?
Kerem: Benim için mümkün.
Aras başını salladı.
Aras: Hadi gidelim.
Eski binaya girdiklerinde hava buz gibiydi.
Koridorlar boştu.
Ayak sesleri yankılanıyordu.
Yuna istemeden Aras'a biraz daha yaklaştı.
Aras bunu fark etti ama bir şey söylemedi.
Nedense Yuna'nın yanında yürümesi ikisinin de hoşuna gidiyordu.
Sonunda arşiv odasına ulaştılar.
Kapı kilitliydi.
Kerem kapıya baktı.
Kerem: Güzel. Eve dönelim.
Deniz: Daha başlamadık bile.
Aras cebinden eski anahtarı çıkardı.
Yuna şaşkınlıkla baktı.
Yuna: Bu anahtar burada mı işe yarıyor?
Aras: Umarım.
Anahtarı kilide soktu.
ÇIT.
Kapı açıldı.
Herkes sustu.
İçeride yüzlerce dosya vardı.
Raflar tavana kadar uzanıyordu.
Toz kokusu her yere sinmişti.
Yuna el fenerini duvara tuttu.
Sonra bir şey fark etti.
Yuna: Buraya bakın.
Duvarın arkasında ince bir boşluk vardı.
Sanki gizli bir kapı...
Aras ve Deniz birlikte itince duvar yavaşça açıldı.
GICIRRR...
Arkasında aşağı inen taş merdivenler vardı.
Kimse konuşamadı.
Kerem: Ben bu okulun normal bir lise olduğunu sanıyordum.
Dörtlü merdivenlerden inmeye başladı.
Aşağı indikçe hava daha da soğuyordu.
Sonunda küçük bir odaya ulaştılar.
Odanın ortasında eski bir masa vardı.
Masanın üstünde tek bir fotoğraf duruyordu.
Yuna fotoğrafı eline aldı.
Sonra nefesi kesildi.
Fotoğrafta genç bir adam vardı.
Ama asıl şok edici olan bu değildi.
Adam...
Aras'a inanılmaz derecede benziyordu.
Deniz: Bu...
Kerem: Yok artık...
Aras'ın yüzü bembeyaz olmuştu.
Fotoğrafın arkasında ise tek bir cümle yazıyordu:"Gerçek, Demir ailesinde saklı."
Yuna yavaşça Aras'a döndü.
Çünkü ilk kez...
Aras'ın da bu gizemin bir parçası olabileceğini düşünmeye başlamıştı Odadaki sessizlik birkaç saniye sürdü.
Herkes fotoğrafa bakıyordu.
En çok da Aras.
Sonunda fotoğrafı masaya bıraktı.
Aras: Bu kişi babam değil.
Kerem: Bunu sormamıştık ama tamam.
Aras: Ben de ilk kez görüyorum.
Yuna dikkatlice Aras'a baktı.
Yalan söylüyormuş gibi görünmüyordu.
Yarım saat sonra okuldan çıktılar.
Kimsenin konuşacak hâli kalmamıştı.
Özellikle Kerem'in.
Kerem: Arkadaşlar.
Deniz: Ne?
Kerem: Bir gün normal öğrenciler olabilir miyiz?
Yuna: Hayır.
Kerem: Ben de öyle düşünüyordum.
Ertesi gün okulda ilk kez gizem konuşmamaya karar verdiler.
En azından bir günlüğüne.
Ama bu karar sadece on dakika sürdü.
Çünkü Kerem beden eğitimi dersinde basketbol topunu yanlışlıkla müdürün kafasına fırlattı.
PAT!
Bütün saha dondu.
Müdür gözlüğünü düzeltti.
Kerem ise hayatını sorguluyordu.
Kerem: Kaçsam mı?
Yuna: Kaç.
Deniz: Koş.
Aras: Yakalanırsın.
Sonuç olarak Kerem bir hafta saha temizleme cezası aldı.
Öğle arasında dört arkadaş bahçede oturuyordu.
Bu kez gerçekten gizem konuşmuyorlardı.
Yuna sandviçini yerken Aras'ın kendisine baktığını fark etti.
Yuna: Ne?
Aras: Hiç.
Yuna: Hayır, bir şey var.
Aras: Burnunda mayonez var.
Yuna'nın gözleri büyüdü.
Yuna: Ne?!
