İyi Okumalar 🦋
_________________
~hyunjin~
Kapı ilk çatladığında çıkan ses, kalbimin ortasından geçen bir çığlık gibiydi, vida yerinden fırlamış, kenarlark eğilmiş, her darbede paslı kapı biraz daha içeri doğru bükülürken, arkasındaki karanlıktan gelen hırıltılar artık tek tek ayırt edilemeyecek kadar çoğalmıştı.
Ama mesele sadece kapı değildi.
Bana sokularak ağlayan Felix'in omzunun üzerinden aşağı baktığımda, binanın cephesine tırmanan zombileri gördüğüm an içimdeki son umut kırıntısı da parçalandı, çünkü onlar artık sadece merdivenlerden değil, duvarlardan, cam kenarlarından, çıkıntılardan, örümcek gibi yukarı doğru tırmanıyorlardı, gri parmaklar betonlara gömülüyor, kanlı tırnaklar iz bırakıyor, ağızlarından çıkan hırıltılar rüzgarla yukarı taşınıyordu.
Tam anlamıyla Busan'ın en yüksek binalarından birinin çatısında sıkışmıştık Sekiz kişi, bir çatı, kırılmak üzere olan bir kapı ve yanımıza tırmanan zombiler.
Jisung titrek bir kahkaha attı. Ardından ise hızla ayağa kalkarak aşağıya doğru ipten merdiven indiren helikoptere baktı. Helikopter tamamen iniş yapamıyordu. Bizim ise tırmanacak kadar zamanımız var mıydı bilmiyorduk.
Kapıya bir darbe daha geldiğinde metal tamamen içeri doğru çöktü, bir el aralıktan uzandı, ardından bir yüz, dişler kapının kenarına sürtündü, salyalar damladı. Kapıyı bile ısırarak yemeye hazırlardı.
Sırf metal kapı açılsın diye kendilerini kapıya vurarka kendi kafalarını patlatıyor, gözlerinin oyulmasına neden oluyorlardı. Filmlerde gördüğümüz manzarlardan on kat daha korkutucuydu.
M: "Hemen herkes helikoptere tırmanıyor!"
Minho bağırdığında ayağa kalkacak halimiz bile yoktu. Helikopterin o, uzun ipten merdivenine tutunarak tırmanmamız imkansız gözüküyordu.
Bana sokulan bedenin omzunu sıkıca tutarak titreyen dizlerime rağmen ayağa kalktım ve onu da kendimle birlikte ayağa kaldırdım.
Tam o an demir kapı ikiye bükülerek kırıldı. Zombiler kızgın boğalar gibi içeri doldu, gri bedenler, kanlı yüzler, çarpık uzuvlar, çığlıklar ve hırıltılar birbirine karıştı, etrafımızı sardılar.
Ayağa kalmakta ne kadar zorlansak da sırt sırta vermek zorunda kaldık. Anca böyle her taraftan gelen darbeleri durdurabilirdik.
Minho ilk hamleyi yaptı, birini iterek aşağı attı, Changbin tekmeyle yol açtı, Chan ateş etti, Jeongin çığlık atarak bir zombiyi sopayla dürttü. Herkes bir dakika fazladan yaşamak için çabalıyordu.
Silahlar patlıyor, mermilerimiz tükenmek üzere olsa bile durmuyorduk. Çatı zombi ölüsü yığınıyla doluyordu yavaş yavaş.
Helikoter ise bizi kurtarmak adına her defasında pervaneleri zorlayarak biraz daha aşağı iniyordu.
"Tırmanın!"
Helikopterden bağırma sesi geldiğinde başımı yukarı kaldırdım. Yeterince yaklaşmıştı. Öyle ki pervane rüzgarı bile çarpık yürüyen zombilerin hareketini zorlaştırıyordu.
H: "Hadi Felix"
F: "Hyunjin sen?"
Felix'in konuşmasına izin vermeyerek onu kollarının altından tuttum ve halat merdivene tutunmasını sağladım. Kalçasından ittiğimde hızla helikoptere tırmanmaya başlamıştı.
