“b-bu nasıl olur” diyen Doranın sesini duyduğumda yaşadığım şoku dört dakika kırk bir saniye sonra atabilmiştim ve o sırada “bunlar ne iğneleri” diye sordum Mehtap denen kadın ise “orada yazdığı gibi sizleri güçlendirecek beş aşı o kadar. Haydi ama çocuklar korkacak bir şey yok” dedi biz ona sinirli bir şekilde bakarken intikamın artık iki kişi için olacağını biliyordum. Ünal abi bizi para için satmıştı bu kadarı fazlaydı artık intikam duygum ikiye katlanmıştı derken Mehtap denen kadının sesini duydum
“Alin akın numaran 257
Kumsal gümüşay numaran 448
Emir öner numaran 873
Yusuf kaya numaran 129
Dora kayanın ise 168”
Ve ekledi “çocuklar sinirli olduğunuzu biliyorum ama zamanla alışacaksınız merak etmeyin bana da Mehtap abla diyebilirsiniz. Çıkabilirsiniz ve kapıda sizi bekleyen eğitmenleriniz olacak siz özel misafir olduğunuz için hepinizin odası aynı odada”
Biz sinirle kapıdan çıkarken Kumsal kendi kendine söyleniyordu. Kapıdan çıktıktan sonra önümüze eğitmenlerimiz olabilecek kişiler çıktı ve numaralarımızı söylediler benim ki bir kadındı ismi duyguymuş. Kumsalnın ki bir çocuktu bizden birkaç yaş büyük olduğu belliydi çok küçüktü eğitmen olmak için ama her neyse. Emirin ki bir adamdı ismi murattı, Yusuf’unki bir kadındı ismi sevdaydı, Doranın ki de bir kadındı ismi de masaldı. Tam hep beraber merdivenlere doğru ilerleyecekken Aksoy ve ekibini müdürün odasına giderken gördük ve sertçe onlara bakmaya başladık onlar ise tabii Aksoy hariç diğerleri sertçe bize bakarken o ise sırıtarak bana bakıyordu “böyle bakman sadece beni güldürüyor Alin akın” dedi ve müdürün odasına girip elif kapıyı suratımıza kapattı ve kapatmadan önce bana dil çıkardı ben sinirden kudururken bizimkilere “sanki bir bok varda kapıyı suratımıza kapatıyor” diye elife kızdım merdivenlerden çıkarken onlar ise birbirlerine bakıp daha sonrada bana baktılar ve hepsi aynı anda “aynen öyle” dedi
ve arkamızdaki eğitmenlerimize baktım bu arada merdivenler çıka çıka bitmemişti tam bundan dolayı yakınacaktım ki eğitmenim “bu kat” diyen sesini duydum oda numaramız 1247’ydı o katta ilerlerken odamızı bulduk ve içeri girdik. Odamız gerçekten çok güzeldi ortada bir salon vardı koltuklar vardı ama televizyon yoktu diğer tarafta odalar vardı herkesin de birer oda numarası vardı benim oda numaram ikiydi odamı bulup içeri girdim ve gördüğüm manzara karşısında nutkum tutuldu simsiyahtı ve çok güzeldi odada bir bilgisayar ve banyo da vardı yatağıma doğru ilerlediğimde panoda bir not gördüm kahvaltı saat sekiz buçukta dersler saat dokuz buçukta başlıyordu odaya göz gezdirdiğimde bir ders kitabına rastlayamadım neyse herhalde verirlerdi kolumdaki siyah saate baktığımda saatin beş yirmi dört olduğunu gördüm ve odadan çıkıp salona doğru gittim salonda kimse yoktu bende biraz acıktığım için yemekhaneyi bulmaya karar verdim oda kartımı alarak dışarı çıktım ve kapıyı kapattım o sırada yan odadan bağıran sesler duydum bu Aksoy’un sesini duydum “elif iğneler diyorum iğneler. Bize iğne yapıp bizi denek haline getirecekler bizi insan olamayan varlıklara dönüştürecekler konuşmalarını duydum süper güç falan diyorlar” duyduğum şeyler karşısında hızla odaya girip kapıyı kapattım ve odama koştum ne yapacağımı sorgularken bizim çocuklara söylemeye karar verdim odamdan çıkıp hepsinin kapısını çaldım ve onları salona beklediğimi söyledim hepsi geldikten sonra hepsine olanları yaşananları anlattım onlarda şoktayken hep birlikte plan yapmaya başladık ve en sonunda bir karara vardık
Buradan kaçacaktık.
