İçeriğe geç

SKZVIVOR

Bölüm 9 · 5 dk okuma

SKZVIVOR

Bölüm 9

{9} Hepimiz öleceğiz

İyi Okumalar 🦋

_________________

~hyunjin~

Helikopterin bizi alacağı bina, askeri üssün birkaç sokak ötesinde, eski bir iş merkeziydi, camlarının yarısı kırılmış, cephesinde yangından kalma is lekeleri olan, gecenin içinde siyah bir siluet gibi yükselen o bina, umutla parlayarak duruyordu önümüzde.

Pervanelerin sesi duyuluyordu. Helikopter alçalarak iniş yapmaya devam ediyordu, bu yüzden Seungmin binanın arkasındaki dar yangın merdivenini işaret ettiğinde içime kötü bir his oturmuştu.

Bina boyunca uzanan açık bir merdivendi ve hiçbir türlü önlemimiz yoktu. O dar alanda ilerlemek çok tehlikeliydi. Karşımıza neyin çıkacağını bilemezdik.

Felix elimi biraz sıktı, parmakları gerginlikten soğumuştu. Hepimiz binaya doğru koştuğumuz için nefes nefese ve terler içinde kalmıştık.

F: "Çabuk olalım..."

Her ne kadar o merdivenlerden çıkmak çok tehlikeli olsa da başka yolumuz yoktu. Askeri üs binasının içinde bizi ne bekliyoru bilemezdik. Belki zırhlı zombiler, belki silah kullanan kuduzlaşmış zombiler..

Zaman kaybetmeden hepimiz birlikte merdivenlere doğru adımladık. Buraya kadar başarıyla ve tek bir yara bile almadan gelmiştik. Bundan sonrasının da öyle olmasını diliyordum.

Merdivene ilk adımı attığımızda metal basamakların paslı sesi gecenin içine yayıldı, her adımda çıkan o ince gıcırtı kulaklarımı tırmalıyor, sanki attığımız her adım "tehlikeye biraz daha yakınız" diye bağırıyordu.

En önde Minho vardı, elinde bu sefer sopası değil de kanla kaplanmış bıçak, yüzünde o rahatsız edici sakinlik vardı. Diğer eli ise belinde olan silahındaydı. O da bir şeylerden endişelenmiş olacak ki her an tetikteydi.

Onun arkasında Chan ve Changbin, silahlarını hazır tutarak adımlıyorlardı. Hepimiz sessizce ilerliyorduk. Adımlarımız senkronize olmuş bir şekildeydi.

Jeongin ise korkuyla Felix'le benim yanımda neredeyse bize yapışmış halde ilerliyor, Seungmin arada bir koluna bakıyor, kolundaki saati inceliyordu durmadan. Sanki bir şey için dakikaları sayıyordu ama endişesini bizden saklayarak yapıyordu bunu.

İlk yarıya kadar her şey fazla sessizdi. Hani hissettiğinde tüylerin diken diken olur ya. O türden bir sessizlikti.

O kadar sessizdi ki kalbimin atışını duyuyordum, Felix'in nefesini boynumda hissediyor, metal korkuluklara çarpan rüzgarın uğultusu midemi bulandırıyordu.

Aniden sessizce ilerlediğimiz ortam bir anda değişmişti. Hala sessizdi ama burnumuza dolan o tanıdık koku.. O çürük, ağır, metalik koku, midemi kaldıran, boğazımı yakan o koku. Gittiğimiz her yerde lanet gibi bizi takip eden ölü kokusu..

En arkamızda ilerleyen Jisung adımlarını durdurarak bize seslenmişti. Sona yaklaştığımızı bildiğimiz için Jisung bile sessizdi. Ki yol boyunca asla susmamıştı.

J: "Şey size de ölüme doğru yürüyormuşuz gibi geliyor mu?"

Kimse cevap vermedi. Çünkü herkes onunla aynı fikirdeydi ama bunu sesli söylemeyecek kadar da korkaktık. Sanki söylemezsek düşündüğümüz şeyler gerçek olmayacakmış gibi.

Sessizce öylece yarısına kadar geldiğimiz merdivenin ortasında durduk kaldık. Damarlarımdaki kanın adrenalin yüzünden kaynadığını bile hissediyordum.

Aşağıdan aniden bir hırıltı yükseldi, ardından bir tane daha, sonra bir sürü, sanki az önce bizden kaçan tüm zombiler aynı anda fikrini değiştirmişti, sanki bir düğmeye basılmıştı.

Onları harekete geçiren bir düğmeye basılmıştı ve hepsi kokumuza doğru delirmiş bir şekilde hırlayarak geliyorlardı.

Merdivenin aşağı kısımlarına baktığımda içgüdüsel olarak Felix'in elini daha da sıkı tuttum. O kadar fazla zombi ilerliyordu ki merdivene sığmadıklari için bir çoğu merdivenden aşağı düşüyor ama pes etmeyerek ve yüksekten düşmelerine rağmen hiçbir şey olmamış gibi tekrar tırmanmaya çalışıyorlardı.

Üzerimize gelen hırıltıların arasından Seungmin'in titrek sesi duyuldu. Şimdi anlamıştım neden sürekli saatini kontrol ettiğini.

S: "İlaç etkisini kaybediyor."

Aşağıdan gelen zombiler merdivenin korkuluğuna asıldıklarında metal çığlık gibi inledi, ardından bir tane daha, sonra bir tane daha, gri eller, siyah tırnaklar, kanla kaplı yüzler dar boşluğu doldurmaya başladı.

Herkes korku yüzünden öylece donup kalmıştı. İlk tepki veren ise zaten deminden beri korkudan titreyen Jeongin olmuştu.