Ardından Jeongin'in tırmanmasına yardım ettik. Seungmin de onun peşinden devam etmişti. Onlar güvenli tırmansın diye biz yaklaşan zombileri indirmeye çalışıyorduk.
Sırayla herkes çıktığında ben de alanı Minho'ya bırakarak helikoptere tırmandım. Minho da halata tutunarak hızlıca tırmanmış ve helikopterin açık kapısından sarkarak silahıyla nişan almıştı aşağıdaki zombileri.
M: "Tırman Jisung hemen"
Taramalı tüfeğine Minho'dan mermi alan Jisung, zombileri taramayı bırakarak halata tutundu. Minho ise merdivene doğru ilerleyen zombileri teker teker indiriyordu.
Aniden mermisi bittiğinde hemen onun çantasından yeni şarjör alarak uzattım. Saniyeler içinde şarjörü değiştirip tekrar aşağı nişan aldığında Jisung'un çığlığını duyduk.
J: "GÖTÜMÜ ISIRDI!"
Aşağı doğru baktığımda Minho, Jisung'un pantolonuna dişleri ile tutunan zimbinin kafasına doldurmuştu mermileri.
Jisung yukarı tırmanırken hepimizin yüreği ağzımızdaydı. Ona bir şey oldu endişesiyle onu beklerken sonunda Jisung helikoptere tırmanmayı başarmıştı.
Minho halatı içeri alıp helikopterin kapısını kapattığında hepimiz Jisung'a baktık. Isırılmış mıydı? Birazdan zombiye mi dönüşecekti?
Nefes nefese kalan Jisung dudaklarını büzerek elini arka cebine attı. Kanlı elini görmeyi beklediğimizde ise elinde kırık cam parçaları vardı sadece.
J: "Piç, hastaneden çaldığım saf alköl şişesini ısırmış yah! Kutlama için saklamıştım onu"
Hepimiz derin bir nefes alarak koltuklarımıza sindik ve kahkahalara gömülerek gülmeye başladık.
Kurtulmuştuk... gerçekten bu kabustan kurtulmuştuk. Yanımda oturan sarışınımı göğsüme çekerek sıkıca sarıldım ve saçlarının arasına uzun bir öpücük kondurdum.
Helikopter yükselirken çatıyı, zombileri, karanlığı aşağıda bıraktık, Busan altımızda küçüldü. Belki cesedimiz buraya gömülecekti ama biz asla pes etmedik ve bu cehennemin içinden kurtulmayı başardık.
Ortam tamamen sessizleşmişti. Sadece helikopterin o kulak tıkan sesi duyuluyordu ortamda. Sessizce birbirimizin yüzüne baktık.
Konuşmamıza bile gerek yoktu. Bunca yaşadıklarımızdan sonra konuşacak, nefes alacak halimiz bile yoktu.
Aniden aklıma gelen şeyle elimi montumun cebine attım ve kutunun hala orada olduğunu hissettiğimde dudaklarımı kıvırarka gülümsedim.
O kadar hareketin, kaosun ortasında o kutu hala orada durmayı becerdiyse bugün evlilik teklifini etmeliydim.
Şu kısa zamanda hepimizin öğrendiği bir şey varsa o da şuydu ki hiçbir şeyi ertelememeliydik. Ertelenen şeyin olacağı kadar ömrümüzün olduğunu bulmuyorduk.
Göğsüme sokulan bedeni kendimden uzaklaştırarak derin bir nefes aldım ve helikopterin koltuğundan kalkarak tek dizimin üzerine çöktüm Felix'in önünde.
Tüm bakışlar üzerimdeydi ama benim odak noktam güzelimin irice açılmış gözleriydi. Gülümseyerek kutuyu cebimden çıkardım ve kapağını açarak yüzüğü Felix'e taraf uzattım.