…
“Kumsal hadi hızlı ol” diyen Yusuf’a baktım şuan dışarı çıkabilmiştik ama önümüzde büyük bir hedef vardı o da çıkış kapısıydı etrafı çok iyi korunuyordu ama bizim halledemeyeceğimiz bir şey yoktu tam kapıdan geçecekken güvenlik bizi fark etti
“hey! Çabuk buraya dönün” dedi güvenlik ben ise “eyvah yakalandık” dedim ve o sırada etrafımız güvenliklerle kaplanmıştı çıkış yoktu anlaşılan yakalanmıştık tam cebimdeki bıçağı çıkardım ve birinin göğsüne sapladım. Güvenlik bu halime şaşırırken dudağımın kenarını kıvırdım ve “evet beyler ilk kim gelmek ister. Bir grup liderine bulaşmanın ne demek olduğunu biliyor musunuz?” dedim ve o sırada bir Kumsal soruma cevap verdi “ölüm”
Ve bütün güvenlikler gülmeye başladı bir güvenlik ise “şuna bakın kız gücüyle bizi devirecekmiş işte buna çok gülerim. Ayrıca sen ve grup lideri olmak? Bu yaşta mümkün değil” dedi işte buna sinirlenmiştim. Kızların ve kadınların gücünü nasıl hafife alırdı. Bir kadın isterse bir adam, bir erkekten daha güçlü olurdu ben kadınların gücüydüm bütün acı çeken kadınların ve işte böyle adamların uyguladığı hafife almalar sayesinde doğmuştum ve o kadınların intikamını alacaktım. Sinirle adama doğru yürüdüm elimdeki bıçağı attım ve iki bacağının arasına dizimle vurdum adam acıyla iki büklüm olurken keyifle gülümsedim ve elindeki şok tabancasını aldım ve tam ona doğru uzanacakken yüzüme bir yumruk yedim ağzım kanla dolarken ağzımdaki kanı tükürdüm adama şok tabancasını hızla geçirdim ve birkaç saniye öyle bekledim adam titreyerek yere düştü ve bana küfürler saydırmaya başladı ben ise yüzüne tekme attım ve artık bayılmıştı etrafıma baktığımda çoğu adamın yerde olduğunu gördüm tek tük adam kalmıştı o sırada gözüme bir şey çarptı bir adam köşede telsizle birine haber veriyordu hızla ona doğru koştum ve telsizi elinden aldım telsizden cızırtılı seslerle “Mehtap hanım birazdan orada olacaktır Rasim bey” diyordu bir ses. Ve bende telsizi yere atıp ayağımla ezdiğimde telsiz kırılmıştı. Adama döndüm ve yüzüne bir yumruk attım sonra da şok tabancasını karnına bastırdım. İşte tam o anda Mehtap denen şeytanın sesini duydum “durun yeter bu kadar. Hepiniz cezalısınız” dedi ve hızla bize doğru gelmeye başladı yanında resmen bir ordu getirmişti mübarek. Hepimiz tek sıra halinde dizilmiştik ve kadın tam önümüzde durdu o sırada bizimkilerin arkasından birkaç adam yaklaştı tam müdahale edecektim ki şok tabancasını bizimkilere geçirdi bizimkilerin hepsi yere düşerken Yusuf “yıkılmadım ayaktayım” dedi ve o sırada ikimizde büyük bir kahkaha patlattık arkadaşlarımız baygındı ama biz hala gülüyorduk garip bir kafa anlayışımız vardı. Tam kadına doğru ilerleyecekken bir adam beni tuttu ve ellerimi arkadan bağladı aynısını yusufa da yapmıştı ne kadar çırpınsam da kurtulamamıştım Aksoy’un bağladığı ip demirden değildi o yüzden kurtulmuştum ama bu demirdi.. Mehtap ise keyifle gülümsedi ve “arkadaşlarınıza bir şey olmasını istemiyorsanız şimdi gelirsiniz yoksa kötü şeyler olacak” dedi ve o sırada Yusuf ile bakıştık ve aynı anda kafa salladık ve kafamıza ağır bir şey geldi ve bayıldık.
ÜZÜNTÜLER YÜREĞİME AKAR
Hayat o kadar acımasız ki;
Hiçbir şey sanıldığı ve göründüğü gibi değil.
Keşke herşey görüldüğü gibi olsaydı.
O zaman acılarım biraz da olsa azalırdı,
Her şey görüldüğü gibi kalırdı.
Ama hayat görüldüğü gibi değil ki…
Olsaydı böyle olmazdım şimdi…
Acılarla yolum sürekli kesişir oldu.
Üzüntüler bir su gibi gözümden akar oldu.
Yüreğime doğru akıp acıları gönlüme doldurdu…