İçeriğe geç

SKZVIVOR

Bölüm 7 · 5 dk okuma

SKZVIVOR

Bölüm 7

{7} Karantina

İyi Okumalar 🦋

_________________

~hyunjin~

Hastane koridoru bir anda sessizliğe gömüldüğünde, az önce bağırış çağırışla içeri dalan iki yabancının varlığı sanki ortamın ağırlığını daha da bastırmıştı, lambaların yarısı yanıyor yarısı yanıp sönüyor, duvarlardaki acil çıkış tabelaları titrek bir kırmızıyla gözümüze çarpıyordu.

S: "Memnun oldum ben Seungmin. Busan'da insanlığın bittiğini ve şu kafadan çatlakla tek kaldığımı sanmıştım. Sizi görmek güzel"

Seungmin, Jisung'un uzattığı elini sıktığında Minho yanımıza gelmişti.

M: "İnan bana tek kafadan çatlakla kalmak, Jisung ile kalmaktan daha iyidir"

Minho da tanışma amacıyla elini uzattığında Jisung sinirli bir şekilde onun eline şaplak atmıştı çekmesi için.

Önümde duran diğer adamın burnu kalın bir bandajla sarılıydı, yüzü hafif şişmişti ama buna rağmen son derece rahattı.

C: "Chan ben. Siz buna güvenmeyin. Daha ameliyatını bile doğru düzgün yapamıyor"

Chan da bizlerle tanıştığında hepimizin bakışları onun üzerindeydi aslında. Burada neler olup bittiğini anlamayı çok istiyordum. Nasıl oluyordu da her seferinde daha da garip bir olayın ortasına düşüyorduk.

F: "Şey.. siz ameliyattan yeni mi çıktınız?"

Felix, çekingen bir şekilde sorusunu sorduğunda, Chan önce hepimizin belindeki silahlara baktı. Üzerimizi süzdükten sonra konuşmaya başladı.

C: "Üç hafta önce ameliyat oldum. Ama herkesin övüp bitiremediği Seungmin, burnumu düzgün estetik yapmamış!"

S: "Bana bak be adam, senin o koca burnunu toparladığıma şükret!"

İkili yine bağır çağır kavga etmeye başladıklarında Felix yanıma sokularak bana baktı. Kolumu omzuna sararak onu kendime çektim. Yine evlilik teklifi edememiştim!

M: "Kavga etmeyi bıraksanız da kurtulmanın bir yolunu bulsak!"

Minho gür ve otoriter sesiyle bağırdığında herkes sessizleşmişti. Onu ilk gördüğümde deli sanmıştım, hala deli olduğuna inanıyordum ama akıllı olan delilerdendi.

C: "Bak hala aynı şeyi diyorum, bu açıdan daha simetrikti."

Chan, Minho'yu umursamayarak başını yan tarafa çevirerek Seungmin'e sağ profilini sunmuştu.

S: "Senin simetrini-"

Seungmin ağzını toparlamaya çalışarak bize taraf döndü. Chan'ın aksine o akıllı ve kontrollü en önemlisi de soğukkanlı birisine benziyordu.

S: "Chan, bandajının yenilenmesi için gelmişti. Beğenmediğini iddia ederek benimle kavga ettiğinde, hastane birbirine karışmıştı. Herkes kaçıyor, kendisini duvarlara vuruyordu. Ölü getirilen hastalar dirilerek herkesi ısırmıştı. Acil çıkış katında güvenli bir oda bildiğim için oraya kaçtık. Ben bu şerefsizin canını kurtardım ama o, hala bana saygısızca davranıyor!"

C: "Canımı değil burnumu kurtaracaktın"

S: "Yeter be adam! Anlamıyor musun daha ameliyat şişliği var! 6 ay sonra şişlik gidecek ve istediğin buruna kavuşacaksın!"

C: "Koca burnumla ölmek istemiyorum!"

İkili yine bağırmaya başladığında Felix'e iki kolumu da sararak birkaç adım onlardan uzaklaştık. Şu ikili o kadar bağırıyorlardı ki Jisung bile onların yanında sessiz kalmıştı.

M: "Zombileri kaçıracak bir yolumuz var! Doktor sakinleşir ve bize yardım ederse tabii ki!"

Seungmin duyduğu kelimelerle Chan ile kavga etmeyi bırakarak Minho'ya yaklaşmıştı. Yanımızda bir doktorun olması büyük bir avantajdı.

M: "Kanda alkol kokusu olduğunda Zombiler bizden kaçıyor. Kanımızı istemiyorlar. Ama sarhoş olursak da mantıklı düşünüp hayatta kalmayız. Kanımızı kirletecek bir ilaca ihtiyacımız var"

Minho beklemeden olayı açıkladığında Seungmin kaşlarını çatarak bir süre düşündü. Bunun doğru olup olmayacağını tartıyordu sanırım.

Herkes biraz toparlandıktan ve sakinleştikten sonra, hastanenin nispeten güvenli bir odasına geçtik, kapıyı kilitledik, sedyeleri kapının önüne çektik, Seungmin hızlıca etrafı kontrol etti, dolapları açtı, şırıngaları, ilaç şişelerini, etiketleri tek tek inceledi.

Biz ise yere çöktük, bir daire oluşturduk, sanki kamp ateşi etrafında hikaye dinleyecekmişiz gibi ama ateş yerine kararmış ve yok olmak üzere bir dünya vardı.

