Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Göz yaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
anlatamıyorum
Orhan Veli Kanık
“Mevsimlik elbisemle
Cenaze alayını izlerken
Geçtim meyveli ağaçlarla
Mis kokan bahçelerden
Bir çiçek kopardım
Son kez ona baktım
Çiçeğimi taktım
Göğsüme
Kimse yeni yara açamaz artık
Çok canım yandı acımaz artık
Bugün düşerse yarın kalkar
Bu kız kendine acımaz artık”
Bu şarkı beni ne kadar anlatıyordu değil mi? Çok acı çekmiştim ama artık eskisi kadar acımıyordu ve evet bugün düşersem yarın kalkardım ama şu konuda haksızdı bu kız kendine acımaz artık derken. Çünkü yaşadıklarımdan sonra ve Aksoy’un gidişinden sonra sadece kendime değer vermem gerektiğini öğrenmiştim ben arkadaşlarıma bile bağlanmamıştım bu hayatta daha doğrusu bağlanamamıştım bu bana yaşadıklarımın bir katkısıydı. Evet katkısıydı demiştim çünkü birine bağlanırsanız bu korkaklık olur. Bu arada Aksoy gideli neredeyse 2 ay falan oluyordu.
Şuan odamdayım ve kulaklığımdan modelin sarı kurdeleler şarkısını dinliyordum ama sıkıcı gelmeye başladığı için şarkıyı değiştirdim. Dumanın aman aman şarkısını dinlemeye başladım.
“Gezdin, tozdun aman aman aman
Sazdın, sözdün aman aman aman
Giderek üzdün bizi zaman
Giderek üzdün bizi zaman
Yazdın, çizdin aman aman aman
İncecik izdin aman aman aman
Sıraya dizdin bizi zaman
Sıraya dizdin bizi zaman”
O sırada şarkı dinlemekten sıkılıp kulaklığı kapattım ve yatağımın yanında duran beyaz saate baktım saat gece ikiyi yirmi dört geçiyordu evet uyumuyordum çünkü uyku tutmamıştı bende odamın içinde gezmeye başladım ve tam o sırada odamın camından bir araba ışığı geldi perdemi açıp baktığımda bizim eve bir araba geldiğini gördüm ve camımı açıp arabaya baktım bu araba kardeşimi kaçırdıkları arabaydı yani Aksoy’un ailesinden biriydi. Arabadan iki adam indi ve silahlarıyla bizim eve doğru yürümeye başladılar ancak birden kapı açıldı ve kapıda Ünal abiyi gördüm evet Aksoy’un ailesinden birine kapısını açıyordu ben ise buna sinirlenip pijamamı çıkardım ve bir siyah pantolon ve siyah tişört giydim yanıma bıçak ve silah aldım silahın odamda ne işi var diye sorarsanız Ünal abi hepimizin odasına birer tane koymuştu korunmak amacıyla. Hızla odamdan çıkıp merdivenleri indim evin toplantı salonunda onları gördüm konuşuyorlardı ama hepsi fazlasıyla sinirli görünüyordu odaya girdiğimde hepsinin bakışları bana döndü yaşı büyük olanın dudaklarında minik alaylı bir tebessüm vardı bu ben odaya girdiğim de oluşmuştu bende onlara bakıp alayla gülümserken biri yani küçük olan elini uzattı ve “ben Demir Aksoy” dedi ve bana elini uzattı herhalde kim olduğumu bilmiyordu ben onun eline boş bir şekilde bakıp elini sıkmadım diğer adam hala sırıtırken küçük olan adamın kulağına bir şeyler söyledi ve artık küçük olan adamda bana sinirle bakıyordu aynı Ünal abi gibi çünkü o da bana burada olduğum için sinirlice bakıyordu derken konuşan ben oldum “ben de Alin akın öldürdüğünüz adamın ve kaçırdığınız kızın ablasıyım”
“biliyoruz küçük kız biz de bunun için gelmiştik. ama Ünal bey burada olmadığını söylediğinde epey üzülmüştük ama buradaymışsın” bunu söyleyen büyük olandı
Ben ise sinirle onlara bakarken küçük olan bir anda Ünal abiyi tuttu ve boğazına bıçağını dayadı ben şaşkınlıkla onlara bakarken “evet bu küçük kız bizle geliyor yoksa Ünal’ı öldürürüm” dedi küçük olan ve karar vermem için bana baktı ben ise onları şaşkınlığa uğratarak bacağımdan çektiğim bıçağı eline fırlattım tam isabet etmişti ve adamın elindeki bıçak yere düştü tam gülümserken bu sefer büyük olan silahını Ünal abiye doğrulttu ben tam karşılık verecekken korumalarından biri de silahını bana doğrulttu o sırada beklemediğim bir şey oldu adam anlından vurularak öldürüldü bende büyük olana iki el kurşun sıktım biri göğsüne biride bacağına denk gelmişti adam hızla yere düşerken hızla adama koştum çünkü ilk defa birini vurmuştum ve kanayan göğsüne ve bacağına dokundum ama bu beni kötü etkilemişti çünkü başım dönmeye başlamıştı bende hızla banyoya gittim ve kanlı ellerimi sertçe yıkamaya başladım o sırada şoktaydım ve kapıdan biri geldi ve hızla bana yaklaştı ellerimi nazik bir şekilde yıkamaya başladı ben ise şaşkınlıktan küçük dilimi yutmuş gibi ona bakıyordum çünkü o kişi Boran Ayaz Aksoy’du

