“Bir dik duruşun;
kaç yenilgi,
kaç gözyaşı,
kaç kalp ağrısı ettiğini
bilemezsiniz...”
bu söz ne kadar da haklıydı çünkü beni anlatıyordu şuan dik duruyor kendi ayaklarımın üstüne basabiliyor olabilirdim ama geçmişte yaşadıklarım bu dik duruşun temelini atıyordu. Ah ne saçmalıyordum hepsi tamamen yalandı neden mi? Çünkü be de geçmişte yaşadıklarımı unutamamış ve bu yüzden intikam almak istemiştim bütün bunlar bana acı veriyordu ama dik durmam ayaklarımın üzerine basmam zorunluydu yoksa intikamımı alamazdım dik duruyordum ki bu kadar güçlüydüm ama şu da vardı ne demişler “Acı veriyorsa geçmiş geçmemiş demektir.” Ve benimki de geçmemişti çünkü hala acı veriyordu. Şuan evimizdeki hastane odasındayım bir süredir tedavi görüyorum ben ilk defa birini vurmuştum ve bu beni çok kötü etkilemişti dediklerine göre lavaboya gittikten sonra Aksoy’u görmüştüm ve hem onu görmenin etkisi hem de birini vurmanın etkisiyle bayılmıştım ve benim bayıldığımı Ünal abiye Aksoy haber vermişti bu konuda ona minnettardım bu arada normal hastaneye gitmemiştik çünkü birini vurduğum öğrenilirse bu kötü olurmuş bu yüzden ne olur ne olmaz eve bir hastane odası yapılmıştı. Ve aslında Aksoy’un hiç gitmediğini gittiğinin yalan olduğunu söylemişlerdi bizimkiler.
“alin, Aksoylar seni görmek istiyor gelsinler mi” dedi ve bende kafamı aşağı yukarı salladığımda Aksoy ve ekibi -ama elif yoktu- odaya girdiler derin bir nefes alıp kafamı çevirdim Aksoy yanımdaki koltuğa oturdu ve düşünceli bir ifadeyle bana bakmaya başladı ben ise “ne var? Niye geldiniz bu halimden faydalanıp kavga çıkarmaya mı?” dedim ve onlar ise birbirine bakıp sanki bir şeyi kimin söyleyeceğini tartışıyorlarmış gibi görünüyorlardı bakışlar son olarak bestede durdu beste ise derin bir nefes alıp “barış teklif etmeye geldik” dediğinde nefesimi tutup onlara baktım hepsi aynı fikirde görünüyordu tek bir kişi hariç Aksoy. O düşünceli görünüyordu sanki ne cevap vereceğimi biliyor beni çok iyi tanıyordu elbet benimde bir tahminim vardı o da şuydu kabul etmeyeceğimi düşünüyordu ve bende öyle düşünüyordum çünkü Alin akın intikam almadan durmayacaktı bunu herkesin bilmesi gerekiyordu.
“hayır. Kabul etmiyorum Aksoy’un yaptığı iyilik için teşekkür ederim ama herkes bunu bilsin Alin akın intikamını almadan durmayacak.”
Hepsi omuzlarını düşürüp yıkılmış gibi odadan çıkmaya başladı Aksoy’a baktığımda hayal kırıklığı içine bana bakıyordu.
…
Seçmelerin açıklanmasından sonra bayağı meşgul olduğumuz için burslu okula gidememiştik o yüzden bugün gidiyorduk şimdi yoldaydık ve helmemize Ünal abinin dediğine göre beş on dakika vardı .bizimkilerin hepsi sessizdi çünkü bana olanlardan sonra onlarda kötü etkilenmişti hastanede kaldığım günler bitmişti tam 3 gün orada kalmıştım ve dün çıkmıştım şimdi ise dediğim gibi burslu dövüş okuluna gidiyorduk. Daha doğrusu Gelmiştik ve kapıdan içeri girer girmez sanki bir büyü bizi içine çekmişti içimde büyük bir huzursuzluk vardı ama nedenini bilmiyordum kapıdan girdikten sonra etrafa bakmaya başladım dışarıdan çok büyük gözüküyordu, bir dövüş okulu için oldukça büyük… içeride sadece birkaç öğrenci vardı ve hepsi sanki gelinmiş gibi elbise giymişlerdi bir kıza müdürün odasını sorduğumda soldaki kapı olduğunu söylemişti hep beraber oraya ilerlediğimizde Yusuf’un sesini duydum sonrada Emirin
“içimde bir huzursuzluk var ya! Bu ne böyle sanki çok kötü şeyler olacak gibi hissediyorum”
Anlaşılan yalnız bu fikirde olan ben değildim. tek istediğim bir an önce eve gitmekti
“aynen bende”
Ben ise “çocuklar sakin bir sorun çıkmayacak sağ salim eve gideceğiz” dedim ve o sırada Kumsal müdürün kapısını çaldı. İçerden gel sesini duyunca hep beraber içeri girdik. içeride sarı saçlı yeşil gözlü beyaz gömlekli siyah kalem etekli bir kadın vardı sandalyesine oturmuş bizi bekliyor gibi görünüyordu “merhaba çocuklar ben Mehtap Çelik. Bizde okula başlamak için sizi bekliyorduk gerçi bir gurup daha var ama olsun hoş geldiniz” dedi ve sözü bize bıraktı bizde “ben Alin akın”
“ben Yusuf Kaya o da kardeşim Dora Kaya”
“ben Emir Öner”
“ben Kumsal Gümüşay”
Mehtap hanım ise “memnun oldum çocuklar şimdi size okul ile ilgili bilgileri vereceğim. Öncelikle okulumuz 6 kattan oluşmaktadır 1.kat lobi gördüğünüz gibi. 2. katta yemek salonu kantin falan var, 3.kat dövüş salonumuz 4.kat ise yatak odaları var 5. Katta da okulumuz yani eğitim ders falan göreceğiniz yerler var bu kadar” o sırada benim de merak ettiğim bir soruyu sordu Kumsal “bir dakika ya bize yatılı olacağını kimse söylemedi bu ne demek oluyor?” Dora da ona katıldığını belli edercesine kafasını salladı bende “ben gidiyorum bu kadar oyun yeter” dedim ve tam kapıyı açacakken kapı dışarıdan kitlendi “hiçbir yere gidemezsiniz önce Ünal beyin sizin için imzaladığı sözleşmeyi okuyacaksınız” dedi şeytan Mehtap ve sözleşmeyi bize uzattı hepimiz sözleşmeye doğru ilerledik ve sözleşmeyi okumaya başladık sözleşmede aynen şöyle yazıyordu “ para karşılığında çocuklarım Alin akın, Kumsal gümüşay, Emir öner, Yusuf kaya ve dora kayanın bu okulda bulunup onları güçlendirecek çeşitli iğneler olmalarını kabul ediyorum”