Seungmin sonunda aradığını bulduktan sonra yanımıza çökerek konuşmaya başladı.

S: "Özel helikopterim var. Beni almaya gelecektir birkaç saat içinde. Ama helikopter pistine gitmem imkansız diye burada kalıp ölmeyi bekleyecektim. Lakin sizin söyledikleriniz doğruysa birlikte kaçabiliriz"

Hepimiz duyduklarımız yüzünden gözlerimizi sonuna kadar açmıştık. Hemen yanımda oturan Felix'e baktım. Yüzümüz umutla aydınlanmıştı resmen.

S: "Busan'da laboratuvar patlamış. Diğer şehirler tamamen güvenli ama Busan sınır kapıları kapatıldı. Busan'dan kimse içeri alınmıyor. Oraya vardığımızda karantinada kalırız ama bize zarar vermezler"

Açıklamaları sayesinde biraz daha içimiz umutla doluyordu. Eğer buradan sağ salim kurtulursak, hayatımın aşkı Felix ile en kısa zamanda evlenecek ve ondan asla ayrılmayacaktım.

Seungmin teker teker hepimizin gözünün içine bakarak elinde tuttuğu sıvı şişesini gösterdi.

S: "Sülfoksit. Ağrıkesici gibi. Ama direk kana karışan nadir ilaçlardan olduğu için kanın kokusunu bastırıyor"

H: "Yan etkisi var mı?"

Endişeyle sorumu sorduğumda duraksamıştım. Yan etki soracak durumda değildik. Zaten ölümün kucağındaydık bir de ilaç seçemezdik

S: "Fazla alınırsa evet. Ama biz sadece helikopter pistine gidebilecek kadar alacağız"

Başımı onaylar anlamda sallayarak diğerlerinin yüzüne baktım. Herkes onaylayıcı bakışlar atıyordu. Dediğim gibi zaten seçme hakkımız yoktu.

C: "Ben doktorluk becerilerine inanmıyorum. Önce kendine yap iğneyi"

Chan, şüpheci bir şekilde konuştuğunda Seungmin derin bir nefes alarak şırınga paketini açtı ve şişenin başındaki yumuşak kısma batırarak gerekli miktarda şırıngaya çekti sıvıyır.

Sonra gözünü bile kırpmadan iğneyi kendi boynuna saplayarak sıvıyı enjekte etti. Bir insan bu kadar korkusuz bir şekilde boynunu delmemeliydi. Anlaşılan insan vücudunu ezberlemiş birisiydi.

Chan bir süre gözlerini kısarak Seungmin'i izledi. Bir yan etki olmadığını anladığında ise kendi kolunu uzattı iğne yapması için.

Lakin Seungmin yeni bir şırınga alarak içine sıvıyı doldurdu ve aynı kendisine yaptığı gibi Chan'ın boynuna sapladı iğneyi.

S: "Daha hızlı etki etmesi için"

Felix gözlerini irice açarak bana döndüğünde ona baktım. Boyundan iğne yapılması onu korkutuyordu. Gerçi herkesi korkutuyordu ama yapacak bir şey yoktu.

Seungmin bir şırınga daha doldurarak Jisung'a yaklaştığında Jisung zeminde geri geri giderek Seungmin'den uzaklaştı.

J: "Şey ben alkol içmeyi seçiyorum. Alkol var mı acaba?"

Jisung geri geri giderek konuştuğunda Minho onun arkasına geçerek omuzlarından sıkıca tuttu. Bir yere kaçamayan Jisung kaderine boyun eğerek Seungmin'in iğneyi yapmasına izin verdi.

Dakikalar sonra hepimizin kanına o bilmediğimiz ilaç karışmıştı. Belki işe yarayacaktı ve zombi salgınından kurtulan ilk insanlar olacaktık. Belki de zombi olarak hayatımıza devam edecektik.

Herkes eşyalarını topladıktan sonra kendimizi kitlediğimiz odadan çıkarak alt kata indik ve geldiğimiz kapının önünde durduk.

Öylece sekizimiz de yanyana dizlmiş, önümüzdeki dağılmış şehire bakıyorduk. Önümüzde uzun bil yol ve ne olabileceğini kestiremeyeceğimiz bir ortam vardı.

Dışarıdaki enkazı süzmeyi bırakarka hepimiz birbirimizin yüzüne baktık. İlk kez tanışıyorduk, buradaki kimseyle bir bağımız yoktu ama hepimiz bu olaylardan sonra çok güçlü bir bağla bağlanmış olmuştuk.

Sonuçta her gün herkesle zombi salgınında hayatta kalmaya çalışmıyorsun değil mi?

Dışarı adım atmadan önce elindeki silahı sıkı sıkı tutan sarışınıma doğru eğildim ve dirseğimle kolunu dürterek bana bakmasını sağladım.

Önce o güzel yüzünü süzdüm sonra ise oyuncu bir şekilde göz kırparak onun da gülümsemesini sağladım.

H: "Zombi olsam bile seni seveceğim. Endişelenme"

_________________

Abii çok iyi bir iltifat.. zombi olsam bile seni seveceğim... vay beee

Btw I love big noses 👃

Hastane sahnesi yazdığımda aklıma bu geldi aldösldöemdlrmf

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.