Deniz ve Kerem aynı anda gülmeye başladı.
Yuna hızla yüzünü sildi.
Aras da ilk kez uzun uzun güldü.
Yuna o an onu izlerken bir şey fark etti.
Aras güldüğünde gerçekten çok farklı görünüyordu.
Daha mutlu.
Daha sıcak.
Daha normal.
Ders çıkışında Yuna dolabını toplarken bir kâğıt düştü.
Kendi defterinin arasından.
Şaşkınlıkla eğilip aldı.
Kâğıtta sadece bir cümle yazıyordu:"Bazı kapılar açılmamalıdır."
Yuna'nın kaşları çatıldı.
Bu not orada sabah yoktu.
Tam o sırada Aras yanına geldi.
Aras: Ne oldu?
Yuna kâğıdı ona gösterdi.
Aras'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
Ama bu kez ikisi de paniklemedi.
Yuna omuz silkti.
Yuna: Kim yazdıysa korkmamızı istiyor.
Aras başını salladı.
Aras: Haklısın.
Sonra kâğıdı ikiye katladı.
Aras: Ve ben biraz inatçıyım.
Yuna hafifçe güldü.
Yuna: Biraz mı?
Aras: TamamFazla.
Ertesi sabah Yuna okula geldiğinde Elif sıra sıra dolaşıyordu.
Yüzünde tehlikeli bir gülümseme vardı.
Yuna: Ne yaptın?
Elif: Henüz hiçbir şey.
Yuna: Bu daha korkutucu.
Tam o sırada sınıfın kapısı açıldı.
Selim Hoca içeri girdi.
Yanında bir kız vardı Uzun kahverengi saçlıydı Ela gözleri vardı.
Yuna kıza birkaç saniye baktı.
Sonra donup kaldı.
Yuna: Yok artık...
Kızın yüzünde büyük bir gülümseme oluştu.
Kız: Merhaba Yuna.
Yuna yerinden fırladı.
Yuna: ZEYNEP?!
Zeynep Aksoy:Yuna'nın çocukluk arkadaşıBaşka şehirden geri döndü Komik, enerjik, lafını esirgemiyor.
Sınıf şaşkınlıkla ikisine baktı.
Zeynep koşup Yuna'ya sarıldı.
Zeynep: Beni özledin mi?
Yuna: Hayır.
Zeynep: Yalancı.
Yuna: Çok özledim.
Selim Hoca sonunda konuşabildi.
Selim Hoca: Duygusal anınız bittiyse derse geçelim.
Sınıf gülmeye başladı.
Teneffüste Zeynep herkesi sorgulamaya başlamıştı.
Zeynep: Bu kim?
Yuna: Aras.
Zeynep: Hımm.
Aras: Hımm ne demek?
Zeynep: Yakışıklı demek.
Yuna'nın yüzü kızardı.
Yuna: ZEYNEP!
Kerem kahkaha atmaya başladı.
Kerem: Bu kızdan hoşlandım.
Zeynep: Teşekkür ederim.
Kerem: Arkadaş olarak.
Zeynep: Üzüldüm.
Öğle arasında grup bahçede oturuyordu.
Zeynep sürekli konuşuyordu.
Deniz bile yetişmekte zorlanıyordu.
Bir ara Zeynep aniden Aras'a döndü.
Zeynep: Yuna senden hoşlanıyor mu?
Yuna boğulacak gibi oldu.
Yuna: ZEYNEP!!
Aras elindeki suyu neredeyse döküyordu.
Kerem yere yatıp gülmeye başladı.
Deniz: Birisi ambulans çağırsın.
Ders çıkışında Yuna ve Zeynep birlikte yürüyordu.
Yuna: Beni rezil ettin.
Zeynep: Ama komikti.
Yuna: Hiç komik değildi.
Zeynep: Aras sana bakınca farklı davranıyor.
Yuna durdu.
Yuna: Ne demek istiyorsun?
Zeynep: Seni seviyor olabilir.
Yuna: Saçmalama.
Zeynep: Ben insanları iyi okurum.
Tam o sırada Yuna'nın telefonu titredi.
Bilinmeyen numara.
Mesajı açtı.
Ekranda sadece bir cümle vardı:"Mert Kaya'nın kardeşi yarın okula geliyor."
Yuna'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.
Çünkü bu mesajı kimin gönderdiği yazmıyordu.