Yine o uzun, kasvetli ve benim için boğucu olan hastahane koridorunda bekliyordum, hayatımın büyük bir çoğunluğu bu koridorda geçmişti. Kendimi tanıtayım. Ben Hazal Aker, on yedi yaşında genç görünen bir kızım. Evet, yanlış duymadınız. Genç görünen bir kızım çünkü hastalığım ve hastalığımdan dolayı bana yaşanılanlar yüzünden kendimi genç hissetmiyorum, sadece genç gibi görünüyorum. Çocuk yaşta kalbimde tümör olduğunu öğrendiğimde tüm hayatım değişti. O zamanlar daha çok küçük olduğum için ameliyat çok riskliymiş, ameliyat masasından sağ çıkamama ihtimalim çok yüksekmiş ve zaten beş yaşındaki bir kıza kalp bulunması imkansızdı... Beni bu düşüncelerimden ayıran, her ay kontrollerimi yapan doktorumun beni çağırmasıydı. "Hazal, bir gelir misin? Seninle konuşmamız gerek." Babamın benim hastalığımı bana ilk söylediğinde beni konuşmak için yanına çağırdığı gibi çağırmıştı ama bu detayı es geçerek doktorun odasına girdim. Kapıdan içeriye girdiğimde karşılaştığım ilk manzara ağlayan anne ve babamdı. Ben "Neler oluyor? " diye düşünürken doktorun bana "Lütfen oturur musun?" Demesiyle annemin yanına oturdum. Annem hala ağlıyordu. "Anne, neler oluyor, neden ağlıyosunuz." Merakla sorduğum soruma cevabı doktor bey verdi: "Hazal, nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum..." Doktor, on üç yıl önce babamın benimle yaptığı konuşmanın neredeyse birebir aynısını gerçekleştiriyordu, annem yine ağlıyordu değişen tek şey ağlayan babam ve konuşmayı yapan kişiydi. Neler oluyordu? Doktor, derin bir nefes aldıktan sonra devam etti: "Biliyorum, daha gençliğinin baharındaydın, gezip göreceğim bir sürü yer olacaktı. Senin gibi genç bir kıza bunu söylemek benim için de zor ama..." İtiraf etmeliyim ki tırsmıştım. Güçlükle konuştum: "Ama?" Doktor tekrardan derin bir nefes aldı ve kaldığı yerden devam etti. "...Hazal, biliyorsun ki senin kalbinde bir tümör var, normal şartlarda seneye sana kalp ameliyatı yapacaktık ama işler istediğimiz gibi gitmedi." Kalbime saplanan aşina ağırı ve ek olarak korku ile birlikte iyice kasılmıştım. "Sorun nedir?" "Hazal, kalbindeki tümör tahmin ettiğimizden çok daha fazla büyümüş, neredeyse kalbinin tamamını kaplar durumda. Kalbin, kan pompalamakta güçlük çektiği için diğer organların da fazlasıyla zara görmüş. Bir ayda nasıl oldu ben de anlamadım ama söylemesi daha zor olan şey şu ki, senin son bir yılın kaldı Hazal." Duyduğum şeylerle kalbimin ağırısı arttı, nefes alamadım. Ağızından tek çıkan kelime "Ne?" oldu. Titriyordum, nefes alamıyordum. Kalbim buna izin vermiyordu.İlk okuldaki anılarım gözümün önüne geldi. ... "Bana bunu yapmaya hakkınız yok, ben size ne yaptım?" Dedim sınıfımdaki herkese. Anlamıyorum, neden benimle oynamıyorlar ki, ben onlara hiçbir şey yapmamıştım. Otuz kişiden hiç kimse beni sevmiyordu ama neden?Kızlardan biri "Seninle oynamak istemiyoruz." dedi. "Ama neden?" Kızlardan bir başkası ise "Hastasın, sen zaten ölüceksin, bizi sorgulamaya hakkın yok ki!" ... O günü hiç unutmuyorum. Yaşadıklarımı, hissettiklerimi, döktüğüm göz yaşlarımı... Sonra bir ortaokul anım canlandı gözlerimin önünde. ... Sınıf öğretmenimiz, görev dağılımlarını yapıyordu. Heyecanla sordum. "Hocam, ödev konturolcüsü ben olabilir miyim?" Başka biri daha istedi. Öğretmen ilk ben istediğim için görevi bana verdi. Sevincimi anlatamam.Tenefüs olduğunda ödev kontrolcülüğünü isteyen diğer çocuk beni sıkıştırdı. "Hocaya gidip görevi artık istemediğini söyle, ben o görevi alacağım." "Bunu yapmak gibi bir zorunluluğum yok!" Çocuk güldü. "Zorundasın. Sen zaten öleceksin, ne yapacaksın görevi?" ... O günü de hiç unutmuyorum. Yaşadıklarımı, hissettiklerimi, döktüğüm göz yaşlarımı... En acısı da bunlar sadece özetti, daha fazlası da vardı. O çocuklar bana öleceğimi söylediklerinde hiç bir zaman inanmamıştım. Kendi kendime "Ben büyüyünce ameliyat olup hayatımı doku doku yaşayacağım, onlar yanılacak." Diyordum. Meğer en başından beri yanılan benmişim... ♥︎ Odamda amaçsız bir şekilde uzanmış tavana bakıyorum ve sadece tek bir şeyi düşünüyorum. Ölecektim, bir yıl sonra Hazal diye biri olmayacaktı. Ölecektim, ölmek... Hâlâ bir yılımın kalması bana şaka gibi geliyordu ama maalesef gerçekti. Gözlerim doldu. Yıllarca "Büyüyünce ameliyat olucam, hayatımı yaşayacağım" diye kendimi avutuyorum çünkü ben gerçekten yaşamak istiyorum. Yanı istiyordum. Göz yaşlarım birer birer dökülmeye başladı. "Ben yaşamak istiyordum, sadece yaşamak istedim." Ağlamam şiddetlendi. "Ölmek istemiyorum."
Bölüm 2
Yaşamak İstiyorum
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.