IN: "HEPİMİZ ÖLECEĞİZ!"

Zombiler giderek hızlanıyor ve bizim zorlukla çıktığımız basamakları canavar gibi tırmanıyorlardı. Onların hızından kaçmamız imkansız gibiydi.

Çünkü bizim vücutlarımız tükenmişti. Ama aksine onların vücutları "av" isteğiyle daha vahşi daha yenilmez bir hale gelmişti.

Minho birkaç basamağı inerek aramızdan geçti ve Jisung'un önünde durarak hepimizi arkasına aldı. Artık üzerimize gelen zombi sürüsüyle burun burunaydık..

Minho hiç düşünmeden kanlı bıçağını savurdu, ona uzanmaya çalışan zombinin parmakları koparak aşağı düştü. Ona katılan sonraki kişi Changbin tekmeyle birini göğsünden itti, beden geriye doğru savrulup merdiven korkuluğundan aşağı yuvarlandı.

Ama arkası kesilmiyordu. Asla bitecek gibi durmuyorlardı. Minho ve Changbin'in yüksekten aşağı fırlattığı zombiler bile ölmüyorlardı.

Birkaç dakika yerde durduktan sonra kırık bacak ve kollarıyla yerde sürünerek merdivenlere tırmanmaya çalışıyorlardı tekrardan.

Dar merdivende geri dönmek imkansızdı, aşağı inmek ölüm demekti, yukarı çıkmaksa bilinmezlik.

Başka bir yolumuz yoktu. Derin bir nefes alarak Felix'i arkama doğru yukarı ittim. Yumuşacık elini tutmayı bırakarak ondan uzaklaştım.

H: "KOŞ"

Merdiven artık sadece metal değildi, kaygandı, kanla, terle, yağmurla karışmıştı, her basamakta ayağımız kayıyor, her saniye dengemizi kaybediyorduk.

Bir taraftan merdivenin yukarısına koşmaya çalışırken diğer taraftan arkamıza dönerek bizden santimler uzakta olan zombileri durdurmaya çalışıyorduk.

J: "EĞİLİN!"

Jisung'un çığlığını duyduğumuzda hepimiz ellerimizi başımızın üzerine siper ederek dizlerimizin üzerine çökmüştük.

Bizim ortamızda ayakta kalan Jisung ise eline aldığı taramalı tüfekle çığlık çığlığa zombileri tarıyordu. Karakolda ona silah vermemiştik sarhoş olduğu için. Nereden bulmuştu bilmiyorum ama Minho'nun ifadesine bakılırsa onun çantasından çalmıştı..

Mermi bittiğinde Jisung küçük bir küfür savurarak koşmaya başladı. Biz de zaman maybetmeden hızla merdiveni çıkmaya devam ettik.

Bir zombi korkuluğun üzerinde, tam yanımızda hırlayarak belirdiğinde, Chan silahının dipçiğiyle kafasına vurdu, Seungmin de tereddüt etmeden ateş etti zombiyi yere düşürmek için, dar alanda patlayan ses kulaklarımızı çınlatıyordu.

Çoğumuz hayatımız boyunca silah kullanmamıştık ama korkunun verdiği o güçle, kendimizi savunmak adına bunu bile yapıyorduk.

Bir tanesi Felix'e uzandığı zaman onun çığlığını duyar duymaz elinden tutarka kendime doğru çektim ve silahı alnına doğrultarak kafasını patlattım zombinin.

M: "Yukarı. Durmayın ilerleyin!"

Nefesim yanıyordu, ciğerlerim alev almış gibiydi, kalbim kaburgalarımı kıracakmış gibi atıyordu ama duramazdık, durursak ölürdük.

Merdivenin son katına yaklaştığımızda zombiler artık tırmanmıyor, dört ayak üzerinde koşuyorlardı, çığlıklar, hırıltılar, metalin çarpma sesi, silah sesi, hepsi birbirine karışmıştı.

Son basamak ve önündeki kapı görüldüğünde boğazımın parçalandığını hissettim. Artık diğerleri de doğru düzgün koşamıyordu. Hepimiz sendeleyerek kendimizi kurtarmaya çalışıyorduk

Minho hızla önümüze geçerek sert bir şekilde omzunu demir kapıya vurarak kapının açılarak duvara çarpmasına neden oldu. Artık onun da gücü tükeniyordu.

Hepimiz kendimizi çatıya attık, kapıyı arkamızdan kapatırken zombilerin kapıya çarpan bedenlerinin sesi duyuluyordu, metal eğiliyor, vida yerinden çıkıyor, her an kırılacak gibiydi.

Çatının soğuğu yüzümüze çarptı, bir nevi kendimize gelmemizi sağladı. Dizlerimin üzerine düştüm, Felix'i kollarımın arasına aldım ve hıçkırarak ağlayan bedene sıkıca sarıldım. Yukarı baktığımda gökyüzünde dönen helikopter ışığını gördüm.

Ama kapı... vahşi zombilerin karşısında dayanamayacak durumdaydı.

Nefes nefese, silahlarımız titrerk ellerimizle tutarak, sırt sırta vermiş halde, karanlık çatının ortasında bekliyorduk.

Kendimize gelmeyi mi.. yoksa ölmeyi mi...

___________________

Omaygat çok gerildim. Sanki ben kaçıyormuşum gibi nefes nefese kaldım. Ben olsam muhtemelen kendimi zombilere yem etmiştim.

Siz böyle bir durumda ne yapardınız? Yaşamak için savaşır mıydınız?

Bölüm sonu

1 yorum