Herkes şokla bağırmaya başladığında Felix elini ağzına kapatarak öylece donup kaldı.
H: "Sana o gece romantik bir akşam yemeğinde evlilik teklifi edecektim Felix ama.. nasip üzerimizde zombi kanı taşırken, kurtulmak adına bindiğimiz helikopterin içineymiş"
Elini ağzından çekerek dolu gözlerini kırpıştırdı ve beni onaylamak adına başını küçük küçük salladı.
H: "Defalarca sana evlilik teklifi etmeye çalıştım ama sürekli bir şey oluyordu ve erteleniyordu. Ama şimdi bence tam zamanı. Dünyanın sonunda bile olsak.. benimle evlenir misin?"
Beklemeden hemen başını onaylar anlamda sallayarak dudaklarını birbirine bastırdı hıçkırarak ağlamamak için
F: "Evet.."
Ağlamasını durduramadığı için titrek sesiyle konuştuğunda gözlerim doldu. Kutuda duran yüzüğü alarak incecik elini kendi elimin arasında sıkıca tutarak yüzüğü zarif parmağına geçirdim.
Anında herkes ıslık çalarak alkışlamaya başlamıştı bile. Felix de sallanan helikopterde ayağa kalkarak sıkıca boynuma sarıldı.
Hemen kollarımı onun beline sararak yüzümü boynuna gömdüm. Benim güvenli alanım burasıydı işte.. ben buradayken, sevdiğimin yanındayken ölüm bile korkutamazdı beni.
S: "Düğün hediyesi olarak ev benden"
C: "Ev eşyaları da benden"
CB: "Düğün salonu benden"
IN: "Balayı tatili benden"
M: "Hadi araba da benden olsun"
İkimiz de ağzımız açık bir şekilde yeni tanıştığımız arkadaşlarımıza baktık. Ölümle burun buruna gelmek bizi bir aile yapmıştı bunu şimdi anlamıştım.
Felix'in gözleri daha da dolduğunda kendisini tutamayarak başını göğsüme gömdü ve sesli bir şekilde hıçkırarak ağlamaya başladı.
J: "Düğünde sınırsız alkol benden!"
Jisung ayağa kalkarak bağırdığında ani hava boşluğuna düşen helikopter yüzünden sendeleyerek Minho'nun kucağına düşmüştü.
Hepimiz sesli bir şekilde gülmeye başladığımızda aynı zamanda gözlerimiz de dolu doluydu. Gülüyorduk ama ağlamak üzereydik yaşadaıklarımız yüzünden.
Belki bu olanlar ömrümüzün sonuna kadar travma olarak bizimle kalacaktı. Ama şunu anlamıştık ki ne kadar kötü bir hayatın olursa olsun yaşamak için çabalamak gerekiyordu.
Ve en önemlisi de tüm bu olanlar bize birbirimizi kazandırmıştı. Yeni arkadaşlarımızla büyük bir aile olacaktık...
___________________
Hayatın nasıl, nerede, ne zaman, kimin yanındayken son bulacağını bilemeyiz. Bu yüzden her gününüz son gününüzmüş gibi mutlu ve umursamaz yaşayın. Kimseyi üzmeyin, kırmayın, hiçbir şeyden korkmayın.
En önemlisi de sevin ve sevilin. İnsana yaşadığını tekrar hatırlatan en büyük duygudur sevgi.
Haşmetli silah ve Jisung ikilisinin birbirini sevdiği kadar sevin etrafınızdakileri sldösldöelmdeldm.
Ben de sizleri çok seviyorum. Hepiniz iyi ki varsınız bebeklerim 🥺♥️
Bu tatlı, komik, bazen de gerici olan hikayenin sonuna geldik. Bu kitap yazın yayınlayacaklarımın küçük bir fragmanıydı sadece.
Birkaç gün sonra yeni ficimde tekrar buluşalım BLUEES'lerim.
Diğer ficlerime göz atmayı ve beni takip etmeyi unutmayın 🦋
İnsta/tiktok: keenblues